"Anadolu'yu Gümrük Birliği'ne sokacağız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda İSO'nun 1000 sanayi şirketi içinde 155'inin Anadolu'ya kaydığını belirterek, ''Müthiş bir hareketlilik ve dinamizm var. Bizim onun önünü açıyor olmamız lazım. Sanayi ve büyük firmalar Anadolu'ya kayarken, biz Anadolu'yu Gümrük Birliği'nin içine sokamadık. Anadolu'yu Avrupa'ya tren yolu ile bağlayacak Balo Projesi'ni hayata geçirdik. Bu proje Anadolu'yu Gümrük Birliği'ne sokacak'' dedi.

Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nce düzenlenen Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde, Türkiye'nin 2011'in ilk 3 çeyreğinde 9.6'lık büyüme oranıyla tarihinde ilk kez büyüme şampiyonu olduğunu, Türk özel sektörünün bu büyümede katkısının yadsınamaz olduğunu kaydetti.

Büyüme oranında özel tüketim ve yatırımların payının yüzde 11.5, kamu yatırımlarının ve harcamalarının payının 1.2, dış ticaretteki aleyhe dengenin -3.1 olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, ''Eğer ithalat ve ihracatımız eşit olsaydı, Türkiye bir rekor daha kıracaktı ve yüzde 12.7'lik bir büyüme gerçekleştirecektik'' dedi.

1 milyon 300 bin ek istihdam

Bu büyümenin 1 milyon 300 bin ilave istihdam sağladığını, Türkiye'de her yıl 750 bin kişi istihdama katıldığı düşünüldüğünde, hem istihdama katılanları işe aldıklarını, hem de stokta bekleyen işsizlerde de azalma olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, SSK'ya kayıtlı çalışan sayısındaki artışın da 1 milyon 100 bin kişi olduğunu, yeni işe başlayanların yüzde 85'inin kayıtlı olarak işe başladığını bildirdi.

Hisarcıklıoğlu, dünyada istihdamı en fazla artan ülkeler sıralamasında Türkiye'nin 2011'in 3. çeyreği itibariyle yüzde 12.8'lik artışla ikinci sırada yer aldığını belirtti.

Yeni açılan şirket sayısı 2010'da yüzde 16 iken, 2011'de bu oranın yüzde 19'a çıktığını, protestolu senet tutarının yüzde -26 iken yüzde -17 olduğunu, çeklerin karşılıksız çıkma oranının ise yüzde 4'ten yüzde 3'e indiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, faal özel iş yeri sayısının da 1 milyon 266 binden, 1 milyon 398 bine çıktığını kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, İMKB'deki finans dışı şirketlerin mali yapısına bakıldığında tüm şirketlerin satışlarını yüzde 17, net karlarını yüzde 24, faaliyet karlarını da yüzde 12 artırırken, finansman giderlerinde yüzde 8 azalma olduğunu vurguladı.

Şirketlere de kimlik numarası

Ancak tüm özel sektördeki durum hakkında bilgi veremediğini, önümüzdeki dönemde bu bilgileri verebilir hale geleceklerini ifade eden Hisarcıklıoğlu, ''Gelir İdaresi Başkanlığı, SGK, TÜİK, İçişleri Bakanlığı ve TOBB bir araya gelerek yeni bir Nace çalışması başlattık'' dedi.

Şirketlerin faaliyetlerine göre numara verme işini (Nace) kendilerinin başlattığını, fakat daha sonra her kurum ve kuruluş her şirket için farklı Nace kodu kullanmaya başladığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, şu bilgileri verdi:

''Mayıs ayı sonu itibariyle vatandaşlık kimlik numarası nasıl tekse, bütün şirketlerin Nace kodları da tek olacak. Bu bize kurumlar arasında bütünlük sağlayacak. Aynı dili konuşmaya başlayacağız. Aynı zamanda ticaret ve sanayi envanterini il bazında yapabilir hale geleceğiz. Bundan sonra 'Konya'da Sivas'ta Trabzon'da ayakkabı imalatçılarının listesini ver' dediğiniz zaman bu yılın 8. ayı itibariyle Türkiye'de il bazında ayakkabı üretenlerin listesini vereceğim. Bu devrim niteliğinde olacak. Bir başka şey daha yapıyoruz. Vatandaş olarak hangi konutta oturduğumuzu devlet biliyor, ama hangi şirketin nerede faaliyet gösterdiğine ilişkin bilgi yok. Bu sistemle beraber hangi şirket nerede faaliyet gösteriyor anında görebiliyor olacağız. Seneye genel şirketler hakkında rakamları verebilir hale geleceğim. Türkiye'de yeni teşvik politikalarının oturacağı tabanın da bu olması lazım.''

