7 Tepe'nin 7 Mimarı Berlin sahnesinde

Modern mimarinin yeni merkezi Berlin, Dünya Mimarlık Topluluğu Başkanı Suha Özkan'ın girişimi ile İstanbul'un önde gelen 7 mimarının projelerine ev sahipliği yapıyor

Özellikle kültür ve sanatın çok canlı olduğu bir yılı yaşıyor Berlin. Çünkü bu yıl, duvarın yıkılışının 20. yılı. O nedenle şu sıralar Berlin'de birçok tiyatro, müze geç saatlere kadar açık. Bir grup Türk olarak bizim yolumuzun Berlin'e düşmesi de yine sanat alanında yapılmış ilginç bir çalışmaya tanıklık etmek içindi. Aga Han Mimarlık Ödülleri'nin önemli ismi Suha Özkan, 20 yılı aşan bu önemli görevinden emekli olduktan sonra Türkiye'ye dönerek Türk mimarlık çevresinde ilginç projeleri hayata geçirmeye başlamıştı. Her şeyden önce 2005 yılında Dünya Mimarlık Kongresi İstanbul'da yapıldı ve anlatılanlara bakılırsa, Suha Özkan'ın başkanlığını yürüttüğü bu kongre, dünyada yapılan diğer kongreler arasında hem katılımcılar hem de içerik açısından en iyilerden bir tanesi oldu. Kendisi de aynı zamanda mimar olan Suha Özkan, uluslararası mimarlık çevrelerinin hem saygı duyduğu hem zaman zaman danıştığı bir isim. Son olarak, World Architecture Community (Dünya Mimarlık Topluluğu) ismiyle bir web sitesi kurdu ve bu web sitesi dünya mimarları arasında öylesine kabul gördü ki şu anda ayda 1 milyon kişi ziyaret etmeye başladı. Üye sayısı da 70 bine ulaştı. Şefik Onat'ı da CEO yapan Özkan, şimdi bu topluluğun başkanlığını yürütüyor ve çeşitli projelerle dünya mimarlarının ilgisini bu siteye çekmeye çalışıyor. Aslında bu sitenin İstanbul'da kurulduğu anlaşılmıyor olsa da Suha Özkan, Türk mimarlarının ilginç projeleriyle uluslararası arenada boy göstermesi için projeler üretmekten de geri kalmıyor. İşte '7 Tepe 7 Mimar' isimli sergi bunlardan bir tanesi. Önce İtalya'nın Torino kentinde açılışı yapılan 7 Tepe 7 Mimar sergisi, şimdi de modern mimarideki gelişmelerle şu sıralar en gözde şehir olan Berlin'de. Üstelik Berlin, Torino'daki serginin başarısından öylesine etkilenmiş ki kimse girişimde bulunmadan bu sergiyi istemiş. Sanayiden dönüştürülmüş bir binada yer alan Berlin Mimarlık Merkezi, Türk mimarlarının eserlerinin sergilendiği bu serginin Berlin'deki tüm masraflarını üstlenmiş ama yine de bu serginin hayat bulmasında dünyanın en eski asansör firmalarından olan Schindler'in desteği büyük olmuş. Bizimle birlikte Berlin'e seyahat eden Schindler Türkelı Genel Müdürü Mete Zadil ile asansör dünyasına ait yaptığım ilginç sohbete daha sonra değineceğim. Bu Pazar İşte Hayat'a mimarlık dünyasının önemli isimlerinden biri olan Suha Özkan'ı Berlin'de konuk ediyorum...

* Türk mimarlarının eserleri önemli kentlerde ilk kez mi birlikte sergileniyor?
Varsa da ben hatırlamıyorum açıkçası. İlk kez Torino'da yapmamızın nedeni, Torino'ya Türkiye'den mimarlık alanında bir katkı gelmeyeceğini hissettiğimiz için yaptık. Başarılı da olduk. Orada Mimarlar Odası'nın açtığı 3 günlük sergi mimarlık ile ilgili değildi. O nedenle bizim sergimiz çok ilgi uyandırdı. Ziyaret eden kişiler, sergimizi başka yerlere davet ettiler ama sonuncusu çok ciddi bir davet oldu. Alman Mimarlar Birliği'nden davet geldi çünkü.

