TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

AB zirvesi yarın başlıyor

AB devlet ve hükümet başkanları, 5 yıllık görev süresi 31 Ekimde sona erecek olan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun bir dönem daha görevini sürdürmesi ve yeni AB anayasası Lizbon Anlaşması'nı yeniden referanduma sunması için İrlanda'ya verilecek güvenceler gündemiyle yarın toplanıyor.

2 gün sürecek zirvede, küresel ekonomik krizde mali göstergeleri bozulan AB üyelerinin artan borçlarını ve kamulaştırılan bankalarını yeniden düzene nasıl sokacakları da ele alınacak.

Diplomatik kaynaklar, zirve gündeminde olmasına rağmen küresel iklim değişikliğiyle mücadele ve mali piyasaların AB çapında denetimi gibi tartışmalı konularda önemli kararların bir sonraki zirveye bırakılmasını bekliyor.

BARROSO RAKİPSİZ AMA...
Görevini bir dönem daha sürdürmek istediğini açıklayan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, güçlü üyeler Almanya, Fransa ve İngiltere'nin desteğini alarak çok önemli bir avantaj yakaladı. Koltuğuna resmen talip rakibi bulunmayan Barroso'yu en fazla, yeni AB anayasası Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girişindeki belirsizlik düşündürüyor.

Portekiz'in eski Hristiyan Demokrat Başbakanı Barroso'ya desteğini açıklamış olsa da Almanya Başbakanı Angela Merkel, zirvede AB Komisyonu Başkanlığı konusunda ara karar alınarak nihai kararın (eylül ya da ekim ayında düzenlenmesi öngörülen) İrlanda referandumunun sonrasına bırakılmasını
istiyor.

Böylece kararı Almanya'da 27 Eylülde yapılacak genel seçimlerin sonrasına bırakmayı hedefleyen Merkel, güçlenerek çıkmayı umduğu seçimlerin ardından yeni AB Komisyonu'nda ülkesine önemli bir koltuk kazandırmayı planlıyor.

Mevcut AB Komisyonu'nda işletmeler ve sanayi politikasından sorumlu Alman Başkan Yardımcısı Günter Verheugen'in sorumluluğunun yeni dönemde de Almanya'da kalması, özellikle küresel ekonomik kriz ortamında büyük önem taşıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de pazarlık gücünü artırarak yeni AB Komisyonu'nda önemli bir koltuk kapabilmek için Merkel'in "ekime kadar ara karar" yaklaşımını destekliyor. Türkiye'nin üyeliğine karşı çıktığını her fırsatta açıklasa da yeni AB Komisyonu'nda genişleme politikasına talip olmayan Sarkozy, finansal piyasaların denetlenmesinde de etkinliğini artırması beklenen iç pazardan sorumlu üyeliği Fransa'ya kazandırmak istiyor.

AB'nin gelecek dönem başkanı İsveç ise belirsizliğin önlenmesi ve yeni dönemin planlanabilmesi için yeni AB Komisyonu Başkanının (Barroso'nun) yarın başlayacak zirvede atanması için uğraşıyor.
Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi halinde AB Komisyonu'ndaki üye sayısı düşeceği için bazı küçük üyeler koltuğunu kaybedecek. Barroso'yu yarın atayarak bu ihtimali devre dışı bırakmak isteyen küçük AB üyeleri İsveç'i destekliyor.

Hristiyan Demokrat aileden gelmesine karşın Türkiye'nin üyeliğine destek veren Barroso, zirvede atanmayı başarırsa koltuğunu korumak için ikinci önemli sınavı Avrupa Parlamentosu (AP) önünde verecek. Barroso'ya tam destek veren Hristiyan Demokratların son AP seçimlerinden güçlenerek çıkması avantaj sağlasa da Sosyalistler, Liberaller ve Yeşiller'in karşı kampta birleşmesi işleri zorlaştırabilir.İspanyol ve Portekizli Sosyalistler ile aynı aileden İngiliz İşçi Partililerin desteği ise "hayır" kampını zayıflatıyor.

AB Komisyonu başkanlığı için eski Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın arkasında birleşen Sosyalistler, Liberaller ve Yeşiller, Barroso'yu küresel krizle mücadelede ve AB'nin büyük üyelerinin tepkisini çekecek konularda inisiyatif alamamakla suçluyor.

AB'nin yürürlükteki Nice Anlaşması'na göre AB Komisyonu başkanlığına atanmak için AP'de basit çoğunluk (oylamaya katılanların yarısından fazlasının desteği) gerekirken Lizbon Anlaşması'nda mutlak çoğunluk (736 toplam üye sayısının yarıdan fazlası olan 369 üyenin desteği) koşulu aranıyor.

4-7 Haziranda 27 üye ülkede yapılan seçimlerin ardından AP'de Hristiyan Demokratların 264, Sosyalistlerin 161, Liberallerin 80, Yeşillerin 53, aşırı sağcı Avrupa Halkları Birliğinin 35, aşırı sol konfederasyonunun 32, AB karşıtı Bağımsızlık ve Demokrasi grubunun 18 ve Hristiyan Demokratlardan ayrılan İngiliz Muhafazakarlar dahil bağımsızların 93 üyesi bulunuyor.

AB zirvesinde Barroso'nun geçici atanması konusunda prensipte uzlaşma sağlanması beklenirken bu yönde bir kararın Lizbon Anlaşması yürürlüğe girdiğinde de bağlayıcı olup olmayacağı önem taşıyor.

İRLANDA REFERANDUMU
Yeni AB anayasası Lizbon Anlaşması için geçen yıl yapılan ilk referandumda "hayır" oylarının yüzde 53 çıktığı İrlanda, eylül ya da ekim ayında yeniden referandum için kendisine tanınan imtiyazların AB mahkemelerinden dönmesi ihtimalini engellemek için üye ülkelerden yasal güvence talep ediyor.

İrlanda bu kapsamda, Lizbon Anlaşması'nı onaylayan AB üyelerinin buna katma bir protokol ekleyerek kendisine tanınan garantileri de güçlü hukuki güvence altına almalarını istiyor.Diğer AB üyeleri ise böyle bir girişimin, güçlü kamuoyu desteğinden yoksun Lizbon Anlaşması konusunda yeni bir tartışma başlatmasından çekiniyor.
BİZE ULAŞIN