Türkiye'de "rüzgar" devri

Salı 28.09.2010 00:00
Son Güncelleme: Salı 28.09.2010 15:27
ABONE OL
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, rüzgarda lisanslandırma çalışmalarının başladığını belirtirken, şu anda kadar toplam 917 Megavat (MW) gücünde 16 projeye uygun bulma kararı verildiğini açıkladı.

Kurum merkezinde enerji muhabiriyle kahvaltıda biraraya gelen EPDK Başkanı Hasan Köktaş, enerji sektöründeki son gelişmeler konusunda bilgi verdi.

Kamuoyunda gecikmesi nedeniyle çok eleştirilen rüzgarda lisanslandırma çalışmalarının artık fiilen başladığını belirten Köktaş, şu bilgileri verdi:

''1 Kasım 2007 tarihinde rüzgar enerjisi için 751 proje başvurmuştu. Bunların değerlendirmesi yapıldı ve geldiğimiz nokta itibariyle toplam 31 bin 268 MW büyüklüğünde 695 proje var şu anda. Bunların 616 tanesi (toplamda 29 bin 152 MW) yarışmaya esas olacak. Toplam bin 378 MW büyüklüğünde 63 tanesi ise tekli proje. Yani bu bin 378 MW'lik proje yarışmaya girmeden direk lisanlandıracak. Bunlardan şimdiye kadar 16 tanesine uygun bulma kararı alındı. Bu da yaklaşık 2,5 milyar liralık yatırım büyüklüğü anlamına geliyor.''

Rüzgarda daha önce toplam 3 bin 700 MW'lik verilmiş lisans bulunduğunu hatırlatan Köktaş, 1 Kasım başvuruları çerçevesinde, yarışmanın ardından rüzgarda lisans verilmiş 8 bin 488 MW gücün olacağını bildirdi.''

Çoklu başvurularda yarışma usullerinin nasıl yapılacağının 22 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlatan EPDK Başkanı, çoklu başvurular gelir gelmez yarışma yapılması için Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine (TEİAŞ) gönderileceğini söyledi. Köktaş, ''Şimdiye kadar yatırımcı bize lisansların verilmesi gerektiğini söylüyordu. Şimdi artık biz yatırımcıya (hadi bakalım yatırımını yap) diyeceğiz'' diye konuştu.

İTFA SÜRESİ 5'DEN 10 YILA ÇIKACAK

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, elektrik dağıtım sektöründe itfa süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması için çalışma içinde olduklarını belirterek, ''İtfa süresini 5 yıl yerine 10 yıl yapmak suretiyle, yatırımın vatandaşın faturasına yansımaması veya çok düşük yansımanı yönelik tedbir almaya çalışıyoruz'' dedi.

Akaryakıt sektöründe bayiler ile dağıtıcı firmalar arasında yapılan intifa sözleşmeleri hakkında bilgi veren Köktaş, zamanında önlem aldıkları için 18 Eylül sendromunun yaşanmadığını, geçiş döneminde aksaklık meydana gelmediğini bildirdi. Bayilerin, dağıtıcı firmaların ne yapması gerektiğine ilişkin bilgilerin zamanında web sayfasında ilan edildiğini belirten Köktaş, buna rağmen ''5'e 5 kala'' sendromunun son gün biraz yaşandığını ve akşam saatlerinde 300'e yakın başvurunun geldiğini, Petrol Dairesinin de hafta sonu da mesai yaparak başvuruların tamamını sonuçlandırdığını kaydetti.

Tam rakamı bilmemekle birlikte şu ana kadar dağıtıcısı değiştiren fazla istasyon olmadığını, şu ana bu sayının 600 küsur civarında olduğunu anlatan EPDK Başkanı, ''Süreci takip ediyoruz. Bir kısım bayi (ben senden mal almaya devam ediyorum, ama akit yapmıyorum) diyor. Yılbaşına kadar bayilerin bu geçiş süreci devam edecek.'' dedi.

''Mağdur olduğunu belirten dağıtıcı firma oldu mu?'' şeklindeki soru üzerine Köktaş, dağıtıcı şirketlerin bu konuya ilişkin bazı şikayetleri bulunduğunu, çünkü bu karardan dolayı planda olmayan maddi yükler oluştuğunu, fakat sonuçta konuyla ilgili bir mahkeme kararı ve Rekabet Kurumu'nun aldığı karar bulunduğunu, dolayısıyla sistemin de kendini bu karara uydurmaya çalıştığını söyledi.