Türkiye etrafı ateş çemberi içindeyken bu büyümeyi yakaladı

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin bu büyüme şampiyonluğunu yakalarken, son 2 yılda Avrupa'da 4 Başbakan istifa ettiğini, 10 hükümet değiştiğini, Afrika ve Ortadoğu'daki siyasi krizin son bir yılda 4 devlet başkanının değişmesine neden olduğunu anlattı.

Türkiye'nin etrafının ateş çemberi içindeyken bu başarının gerçekleştiğini, bunun Türk özel sektörünün koşarak gittiğinin somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin geçen yıl ihracatta da ithalatta da rekor kırdığını, Türkiye'nin ihracatta dünyadan aldığı payın binde 75, ithalattan aldığı payın da 1.32 olarak gerçekleştiğini kaydetti.

Cari açığın milli gelire oranının ilk defa yüzde 10'lar seviyesine geldiğini, cari açığı daha önce doğrudan yatırımcı sermaye girişi ile karşılarken, son bir yıldaki kısa vadeli sermaye girişleriyle sağlandığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin cari açığının yaklaşık yüzde 52'sini dışardan fon girişleriyle, yüzde 48'ini de kendi rezervlerini harcayarak karşıladığını söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin mal ticaretinde 89 milyar dolarlık açık verdiğini, bunun 23 milyar dolarını turizmden gelen gelirle karşılandığını belirtti.

2012 beklentileri

Türkiye'ye yeterli finansman gelmediği için 2011'in ikinci yarısında dövizin de yukarı doğru hareketlendiğini ve TL'nin dolar ve avro karşısında yüzde 30 değer kaybı yaşadığını, kredi faizlerinde 6 puan birden artarak yüzde 14'ler seviyesine geldiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, 2012 beklentilerine ilişkin şunları söyledi:

''Amerikan ekonomisinin olumlu sinyaller vermeye başladı. Kriz döneminde dünyanın ve büyümenin motoru olan Çin'de ciddi riskler baş gösterdi ve büyüme oranının yüzde 10'dan yüzde 7'ye düşmesi bekleniyor. Avrupa'nın ise ciddi bir borç sarmalı içinde olmasına karşın toptan batma riskinin şimdilik ortadan kalkmış gibi görünüyor. Avrupa Merkez Bankası 1 trilyon Avro'yu piyasaya sürdü. Yurt dışında para bollaşınca faizlerde aşağı doğru inmeye başladı. Yunanistan'ın ikinci kurtarma paketinin onaylanması olumlu sinyaller verdi. Bunun bize yansıması döviz kurunda gevşeme söz konusu oldu. 1.90'lar seviyesine çıkan dolar 1.75 seviyesine inmeye başladı. Kredi faizlerinde yarım puanlık sevindirici iniş başladı.''

Türkiye'yi 2012'de olumlu ve olumsuz etkileyecek 5 faktör

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'yi 2012'de olumlu ve olumsuz etkileyecek konulara da işaret ederek, olumlu etkileyecek faktörleri ''Canlı bir iç piyasanın olması, özel sektörün devam eden yatırım harcamaları, özel sektörün dış borç çevirebilme kabiliyetinin yüksekliği, kamunun bütçe açığı ve borçlanma seviyesinin düşük olması ve yeni yatırım teşvik sistemine ilişkin olumlu beklentiler'' olarak sıraladı.

Olumsuz etkileyecek 5 ana faktörün de artan enerji bağımlılığı ve yükselen enerji fiyatları, enflasyondaki katılık, yetersiz yurt içi tasarruf oranı, Avrupa'daki krizin geleceği, Ortadoğu'daki İran ve Suriye kaynaklı gerilimin artması olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, orta vadede Türkiye'nin gündeminde rekabet gücünü artıracak önlemler, işsizlikle mücadele ve istihdam artışı ile yapısal reformların olması gerektiğini söyledi.

