Yeni Türkiye’yi milletimizle birlikte inşa ediyoruz

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ne “orta gelir”, ne de “orta demokrasi” tuzağına düşmeden, “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma” hedefine ulaşmasını sağlamakta kararlıyız. Yeni projelerle, yeni yatırımlarla, yeni reformlarla ekonomide dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girerken, hak ve özgürlüklerin standartlarını daha da yükselterek ileri demokrasiyi gerçekleştireceğiz

Yeni Türkiye’yi milletimizle birlikte inşa ediyoruz
Dünyayla birlikte ülkemiz de çok önemli bir dönüm noktasından geçiyor. Bir asırdır hüküm süren çarpık küresel düzen çökerken, yerine ne ikame edileceği konusunda kafalar çok karışık. Biz, Türkiye olarak, tüm insanlığın ortak özlemi olan demokrasi ve refah temelli bir sistemin inşasını teklif ediyoruz.

HEDEF İLERİ DEMOKRASİ
Bunun için öncelikle ülkemizin demokratik ve ekonomik standartlarını en üst seviyelere çıkarması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin ne "orta gelir", ne de "orta demokrasi" tuzağına düşmeden, "muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma" hedefine ulaşmasını sağlamakta kararlıyız. Bu bakımdan, 2023 hedeflerimiz ve 2053 vizyonumuzun altyapısını oluşturmak amacıyla ara bir hedef olarak ilan ettiğimiz 2035 projeksiyonumuz çok önemlidir. Yeni projelerle, yeni yatırımlarla, yeni reformlarla ekonomide dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girerken, hak ve özgürlüklerin standartlarını daha da yükselterek ileri demokrasiyi gerçekleştireceğiz.

DEMOGRAFİK GÜÇ ARTACAK
Teknolojik ve ekonomik gelişmeler, siyasi dönüşümlerle tahkim edilmediği sürece, tek başına bir anlam taşımıyor. Bunun için biz, hedeflerimizi her alandaki gelişmeleri gözeterek ve her biri diğerini destekleyecek şekilde belirliyoruz. Dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin karşı karşıya olduğu her meydan okumayı, aynı zamanda bir fırsat olarak görüyoruz. Türkiye, 2035 yılında 90 milyonu aşacak nüfusuyla, bu bakımdan dünyanın ilk 20 ülkesinden biri olarak, demografik gücünü artıracaktır. Asıl önemlisi ise, dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri haline gelerek, bu büyük nüfusumuzu en etkin şekilde değerlendirecek olmamızdır. Kişi başına milli gelirimizi 25 bin doların üzerine çıkardıktan sonra da, dünyanın müreffeh milletleri arasındaki yerimizi de almış olacağız.

CARİ FAZLA VERMELİYİZ
2035 yılında ulaşacağımız insani gelişmişlik seviyesini, farklı kesimler ve bölgeler arasındaki gelir eşitsizliğini en aza indirerek, ülke geneline yayacağız. Çalışma istek ve kabiliyetine sahip herkesin kendine yer bulabileceği üretken bir istihdam politikasıyla, gençlerimiz ve kadınlarımız başta olmak üzere, tüm vatandaşlarımızın geleceğini güvence altına alacağız. Türkiye, net ticaret fazlası ve cari fazla veren bir ülke haline gelmeden, hedeflerine ulaşamaz. Bunun için, 2035 yılında üretim gücümüzü, küresel değer zincirinin üst seviyelerine çıkarmak mecburiyetindeyiz. Endüstri 4.0 diye ifade edilen teknoloji yoğun üretim yapısına geçerken, insanlarımızı, yeni ihtiyaçlara uygun alanlarda hizmet vermek üzere hazırlayacağız. Gelecek, bilgi temelli ekonomi üzerine kurulacaktır. Tüm bu çalışmalarla amacımız Türkiye'yi "bölgesel bir güç" olmanın yanında, "küresel düzeyde bilgiye dayalı bir güç"e dönüştürmektir. Bunun için, dijital dönüşümü, kurumsal kaliteyi, nitelikli iş gücünü yakalamış bir altyapıyı süratle tesis edeceğiz. Ekonomik atılımlarımızı yeni yatırım fırsatlarıyla birleştirerek, bilişim, enerji, ulaştırma, lojistik ve ticaret alanlarında ülkemizi küresel cazibe merkezi haline getireceğiz.

ÖNCÜ OLACAĞIZ
Öte yandan Türkiye'nin sadece 780 bin kilometrekare vatan topraklarından ibaret bir ülke olmadığı gerçeğini de hiçbir zaman aklımızdan çıkarmıyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanında kalbini bize yöneltmiş, gözünü bize dikmiş, kulağını bize vermiş yüzmilyonlarca kardeşimiz bulunuyor. Kendimizle birlikte onların da özgürlük ve refah mücadelesine öncülük etmeyi sürdüreceğiz.

BÜYÜK HAMLELER BAŞLAYACAK
Milletimizle birlikte girdiğimiz Yeni Türkiye'yi inşa döneminde, 15 Temmuz ve 16 Nisan tarihleri adeta bir milat olmuştur. 15 Temmuz'da milletimiz Yeni Türkiye'nin ruhunu ortaya koymuş, 16 Nisan'da da yönetim biçimi konusundaki kararını vermiştir. Buna uygun şekilde, önümüzdeki dönemde iki ayaklı bir program yürüteceğiz. Bir yandan demokratik kazanımlarımızı ileriye taşırken, diğer yandan kalkınma alanında daha büyük hamleler başlatacağız. Bugüne kadar milletimizi hiç hayal kırıklığına uğratmadık. İnşallah bundan sonra da uğratmayacağız. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yaşananlar, istikrar ve güven iklimi sarsılan bir Türkiye'nin, nasıl hızla eski kriz günlerine dönme tehlikesiyle karşı karşıya kalabildiğini göstermiştir.

ATILIM VE REFORM DÖNEMİ
Bu anlayışla, yeni projeler geliştirerek, yeni yatırımlara girişecek, yeni hizmetler gerçekleştirerek milletimizin ihtiyaçlarına, beklentilerine, taleplerine cevap vermeyi hedefliyoruz. 2019 yılına kadar olan dönem, tıpkı AK Parti'nin ilk yıllardaki gibi tarihi bir atılım ve reform dönemi olacaktır. Bu amaçla, demokraside ve ekonomide ülkemizin standartlarını çok daha yükseğe çıkartacak bir programı en kısa sürede milletimizle paylaşacak ve hayata geçireceğiz.
BİZE ULAŞIN