Akaryakıt sektörünün çok rasyonel bir davranış biçimi sergilemediğini, sektörün içinde çok lüzumsuz maliyet unsurları bulunduğuna işaret eden Hasan Köktaş, ''Her firma oturacak, kendi maliyetlerini tekrar gözden geçirecek. Bu durum tüketiciye yansıtılamaz, çünkü tüketicinin problemi değildir bu'' diye konuştu.
İntifa sözleşmeleri sonucunda küçük dağıtıcıların pazara daha fazla girmesi için zemin oluşturulup oluşturulmadığına yönelik sorular üzerine Köktaş, olaya adet olarak bakılmaması gerektiğini, esas olanın pazar payındaki değişiklikler olduğunu ifade etti.

Pazar payındaki hareketliliğinde şu anda beklenen büyüklüğe ulaşmadığını dile getiren EPDK Başkanı, potansiyel olarak yaklaşık 7 bin bayinin böyle bir potansiyele sahipken, böyle bir hareketlilik meydana gelmediğini vurguladı.

-SEKTÖRDE YATIRIM GERÇEKLEŞMELERİ YAKIN TAKİPTE-

Bir gazetecinin ''Sektörde yatırımların geciktiği söyleniyor. Gerçekleşmeler çok düşük, siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusu üzerine Hasan Köktaş, yatırımların zamanında yapılması için çeşitli tedbirler getirdiklerini, fakat 2008-2009 yıllarında tarihin en büyük finansal krizlerinden birinin yaşandığının gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Sistemi kendi içerisinde rehabilite etmeye çalıştıklarını vurgulayan Köktaş, ''Bankalar kredi vermezse siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın bu iş olmaz. Bir de unutmayın tarihin en büyük finansal krizi yaşandı'' dedi.

Bu yıl içerisinde 143 projeye ikaz yazısı gönderdiklerini, lisansı iptal edilen, cezai müeyyideye tabi tutulan yatırımcılar da olduğunu anlatan Köktaş, portföy yatırımı olan şirketlerle yatırımlarını hızlandırmaları için bizzat görüşmeler yaptıklarını da kaydetti. Hem birebir, hem de toplu bir uygulama açısından yatırımları hızlandırmaya yönelik olağanüstü tedbirler aldıklarını vurgulayan Köktaş, şöyle devam etti:

''Hiç üzerimize vazife değilken BDDK'ya gidip sunum yaptık. (2030 yılına kadar sektöre şu kadar para lazım. Bu miktarı finansal piyasalardan ve sermaye piyasalarından elde etmek zorundayız. Siz de kendinizi buna göre bugünden hazırlamanız lazım) dedik. 2030 yılına kadar bu ülkenin üretim, iletim ve dağıtım sistemine aşağı-yukarı 210 milyar dolar yatırım yapmak gerekiyor. Buna üretim özelleştirmeleri de dahil. Bu rakam enerji sektörünün yaklaşık yılda yüzde 6,5, ekonominin de yüzde 4-4,1 gibi büyüyeceği varsayımına göre yapılmıştır. Ayrıca 2030 yılına kadar 2 tane dünya krizi yaşanacağı varsayımına göre yapılmıştır. Bu senaryolarda nükleer tesislerin yapılacağı öngörüsü de bulunuyor. Şimdi bütün bunları hesap ettiğimiz zaman 210 milyar dolarlık bir büyüklük ortaya çıkıyor.
Bu şu demek; 55-60 milyar dolar öz kaynak demektir. Yani 55-60 milyar dolarını benim yatırımcım koyacak, kalanları da bankalar koyacak. Bankaların kendi büyüklüğü buna müsait değil, dolayısıyla uluslararası piyasalardan sendikasyon elde edecek. Sermaye piyasası enstrümanlarını devreye sokmak zorundayız.''

Köktaş, yatırımcı olmayıp da bu sistem içerisinden haksız rant elde etmeye çalışanların fevkalade üzerine gidilmesi gerektiğini ve sistemden elemine edilmesi için her türlü önlemi almak gerektiğini, kendilerinin de bunu yapmaya çalıştıklarını vurguladı. EPDK Başkanı, son 3 yılda Türkiye'ye giren yabancı sermayede en yüksek payı enerji sektörünün aldığına da dikkat çekti.

Enerji sektöründe halka arzı teşvik ettiklerini de kaydeden Köktaş, halen İMKB'de işlem gören 9 enerji şirketi bulunduğunu, bunların da borsa da yüzde 9-10 gibi biri büyüklüğü bulunduğunu bildirdi.

-ELEKTRİK VE DOĞAL GAZDA TARİFE METODOLOJİSİ-

Elektrik ve doğal gazda tarife metodolojisi çalışmalarının eşzamanlı olarak yürütüldüğünü belirten Köktaş, konuyla ilgili belli bir noktaya geldiğini bildirdi.

