Ekonomide toparlanma başlıyor

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 2008 yılının son çeyreğinden itibaren dünya ekonomilerinde görülen hızlı gerilemenin, yerini ılımlı bir toparlanmaya bıraktığını belirterek, Geleceğe dönük göstergeler, küresel ekonomide yeşil filizlerin belirmeye başladığına işaret etmekle birlikte, toparlanmanın kalıcılığına ve gücüne ilişkin belirsizlikler devam ediyor" dedi.

Merkez Bankası Başkan Durmuş Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunumda, Türkiye'de, hanehalkı borçluluğunun göreli düşük seviyesinin ekonominin küresel

krizin yansımalarına karşı direnç göstermesine destek olduğunu belirterek, küresel finans piyasalarında krizin tepe noktasına kıyasla dikkate değer bir toparlanma görüldüğünü söyledi.

Risk göstergelerinin kriz öncesi seviyelere gerilediğine dikkat çeken Yılmaz, "2008 yılının son çeyreğinden itibaren dünya ekonomilerinde görülen hızlı gerileme, yerini ılımlı bir toparlanmaya bıraktı. Türkiye, Çin ve Hindistan ile birlikte reel ekonomide erken toparlanma gösteren ülkeler arasında yer aldı. Geleceğe dönük göstergeler, küresel ekonomide yeşil filizlerin belirmeye başladığına işaret etmekle birlikte, toparlanmanın kalıcılığına ve gücüne ilişkin belirsizlikler devam ediyor" dedi.

"RİSK PRİMİNDEKİ ARTIŞ YÜKSELEN PİYASA EKONOMİSİNİN GERİSİNDE KALDI"
Son dönemde küresel risk algılamalarında gözlenen toparlanma eğiliminin, Türkiye'nin risk primine, yurt içi piyasa faizlerine ve döviz kurlarındaki oynaklığa olumlu yönde

yansıdığına işaret eden Yılmaz, kriz döneminde Türkiye'nin finans piyasalarındaki oynaklık ve risk priminde gerçekleşen artışın, diğer bir çok yükselen piyasa ekonomisinin gerisinde kaldığını kaydetti. Türkiye'ye ilişkin risk algılamalarındaki iyileşmenin, Yükselen Piyasalar Tahvil Endekslerindeki (EMBI) risk değişimlerine ve Kredi İflas Takası Primlerine (CDS) yansıdığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin risk primi, küresel risk algılamalarındaki bozulmaya kredi notunun ima ettiğinin ötesinde bir direnç göstermiştir. Risk primleri göreli olarak düşük artış gösteren Türkiye gibi ülkelerde, para otoriteleri yüksek miktarda faiz indirimlerine gidebilmişlerdir. Son dönemde Türk Lirası'nda dolara karşı gözlenen değerlenme eğilimi, büyük ölçüde euro-dolar paritesindeki gelişmelerden kaynaklandı. Diğer gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında, Türk Lirası'nın değerinde önemli bir değişim gözlenmedi. Türkiye ekonomisi 2009 yılının ikinci çeyreğinde hızlı bir toparlanma gösterdi. Bu toparlanma, büyük ölçüde vergi teşviklerinin iç talep üzerindeki uyarıcı etkisi ile özel tüketimin öne çekilmesi sonucu gerçekleşti. Buna karşın, özel yatırım talebindeki gerileme devam etti."

"İKİNCİ YARIDA ÖZEL TÜKETİMİN ZAYIF SEYİR İZLEMESİ BEKLENİYOR"

Sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranının, 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren istikrar kazanmasına karşın, iç ve dış talep yetersizliğinin firmaların üretimini kısıtlamaya devam ettiğini anlatan Yılmaz, tüketim talebinin ikinci çeyrekte sergilediği kayda değer yükselişin ardından vergi indirimlerinin sona ermesiyle birlikte, yılın ikinci yarısında özel tüketimin daha zayıf bir seyir izlemesinin beklendiğini söyledi. 2008 yılının son çeyreğinden itibaren başlayan stok eritme sürecinin, tüketim talebinde son dönemde görülen artışın geçici olduğu beklentisiyle devam ettiğini anlatan Yılmaz, yatırım göstergelerinin gelecek dönemde yatırım talebinde belirgin bir canlanmaya işaret etmediğini belirtti.

"PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ İHRACATTA KESKİN GERİLEME YAŞANMASINI ENGELLEDİ"
Reel ihracatın son dönemde istikrarlı bir eğilim sergilediğini, dış talebe ilişkin sipariş beklentilerinde bir miktar toparlanma gözlendiğini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Küresel ekonomideki büyüme beklentilerine paralel olarak ihracattaki toparlanmanın da yavaş ve kademeli gerçekleşmesi bekleniyor. Ürün pazarlarının çeşitliliğinin artması, ihracatta daha keskin bir gerileme yaşanmasını engellemiştir. Geleceğe dönük beklentiler, yakın dönemde iktisadi faaliyette kısmi bir toparlanma yaşanabileceğine işaret etmektedir. İş gücü piyasasında son dönemde sınırlı bir iyileşme gözlenmektedir. Ancak, toplam talebe ilişkin belirsizliklerin devam etmesi ve atıl kapasite fazlalığı, yatırımlarla birlikte istihdam kararlarını da olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir."

"KREDİ PİYASALARINDA OLUMLU GELİŞMELER GÖZLENİYOR"
2008 yılı Kasım ayından bu yana sürdürülen faiz indirimlerinin etkisi ve küresel risk algılamalarındaki iyileşmenin de desteği ile kredi piyasasında olumlu gelişmeler gözlenmeye başladığını ifade eden Yılmaz, bu gelişmelerin, önümüzdeki dönemde kredi kanalının toplam talebe olan desteğinin artacağına işaret ettiğini söyledi. Küresel likidite daralması ve kredi standartlarının sıkılaşması ile birlikte KOBİ kredilerinde ortaya çıkan durgun görünümün devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, son bir yıl içinde firmaların yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredilerin istikrarlı bir seyir izlediğini, yurt içi bankalardan sağlanan yabancı para cinsi krediler ve yurt içindeki bankaların yurt dışı şubelerinden alınan kredilerin azalış gösterdiğini kaydetti.

"TEMERRÜDE DÜŞEN FİRMA SAYISINDA BELİRGİN ARTIŞ VAR"
Bankalara olan kredi borcunu ödeyemeyip temerrüde düşen firmaların sayısının son bir yıl içinde belirgin bir artış gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, "Takipteki bireysel kredilerde artış, teminat kalitesinin yüksek olduğu konut kredilerinde sınırlı kalırken, kredi yaslanmasının görüldüğü taşıt kredilerinde daha belirgindir. 5464 Sayılı Kanunun Geçici 5'inci Maddesi kapsamında yeniden yapılandırılan kredi kartı borçları, toplam takipteki alacakların yüzde 45'ine ulaştı. Gerçekleştirilen faiz indirimlerine rağmen finansal koşullardaki ek sıkılık kısmen devam etmektedir. Parasal gevşeme süreci, uzun vadeli repo imkanı ve politika faizlerinin orta vadeli seyrine ilişkin verilen sinyaller, bankaların fonlama maliyetleri üzerindeki baskıyı hafifletmiştir. Benzer bir durum, daha sınırlı olmakla birlikte, kredi faizlerinde de görülmektedir. Karşılıksız çıkan banka çekleri ve yeni kurulan şirket sayısındaki olumsuz görünüm, son dönemde azalmakla birlikte devam ediyor" diye konuştu.

