TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Ankara maaşları 'küt' diye alır krizden asıl etkilenen İstanbul

İstanbul'da bir toplantı çıkışı yakaladığımız eski Maliye Bakanı Unakıtan "Ankara'da maaşlar küt diye alındığından kriz fazla etkilemedi ancak İstanbul öyle değil, 'Haciz memuru gelmedi' diye sevinen var" dedi

Sağlık sorunları nedeniyle ABD'de ameliyat olan Eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a Çırağan Sarayı'ndaki bir toplantı sonrasındra rastladık. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra fazla konuşmayan Unakıtan kimine kaçamak yanıt verse de bir saate yakın sohbet ettik. İşte sorulara yanıtları:

Nasılsınız? Damarlar kapalıymış açılınca biz de açıldık.
Başbakan'la görüşüyor musunuz? Televizyondan izliyorum (gülerek) grup toplantılarına falan gidiyorum. O da çok yoğun tabi Allah kolaylık versin.

KRİZ ANKARA'DA YOK
Kriz sizi etkiledi mi?
Ben maaşlı adamım. Milletvekiliyim, maaş aldığım için beni para olarak etkilemedi. Aynı parayı alıyorum hatta fiyatlar düştüğü için alım gücüm de arttı. Yani sabit gelirlilerinin daha doğrusu devlet memurlarının fazla etkilendiğini ben düşünmüyorum. Yani Ankara çok etkilenmedi, zaten krizlerde Ankara çok etkilenmez. Herkes maaşını zamanında küt alıyor. Ama İstanbul öyle değil, çok etkilendi. Bugün birisi geldi 'Ben işadamıyım çok şükür şimdiye dek kapıya haciz memuru getirmdim' dedi . Yani en büyük başarısı olarak bunu görüyor, zor zor bir iş...
Başbakan teğet geçti dedi ama? Başbakan kendisini anlatmış olabilir. Ama İstanbul öyle değil.
Çocuklarınızın işleri nasıl? Çocukların işlerini en iyi bilen yine onlar. Bir şey diyemiyorsunuz evladınıza. Bırakınız işte normal hayatta bile söyleyemiyorsunuz, hepsi çoluk çocuk sahibi belli tahsil sahibi kimseler. Kendi yollarını kendileri çiziyorlar. Bu arada çok ziyaretçi oluyor. Birlikte olduğumuz dostlarımız oluyor. Arayanlar var gelenler var...
Vefalılar çok yani? Vefalılar çok hakikaten yani. İstanbul'da 'vefa'lı çok!
Vergi toplanamyor, bütçe açıklarından endişe ediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Geçen gün bana yine aynı soruyu sordular. Ben de 'Ben halktan birisiyim bana sormayın, bu işleri büyüklerimiz bilir' dedim.
Dünya açısından baktığınızda manzarai umumiye? Bütün ülkeler bilhassa gelişmiş ülkeler bu krizi sonlandırmak için büyük gayret sarfediyor. Krizler de dünya ekonomi tarihinde olağanüstü haller, geçici. Kalıcı olan istikrar. Bunu sağlayabilmek için birlikte çaba gösteriyorlar. Bu fevkalâde avantajlı bir durum. Bu krizden de çıkılacak. Zaten krizin de artık sonu geldi. Yalnız bu çıkış yavaş yavaş olacak.

HAZIRLANAN SIKILMAZ
V mi W mu yoksa...?
Zaman içinde göreceğiz. Ama şunu söyleyeyim ki dünya ekonomi sistemi değişecek. Buna göre hazırlanmalı. Hazırlanan sıkıntı çekmez. Eskisi gibi böyle sanal işlemler, efendim sanal büyümeler kaldıraçlar, (leveragelar) artık olmayacak. Sen ne üretiyorsun ona göre değerlendirilecek. Bir de Batı uzun zamandır kriz görmediği için maalesef bocaladı. Onun için de bu kriz uzadı. Halbuki bu kriz çok büyük paralar vererek değil, güveni yakalayarak daha çabuk halledilebilirdi.

