İçindeki seramik aşkı ömre bedel

İçindeki seramik aşkı ömre bedel

Bingül Başarır’ın (Bada) seramik aşkı, 58 yıl önce ünlü sanatçı Füreya Koral’ın Beyoğlu’ndaki sergisinden etkilenerek başladı. Ortaya çıkardığı eserlerini beğenen Füreya’nın desteğini alan Bada, seramik sanatında dünyaca üne ulaşma hikayesini anlattı

Saraylı büyükannesinin Bada ismini taktığı dünyaca ünlü seramik sanatçısı Bingül Başarır, ilginç hayat hikayesini Egeli Sabah'a anlattı. Babasının iflas etmesinin ardından İstanbul'dan Adapazarı'ndaki halasının yanına taşınan Bingül Başarır namı diğer Bada, yalnız bir çocukluk yaşadı. Evin bahçesinde çamurla oynarken bilmeden de olsa kendi kendine ilk eserlerini üretti. Lise son sınıfa kadar resme gönül veren Bada'nın hayatı 1959 yılında ünlü seramik sanatçı Füreya Koral'ın Beyoğlu'nda açtığı sergide değişti. Füreya'da çok etkilenen Bada, ünlü sanatçıdan kendisine destek vermesini istedi. Yardım etmek yerine seramik sevdasından vazgeçirmeye çalışan Füreya, eserlerini görünce Bada'ya el vermeye ikna oldu. sonrasında önemli başarılar elde eden Bada, yurt dışında önemli sergilere imza attı. Eserleri, dünyanın dört bir yanında sergilendi. Dünyada seramikte kömürü kullanan ilk sanatçı olarak sanat kitaplarında yer aldı. Devlet kuruluşları için, büyük panolar yaptı. Bada, torunlarıyla daha fazla vakit geçirmek adına atölyesini kapatıp, tüm seramik malzemelerini Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'ne bağışladı. Hocaların hocası Başarır ile, Urla'daki evinde konuştu.

Seramiğe ne zaman başladınız?
- İlk seramiğimi 6 yaşında yaptım. Savaş sonrası İstanbul sıkıntılıydı. Babam da iflas etmişti. Beni, kızkardeşimi ve saraylı büyükanneyi Adapazarı'na halamın yanına gönderdi babam. Benim için başka bir dünyaydı Adapazarı. Oradaki çocuklara bir şeyler öğretmeye çalıştım. Bahçede pudra gibi toprak tozu vardı. Toprağın plastik bir yapısı vardı. Nasıl fark ettim, işte burası bir mucize. Onu alıp ıslatıp, çamur haline getirip, halamın ocaktaki güvecini kopya ettim.

Çevrenizde seramik yapan var mıydı?
- Yok, hiçbir yerde görmedim seramik yapılırken. Biraz yalnız bir çocukluk geçirdim. Saraylı büyükanne bizimle kalıyordu. Annem babam sürekli iş seyahatlerindeydi. Bana "Bada" adını takan oydu. Bir yandan yalnızdım, ama bir yandan da bana böyle bir sevgi veren biri vardı sürekli yanımda. 7 yaşında resim yapmaya başladım. Babam hep destekledi. Benim hevesim lise bitene kadar sürdü. Bir gün, Füreya'nın sergisini gördüm 1959 yılı sonunda. Çok etkilendim. Seramiğe ilgim o gün başladı. Rica ettim bana atölyesinde ders vermesi için. "Ben kurs vermiyorum ama yardım ederek öğrenebilirsin" dedi. 2 yıl kaldım atölyesinde.

Altın madalya almışşınız
- Çekoslavakya'da gerçekleşecek bir yarışma için eser seçimi yapıldığını duydum. Füreya'nın yarışmaya katılmam için teklif etmesini bekledim son güne kadar. Ondan teklif gelmeyince, son dakika seçici kurula teslim ettim işlerimi. Sonra Füreya'dan atölyede azarı işittim. Çekoslovakya'daki yarışmada ben ve Füreya altın madalya aldık, 62 yılında. Türkiye ikinci oldu. Füreyya, sonrasında 'Senin artık benden öğreneceğin bir şey yok' gibi bir tavırla atölye ile ilişkimi kesti.

İlk seramik sergisi
- 1964'te hem Ankara hem İstanbul'da sergi yaptım. Ses getirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ali ihsan Göğüş İmar Bakanlığına toplantı için gelmiş, çıkarken bakanlığın geniş girişindeki sergime şöyle bir baktı. "Bu sergiyi Paris'e götürün" dedi. Sergiyi Paris'e götürdük. Sergi sönük geçti. Son gün, İsmet Sezgin'in kardeşi olan turizm müdürü geldi. "Başka bir yerde tekrar açalım" dedi. Saint Germain'da bir galeri ile anlaşıldı. Ancak 6 ay sonrası için gün verdiler.

6 ay Paris'te mi beklediniz?
- Evet. Paris'te dikiş diken bir arkadaşım, beni Pierre Carden'in atölyesine götürdü. Atölye şefi Rum olduğu için beni istememiş. Aracı olan kişi bu defa Christian Dior'u buldu. Dior'da bir süre çalıştıktan sonra Madame Monik'in atölyesine geçtim. Orada Farah Diba'ya, Bayan Kennedy'ye elbise diktim. Paris'teki yaşantım iki yıl sürdü. Babam artık dön deyince, 67'de döndüm.

Çalışmalarınızın maddi karşılığını aldınız mı?
- Panolardan çok kazandım, ama çok seyrek yaptığım için o süreç içinde de harcadım. Çok kazandım, çok rahat yaşadım diyemem. Olması gereken olmadı.

Atölyenizi üniversiteye bağışladınız...
- Atölyemi kapatıyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi seramik bölümüne çok zengin, her yerde ulaşılamayacak kitaplarımı yolladım. Yurtdışından getirdiğim, bir de doğrudan bana gelen piyasada bulunmayan, çok eski, yeni basımı olmayan, 60'lı yıllardan bu yana biriktirdiğim çok değerli kitaplar. Çocuklar toplayıp götürdü.

Atölyenizi neden kapatıyorsunuz?
- Kutsal bir görev başladı. Kızımın ikizleri var. Ona yardım gerekiyor. 2010'da 50. yılımı kutladım. Herhalde yeterli bu kadar çalışmam diyorum.

Çocuklarınızdan vakit çaldığınızı düşünüyor musunuz?
- Sosyal yönden onların daha fazla yararlanabileceği süreci ben çalışarak harcadım diye düşünüyorum. Bu bakımdan bütün zamanı işe vermenin yanlış olduğunu gördüm. Evet, başarı için bu şart, ama başarı da her şey değil diye düşünüyorum.

Keşke yapsaydım dediğiniz bir çalışma var mı?
- Büyük bir anıt yapmayı planlamıştım Eskişehir'e. Maketini hazırladım. Bir tepe üzerine olacaktı. Bu tepe bulunamadığı için maket uygulanamadı.
BİZE ULAŞIN