TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

"Türkiye uluslararası borç piyasasına geri döndü"

IMF Başkan Yardımcısı Takatoshi Kato, geçen yılın son çeyreğinde uluslararası borç piyasalarının yükselen piyasaların kamu borçlanmalarına kapandığını belirterek, "Ancak bu piyasalara geçiş, en azından borç stoku orta düzeydeki ülkeler için kısmen restore edilmiştir. Aralık'tan itibaren, Türkiye gibi birkaç yükselen piyasa, uluslar arası borç piyasalarına yeniden döndü" dedi.

Takatoshi Kato, Kazakistan'ın başkenti Astana'da düzenlenen "Orta Asya, Karadeniz Bölgesi ve Balkan Ülkeleri 21'inci Merkez Bankası Guvernörleri Kulübü Toplantısı"nda "Küresel Ekonomik ve Finansal Görünüm ve Yükselen Ekonomileri Bekleyen Zorluklar" konulu bir konuşma yaptı. Kato, ülke borçlarına değinirken, "2008'in son çeyreğinde uluslararası borç piyasaları yükselen piyasaların kamu borçlanmalarına kapanmıştır. Ancak bu piyasalara geçiş, en azından borç stoku orta düzeyde ülkeler için kısmen restore edilmiştir. Geçen yıl Aralık ayı ortasından itibaren, Türkiye gibi birkaç yükselen piyasa ülke borçları uluslararası borç piyasalarına yeniden döndü. Alım satım marjları, spreadlar yükselmiştir ancak borçlanma maliyetleri, yükselen piyasaların hükümet borçları düşük ABD Hazine kazançlarından yarar sağlamayı sürdürürken artmamıştır" dedi.

Uluslararası borç piyasalarına erişimde riskler bulunduğunu, özellikle yükselen piyasalarda borç alanların sanayileşmiş ülkelerin devlet garantili kağıtlarının rekabetiyle karşı karşıya kaldığını kaydeden Kato, "Borç sürdürebilme, düşük kredi ratingleri ve büyük dış fon gereksinimi sorunlarıyla karşı karşıya bulunan yükselen piyasa ekonomilerinin finansal ihtiyaçları karşılanamayabilir. Bu durumlarda dikkatli kamu borcu yönetimi daha da önemlidir" diye konuştu.

KÜRESEL KRİZDE KESİN OLMAYAN İYİLEŞME İŞARETLERİ

Takatoshi Kato, küresel ekonomik görünüm konusunda ana mesajını, "Ekonomik politikayla ilgili büyük çabalar gösterilse de küresel kriz Büyük Buhran'dan bu yana en ciddi durgunluğun ortasındadır, ancak ekonomik etkinliğin düşüş oranının ılımlı hale geldiğine ilişkin kesin olmayan işaretler ortaya çıkmaktadır" dedi.

2008'in son çeyreğinde küresel hasılanın yıllık bazda yaklaşık yüzde 6 dolayında keskin düşüş göstereceğinin tahmin edildiğini, 2008'de yükselen ekonomilerin yüzde 4, büyük gelişmiş ekonomilerin ise yüzde 7.5 daraldığını kaydeden Kato, daralmanın bu yıl da devam ettiğini belirtti. Kato, "Değer bazında dünyada mamul mal ihracatı Şubat ayında da hem gelişmiş hem de yükselen piyasalarda düşüşü yansıtarak, yüzde 15'in üzerinde azalma gösterdi. Mamul madde ihracatına dayalı ülkeler bu durumdan en ağır biçimde etkilenen ülkeler arasında olmuşlardır. Enflasyon ise 2008 ortalarından bu yana hammadde fiyatlarındaki çöküş ve ekonomik etkinlikteki keskin düşüşü yansıtarak dünya genelinde azalmaya devam etmektedir" dedi.

