"İşsizlikte düşüş hedefleniyor"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, istihdamın 2010 yılından itibaren tekrar artış dönemine girmesi ve işsizlik oranında kademeli bir düşüşün başlamasının hedeflendiğini bildirdi.

Babacan, Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine Müsteşarlığının 2010 yılı bütçesini sunarken, 2008 yılı eylül ayı sonrasında şiddetlenen krizin, 2009 yılında dünya ekonomisinin İkinci Dünya Savaşından bu yana ilk defa küçülmesine neden olduğunu belirtti. Babacan, 2009 yılında dünya ekonomisinin yüzde 1.1, dünya ticaret hacminin ise yüzde 11,9 oranında daralmasının beklendiğini bildirdi.

''Mevcut veriler, dünya ekonomisinde ılımlı bir toparlanmanın başladığını göstermektedir'' diyen Babacan, ancak geçmiş deneyimlerin, finansal krizler sonrasında toparlanmanın uzun sürdüğüne işaret ettiğini söyledi.

Krizin yoğunlaştığı dönemde alınan önlemlerin koordinasyonunda ve çıkış stratejilerinin uyum içinde tasarlanması ile uygulanmasında G-20 platformunun çok önemli bir rol üstlendiğini kaydeden Babacan, ''Liderler seviyesinde gerçekleşen G-20 toplantılarında alınan kararlar, küresel ekonomide toparlanmayı destekleyen en temel unsur olmuştur'' dedi.

Türkiye'nin ikinci kez ev sahipliği yaptığı ve 186 ülkeden yaklaşık 13 bin kişinin katıldığı Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu 2009 Yıllık Toplantılarının İstanbul'da büyük bir başarıyla gerçekleştiğini anımsatan Babacan, toplantılarda alınan İstanbul Kararlarının, küresel ölçekte güven ortamını daha da pekiştirdiğini anlattı.

2010'DA YÜZDE 3,5 BÜYÜME ÖNGÖRÜLÜYOR
Babacan, küresel kriz nedeniyle dış talepteki daralmanın özellikle ihracata dayalı üretim yapan demir-çelik, otomotiv, tekstil ve hazır giyim gibi sektörleri olumsuz yönde etkilediğini belirterek, toplam sanayi sektöründeki küçülmeyi belirleyen ana unsurun, hızlı dış talepteki düşüşten kaynaklandığını bildirdi.

Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) 2009 yılının ilk çeyreğinde yüzde 14,3, ikinci çeyreğinde ise yüzde 7 oranında gerilediğini kaydeden Babacan, ''Ekonomik daralmanın önemli oranda yavaşlamakla beraber yılın üçüncü çeyreğinde de devam etmesini, muhtemelen son çeyrekten itibaren ise tedrici bir büyüme sürecinin başlamasını bekliyoruz. Büyümenin 2010 ve 2011 yıllarında sırasıyla yüzde 3,5 ve yüzde 4 oranında gerçekleşeceğini, 2012 yılında ise yüzde 5 olacağını öngörmekteyiz'' diye konuştu.

Küresel krizin dünya genelinde istihdam kayıplarına yol açtığına dikkati çeken Babacan, ''İşsizlik, bugüne kadar bu sorunu ciddi olarak yaşamamış ülkelerde bile önemli bir artış göstermiştir. Türkiye'de de 2008 yılında ortalama yüzde 11 olan işsizlik oranının, 2009 yılında yüzde 14,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir'' dedi.

''İŞSİZLİĞİN DÜŞÜRÜLMESİ HEDEFLENMEKTEDİR''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, 2002 yılında yüzde 11,5 olan bütçe açığının GSYH'ye oranının 2008 yılında yüzde 1,8'e düşürüldüğünü kaydetti.

Babacan, krizin olumsuz etkilerini dengelemek amacıyla geçici bazı vergi indirimleri, yatırımlar başta olmak üzere bazı harcamalarda artış, prim destekleri gibi önlemlerin uygulandığını bildirdi.
2010-2012 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programın temel makro ekonomik önceliklerinin, ''ekonominin yeniden sürdürülebilir bir büyüme dönemine geçişini sağlamak, istihdamı artırmak, enflasyondaki düşüş eğilimini devam ettirmek ve küresel krizin etkisiyle bozulan kamu dengelerini düzeltmek'' olduğunu ifade eden Babacan, ''Orta Vadeli Program döneminde ekonomik büyümenin yanı sıra iş gücü piyasasına yönelik uygulanacak politikaların da etkisiyle istihdamın 2010 yılından itibaren tekrar artış dönemine girmesi ve işsizlik oranında kademeli bir düşüşün başlaması hedeflenmektedir'' diye konuştu.

