AB müzakerelerinde en zor fasıl açılıyor

Kurumlar arası işbirliği ve detaylı hazırlıklar gerektiren çevre faslı bugün açılıyor. Çevre, AB müzakerelerinde açılan 12'nci fasıl olacak

Pazartesi 21.12.2009
ABONE OL
Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, "Türkiye Avrupa Birliği'ne giremez" dese de! Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'yi imtiyazlı ortaklığı kabul etmeye zorlasalar da! Rumlar ve Yunanlılar, AB yoluna "Kıbrıs" taşını koymaya devam etseler de! Türkiye, 3 yıl önce son vagonuna atladığı AB trenini bırakmadı. Bugün Brüksel'de AB'yle müzakerelerde bir adım daha atılacak ve çevre faslı açılacak. Hem de son ana kadar Rumların kopardığı gürültüye rağmen! Tünelin ucunda ışık görmeyenler Kıbrıs yüzünden 8 faslın donduğunu, 5 faslı da Sarkozy'nin askıda tuttuğunu hatırlatabilirler ki haklıdırlar da! Ama yine de, ben gelinen noktaya iyimser pencereden bakmanın yararına inanıyorum. Öncelikle bir noktayı her zaman hatırlamakta yarar var. Giderek genişleyerek sorunları büyüyen ve İslam fobisinin yaşandığı Avrupa Birliği için Türkiye kolay bir lokma olmayacak. Ancak yine de, AB'nin Türkiye'yle müzakereleri askıya alması da çok zor görünüyor. Neden mi? Çünkü askıya almak için de oybirliği gerekiyor. Bugünkü koşullarda ise, Sarkozy istese bile şansı yok. Türkiye'nin üyeliğini stratejik açıdan Avrupa'nın çıkarına gören İngiltere, İspanya, İtalya ve İsveç "Hayır" diyecekler.

AB MÜZAKERELERİ SÜRECEK

Bu durumda da ağır aksak da olsa müzakereler sürecek. Ta ki, Türkiye havlu atıncaya kadar! Peki, Türkiye, havlu atmaya hazır mı? Hayır. Özellikle son bir yıldır alınan kararlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın havlu atmak niyetinde olmadığının gösterdi. Egemen Bağış gibi dinamik bir siyasetçinin AB Bakanlığı'na atanması, AB Genel Sekreterliği'nin güçlendirilmesi, demokratik açılımın sürmesi bunu ortaya koydu. Belki, hala AB'nin istediği bazı yasalar Meclis'ten çıkmadı ama hükümet tüm engellere rağmen yolundan da dönmedi. Yani treni ne AB ne de Ankara durdurdu. Bugün Brüksel'de açılacak çevre faslına gelirsek açılan 12. fasıl olacak. Atılan adımı küçümsemek yanlış olur. Neden mi? Her şeyden önce çevre, bölgesel kalkınma ve tarım gibi açılması en zor fasıllardan biriydi. Türkiye, bin 500 sayfalık bir eylem planı hazırlamak ve termik santrallerden, hava, su ve yakıt kalitesine kadar çevreyle ilgili altyapıyı oluşturmak zorundaydı. Ve bütün bu yoğun çalışmayı 10- 12 kurumun ortaklaşa yapması gerektiğini ve bürokrasinin nasıl çalıştığını da unutmayalım. Sonuçta, teknik çalışma tamamlandı ve AB'nin istediği düzeye getirildi. Tam her şey yoluna girmişti ki, bu kez de Rumlar gürültü koparmaya başladı. Aslında çevre faslını koz olarak kullanıp baskı yapmaya çalıştıklarını herkes biliyordu. Dönem Başkanı olan İsveç'in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, başı ağrısa da Kıbrıs için Türkiye'ye müeyyide uygulanmasını engelleyip sorunu 2010'a ertelemeyi başardı. Gelelim, perde arkasında yaşanan son krize! Rumlar geçen hafta konseyde bekleyen 10 fasıla ait tarama raporunun 5'ini tümüyle durduracağını açıklayınca İngiltere Dışişleri Bakanı Milliband toplantıyı terk etti. Aslında işçilerin serbest dolaşımı başta olmak üzere 4 faslı zaten Almanya bloke ediyordu ama Türkiye, "Adalet, Güvenlik ve özgürlükler" faslının konseyden çıkması için baskı yapıyordu ve umutluydu. Peki, şimdi ne olacak derseniz? Eğer Rumlar engellemeye devam ederse, AB'yle imzalanmak üzere olan yasadışı göçmenlerle ilgili anlaşmanın tehlikeye girebileceği sinyallerini aldım. Kısacası bir fırtınayı daha atlattık ama yeni bir fırtınaya giriyoruz. Ama yine de tren durmadı. Yol almaya devam ediyor. Ahmet Davutoğlu ve Egemen Bağış'la birlikte dün akşam geç saatte Brüksel'e uçtuk. Bugün törenin ardından Ankara'ya döneceğiz.. Yarın hem törenin perde arkasını hem de izlenimlerimi aktarmaya devam edeceğim.