DARALMADA UMUT VERİCİ İŞARETLER


Takatoshi Kato, krizin durumu hakkında şunları söyledi:

"Ekonomik etkinlikteki daralmanın ılımlı hale geldiğine ilişkin, kesin olmasa bile kimi cesaretlendirici işaretler ortaya çıkmaktadır. Bazı gelişmiş ülkeler ve yükselen ekonomilerdeki perakende satışlar, tüketici ve piyasa güveni, özel tüketim, ihracat ve endüstriyel üretimdeki düşüş oranının hafiflediğini ortaya koymaktadır. Stoklarda düşüşlerden dönüş de üretimi destekleyecektir. Devreye giren mali teşvikler ve devam eden para politikası destekleri, ekonomik etkinliğin daralmasındaki ılımlılığa destek olacaktır. Küresel ekonomik etkinliğin, 2010'da tedrici olarak iyileşmesinden önce, bu yıl yüzde 1.25 oranında azalması beklenmektedir."

BÜYÜME ANCAK 2010 SONUNDA POTANSİYELİNE DÖNECEK

Gelişmiş ekonomilerde bu yıl yüzde 3.7 daralmadan sonra, ekonomik etkinliğin sadece 2010 yılında tedrici olarak iyileşme göstereceğinin tahmin edildiğini bildiren Kato, "Büyüme ancak 2010'un sonunda potansiyeline dönecek. Bu tedrici iyileşmeyle birlikte büyük sanayileşmiş ülkelerdeki işsizliğin de 2010'un büyük bölümü boyunca artmaya devam edeceği bekleniyor. Yükselen ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomilerin 2009'da ortalama yüzde 1,5 büyüyecekleri, 2010'da ise rakamın yüzde 4'e yükseleceği tahmin edilmektedir. Büyümenin engellenmesi, mali darboğazlar, düşük hammadde fiyatları zayıf dış talep ve bunun iç talebe yansımasıyla birlikte devam edecektir" dedi.

Kato, yükselen piyasalarda orta vadede, sermaye akışı ve kredi yaratmada, şirketlerin borç oranlarını azaltma girişimlerinin (deleveraging) ağır basma olasılığı bulunduğunu bildirdi. Yükselen Avrupa ekonomilerinin küresel krizden özellikle sert biçimde etkilendiklerini anlatan Kato, şu konulara değindi:

-Finansal krizlerle birleşen durgunluk şiddetli olma eğilimindedir ve bu tür durgunlukların iyileşmesi tipik olarak yavaş gerçekleşir. Bu tip durgunlukların iyileşmesi sık sık zayıf özel tüketim talebi ve krediler dolayısıyla geriletilir. Şu anda yaşananın benzeri küresel senkronize durgunluklar tipik olarak diğerlerinden daha uzun, daha derin etkili ve iyileşmeleri daha ağır işleyen krizlerdir.

-Yükselen ekonomiler, şartlara bağlı olmak kaydıyla, büyük şirketler için yükselebilecek iflas ve sermaye akışlarında kalıcı azalma olasılıklarına karşı önlem almalıdır.

-Yükselen Avrupa ekonomileri krizden özellikle sert bir şekilde etkilenmişlerdir. Sınır ötesi banka fonlamaları, batı Avrupa'daki bankacılık krizi nedeniyle kesintiye uğramıştır. Özellikle de büyük iç ve dış dengesizlikleri bulunan ülkelerde varlık değerleri çökmüş ve para birimleri baskı altına girmiştir.

-Yükselen piyasalara yönelik 2007'de GSYH'lerin yüzde 5'i zirvesine çıkan net özel sermaye akışları 2009'de negatife dönecektir. Yatırımcılar marj tamamlama talepleri, yüksek itfalar ve vadeli piyasalarda alternatif hükümet garantili yatırım olanaklarıyla karşı karşıya kalırken portföy çıkışları devam edecektir. Doğrudan yabancı yatırım girişlerinin, şimdiki finansman kıtlığı ortamında, bastırılmış durumunu koruyacağı tahmin edilmektedir. Yine de ülkelere dışarıdan gönderilen işçi dövizi vs gibi fonların genel olarak dış şoklara özel sermaye akışları ya da resmi yardımlardan daha dirençli olduğu görülmektedir. Gelişmiş ülkelere dışarıdan gönderilen işçi dövizi gibi fonlardaki artış oranı 2007'deki yüzde 23 oranından, 2008'deki yüzde 9 oranına yavaşlamıştır. Dünya Bankası'nın son tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelere sözkonusu fonların akışının 2009'da yüzde 5-8 arasında azalması beklenmektedir.
BİZE ULAŞIN