Şimdi sırada güvenlik kamerası haberleri

KOPENHAG- Bundan bir süre önce bu sayfada yazdığım yazılardan birinde gizli kamera kullanılarak elde edilen görüntülerin haber değerinin olup olmadığını tartışmış, Danimarka'da yaşanan bir tartışmayı örnek vermiştim.
Bu kez de Danimarka'da kendi yaptığım bir araştırmaya yer vermek istiyorum. Geçtiğimiz hafta içinde Türkiye'de yayınlanan bir çok büyük gazetenin internet sitesinde bir insanın nasıl öldürüldüğünü gösteren görüntüler yer aldı, üstelik manşette.
Danimarka'da yayınlanan üç büyük gazetenin genel yayın müdürlerine şu soruyu sordum: "Bir insanın öldürüldüğü görüntüleri filtresiz olarak gazetenizin internet sayfasında yayınlar mıydınız. Bu konudaki politikanız nedir ve niçin?" Kendilerine görüntülerin linklerini de gönderip bunları yayınlar mıydınız diye sordum.
Görüntülerin birinde İzmir'de otoyol gişelerinde bir aracın çarparak öldürdüğü bir adamın hazin sonu gösteriliyor, diğerinde ise geçtiğimiz Nisan ayında Sakarya'da Alman bir kadının kocasının soğukkanlılıkla nasıl kurşun yağmuruna tuttuğu yer alıyordu. Her iki olayda da iki kişi ölmüştü...Gözlerimizin önünde, filtresiz, buğulandırılmadan verilen görüntülerle cinayete tanık olduk

Politiken, Berlingske Tidende ve Jyllands-Posten gazetelerinin editörlerinden gelen cevaplarda bir tek ortak nokta var. "Ziyaretçi sayısı arttırmak için, tıklama ve hit almak için bunu yapmayız Ancak ve ancak kamu yararı için önemli ve gerekli olduğunu düşündüğümüz durumlarda bunu yaparız. Böyle yapsak bile bu da ülkemizde yayın yasaları ve adli mercilerle sıkı bir işbirliği sonunda olur. Ayrıca bu kararı verirken bile kendi yayın politikamıza uygun olup olmadığına bakarız. Her üç gazeteden gelen cevapta başka bir ortak nokta ise güvenlik kamerası görüntülerinin kullanılmasında “Silahlı bir soygun, suikast gibi durumlarda aranmakta olan suçlunun yakalanması için kamuoyundan yardım istenirse veya halk bu tür suçlulara karşı uyarılacaksa bu yapılır" deniyor.
En sonda soracağımızı şimdi soralım. Bu görüntülerin yayınlanmasına onay veren editörler kendi yakınlarından birinin hayatını kaybettiği görüntüler ellerine gelirse yine "Dayayın, millet izlesin" diyecekler midir? Veya o görüntülerde hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının girdiği psikolojik durumu kaç kişi göz önünde bulundurmaktadır.

Ölümle sonuçlanan ve medyaya yansıyan suç olaylarında yaşamını kaybeden kişinin ailesi haberdar edilmeden kesinlikle medyaya isim açıklaması yapmıyor Danimarkalı yetkililer. Basın mensupları, haberciler ve kameramanlar bile bu tür olaylarda bilgi almak için yetkililerin uygun göreceği zamanı beklemek zorundalar.
Editörlere yüklenmeden önce de bu görüntüleri habercilere kimin, ne karşılığı ulaştırdığını da sorgulamamız gerekiyor. Yukarıda bahsettiğim iki örnekte de sitelerde yer alan görüntülerin; resmi, adli makamların elinde bulunması gerekiyor zira. Sadece onların izni ve onayıyla bu görüntülerin medyaya ulaşmış olması evrensel mantık gereğidir.

Yukarıda adı geçen iki örnekte de görüntülerin kamu yararına ne gibi hizmeti olacağı belli değildir. Daha doğrusu halk bu görüntüleri izlese de izlemese de bir kaybı olmayacaktırç geriye sadece dehşet pazarlaması kalıyor.

Özellikle çocukların bu dehşet görüntülerine İnternet cafelerde, odalarındaki bilgisayarlarda, okullarında kolaylıkla ulaşabildiğini düşündüğümüzde sorunun ne kadar ciddi boyutta olduğu ortaya çıkıyor.
Hatırlar mısınız Saddam Hüseyin'in idam görüntülerini izleyip de aynısını taklit etmek isterken yaşamını kaybeden çocukları?

BİZE ULAŞIN