Hayatım tiyatro

Ünlü sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, 50. sanat yılını kendi yazdığı tek kişilik oyun ile taçlandıracak. Tiyatrodan ‘kurtuluşum’ diyerek bahseden Yazıcıoğlu, gençlere de tavsiyelerde bulundu

Hayatım tiyatro

Kuzguni Sanat Cafe'de yaptığı söyleşi için İzmir'e gelen ünlü sanatçı Erhan Yazıcıoğlu ile Sabah Gazetesi Egeli Eki adına keyifli, eğlenceli, sanat ve tiyatro dolu bir röportaj gerçekleştirdik. Bu yıl 50. Sanat Yılını kendi yazdığı tek kişilik oyunu "İnsan Olmak Zor Zanaat" ile taçlandıracak olan tiyatro, sinema ve televizyon dünyasının usta ismi Erhan Yazıcıoğlu, Aşk-ı Memduh adlı oyunda sadece 3-5 dakika canlandırdığı Amerikan Başkanı Trump'ın seyirciden bu kadar tepki almasını bakın nasıl yorumluyor?

Aşk-ı Memduh oyununda ABD Başkanı Donald Trump'a fiziksel olarak çok benzeyen bir karakteri canlandırıyorsunuz. İnsanlar Trump'a kızıp size tepki gösteriyorlarmış. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tabii ki Trump'a kızıyorlar. Bana kızdıklarını düşünmüyorum. Çünkü Trump'ın yaptıklarının farkındalar ve izleyicilerin bunun farkında olmaları benim hoşuma gidiyor. Demek ki insanlar ülkeleriyle ilgileniyorlar, demek ki gelişmeler halk tarafından izleniyor. Demek ki vatandaşımız dünyada neler olup bittiği ile ilgili. Eğer ilgilenmeseler ve farkında olmasalar öyle tepkiler göstermezler. Onun için ben bundan keyif alıyorum.. Ben bir aktörüm. Ben giydiğim ceketin altındaki adamı canlandırıyorum. Kendimi oynamadığım için bir alınganlığım yok.

Ama 3-5 dakikalık sürede bile oldukça ilgi çekti. Peki, oyunda canlandırdığınız asıl karakter nasıl bir karakter?
Ben Trump tiplemesinin ilgi çektiğinin çok da farkında değildim. İnsanların tepkisi farkındalık yarattı. Biz halkı güldürme amaçlı bir oyun oynuyoruz. Aşk-ı Memduh bir aşk komedisi ve ben Aşkın Sevgi Seli diye bir karakteri canlandırıyorum. Aşkın Sevgi Seli aslında aşk ve ilişkiler doktoru. İstanbul'da Trump Tower'da oyun için yaptığımız provalar esnasında yönetmenimiz Sevgili Bora Severcan'a "Trump Tower'dayız ve canlandırdığım karakter Aşkın Sevgi Seli Trump'a çok benziyor. Acaba Trump gibi çıksam sahneye nasıl olur?" dedim. Bana "Emin misin?" dedi. "Eminim" dedim. Trump'ı canlandırmanın hikâyesi bu aslında.

YENİ OYUN HAZIR

Aşk-ı Memduh'u sahnelemeye devam edecek misiniz?
Oyuna devam etmeyi düşünüyoruz. Bir ara kaldıralım dedik fakat istek var. Özellikle Anadolu'dan istek alıyoruz. Baktık seyirci hâlâ bizi istiyor, biz de onlar istediği sürece bu oyunu oynayacağız. Ama şimdi yeni bir oyun olarak Çehov Kabare'yi de koyuyoruz. Yine yönetmenimiz Bora Severcan, 5 kişilik bir kadro ile bu oyunu oynuyoruz.

