Bankacılığın rehabilite edilmesine yardımcı oldunuz

Özen, "Kredi kartları başta olmak üzere bazı bankacılık uygulamalarının rehabilite edilmesini sağlayan SABAH'a başarılar diliyorum" dedi

Türkiye'de çağdaş bankacılığın miladı 24 Ocak 1980'dir. Banka faizlerinin serbest bırakılması dahil alınan liberal kararlarla bankacılık sistemi, hem büyümeye hem de yeni rekabet ve operasyonel ortama ısınmaya başlar. 1989'da Türk Lirasına konvertibilite yolunun açılmasıyla birlikte, sistem yurtdışı piyasalara da açılır. 1990'lı yıllar banka sayısının hızla arttığı dönemlere takebül eder. Bu hızlı artış, sancısını sonraki yıllarda çekeceğimiz sürecin başlangıcını oluşturur. 1994 yılında ekonominin krize girmesiyle birlikte TYT Bank, Marmara Bank ve İmpeksbank'ın batışı, çağdaş bankacılığımızın ilk bankacılık krizini oluşturur. Tarihimizin en büyük bankacılık krizi ise 2001 yılında yaşanır. Kasım 2000'de likidite ve faiz riskiyle tanışan Sistem, 2001 Şubat ayında da kur riskinin realizasyonu sonucu büyük zararlarla karşı karşıya kalır. 2000 Eylül ayında bankacılık düzenleme ve denetleme yetkisi tek bir elde toplanır. BDDK, henüz yeni kurulma aşamasındayken kendisini bankacılık krizinin ortasında bulur. Hazine Müsteşarlığı döneminde siyasi etki ile ötelenen banka batışları, BDDK'nın kurulması aşamasında ve sonrasında birbirini takip eder. 1999 yılında kapatılan 6 bankanın ardından BDDK, kuruluşundan 2001 yılsonuna kadar 11 bankanın kapısına kilit vurur. 2001 sonunda uygulamaya başlanan bir programla bankaların yeniden yapılandırılması ve sermayelerinin güçlendirilmesi süreci başlar. Kamu bankaları yeniden yapılandırılırken, TMSF bünyesindeki bankaların çözümlenme süreci hızlanır. Krizlerin ve banka batışlarının yarattığı yoğun işyükünden kurtulan BDDK, hızla düzenleme ve denetim konularında çağdaş standartların Türk bankacılığında uygulanmasını sağlar. Türk bankacılığının sağlığına kavuşmasıyla birlikte 2000'li yılların ortalarına doğru Türkiye'ye olan yabancı ilgisi artmaya başlar. Bankacılık sistemi yoğun bir yabancılaşma olgusuyla karşı karşıya kalır. Yabancı bankaların sistemdeki payı yüzde 40'lar seviyesine kadar yükselir.

MEDYANIN DESTEĞİ BÜYÜK
2007 yılında başlayan ve 2008 Eylül ayında tepe noktaya ulaşan finansal krize, Türk bankacılığı güçlü sermaye yapısı, uluslararası düzeyde düzenlenme ve denetlenme standartları, sağlıklı operasyonel ve altyapısal birkimleriyle girer. Krizin bankacılık sektöründe soruna yol açmadığı nadir ülkelerden biri olarak Türk Bankacılık Sektörü büyük övgüye mazhar olur. Bankacılık sektörünün çağdaşlaşma yolunda attığı adımları ve elde ettiği başarıları, Türkiye gerçeğinden ayrı ele almak mümkün değildir. Reel sektörünün ve medyasının yapıcı desteği olmadan bir bankacılık sistemi böylesi olumlu bir görünüme sahip olamaz. Bu farklı sektörler birbirini besleyen ve hep beraber olgunlaşan bir organizma niteliğindedir. Örneğin, modern bir medya anlayışının yerleşmediği bir ülkede modern bir bankacılık uygulamasının olmasını beklemek hayal olur. Bu bağlamda, doğru ve etkin ekonomi haberciliği yapmakta olan ve bankaların halka erişimine katkı sağlayan ve gerektiği yerde tavizsiz tutumuyla kredi kartları başta olmak üzere bazı bankacılık uygulamalarının rehabilite edilmesini sağlayan büyük bir medya kuruluşu olarak SABAH'a uzun yıllar diliyor, başarılarının devamını temenni ediyorum.

BİZE ULAŞIN