Cem Kınay, Karayipler'de ikinci adasını da aldı!

Turk&Caios adalarından birini 4 yıl önce 50 milyon dolara satın alan ve içine ünlülerin satın aldığı villalar ve çok lüks bir de otel yapan Kınay, "Biz bu ada işini öğrendik. Yeni projemizi de iki yıldır çalışıyoruz" diyor

New York'ta Türk işadamlarının bir gala yemeğinde buluştuğu geçen hafta 'her şey dahil' sisteminin yaratıcısı, Magic Life'ın kurucusu Cem Kınay ile karşılaştım. Kınay artık ne Türkiye'de ne de Viyana'da yaşıyor. Yeniden evlenmiş. Alman kökenli Brezilyalı eşi ve 2 yaşındaki oğluyla birlikte Miami'ye yerleşmiş. Magic Life'ı satıp, ortağı Oğuz Serim ile birlikte Karayipler'de bir ada satın aldığı günden beri butik, lüks projeler üzerine çalışıyor. New York'taki yemekte Kınay, Türk dostlarıyla uzun uzun hasret giderdi. Viyana'dan dostları Muhtar Kent ve Cem Kozlu ile kucaklaştı, yakın dostu Futbol Federasyonu Başkan Vekili Lütfi Arıboğan ile bir araya geldi. Tabii benim için de gökte ararken yerde bulduğum Cem Kınay ile bir söyleşi yapmak şart oldu. Dünyada ses getirecek bir projeyi tamamlamak üzere olan Kınay'ın ada işine iyice merak saldığı ve yeni bir ada satın aldığını da böylece öğrenmiş oldum…

2004'te Magic Life'ı sattınız. Üzülüyor musunuz bu satıştan?
Bu tip konseptler insanlarla yaşıyor ama üzülmüyorum artık. Benim Magic Life projesinin her santimetresinde parmağım, emeğim var.

DEVRİM YAPAMADIM, BİTİRDİM
Bir anda sizinle özdeşleşen bir markayı satınca tabii çok dikkat çektiniz. Niye sattınız gerçekten?
O zaman çok tartışıldı, nasıl oldu da bir anda sattı diye. Ama aslında bir anda da olmadı. Biz Magic Life'ın son beş yılında Almanlarla yani TUI ile ortaktık. Her şey dahili biz başlattık. Ama tabii zaman değişti. İnsanların istekleri değişti. Benim amacım yeni bir devrim yaşatmak, Magic Life'ı 15 yıl sonrasına götürmekti. Zaten Almanlarla 2003'te yaşadığım sıkıntının arkasında bu yatıyordu. Yeni bir Magic Life yapalım. Devrim niteliğinde değişiklikler istiyordum. Ama tabii yüzde 50-50 ortak olunca ve bu ortağı ikna edemeyince olmuyor. Benim durum buydu. Ben de inanmadığım şeyi yapmak istemedim.

Daha butik, daha lüks, daha özel turizm hayaliniz mi Türkiye'den elinizi eteğinizi çekip ta Karayipler'de bir ada satın almaya kadar götürdü sizi?
Aslında Türkiye'de yapmak istedim. Ancak istediğim gibi bir arazi bulamadım. Dünyaca ünlü mimarlarla birlikte bir proje yapmak istiyordum. Buralara niye geldim derseniz... Çünkü şunu söylemeliyim önce. Mütevazı davranmıyorum. 15 yıldır turizm kariyerinde çok iyi bir yere geldim ve Avrupa'da başarılı oldum. Türkiye'yi iyi temsil ettim. Şimdi Amerika'nın bu tarafında bir Türk olarak başarılı olmak benim için bir challenge (meydan okuma) idi. Yeni bir hedefti. O yüzden geldim buralara.

ANTALYA GÜNEY FRANSA GİBİ
Geçmişle bugün arasında ne değişti?
Şu değişti. Magic Life'da 7 bin çalışan vardı. Yılda yaklaşık 500 bin kişi geliyordu tatil yapmaya. Artık bunu yapmayacağımı biliyordum. Özel yerlerde, özel projeler yapmak istedim o nedenle. Dünya konuşsun istiyordum. Dizayn ağırlıklı olsun, dünyanın en iyi mimarları olsun. Nitekim o yoldayım. Şu anda 50 kişiden azız. Her hizmeti dışarıdan alıyoruz..

Türkiye'nin de çok özel yerleri var aslında. Ama nedense biz bir Bodrum'u, Antalya'yı İbiza yapamadık. Sizin bu adada yaptığınız proje Türkiye'de olsaydı turizm için müthiş bir tanıtım olmaz mıydı?
Ben turizmde Türkiye'de misyonumu doldurdum. Katkıda da bulundum. Türkiye, tercihini yıllar önce yaptı. Turizm ülkesi olmak için kitle turizminden yana tercih yapıldı. Ama şimdi diyorum ki keşke bazı özel yerlerde özel şeyler yapsaydık. Sardunya adası gibi. Bodrum'u Bodrum olarak biliyoruz, oysa Bodrum yarımadası olarak bakarsak hâlâ bunu yapabilecek yerler var. Cennet gibi bir Sarıgerme var. Antalya'da batı tarafına giderseniz Güney Fransa gibi çok güzel yerler var.
BİZE ULAŞIN