NET HATA NOKSAN KALEMİNDEKİ ARTIŞIN NEDENLERİ
Cari açıktaki düşüşün, finansman ihtiyacını belirgin bir biçimde azaltarak küresel krizin olumsuz etkilerini sınırlayıcı bir rol oynadığını belirten Yılmaz, cari açığın finansmanında, doğrudan sermaye girişi payının istikrarlı bir seyir izlediğini söyledi. Özel sektörün borç çevirme oranının 2009 yılının ilk yarısında yüzde 85 seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Yılmaz, net hata noksan kalemindeki artışın nedenlerini, Varlık Barışı gibi nedenlerle yurt içinde yerleşik kişilerin yurt dışındaki mevduatlarını yurda getirerek döviz tevdiat hesaplarına aktarması, yurt içi bankacılık sistemi dışında tutulan efektif seklindeki tasarrufların bankalara Türk Lirası karşılığında satılması, kur hareketlerinin muhasebeleştirilmesi sırasında ortaya çıkan farklılıklar olarak sıraladı.

"EKONOMİDE ÇIKTI AÇIĞI 2012'YE KADAR DEVAM EDECEK"
Küresel krizin etkilerini azaltmak amacıyla alınan dengeleyici tedbirlerin maliyeti ve azalan vergi tahsilatının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bütçe dengelerinin bozulmasına neden olduğunu dile getiren Yılmaz, 2009 yılı sonunda bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 6.6 olarak gerçekleşmesinin, 2010 yılında ise yüzde 4.7'ye gerilemesinin beklendiğini ifade etti. Vergi indirimleri ve ekonomik beklentilerdeki göreli iyileşme ile birlikte Nisan ayından itibaren dahilde alınan dolaylı vergilerde bir miktar toparlanma görüldüğüne dikkat çeken Yılmaz, orta vadede mali disiplinin sürdürüleceğine dair taahhütlerin ve yapısal reform sürecinin güçlendirilmesinin, para politikası kararlarının olumlu etkilerinin desteklenmesi ve etkin beklenti yönetimi açısından büyük önem arz ettiğini kaydetti. Son dönemde açıklanan verilerin, Türkiye'de iktisadi faaliyette toparlanmanın başladığını teyit ettiğini belirten Yılmaz, ancak durgunluktan çıkışın yavaş ve kademeli olacağını ve ekonomide çıktı açığının 2012 yılına kadar devam edeceğini gösterdiğini söyledi.

"REEL FAİZLERDE TÜRKİYE ALT SIRALARDAKİ YERİNİ KORUYOR"
Enflasyon gerçekleşmelerinin, Merkez Bankası'nın öngörüleri ile örtüşmesinin beklentileri olumlu etkilediğini ve enflasyonun orta vadeli görünümünün iyileşmesine destek verdiğini anlattı. 2009 yılsonu itibarıyla yıllık enflasyonun, belirsizlik aralığı alt sınırına yakın gerçekleşmesinin tahmin edildiğini dile getiren Yılmaz, bununla birlikte 2010 yılının ilk yarısında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyonda dalgalanmaların gözlenebileceğini kaydetti.

"2010 YILINA İLİŞKİN BELİRSİZLİKLER ÖNEMİNİ KORUYOR"
Yılmaz, "Risk algılamalarındaki sınırlı iyileşme ve Merkez Bankası faiz indirimlerinin enflasyon gerçekleşmeleri ile desteklenmesi sonucunda piyasa faizleri belirgin bir düşüş eğilimi göstermiştir. Reel politika faizleri açısından, Türkiye alt sıralardaki yerini korumaktadır. Küresel finansal piyasalarda iyimserlik devam etmekte, küresel ekonomide toparlanma sinyalleri görülmektedir. Ancak parasal ve mali tedbirlerin etkisinin azalacağı 2010 yılına ilişkin belirsizlikler önemini korumaktadır" diye konuştu.

MADENİ PARALARIN YAKLAŞIK YARISI TL'YE DÖNÜŞTÜ
Paradan altı sıfır atılması ve Yeni Türk Lirası banknot ve madeni paraların tedavüle çıkarılmasıyla başlayan sürecin, "Yeni" ibaresinin kaldırılmasıyla birlikte 1 Ocak'ta tamamlandığını belirten Yılmaz, 15 Ekim itibariyle banknotlarda dönüşüm oranının yüzde 93, madeni paralarda dönüşüm oranının ise yüzde 45 olduğunu sözlerine ekledi.

BİZE ULAŞIN