'Koton'u didişerek yönetiyoruz'

Koton mucizesinin mimarı Yılmaz çifti, 24 ülkede 230 mağazaya yayılan ve bu yıl yüzde 30 büyüyen şirketin cirosunu kısa sürede 650 milyon liraya çıkarmayı başardı Gülden Yılmaz, eşi ve ortağı Yılmaz Yılmaz ile hem birbirlerini tamamladıklarını hem de kafalarının başka tarafa çalıştığını söylüyor ve "Bu, Koton'u geliştirdiği için müdahale etmiyoruz" diyor

Pazartesi 13.09.2010
Son Güncelleme: Pazartesi 13.09.2010
ABONE OL
Onların hikâyesi çok ilginç. Koton'un yaratıcısı Gülden Yılmaz ve eşi Yılmaz Yılmaz'ın iş dünyasındaki geçmişleri öyle çok da eskilere dayanmıyor. Topu topu 18 yıl. Yılmaz Yılmaz'ın deniz subaylığından ayrıldığı ve o güne kadar Gülden Yılmaz'ın da Kuzguncuk'taki bir mağazayla perakendenin çok küçük bir oyuncusu olduğu düşünülecek olursa bugünkü gelişmelere parmak ısırtan cinsten diyebiliriz. En son İstanbul Moda Haftası'nın son gününe damga vurdu Koton. Brezilyalı top model Alessandra Ambrosio, Avrupa'da ismine övgüler düzülen Hakan Yıldırım'ın tasarladığı Koton mayoları için podyuma çıktığında, markanın da artık başka bir yerde kendini konumlandırdığı aşikâr olmuştu.

Marka geçmişi öyle çok eskilere değil, sadece 18 yıl öncesine dayanıyor. Ezber bozan büyümeyi ve tanınır bir marka haline gelmeyi neye borçlu Koton?
Biz sanırım bunu en çok müşteriyi dinlememize borçluyuz. Daha yolun başında anketlerle müşterinin ne istediğini sormuş ve 'çeşitlilik' ve 'iyi bir mağaza ortamında alışveriş' cevabını almıştık. Danışmanlarımız başta Arman Kırım gelişmemizde çok önemli rol oynadı. Sonuçta 1992'de küçük bir imalatla başladığımız iş, bugün 166'sı yurtiçinde (45'i franchise) ve 64'ü (47'si francise) yurtdışında toplam 230 mağazaya ve 24 ülkeye yayıldı.

Büyüme hayali kurduğunuz yıllarda, Çin ön plana çıktı, Türkiye'de ise Avrupalı markalar piyasanın önemli oyuncuları haline geldi. Ama bir şekilde siz yukarı doğru sıyrılan ve büyüyen marka oldunuz. Nasıl oldu bu?
Neden bilmem, biz de bir korku olmadı. Ya da bana göre ortalık çok müsaitti. 1980'li yıllarda başlayan tekstilin olgunlaşma dönemine rastladık. Hedefimiz bambaşkaydı. Eskiden ticaret yapma şekli başkaydı çünkü. Biz büyümek gelişmek istedik. Dünyayı görüyorduk. Alışveriş merkezlerinin gelişmesi, perakendenin büyümesi, yabancı oyuncuların gelmesi aynı anda oldu ve doğru stratejiyle hep büyüdük. Tabi ana işimiz ne diye baktık ve bazı işleri-örneğin imalat gibi- yapmak zorunda olmadığımıza karar verdik ve iyi de yaptık.

Herhalde en önemli konu tasarım oldu. Bora Aksu gibi bugün artık başarısını Avrupa'da üst üste aldığı 'yılın genç modacısı' ödülleriyle tescilleyen bir tasarımcıya 2003'te tasarım yaptırmışsınız…
Koton'da şu anda 100 kişi tasarım için çalışıyor. Farkı yaratan zaten yaptığın koleksiyonlar ve sunduğun yeni ürünler. Bora Aksu bize dört sezon tasarım yaptı. Şunun farkındaydık. Bir tasarım ürününü sunmak müşteri için fark oluyor. Zor oldu ama ürünler mağazaya indiğinde hepsi 10 numaraydı ve üstelik Koton fiyatlarıyla. Ve şimdi de Hakan Yıldım ile 3'üncü sezonu yapıyoruz.

