Perde arkasındaki ABD

Wikileaks belgerinde Türkiye'nin sadece dış değil iç politik gelişmelerini de yakın markaja aldığı görülen ABD, şimdi de Ankara ile yoğun bir hasar kontrolü diplomasisi yürütüyor. Amerikalı uzman Walker, "Bu tablo Ankara'nın önemini gösteriyor" dedi

  1. Haberler
  2. Dünya
Pazar 05.12.2010 ABONE OL
Wikileaks istatistiklerine bakıldığında dünya genelindeki Amerikan elçiliklerinden Washington'a geçilen belgelerin büyük bir çoğunluğunun Ankara'dan geldiği görülüyor. Belgeler yayımlandığında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye'den özür dilerken, iki ülke ilişkilerinin çok sağlam olduğuna vurguladı. SABAH, Harvard Üniversitesi ile Washington'daki German Marshall Fund'da çalışan Türkiye uzmanlarından Dr. Joshua W. Walker'a, Wikileaks'in sızdırdığı belgelerin Türkiye ve ABD ilişkilerine etkilerini sordu....

Wikileaks'in zamanlaması nasıl?
Türkiye ve ABD ilişkileri açısından böyle bir durumun ortaya çıkması için bu kadar kötü bir zamanlama olmamıştır. Böyle bir durumun ortaya çıkması zaten Amerikan dış politikası için çok yıkıcı bir durum. Bir dönem ben de dışişlerinde olduğum için söylüyorum. Bu analizler spesifik bir okucuyu kitlesi için yazılır ve kamuya açık değildir.

RESMİ GÖRÜŞÜ DEĞİL

Ankara'dan gönderilenlerin sayısı çok fazla.... Tüm bu belgeler tam da iki ülke arasındaki ilişkilerin zor bir dönemden geçtiği ve karşılıklı güvenin her iki tarafta da az olduğu bir anda ortaya çıktı. Belgelerde Amerika'nın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Konsolosluğu tarafından Türkiye'nin politik sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler gerçekten çok kötü. Özellikle, ABD'nin PKK'yı Türkiye'nin de El Kaide'yi desteklemiş olabileceği şeklindeki suçlamaların hiçbirinin doğruluğunu şu an bilmiyoruz. Birçok belge daha var aslında. ve bunların aslını da bilmiyoruz.
ABD bu noktada nasıl bir zarar kontrolü yapacak? Bu sızmalar yaşanmadan ve kamuyona çıkmadan önce ABD zarar kontrolünü yapmaya başladı aslında. Ankara Büyükelçiliği'nden Doug Sulliman, durumu açıklamak için Şükran Günü tatilini keserek Ankara'da Türk Dışişlerine gitti. Amerikan Dışişleri'nde tüm diplomatlara durumu açıklamaları, durumdan dolayı özür sunmaları, belgelerde nelerin yer aldığı, bu belgelerin kurum içi yazışmalar olduğu ve aslında politika yapıcılarına sunulmak üzere olmadığının söylenmesi bildirildi.
Siyasilerle ilgili değerlendirmeler tepki çekti... Tabii. Belgelerde yer alan analizlere bakıldığında, Başkaban Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile ilgili yapılan nitelendirmeler iltifat olmaktan uzak. İç politika ve AK Parti hükümeti ile ilgili değerlendirmelerde Ankara Büyükelçiliği'nin gelişmeleri çok dikkatli bir şekilde izlediği görülüyor. Bu telgraflar, ABD dış politikasındaki resmi görüşünü belirlemez. Ancak perdenin arkasındaki zihniyeti anlamamıza yardımcı olabilir. Şunu bilmeliyiz ki, kimse Türkiye'nin iç politika dinamiklerini, Türk siyasi liderlerinin anladığı kadar iyi anlayamaz.

İki ülke 'Model Ortaklık'ta geçen yıl çok da başarılı değildi
İki ülke, şu an 'Model Ortaklık'ın neresinde? Ne yazık ki 2010 yılındaki ikili ilişkiler, "Model Ortaklık" tanımından uzaktı. Bu martta Kongre'nin Dış İlişkiler Komitesi'nde onaylanan Ermeni Tasarısı Ankara'da Washington ile ilgili büyük bir kızgınlık yarattı. Bunun karşısında Ankara'nın İsrail ve İran konusundaki retoriği ve davranışları da Washington'da kızgınlığa neden oldu. ABD iç ve dış politikası arasındaki bağ, Türkiye'de çok nadiren anlaşıldı. Şunu da belirtmeliyim ki, eksen kayması tartışmalarında Yahudi lobisi başı çekiyor.

"Gizli belgeler Türkiye'nin merkezi konumunu ispatlanıyor"
Söylediklerinizden ABD'li diplomatların Türkiye'yi okuyamadıklarını ve bu konuda doğru iletişim kanallarını çalıştıramadıklarını anlıyoruz... Evet, ortada çok büyük bir iletişim bozukluğu sözkonusu. Analizlerde, Türkiye'nin Batılı müttefikleri nazarındaki kredibilitesi konusunda bir öfke görüyoruz. Bundan önce böyle bir kızgınlık olduğunu düşünmezdik. Çünkü delil yoktu. 20 yıl öncesine bakalım. Türkiye şimdi bir merkez ülke konumuna geldi. Suudi Arabistan ile ilgili yazışmalara, Fransa ve Almanya'ya bakalım. Hepsinde Türkiye yer alıyor. Bu tablo Washington'un neden Türkiye'yi fazla dikkate alması gerektiğini de gösteriyor.

'İletişim bozukluğunun ötesinde sorunlar var'
Eksen kayması mı iletişim bozukluğu mu? Ne yazık ki ortada iletişim bozukluğunun da ötesinde sorunlar var ve bunlar yapısal bir takım sorunlar. Ben bu algılama sorununa en fazla karşı duran ve bunun son bulmasını isteyen kişilerden biriyim. Amerika'daki muhafazakarlar ve Türkiye'nin dostu olmayanlar hoşlanmadıkları Türkiye'yi düşman kategorisine sokma ya da hoşlanmadıkları şeyleri yapması halinde Türkiye'yi durdurma eğilimindeler. Anlaşılır bir şekilde görülüyor ki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Erdoğan hükümetinin Türkiye'yi İran gibi bir İslam Cumhuriyeti'ne çevireceği korkuları var. Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Bütün bu olagelen bir algı bozukluğudur.

BUGÜN NELER OLDU