Tarife metodolojilerinde kullanılan parametrelerin önemli bölümünün sektörden arındırılmış makro ekonomik konularla donatılmış parametreler olduğunu dile getiren EPDK Başkanı, ''Elektrikte önemli bir aşama aldı. Şu anda elektrik dağıtım sektörünün metodolojisini kurulda görüşüyoruz. Belli bir döneme kadar bunu sonuçlandırmış oluruz'' dedi.

Burada iki konuya çok önem verdiklerini anlatan Köktaş, bunlardan birinin tüketici haklarının korunması, ikincisinin de mal ve hizmet tedarikinin sürdürülebilir olması konuları olduğunu söyledi. Köktaş, ''Bu ikisinin dengesini düzenleyici kurum belirleyecek. Bir taraftan tüketicinin haklarını koruyacaksınız, bir taraftan da mal ve hizmetin sürdürülebilir olmasını sağlayacaksınız'' diye konuştu.

Elektrikte dağıtıcılar için kar marjlarının 2,23 kuruş düzeyinde olduğunu, dağıtım bedelinin şu andaki faturalara da 3,75 kuruş (kilovat başına) olarak yansıdığına dikkat çeken Köktaş, tarife metodolojisi ile aslında bu hareketliliğin konuşulduğunu söyledi.

-İTFA SÜRESİ 10 YILA ÇIKACAK-

Şu andaki mevzuata göre itfa süresinin, yani yatırım süresinin 5 yıl olduğunu anlatan Köktaş, itfa süresinin 10 yıla çıkarmak için çalışma yapıldığını açıkladı.

Köktaş, ''İtfa süresini 5 yıl yerine 10 yıl yapmak suretiyle, bu yatırımın vatandaşın faturasına yansımaması veya çok düşük yansımanı yönelik tedbir almaya çalışıyoruz'' dedi. Son 3 aydır ortalama her hafta ikinci bir kurul yapıyoruz. İkinci kurulların tamamı tarife metodolojisiyle ilgidir. Bu konunun Ekim ayı sonuna kadar bitmesi lazım'' diye konuştu.

2006-2011 döneminde itfa süresinin 5 yıl olduğunu yineleyen Köktaş, ''Sektörün fatura büyüklüğü yıllık 30 milyar dolar civarında. Böyle bir büyüklükten söz ediyoruz. Dolayısıyla yatırımları düşündüğünde 10 yıllık itfa süresini hesap ettiğinizde yüzdeliğe bile girmez'' dedi.

-21 DAĞITIM BÖLGESİ FAZLA-

Elektrik dağıtım bölgesinin 21 olmasını aslında fazla bulduğunu da söyleyen EPDK Başkanı, 2004 yılında elektrik dağıtım bölgeleri oluşturulurken işin özelleştirme tarafında bulunduğunu belirterek, ''O zaman bir kurumumuz 81 bölge, bir kurumumuz 13 bölge, bir kurumumuz 7 bölge olmasını istedi. Sonda 21 bölge olarak orta noktası bulundu. O zaman benim görüşüm 21 bölgeden daha az olması yönünde idi. Çünkü elektrik dağıtım şirketleri ölçek ekonomisine göre çalışan kurumlardır. Dolayısıyla ölçeği büyütmekte fayda vardır'' diye konuştu.

EPDK Başkanı Köktaş, konuyla ilgili bir soru üzerine, şu anda ulusal elektrik şebekesinin ciddi bir yatırıma ihtiyacı olduğunu da vurguladı.

-AKILLI SAYAÇ KULLANIYORUM

Bazı gazetecilerin vatandaşların yüksek elektrik faturalarından yakındığından şikayet ettiğini belirtmeleri üzerine, ''Akıllı sayacı öneriyorum. Ben de akıllı sayaç kullanıyorum'' dedi.

Elektrik dağıtımında özelleştirilmelerden dolayı geçiş dönemi nedeniyle bir takım sıkıntıların yaşandığına da işaret eden Köktaş, bunlardan birinin deneyimli personelinin özel sektöre geçmemesi olduğunu söyledi. Köktaş, şirketlerin şu anda devraldıkları personel sayısından daha fazla personel çalıştığını da kaydetti.

Kaçak akaryakıt denetimlerinde sanayi il müdürlükleri, polis, jandarma, sahil güvenlik kuruluşlarıyla birlikte çalıştıklarını belirten Köktaş, ''Onlara lojistik destek sağlıyoruz. El ölçüm cihazları, araç, numune kapları veriyoruz. Telefonlarına, kontörlerine kadar veriyoruz. Amacımız çok etkin bir denetim mekanizması oluşturmak'' diye konuştu.