* Neden Almanlar'ın davetini çok önemsediniz?
Çünkü onlar tüm imkanlarını verdiler. Tam anlamıyla ortaklık oldu. Yerel tüm masrafları karşıladılar. Bizim bir kaynağımız yok çünkü. Schindler Türkeli firması'nın desteğiyle eserler Almanya'ya geldi.

Berlin'den sonra Cakarta'ya gidecek
* Önce Torino, ardından Berlin'e gelen 7 Tepe 7 Mimar sergisinin dünya turu devam edecek. Ekim ayında Endonezya'nın başkenti Cakarta'ya gidecek olan serginin henüz ne zaman İstanbul'a geleceği belli değil. Peki 7 tepenin projeleriyle ön plana çıkan mimarları kim?

İstanbul'a da gelecek tabii sonunda. Bu sergide; Emre Arolat, Can Çinici, Mehmet Kütükçüoğlu, Şekvi Pekin, Nevzat Sayın, Melkan Gürsel- Murat Tabanlıoğlu ile Han Tümertekin. Berlin'deki sergi açılışına mimarlardan sadece Han Tümertekin ve Emre Arolat aynı tarihte Paris'te bir toplantıda konuşmacı oldukları için gelemedi.

İstanbul'un kentsel tasarım eksiği var
* Mimarlık alanında bir otorite olduğunuz için soruyorum. İstanbul'da gözünüzü neler rahatsız ediyor?
İstanbul'da bundan 25-30 yıl önce gecekonduyu sorun görürdük. Zaman içinde yap-satçı müteahhitlerin yaptığı inşaatların çok daha büyük tahribat yaptığını görmeye başladık. Bir de çok fazla düşünülmeden yapılan büyük konut siteleri var. Onların kentsel tasarım eksiklikleri var. İstanbul bir arayış içinde. Öyle sanıyorum ki gelecek 5-10 yıl içinde gecekondu mahallelerini koruma altına alabiliriz. Kalmayacak çünkü. Nedeni de şu. Artık gece kondu fizibl değil. Bir gece kondu yapmak için 10 bin dolar veriyorsunuz bir arsa alıyorsunuz. 10 bin dolar daha verip, üstüne ev yapıyorsunuz. Yasadışısınız. Suyu, elektriği yasadışı geliyor. Oysa şimdi TOKİ'den konut almak çok daha avantajlı.

* Ne gibi hatalar görüyorsunuz?
Gecekonduda yaşayanlar arasında toplumsal bir dayanışma var, oysa büyük konutlarda bu yok. Ben toplu konut girişimlerini çok iyi niyetli bir yaklaşım olarak görmeme rağmen, kentsel tasarım eksiklikleriyle dolu olduğunu düşünüyorum. Mekan kaliteleri çok düşük. İnsanlar yığılıyor.

En son uluslararası birincilik 1967'de! * Türk mimarlığını nerede görüyorsunuz?
Ben Türk mimarlarını uluslararası alanda çok ileri bir noktada görmüyorum. Ama olumlu çabaların da desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Nedense uluslararası yarışmalarda yokuz. En son kazandığımız uluslararası yarışma 1967 yılında İslamabad'ta Vedat Dalokay'ın yaptığı cami olmuş. Düşünün artık. O nedenle zaten biz de dedik ki bireysel katkıları bari yönlendirelim ve bu bireysel katkıların oluşumuna katkı yapalım.

Türkiye ne yazık ki benden yararlanamadı
* Size dünyanın birçok ülkesi mimarlık alanında danışıyor. Türkiye'de de danışıyorlar mı?
Yok Türkiye'de danışmıyorlar. Sadece geçen yıl uluslararası 6 mimarlık ve kentsel tasarım yarışmasında jüri üyesiydim. Türkiye pek dışarı bakmıyor. Herkes kendi içine bakıyor. Bir de kimse bir eleştiriden ders almak istemiyor. 2006 yılından beri Türkiye'de gönüllü çalışıyorum. Kartal projesinde de gönüllü çalıştım. Kadir Topbaş'a da yardımcı olmaya çalıştım. İyi niyetle bir yere kadar gidiyor ama gönüllü olduğunuz sürece etkiniz de olmuyor. Türkiye daha böyle çalışmalara alışık değil, açıkça benden yararlanamadılar. Şimdi bu siteyle kendi ortamımı oluşturmuş oldum.

BİZE ULAŞIN