''MALİ KURAL'' UYGULAMASI...
Orta Vadeli Programın, kısa vadeli tedbirlerin yanı sıra yapısal reformları da kapsadığını bildiren Babacan, şunları kaydetti:

''Yapısal reform programımızdaki en önemli düzenlemelerden birisi Mali Kural uygulamasına geçiş olacaktır. Mali kurala ilişkin yasal alt yapının en geç 2010 yılının ilk çeyreğinde tamamlanmasını ve 2011 yılı bütçe döneminden itibaren kamu mali yönetiminin belirlenen mali kural ile uyumlu olarak yürütülmesini hedefliyoruz. Kuralın uygulanması, izlenmesi ve kontrolüne ilişkin olarak kamu mali yönetim sisteminde gerekli iyileştirmeleri de 2010 yılında tamamlayacağız.

KİT'lerde yeni bir yönetişim modelinin hayata geçirilmesi, kamu cari harcamalarının öncelikli alanlara yönlendirilmesi ve kamu yatırımlarının önceliklendirilerek etkinleştirilmesi, üzerinde odaklanacağımız diğer alanlar olacaktır. Yatırım hacmini artırmak ve yatırımlara hız kazandırmak amacıyla, kamu-özel sektör işbirliği modelinin yasal altyapısını 2010 yılında tamamlayarak bu modelle gerçekleştirilecek proje sayısını artıracağız.''

Orta Vadeli Programın önemli öncelikleri arasında ''vergi kayıp ve kaçağını azaltmak, devlet yardımlarının şeffaflık ve etkinliğini artırmak ve yerel yönetimlerin öz gelirlerini artıracak ve mali yönetimlerini iyileştirici düzenlemeleri gerçekleştirmek'' konularının bulunduğunu belirten Babacan, ''Orta Vadeli Program döneminde üzerinde yoğunlaşacağımız bir diğer alan ise iş gücü piyasaları reformu olacaktır. Bu çerçevede, iş dünyasının talep ettiği nitelikte insan gücü yetiştirilmesine hız verilecek ve esnek istihdam biçimleri yaygınlaştırılacaktır'' diye konuştu.

''SAĞLAMLAŞTIRILMIŞ BANKACILIK SİSTEMİMİZ SAYESİNDE ÜLKEMİZ, KRİZ SÜRECİNDE FİNANS SEKTÖRÜNE DOĞRUDAN KAYNAK AKTARMAK ZORUNDA KALMAYAN TEK OECD ÜLKESİ OLMUŞTUR''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugüne kadar birçok alanda yapılan ekonomik reformlar ve küresel krizin etkilerini azaltmaya yönelik uygulanan tedbirler sayesinde Türkiye'nin krizden, birçok ülkeye göre daha sınırlı düzeyde etkilendiğini kaydetti.

Babacan, Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine Müsteşarlığının 2010 yılı bütçesinin sunuşunu yaptı. Ekonomik politikanın temelinde, özel sektör öncülüğünde büyüme olduğunu vurgulayan Babacan, bu çerçevede özel kesim yatırımlarının desteklenmesi amacıyla teşvik sisteminin bölgesel, sektörel ve büyük proje yatırımları esas alınarak yeniden düzenlendiğini anımsattı.

Gelişmişlik düzeylerine göre Türkiye'nin 4 bölgeye ayrılarak, her bölge için uygulanacak teşviklerin farklılaştırıldığına değinen Babacan, birinci ve ikinci bölgelerde KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği ve yatırım yeri tahsisi desteği verildiğini, üçüncü ve dördüncü bölgelerde ek olarak faiz desteği verildiğini bildirdi.

Babacan, bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin henüz çok yeni olmasına rağmen yatırımcıların başvurusu üzerine Temmuz ayından ekim ayına kadar toplam 620 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu belgelerin 9'unun büyük proje, 272'sinin bölgesel, 339'unun ise genel teşvik sistemi kapsamında bulunduğunu, bu belgelerde toplam 11,5 milyar TL sabit yatırım öngörüldüğünü kaydetti.
2009 yılında Hazine garantisi kapsamında küçük ve orta ölçekli üreticilere uluslararası finansman kuruluşlarından yaklaşık 1,2 milyar dolar tutarında finansman sağlandığını kaydeden Babacan, ihracatın desteklenmesine yönelik olarak Eximbank'ın sermayesinin 1,5 milyar TL'den 2 milyar TL'ye çıkarıldığını bildirdi.

Hazine tarafından sağlanan destekle Halk Bankası tarafından esnaf ve sanatkarlara, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından da tarımsal üreticilere düşük faizli kredi kullandırıldığına değinen Babacan, eylül ayı sonu itibariyle Halk Bankası, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin 11,1 milyar TL'ye ulaştığını, bu kredilerden 252 bin esnaf ve 695 bin tarımsal üreticinin faydalandığını kaydetti.