''Türkiye'nin yol haritası''

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin yol haritasında bu 3 konunun olması gerektiğini, bunların dışına çıktıkları zaman başka yere doğru savrulacakları uyarısında bulundu.

Gelişmiş pazarların daralmasıyla birlikte maliyet baskısının çok arttığını, Türkiye'nin Avrupa ve dünyadaki rakiplerine bakıldığında istihdam üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik payının çok yüksek olduğunu, kıdem tazminatında dünya şampiyonu olunduğunu, bir taraftan da işsizlik sigortasının bulunduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, istihdamın üzerindeki maliyetleri azaltıcı unsurlara eğilmeleri ve bu yükleri azaltacak orta vadeli bir plan hazırlamaları gerektiğini kaydetti.

Enerji fiyatlarındaki artış tüketici fiyatlarına yansımadı

Enerji fiyatlarının hem üretim, hem de navlun fiyatlarını artırdığını, son bir yılda dünyada üretici fiyatlarının çok artmasına karşın bunun tüketici fiyatlarına yansımadığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, dünyada ilk iki aydaki artışın motorinde yüzde 30,5 olduğunu, ancak tüketici fiyatlarındaki artışın yüzde 13 olduğunu dile getirdi.

Hisarcıklıoğlu, önümüzde dönemde yüzde 17'lik artış geleceğini, bunun hem üretim maliyetlerini, hem de malı sevk ederken navlun fiyatlarını artıracağını söyledi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, dolaylı vergiler içinde enerjiden toplanan ÖTV'nin oranının yüzde 20 olduğunu, neredeyse dolaylı vergilerin yüzde 25'inin enerjiden alınan ÖTV sayesinde olduğunu kaydetti.

Sanayi Anadolu'ya kayıyor

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda İSO'nun 1000 sanayi şirketi içinde 155 şirketin Anadolu'ya kaydığını belirterek, ''Sanayi Anadolu'ya kayıyor. Müthiş bir hareketlilik ve dinamizm var. Bizim onun önünü açıyor olmamız lazım. Sanayi ve büyük firmalar Anadolu'ya kayarken, biz Anadolu'yu Gümrük Birliği'nin içine sokamadık. İstanbul'un Avrupa'ya ihracatı yüzde 51, Bursa'nın yüzde 78, Kayseri'nin yüzde 39, İzmir'in yüzde 61, Konya'nın yüzde 33, Gaziantep'in yüzde 24. Anadolu'daki şirketlerimizi gümrük birliğinin içine sokuyor olmamız lazım. Bu onların rekabet gücünü artıracak'' dedi.

Bu konuda yapısal problemler bulunduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, bu yapısal sorunları gidermek için hem devletin hem de kendilerinin yapacakları bulunduğunu söyledi.

Balo Projesi

Hisarcıklıoğlu, Anadolu'yu Avrupa'ya ten yolu ile bağlayacak Balo Projesi'ni hayata geçirdiklerini belirterek, projeye ilişkin şu bilgileri verdi:

''Bugüne kadar bir tane Avrupa'ya tarifeli konteyner seferi yok. Anodolu'yu Gümrük Birliği'ne sokmak için Balo projesini başlattık. 70 ortağımız TCDD, Ulaştırma Bakanlığı ve TEPAV bu projeyi ortaya çıkardık. Yakın zamanda faaliyete geçecek. Bütün Anadolu'daki mallar gelecek Okcugöl Konsolidasyon Merkezi'nde birleşecek. Buradan konteynerlerle Avrupa'nın içlerine malımızı trenlerle gönderebilme noktasına geleceğiz. Şimdiye kadar AB bize tarife dışı engel uyguluyordu. 'Mal hareketi serbest' diyordu ama bunu taşıyacak kamyonlara kota uyguluyordu. Bu çerçevede hem maliyetimizi ucuzlatacak, hem de kotanın üstüne geçebilecek bir noktaya geleceğiz. Bu proje sadece Anadolu'yu Avrupa'ya bağlama projesi değil, İslamabad'ı Londra'ya bağlayacak. Türkiye'de bu işin merkezinde olacak. Bir taraftan ürettiğimiz ürünleri İslamabad ve Hindistan'a kadar götürecek. Aynı zamanda Afganistan ile ilgili bir proje üzerinde çalışacağız. Burada tren seferleri yavaş yavaş çalışmaya başladı. Bu proje devlet projesi haline geldi. Pakistan hükümeti de destek veriyor.''