-ELEKTRİKLİ ARAÇ KONUSU-

Elektrikli araç konusunda çok iyi bir senkronize çalışmaya ihtiyaç bulunduğuna işaret eden Köktaş, bir piyasaya faaliyeti olarak konunun düzenlenmesine ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Sektörün işin cazip hale getirilmesi için vergi istisnası istediğini kaydeden Hasan Köktaş, akaryakıt vergisi ile elde edilen gelir düşünüldüğünde bunun çok olası bir tarafının bulunmadığını, sektörün de bunu düşünerek hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Aynı beklentinin LPG'de de yaşandığını söyleyen Köktaş, ''2020 yılında dünyada üretilen araçların yüzde 10'unun elektrikli araç olacağı tahmin ediliyor. Bu bu kadar oranda vergi gelirlerinin muafiyet anlamına gelir. Bu kadar oranda bir vergi gelirinden devletin sarf-ı nazar etmesi etmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Geçen hafta yaptığım toplantıda sektör temsilcilerine (Bunun olabilirliğini doğru yapın) dedim. Ütopik analizlere girerek yanlış sonuçlara ulaşmayın) diye uyarıda bulundum'' diye konuştu.

-DDK RAPORU-

EPDK olarak sektöre ilave bir ek maliyet oluşturmadan planlama yaptıklarını anlatan Köktaş, bütçeye de kurum olarak ciddi bir para aktardıklarını kaydetti.

İdari ve mali özerkliğe sahip kurumda özellikle son 2 yıldır eğitime büyük önem verdiklerini kaydeden Başkan Köktaş, kamu kurumları içerisinde eğitime en yüksek payı ayıran kurumlardan biri olduklarını vurguladı. Köktaş, personelin yanı sıra sektöre de ciddi bir eğitim verildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun EPDK raporunun ellerine ulaştığını bildiren Köktaş, raporda öngörülen konuların incelendiğini belirterek, ''Onlar içerisinde yetirince doğru incelenmediği veya anlaşılmadığını düşündüğümüz konular var. Bir takım genelgelere dönüştürülecek konular var. Bunları kategorilere ayırdık. Üçer aylık raporlar halinde bildireceğiz'' dedi.

Bir gazetecinin ''Raporda EPDK'nın noter gibi lisans verdiği ifade edilmiş'' sözleri üzerine Köktaş, Türkiye'de enerji sektörünün 2000 yılında yeniden yapılandırıldığını, kamunun sistem içerisinden çıkmasının ve EPDK'nın oluşturulmasının da bu yapılandırmanın bir sonucu olduğunu söyledi. Hukuk altyapısı ve kanunların zaman içerisinde oluşturulduğunu, EPDK'nın ilk kurulduğu dönemde de fazla lisans başvurusu yapılmadığını, bu nedenle lisanlandırmanın daha rahat yapıldığını anlatan Köktaş, ''Bir takım şeyler gelişme kaydettikçe lisans yönetmeliğinde de değişiklikler yapıldı. Herkesin görüşünü alıyoruz, eksiklikleri onarmaya çalışıyoruz'' dedi.

-''BÜTÜN AKTÖRLER KENDİNİ GELİŞTİRİYOR''-

Elektrikte kurulu gücün 45-46 bin megawaatı (MW) geçtiğini belirten Köktaş, geçen yıl kurulu güce 2 bin 835 MW yeni ilave yapıldığını, tamamı özel sektör tarafından yapılan bu miktarın bir rekor olduğunu söyledi.

Köktaş, bu yıl kurulu güce 3 bin 400 MW ilave yapılmasının planlandığını, bunun da yaklaşık 5-5,5 milyar dolarlık yatırım demek olduğunu, ama bu yılın sonuna kadar bunun 3 bin 300 MW civarında olacağını düşündüğünü kaydetti. Sektörde tüm aktörlerin kendini geliştirdiğini ifade eden Köktaş, şöyle
konuştu:

''Yıllar itibariyle sisteme ne kadar yeni ilave güç edildi diye baktığımızda herkes belli bir kıvama geliyor. Bankalar bu sektöre finansman vermiyordu. Biz 2008'in sonunda buraya 5 bankayı davet ettik. Finansmanı kolaylaştırmak için ne yapmalıyız dedik, bize bir paket sundular. Proje kredisi fazla yapan bankalarla görüştük. Bizden talep ettikleri konuların tamamını biz lisans yönetmeliğimizde değişiklik yaparak mevzuatımızın içerisine koyduk. Birçok konuyu kurul kararı olmaktan çıkardık. Dairede çözülür hale geldik.''