Görüşmeleri seyrederek yaşlandım, anlaşamazsak masaya tekrar oturmam

KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu müzakerelerde yargı dışında anlaşma olmadığını belirterek "Çözümsüzlük üzerine kurulu masada kalmayız" dedi

Pazartesi 07.12.2009
ABONE OL
KIBRIS yoluna çıktığımızda davet KKTC'nin yeni dönem ekonomik hedeflerinin masaya yatırılacağına yönelikti. 15'i gazeteci KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ve 4 bakan toplam 20 kişi masaya oturduğumuzda gelen sorular ise müzakereler oldu. Çünkü 1960'lardan beri Ada'nın kuzeyine sıkışıp kalmış Kıbrıs'taki Türkler için ekonomik hedeflerin ambargonun kalkmasına bağlı olduğunu herkes biliyordu. Önce adadaki son siyasi durumdan bahsedelim: Cumhurbaşkanı Talat'ın görevi Nisan 2010'da doluyor ki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Nisan 2009'da yapılan genel seçimleri ise Ulusal Birlik Partisi yani Talat'ın rakibi Dr. Derviş Eroğlu kazandı. 50 sandalyeli hükümette 26 milletvekili var. Eğer birinin başına birşey gelirse Ada'da koalisyon olacak. Başbakan Eroğlu da iki hafta önce UBP genel sekreterinin kalp krizi geçirince Ada'da, koalisyon tartışmalarının başladığını, milletvekilinin Cuma günü iyileşmesiyle bu tartışmaların sona erdiğini söyledi.

ADAY DEĞİL AMA...

Eroğlu, Cumhurbaşkanlığına henüz aday olmadığını söylese, bakanları göstererek "Onlar beni şimdiden aday yaptılar" dese de Türkiye'den gelen biz gazetecilerin ortak kanısı Eroğlu'nun Nisan 2010'daki seçimlere aday olacağı yönünde. Toplantıda bu Eroğlu'na da söylendi ve Eroğlu 'aday değilim' demedi. Adaylığını açıklamasa da Eroğlu'nu müzakerelere ilişkin net tavır içinde gördük: "Masayı bozmayız ama Rumların çözümsüzlük üzerine kurdukları masada kalmak için de ısrar etmeyiz. Masa kurulu kaldığı sürece bozan taraf olmayacağız ancak bozulunca da bir daha oturmayız. İki devlet olarak bugüne kadar nasıl yaşadıysak öyle yaşarız." "Bu duruşunuza Türkiye'nin bakışı ne. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görüştünüz mü" sorusuna Eroğlu, "Adadan görüşme için giden bakanların olduğunu ve tavırlarının bilindiği" yanıtını verdi. Aslında Başbakan Erdoğan'ın üç ay önce 24 Eylül 2009'da BM Genel Merkezi'ndeki konuşmasında da aynı tavır vardı: "Tarafların uzlaşamadığı noktalarda 2004'de olduğu gibi BM Genel Sekreteri'nin devreye girmesi gerektiğine inanıyoruz. Hedefimiz; varılacak çözümü en geç 2010 yılı bahar aylarında referanduma götürmek olmalı. Ancak 2004'te olduğu gibi, Rum uzlaşmazlığı yüzünden yine çözüm bulunamazsa KKTC'nin uluslararası alandaki statüsünün normalleştirilmesi artık ertelenemeyecek zorunluluk haline gelecek. Bu nedenle, müzakerelerin ilanihaye devam edemeyeceğinin, mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağının idrak edilmesi gereklidir."

PLANLAR RAFLARDA ÇÜRÜYOR
"Görüşmeleri seyrede seyrede yaşlandım. Her plan raflarda çürümeye bırakıldı" diyen Eroğlu da Başbakan'ın mesajını almış benzer bir rotaya Ada'nın dümenini çevirmiş. "Tutanakları okuyan biri olarak yargı dışında hiçbir konuda anlaşılmadığını rahatlıkla söyleyebilirim" diyen Eroğlu, bu açıklamaların Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine mesaj niteliği taşıdığını iddia etti. Eroğlu, "Anlaşma olmazsa ne olacak" sorularına verdiği yanıt da net: "Güneyde bir devlet var. Kuzeyde de... 2003'te ben başbakanken kapıyı açtık. Kavga çıkmadı. Anlaşma olmazsa iki ülke yan yana yoluna devam edebilir. Ancak dünya şunu bilmeli. Biz de insanız ve her müzakereye oturduğumuzda Türkler ne verecek diye bakılmamalı." AB'ye Türkiye'yi almayacaklarına karşın güçlü intiba olduğunu, Rumların AB üyesi olarak sürekli veto kartını kullandığını hatırlatan Eroğlu, dünyanın Türk tarafını anlaşmaya mahkum gibi gördüğünü belirtti. Rumlara anlaşmayı mecbur hissettirecek kurumun BM olduğunu belirten Eroğlu, BM'nin KKTC'nin tanınmama hükmünü kaldırması halinde anlaşmanın yolunun açılabileceğini dile getirdi. Eroğlu, anlaşma olmazsa bu son olmalı diyerek son noktayı koydu.