Hisarcıklıoğlu, şu anda Pakistan'a mal gönderebilmek için minimum 3 aya ihtiyaç duyulurken, hedeflerinin bunu ilk etapta 12 güne indirmek olduğunu söyledi.

35-54 yaş arasında işsizlik artıyor

Hisarcıklıoğlu, Türkiye için ikinci önemli konunun işsizlikle mücadele ve istihdam artışı olduğunu, 2001'den itibaren işsizliğin yüzde 10'a oturarak kronik hale geldiğini ve mutlaka bunun altına indirilmesi gerektiğini söyledi.

TÜİK verilerine göre 1996'da işsizlerin yüzde 19'u 35-54 yaş arasında iken 2011'de bu oranın yüzde 35'e çıktığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, ''35-54 yaş demek ailesi çocuğu olan insanlarda işsizlik artıyor demek. Bizim geleceğimiz açısından daha büyük yapısal problem ile karşı karşıyayız. 15-24 arasındaki gence ailesi bakar. 25-35 yaş işsizi de aile idare eder. Ama 35-54 yaş arasında olan işsiz kalırsa onun evine bakacak kimse olmaz'' dedi.

Hisarcıklıoğlu, UMEM beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği kapsamında 21 bin kişiyi eğittiklerini, 19 bin kişiyi de işe kavuşturduklarını belirtti.

UMEM'in en büyük sıkıntısının kursiyer bulmak olduğunu, yaptıkları bir araştırmada kadınların yüzde 50'sinin, erkeklerin yüzde 28'inin kursu uygun bulmadığını, daha detaylı çalışıldığında ''işsizim'' diyen kadınların yüzde 9'unun, erkeklerin de yüzde 12'sinin ''vaktim yok'' yanıtını verdiğini anlatan Hisarcıklıoğlu, şimdi hizmet sektörünü de bu işin içine alacaklarını, o zaman hizmet ve sanayi sektörünün birlikte daha başarılı olacağını söyledi.
Yapısal reformlara da işaret eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin iktisadi dönüşümünü gerçekleştirdiğini, tarım ürünü ihraç eden ülkeden sanayi ürünü ihraç eden ülke haline geldiğini, Türkiye'nin 200'den fazla ülkeye 20 bin çeşit mal sattığını ve Türkiye'nin önümüzdeki dönemde nasıl sıçrama yapacağını iyi planlaması gerektiğini kaydetti.

Güney Kore örneği

Hisarcıklıoğlu, dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye'nin 2023 hedefinin 10 büyük ekonomi arasına girmek olduğuna işaret ederek, bunu gerçekleştireceklerine inandığını söyledi.

Türkiye'nin Güney Kore ile 1980'lerin başında aynı düzeyde olmasına karşın, bugün 50 milyonluk nüfusuyla Kore'nin dünyanın 14. büyük ekonomisi olduğunu, bunun 26 milyon çalışan ile sağlandığını anlatan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin ise 74 milyon nüfusuna karşın 26 milyon çalışanı olduğunu, bunun da Türkiye'nin potansiyelini kullanamadığını gösterdiğini kaydetti.

'Kadın istihdamını artırmalıyız'

Hisarcıklıoğlu, ''Bizim dengemizi bozan kadın istihdamı. Kore'de kadın istihdamı yüzde 50 bizde yüzde 24. Potansiyelimizin, enerjimizin belli kısmını israf ediyoruz. Kadının iş gücüne katılının önünü açıp destekliyor olmamız lazım'' dedi.

İkinci önemli konunun verimlilik olduğunu, kişi başına verimliliğin Kore'de 40 bin Türkiye'de 30 bin dolar olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, ''Kadın istihdamının oranını ve verimliliğini artırabilirsek o zaman istediğimiz noktaya geleceğiz. Sadece Kore'nin kadın istihdamı ve verimliliğini yapsaydık dünyanın 11. ekonomisi olacaktık. O nedenle bizim doğru hedefe odaklanmamız gerekiyor. Bunu yapacak güçte ve kararlılıktayız. Yol haritasını ve ne yapılacağını biliyoruz. Kadınların iş gücüne katılımı noktasında zihniyet reformunu gerçekleştiriyor olmamız lazım'' dedi.

BİZE ULAŞIN