Nereye kadar büyüyeceksiniz?
Otomobile de niyetim var! (Gülüşmeler) Türkiye'den bir Wall-Mart da çıkabilir neden olmasın? Gerçekten perakendecilik böyle bir şey. Bir müddet sonra araba bile satmak isteyebilirsiniz. Bir de şirketin bir olgunluğu oluyor. Satın alma olgunluğu, becerebilme olgunluğu. Yaparız, satarız güveni geliyor insana. Şimdi önümüzdeki dönem ayakkabı işini de büyüteceğiz. Dünyanın dört bir yanında ayakkabı ürettiriyoruz. Yani bir kadının bir erkeğin yaşamındaki bütün alanlara dokunuyoruz. Koton, bir yıl içinde 15 bin yeni model koyuyor mağazalarına ve sayı giderek artıyor.

İmza bırakma derdindeyiz
Ne kadar büyüdünüz?
Bu yıl yüzde 30 civarı büyüyoruz. Önümüzdeki yıl yüzde 35 büyüyeceğiz

Cironuz?
Franchise'larla birlikte 650 milyon liraya ulaştık. Birkaç yıl içinde 1 milyar lirayı bulacağız. Bizim perakendeye imza bırakmak gibi bir derdimiz var. O nedenle mayo üretmeye başlıyoruz. Yaklaşık 500 parça plaj giyimi koleksiyonu yaptık. Hakan Yıldırım ile çalışıyoruz.

Onun için podyumda birkaç dakika yürümesine rağmen Brezilyalı top model için 60 bin euroyu gözden çıkardınız..
Bizim hedefimiz çok büyük. Alessandra'ya 60 bin euro ödedik.

Siz karı-koca çok iyi anlaşarak mı yönetiyorsunuz Koton'u?
Genelde didişerek yönetiyoruz. (gülüyor) Zor bir şey aslında. Zaten karıkoca olmak zor bir şey. Ama biz 25 yıldır beraberiz Yılmaz'la. Birlikte büyüdük. 21 yaşında evlendim. Çok iyi arkadaşız. Birbirimizi tamamlayan taraflarımız var. İkimizin de kafası başka başka çalışıyor ve bu Koton'u geliştiriyor o nedenle müdahale etmiyoruz buna. Birbirimizi mutlaka dinliyoruz. Ben biliyorum ki o çok akıllı bir adam. O biliyor ki ben çok akıllıyım (Gülüyor).

Halkın gerçek ölçüsüne ulaştık
Konfeksiyonda doğru bildiğimiz yanlışlar neler?
Konfeksiyon sektörü Alman standartlarıyla çalışır. Oysa biz Almanlara hiç benzemiyoruz, beden farkımız var. Müşterilerimizi ölçtük ve fark ettik ki Türk insan tipi çok değişik ve sonunda yeni ürünler geliştirdik. Çok da başarılı oldu. Şöyle ki, hazır giyim perakendesindeki anlayış bir beden ölçüsüyle çalışmak. Yani bu ne demek? Sen de aynısın, sen de aynı diyoruz. Aynı beden olabilirsiniz ama o kadar farklısınız ki. Biz de 3 bin kişiyle görüştükten sonra pantolon, gömlek ve ceketleri çeşitlendirdik. Bacağı uzun gösteren, baseni dar gösteren, sık ve fit gösteren pantolon modelleri yaptık.. Oysa biz Alman standardıyla çalışıyoruz. Mesela Türkiye'de kol boyu 3-4 cm, omuzlar 1.5-2 cm Almanlara göre kısa. O kadar farklı ki aslında, gömlek alırken seni ya motive ediyor ya da mutsuz. Müşteri iyi oturan gömlek, ceket istiyor. Ceketi ceket yapan tek bir ölçü var. Boynunuzdan bel çukurunuza kadar olan ölçü. Bu ölçüye uymazsanız ceket de oturmuyor üstünüze. İşte biz o kadar çok müşterinin bedeninin ölçtük ki sonunda onlara uygun ceketleri bulduk.