FORMUNDAN HİÇBİR ŞEY KAYBETMEMİŞ
ESKİ Bakan sohbetleri her zaman ilginç notlarla süslerdi. Önceki gece performansından bir şey kaybetmediğini gözledik. İşte ilginç 1-2 anekdot:
Eskiden bir grup gazeteci arkadaşlarla canlı yayında konuşuyorduk. Arada bana "Bir iş yapmak istiyoruz sizce ne yapalım" diye sordular. Ben de onlara 'Siz bir iş yapmayın çünkü sizden bir şey olmaz' dedim"
'ABD'nin hazine bakanı olsaydınız ne yapardınız' sorumuza ise şu yanıtı verdi: "Bunu Meclis'te de sordular. Muhalefetten 'Sen de ABD'ye bakan olsaydın' diye bağırdılar. Beni de iyi dinleyin bir şeyler almaya gayret edin. Bakın beni iyi dinlediniz kafanız çalışmaya başladı" dedim.

IMF'YE MECBUR KALMAMAK İÇİN TASARRUF ARTMALI
Yapısal reformlar içinde en önemlisi vergi reformu herhalde. Vergi reformu ve kayıtlı ekonomi çok önemli. Ama daha önemlisi bütçe ve cari açık. Türkiye hiçbir zaman bunların ikisini birlikte çözemedi. Çözüm yapısal... Türkiye'de şu anda IMF ile anlaşma yapalım mı yapmayalım mı diye konuşuluyor. IMF ile anlaşma yapıp yapmama Türkiye'nin elinde. Yani Türkiye mecbur kalırsa yapıyor. Mecbur kalmamak için önlem almalı. Önlemi de tasarruf açığı. Ayrıca hakikaten tam kayıtlı ekonomiye geçmeliyiz. Vergilerimiz tam toplamalıyız bütçeyi denkleştirmeliyiz. Türkiye tasarrufu artırarak cari açık ve büyümeyi iç kaynakla çözmeli.

"ANKARA'YA HEP 'GEÇİCİ' DİYE BAKTIM"
Hafta sonlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
Daha çok İstanbul'da oluyorum. Çünkü biz İstanbul'dan gittik. Ankara'yı hep geçici gördük.
Eskişehir'e gidiyor musunuz? Eskişehir'e seçimlerden sonra gidemedim maalesef. Gitmeyi de arzu ediyorum. Tabii bu arada biraz da dinlendim ben. Dinlenmeye ihtiyacım da vardı. 6.5 yılın yorgunluğu hemen gitmiyor. Şimdiye kadar dinlendim, Ankara'ya da pek gitmedim bu arada. Sonra baktım ki dedikodular çıkıyor küskün, müskün diye. Böyle bir şeyim yok benim. Sırf bunlar üzerine ben Ankara'ya Meclis'e gittim, grup toplantılarına katıldım ama çok fazla da şey yapamadım. Eskişehir'e de yakında gideceğim herhalde. Eskişehir'i seviyorum ve oranın milletvekiliyim zaten.

HER SEÇİMİN MALİYETİNİ HALK ÖDER
İki başlık vermeniz gerekirse alınması gereken tedbirler?
Söylemek istemiyorum.
Tünelin ucundaki ışık mı araba mı? O konular çok konuşuldu. Yanlış anlaşılır. Konuşmak istemiyorum.
Krizde kayıt dışıyla mücadelede bir savsama görülüyor. Bunu nasıl çözeceğiz? İyi olur inşallah. Çok fazla bu konularda konuşmak istemiyorum.
Erken seçim olur mu? Konuşmak istemiyorum. Ama her seçimin bir maliyeti olur. Her yemeğin bir bedeli olur onu da birisi öder.
Genelde biz ödüyoruz. Evet umumiyetle bunu halk öder.
BİZE ULAŞIN