KRİZİN ETKİSİNİN SINIRLANMASI...
Ali Babacan, küresel krizin Türkiye'ye etkisinin sınırlanmasında, 2002 yılından itibaren hayata geçirilen kamu maliyesi reformlarının yanı sıra bankacılık sektöründe yapılan düzenlemelerin de önemli katkısı olduğuna dikkati çekti.

Babacan, ''Dünya çapında önemli boyuttaki bankaların devletleştirildiği ya da kamudan büyük ölçekte kaynak kullanmak zorunda kaldığı bir ortamda Türk bankacılık sistemi güçlü yapısını muhafaza etmiştir. Sağlamlaştırılmış bankacılık sistemimiz sayesinde ülkemiz kriz sürecinde finans sektörüne doğrudan kaynak aktarmak zorunda kalmayan tek OECD ülkesi olmuştur'' diye konuştu.

İstanbul'un önce bölgesel, daha sonra küresel boyutta, bir finans merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini bildiren Babacan, Yüksek Planlama Kurulu tarafından da onaylanan kapsamlı strateji belgesinin, İstanbul'da gerçekleştirilen Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu 2009 Yıllık Toplantılarında da ilan edildiğini söyledi.

SİGORTACILIK SİSTEMİ
Gelişmiş ekonomilerin mali sistemlerinde yüksek paya sahip sigortacılık ve özel emeklilik sektörünün Türkiye'de de önemli bir gelişme kaydettiğini belirten Babacan, son yıllarda yapılan düzenlemelerle 2008 yılında sigortacılık sektörünün prim üretiminin 11,7 milyar TL'ye, aktif büyüklüğünün ise 26,4 milyar TL'ye ulaştığını kaydetti.

Babacan, sigortacılık sektöründe önemli ve yeni bir uygulama olarak sigorta tahkim sisteminin hayata geçirildiğini bildirerek, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargı mekanizmalarına gidilmesine gerek kalmaksızın en geç 4 aylık bir sürede sigorta hakemleri tarafından hızla çözüldüğünün amaçlandığını söyledi.

2009 yılında devlet destekli tarım sigortaları sistemi kapsamında 260 bin poliçe karşılığında çiftçilere 49 milyon TL tutarındaki prime karşılık 2 milyar TL'nin üzerinde bir teminat sağlandığını bildiren Babacan, Haziran 2006 tarihinden itibaren çiftçilere dolu ve don gibi risklerinden ortaya çıkan zararlarlar karşılığında 125 milyon TL tazminat ödendiğini kaydetti.

Babacan, zorunlu deprem sigortası poliçe sayısının 2009 Eylül sonu itibarıyla 3 milyon 394 bine, vatandaşlara verilen toplam teminat miktarının ise 194 milyar TL'ye ulaştığını bildirdi.

KEY ÖDEMELERİ İÇİN YENİ DÜZENLEME

KEY ödemeleri hakkında da bilgi veren Babacan, 11 Kasım 2009 itibarıyla 5 milyon 397 bin 382 hak sahibine toplam 2,5 milyar TL civarında KEY ödemesi yapıldığını belirtti.

Hak kazandıklarını ileri sürenlere ilişkin işlem ve uygulamadaki sorunlar nedeniyle ilgili kurumlarca süresi içinde ödemelerin tamamlanamadığını söyleyen Babacan, bildirim sürelerini uzatan, sorunların giderilmesine ilişkin süreçleri yeniden tanımlayan ve kayıtları deprem, sel ve yangın gibi sebeplerle zayi olan hak sahiplerinin ödemelerden yararlanmasını sağlayan yeni bir kanun tasarısı taslağının Başbakanlığa gönderildiğini bildirdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, sunuş konuşmasını şöyle tamamladı:

''Bugüne kadar birçok alanda yapılan ekonomik reformlar ve küresel krizin etkilerini azaltmaya yönelik uygulanan tedbirler sayesinde ülkemiz bu krizden birçok ülkeye göre daha sınırlı düzeyde etkilenmiştir. Dünyanın en büyük 15. ekonomisi olan ülkemizin önümüzdeki dönemde daha yüksek bir refah seviyesini yakalaması için gerekli altyapısı ve donanımı bulunmaktadır. Önemli olan bu potansiyelin farkında olunarak, bu potansiyeli hayata geçirecek ve geliştirecek politikaların uygulanmasıdır. Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan ile kamuoyuyla paylaştığımız politika çerçevesinin ekonomimizin sahip olduğu potansiyelin hayata geçirilmesinde önemli katkı yapacağına inanıyorum.''

BİZE ULAŞIN