Babacan 2010 yılını değerlendirdi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün 49 banka müdürüyle bir araya geldi.

  1. Haberler
  2. Ekonomi
Çarşamba 22.12.2010 17:32 ABONE OL
Türkiye'nin karşı karşıya olduğu işsizlik sorunun çözümüne bir katkı da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nden (TOBB) geldi. TOBB'un 'Beceri 2010' adını verdiği projeye
göre 5 yılda 1 milyon yeni istihdam yaratılacak.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Çalışma ve Milli Eğitim Bakanlıklarıyla birlikte yürüttükleri Beceri 2010 projesi kapsamında her
yıl yaklaşık 200 bin kişiye iş piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikler kazandıracaklarını belirterek, ''Böylece önümüzdeki 5 yılda ekonominin ihtiyaçlarına göre eğitilecek
1 milyon kişi daha iş sahibi olacaktır'' dedi.

TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları (TSO) Konsey Toplantının açılışında konuşan Hisarcıklıoğlu, dünya ekonomisinin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük duraklama dönemine
girdiği bir zamanda olduklarını söyledi. Böyle bir dönemde Türkiye ekonomisinin, son 1 yılda gözle görülür bir toparlanma eğiliminde olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu,
ekonomik aktivitenin, ülke grupları bazında farklılaştığını, gelişmiş ülkelerde zayıf, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ve Asya'nın başı çektiği birçok gelişmekte olan
ülkede ise güçlü bir ekonomik canlanma görüldüğünü anlattı.

BÜYÜME RAKAMLARI ARTIYOR

2009'da binde 6 daralan dünya ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 5, 2011'de ise yüzde 4 civarında büyüyeceğinin tahmin edildiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, 2010 yılında ülke grupları bazında, gelişmekte olan Asya ülkelerinde yüzde 9, Latin Amerika ülkelerinde yüzde 6, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde yüzde 4'lük bir büyüme öngörüldüğünü, Türkiye için 2010 yılı büyüme beklentisinin yüzde 7 ile 8 arasında bulunduğunu anımsattı. Türkiye'nin bu açıdan doğu Asya dışındaki tüm ülke gruplarından daha iyi
performans gösterdiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin bu yılın 3. çeyreği itibariyle, kriz öncesi milli gelir düzeyinin yaklaşık yüzde 2 üzerinde olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğulu şunları kaydetti:

5 YILDA 1 MİLYON KİŞİ İŞ SAHİBİ OLACAK

''Türkiye, 2010'un üçüncü çeyreği itibariyle kriz öncesi üretim düzeyini yakalayabilen 16 ülkeden biridir ve bu ülkeler arasında 12. sıradadır. Küresel krizin bir diğer göstergesi istihdam seviyesidir. ILO'ya göre kriz döneminde yaklaşık 34 milyon kişi işsiz kalmıştır. Böyle bir dönemde Türk özel sektörünün yani TOBB üyelerinin sadece kayıtlı istihdamı, eylül ayı itibariyle son 1 yılda 983 bin kişi artmıştır.

İstihdamı daha da artırmak üzere, mesleki eğitimi geliştirmeye yönelik önemli bir çalışma daha başlattık. Çalışma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz ve Türkiye'nin bugüne kadar ki en büyük meslek eğitimi projesi olan Beceri 2010 projesi çalışmaları tüm hızıyla ilerliyor. Bu yeni yapılanma çerçevesinde her yıl yaklaşık 200 bin kişiye iş piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikler kazandıracağız. Böylece önümüzdeki 5 yılda ekonominin ihtiyaçlarına göre eğitilecek 1 milyon kişi daha iş sahibi olacaktır.''

Görüşmenin ardından gerçekleştirilen canlı yayında Babacan dünyada ve Türkiye'de 2010 yılını ve yakın geleceği değerlendirdi.

Babacan açıklamaları:

"Sermaye akımları 2008 yılında yarı yarıya azalmadan sonra 2009'da daralma devam etti. 2010'da yüzde 36 artacağını bekliyoruz. Küresel ciddi riskler hala devam ediyor. Büyüme dengesiz bir büyüme. Özellikle gelişmiş ülkelerde işsizlik oranının yüksek olduğunu ve yükselmeye devam ettiğini görüyoruz. Avrupa'da kamunun açıkları ve kamu borçluluğu artmaya devam ediyor.

Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda zayıf iktidarlar işbaşında. Koalisyon, azınlık hükümetleri veya hükümetlerle parlamentolar arasındaki uyumsuzluk hükümetlerin parlamentoya hakim olamaması durumu var.
Böyle bir tabloda önümüzdeki birkaç yıl atılması gereken adımlar konusunda hükümetlerin yavaş ve yetersiz kalacağını öngörüyoruz. Mutabakatta zorluk çekecekler. AB kendi içerisinde doğru adımları zamanında atma konusunda mutabakat sağlamada güçlük çekecek merkez bankalarına daha çok iş düşecek.

Merkez Bankaları durumu kurtarmak ve daha kötüye gidişi önlemek için bankalar veya devletler de çöküşü önlemek için sıradışı ve yüksek müdahalalelerde bulunmak zorunda kalacak. Likidite bolluğu ve gelişmekte olan ülkelere yoğun sermaye girişi bazı sorunları beraberinde getirecek.

Tabloya geniş açıdan bakınca 2011 yılı ve ötesinde: 2011'de büyüme bir miktar azalacak. Avrupa'daki borç sorunu önemini koruyacak. Gelişmiş ülkelerde politika faizlerinde 2011 yılının sonunda önce artış zor olacak. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme farkı orta vadede sürecek. Yüksek kamu borçluluğu, açıklar ve işsizlik daha uzun yıllarg elişmiş ülkelerde devam edecek.

Avrupa'da güçlü bir toparlanma zaman alacak. Avrupa en yavaş toparlanan ve sorunların çözümünün en uzun süreceği bölge olacak. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı devam edecek.

Türkiye son 8 yıldır uluslararası doğrudan yatırımlara ve portföy yatırımlarına açık oldu ve cazibe merkezi oldu. Türkiye'de güven ve istikrar devam ettiği sürece sermaye akımları pozifit olmayı sürdürecek. Önemli olan gelen sermayenin uzun süreli ve kalıcı olmasını sağlamak. Dışa açık bir ekonomi olma özelliğini korumamız hatta güçlendirmemiz gerekiyor. Türkiye'yi kendi içine kapatıcı bir yaklaşımda asla bulunmayız.

Kısa süreli sermaye hareketlerinin sebep olabileceği olumsuz sonuçlara karşı tüm kurumlarımızı daha ne kadar korunaklı hale getirebiliriz bunun üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Mali disiplin bütün bu politikaların merkezinde. Kamunun kendine çeki düzen vermesi, kamu açıklarının düşen seviyede makul olması önemli. Merkez Bankası'nın politikaları, yapısal reformlar önemli bir politikamız. Serbest kurdan asla sapma olmayacak. Bu da bizim için çok önemli.

Makro ihtiyati tedbirlerin ön planda tutulması gereken tedbirler olduğunu düşünüyoruz. Atılmış adımlar da bu çerçevede atıldı.

Biz neler yaptık. Dönem dönem değişti. 2009'dan bu yana dengeliyi ekonomi politikaları uyguladık. Kamu maliyesinde ilk normale dönüşü ve çıkış stratejisini uygulamaya başladık. Bunu 2009'un eylül ayında açıkladığımız OVP'La ortaya koyduk. Mayıs 2010'da açıklanan Merkez Bankası'nın çıkış stratejisi ikincisidir.

İçinde bulunduğumuz konjonktürde politika faiz oranlarını hızlı düşüren gelişmiş ülke merkez bankalarının bu hareketiyle küresel likiditede artış yaşandı.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmiş ülkelere sermaye akımlarında önemli artış yaşandı. Bu akımlardan doğru şekilde faydalanılması finansal derinliği artırıcı politikaların izlenmesi için uygun bir ortamın sağlanması önemli. Hem kamu hem özel sektör için aşırı borçlanmamak, uzun vadeli bodrçlanmak, dış şoklara dayanıklılığımızı pekiştirecek.

OVP'nin önümüzdeki dönemde önemi daha da arttı.