Sanat tarihinizde 50. yılı geride bırakıyorsunuz...
Evet, tam 50 yıl bitti. 50. yılıma özel tek kişilik bir oyun hazırlıyorum. O oyunla da 50. yılımı kutlamayı düşünüyorum. Hayatımı oynayacağım bir oyun olacak. Hayatım ve anılarımı içeren bir oyun. "İnsan Olmak Zor Zanaat" koydum adını. Oynadığım oyunlardan örnekler, nereden nereye geldiğim, başıma gelenler, yaşadıklarım... Bütün bunların bir anlatımını kaleme aldım. Benim kurtuluşum tiyatrodur.

17 yaşındayken sizi tiyatroya edebiyat öğretmeniniz yönlendirmiş. Sizi nasıl keşfetti?
Bizim zamanımızda edebiyat derslerinde İlyada ve Odysseia destanı işlenirdi. Edebiyat öğretmenim sınıfta o metinleri bana okuturdu. Özellikle beni çıkarırdı. Bir gün bana 'Ne olacaksın?' diye sordu. Espriyle karışık 'Kadın doktoru olacağım' dedim. 'Sen tiyatrocu olacaksın" diye karşılık verdi. 'Yok, hocam, benim babam Karadenizli, artist olacağım dersem beni keser" dedim ama babamı ikna ettim. Babam beni sahnede görünce çok heyecanlandı. Benim ilk önemli hayranım ve ilk fanatiğimdi. Ailemin desteğiyle bir anda ilerledim. Figüran olarak girdiğim tiyatroda ikinci yıl başrol oynadım. İki konservatuarın da sınavına girdim, kazanamadım. Yıldız Kenter benden oyuncu olmayacağını söyledi. Yıllar sonra kendisi ile konuştuğumuzda "Canikom, Yıldız Kenterler de yanılırmış" dedi. Tabi çok duygulandım.

Başarılı olmayı neye borçlusunuz?
Bu güne kadar 125 farklı oyunda oynamışımdır. İstikrarlı olmaya, prensiplerime, doğru bildiğimi savunmaya, aile hayatıma, çocuklarıma olan düşkünlüğüme, etrafımdaki sevgi çemberine. Ben hep dürüst oldum, olduğum gibi oldum. Küfür ediyorsam ettim. Ama hiç ikili oynamadım, hiç kıvırmadım. Belki istikrar böyle sağlandı. Belki bu yüzden hâlâ buradayım ve hâlâ bu sevgiyi görüyorum. Sokaktaki sevgiyi görüyorum ve umutsuzluğa düştüğüm anda o sevgi bana kendini gösteriyor. O sevgiyle yine şarj oluyorum.

SANAT, İNSANI DÜŞÜNDÜRMEYE İTİYOR

Gençlere tavsiyeniz ne olur?
Gençlere tavsiyem her şeyin farkında olsunlar. Ülkelerindeki her şey ile ilgilensinler. Bugün yaşadığımız dünya bizim çocukluğumuzdaki ve gençliğimizdeki gibi değil. Çok değişti. Çok ilgi gerektiren bir dünyada yaşıyoruz. İnanılmaz bir teknoloji var karşımızda. Gençlerin tüm dünya ile ilgilenmeleri gerekiyor dünyada olup bitenlerin ülkemize etkisi nedir, ne olacaktır, nereye varacaktır, bütün bunların farkında olmaları gerekiyor. Kafalarını telefondan ve bilgisayardan kaldırmalarını rica ediyorum. Bunun yanı sıra ve mutlaka sanatın bir kolu ile ilgilenmeleri istiyorum. Sanatın etkisi gençler üzerinde çok önemlidir. Ben bunu 50 yıl önce idrak ettim, ailemde idrak edip beni destekledi. Aileler çocuklarını olumsuz işler yapmaktan alıkoymak ve kötü tüm alışkanlıklardan korumak için mutlaka sanatın herhangi bir dalına yönlendirmeliler. Gençleri sanatın bir dalı ile mutlaka buluşturulmalı. İlla meslek olarak seçmeleri şart değil, hobi olarak seçsin ama mutlaka hayatlarında sanat olsun. Çünkü sanat insanı geliştiriyor, sosyalleştiriyor. Sanat, insanı düşünmeye itiyor.

BİZE ULAŞIN