2010'un ekim ayında revize ettiğimiz OVP'ye göre bütçe açığı kademeli olarak azaltılmaya devam edecek. Bütçe açığının GSYİH'ya oranı düşen tek ülke Türkiye ve bu devam da edecek.

İçinde bulunduğumuz dönemde daha sağlıklı bir finansal yapının tesisi için tüm politika araçlarının eşgüdüm içinde kullanılması önemli. Hazine, Merkez Bankası ve kurumlar önemli araçlara sahip. Kurumlararası koordinasyon hayati önem taşıyor.

Finansal ve makroekonomik istikrarın korunmasını ve güçlendririlmesi hedefliyoruz. Politikalar buna göre şekillendiriliyor. Kamu maliyesinde 2010'da öngörülenden daha olumlu sonuçlar alınıyor.
Merkez Bankamız ve BDDK'mız gerekli zamanda gerekli adımları atıyor.

Finansal ve makroekonomik istikrarın güçlendirilmesini hedefliyoruz. Türkiye kriz ortamında olumlu bir şekilde ayrışmıştır. Hedefimiz orta vadede büyümeyi yüzde 5 seviyesinde tutmaktır. Türkiye krız sürecinde olumlu yönde ayrışan ülkeler arasında yer alıyor. Büyüme tamamıyla özel sektörün katkısıyla sağlandı, büyüme suni değil. 2010 yılında kamu borcunun GYİH'ye oranı ciddi oranda düşmektedir. Bugün itibariyle hesaplandığında bu rakamın yüzde 41.4'e kadar düşeceğini öngörüyoruz. Bu dönemde 2009'a göre Hazine'nin iç borç çevirme oranının azaldığını görüyoruz.

Cari açık bu yıl 40 milyar doları geçecek. Ödemeler dengesinin finansmanında sorunla karşılaşılmadı. Sıhhatli bir tablo görüyoruz. Geleceğe dönük ihtiyatlı bir tutum almamızg erektiği ortada.

Güven ve istikrar adına hükümet ve tüm otoritelere gereken en sert tedbirleri almaktan kaçınmayacak. İstikrar oldukça Türkiye'nin önü açık. Pek çok ülke günü kurtarmaya çalışırken biz 2009 ortalarında üç yıl sonra neler yapacağımızı ortaya koyduk. Her yıl sürdürülebilir bir yüksek büyüme yaratmanın peşinde olduk. 2011 siyasi takvim olarak özel bir yıl gibi görülse de biz 2012-2013'ü de düşüneceğiz. Aksi halde bu gelecek nesillere ihanet etmektir.

Bugünü kurtaralım yaklaşımı bizim yaklaşımımız olmadı olmayacak.

Bazı moda politika uygulamaları görüyoruz. Fiscal stimulus dediler. Bunu Avrupa da ABD de dedi. Vatandaşlarına harcama çeki dağıtan gereksiz harcama yapan ülkelerin durumunu görüyoruz. AB güya istikrar birliği. 12 üye ülke yarıdan fazlası Euro bölgesinde Türkiye'den daha riskli durumda.

Bize büyümenin tek yolu daha çok kamu parası harcamaktır telkini yaptılar. Biz frene bastık. Sonuçta olumlu şekilde ayrıştık. Benzer moda akımları şimdi de var. bu akımlara kapılmayacağız. Rasyonel ve sonuç getirici adımlar atacağız. Özellikle son haftalarda uygulanan politikalara bakarsanız dünyanın da ilgisini çeken politikalar.

Biz bu politikalara güveniyoruz. Kurumlarımız doğru zamanda doğru adımlar attı. Sonuçlarını da inşallah göreceğiz. Devamı da gelecek. Her türlü enstrüman var kurumlarımızın elinde.

Çok sayıda kurumumuz bununla alakalı. Merkez bankasının temel amacı fiyat istikrarı. Bunun için de her türlü araç bağımsızlığına sahibiz. Finansal istikrarla ilgili konularda pek çok kurumun eşgüdüm içinde hareket etmesi gerekiyor. Bu yönde de olumlu adımlar attık. Sık sık bir araya geldiler. Kimi gece vakti bile oldu.

BUGÜN NELER OLDU