Ülke ekonomilerindeki gelişmeler eğitimi geliştiriyor

Güney Kore ve Finlandiya gibi ülkeler okullarında büyük bir dönüşüm gerçekleştirdi. PISA sonuçlarına da yansıyan başarı bu ülkelerin ekonomilerinin de hızlı bir şekilde büyümesini destekliyor

Ülke ekonomilerindeki gelişmeler eğitimi geliştiriyor
Üç yılda bir yapılan ve uluslararası eğitim ölçmedeğerlendirme sistemi olarak adlandırılabilecek PISA (The Programme for International Student Assessment) sonuçları, ülke eğitim sistemlerinin öğrencileri ne kadar iyi yetiştirdiğini ölçmek üzerine geliştirildi. 2003'ten bu yana düzenli olarak PISA Araştırması'na katılan Türkiye, 2012 sonuçlarına göre öğrencilerin matematik, fen ve okuma- anlama beceri düzeyleri konusunda OECD ortalamalarının gerisinde kaldı. PISA'ya başta OECD ülkeleri olmak üzere dünya ekonomisinin yüzde 80'ini temsil eden 65 ülkeden 15 yaşındaki öğrenciler katılıyor. "Güney Kore'de ve Finlandiya'da eğitim, "doğru" okulu bulmakla ilgili değil." 50 yıl önce hem Güney Kore hem de Finlandiya berbat birer eğitim sistemlerine sahipti. Finlandiya, ekonomik olarak Avrupa'nın üvey evladı muamelesi görme riski yaşıyordu. Güney Kore ise iç savaştan harap olmuş durumdaydı. Ancak son yarım yüzyılda hem Güney Kore hem de Finlandiya, okullarında büyük bir dönüşüm gerçekleştirdi ve şimdi her iki ülke de uluslararası olağanüstü eğitim sonuçlarının tadını çıkarıyor.

ÇOK, ÇOK, ÇOK ÇALIŞMA
"Uzun yıllardır, Asya'nın bazı bölgelerinde, sosyoekonomik merdivenin basamaklarını başarıyla tırmanmanın ve güvenli bir iş bulmanın tek yolu bir sınava girmekti" diyor Ulusal Eğitim ve Ekonomi Merkezi'nin CEO'su Marc Tucker. Bu sınavlar kapsamlı bir bilgi hakimiyeti gerektiriyordu ve bu sınavlara girmek çok yorucu bir geçiş ayini gibiydi. Bugün Konfüçyüsçü ülkelerin pek çoğunda, hala sınav kültürüyle desteklenen türde bir eğitim başarısına saygı duyuluyor. Bu ülkeler arasında Güney Kore, en aşırı uçtaki ve tartışmasız en başarılı ülke olarak diğerlerinden ayrılarak öne çıkıyor. Koreliler kayda değer bir başarıya imza attılar. Ülkedeki okur yazarlık oranı yüzde 100'e ulaştı. Ayrıca Kore, uluslararası karşılaştırmalı başarı testlerinde en ön sıralarda yer alıyor. Buna eleştirel düşünme ve analiz testleri de dahil. Ama bu başarının bir de bedeli var: Öğrenciler başarmak için muazzam ve acımasız bir baskı altında yaşıyor. Yetenek fazla dikkate alınmıyor, çünkü ülke kültürü çok çalışmaya ve çalışkanlığa her şeyden daha fazla inanıyor. Başarısızlık için hiçbir bahane kabul edilmiyor. Çocuklar yıl boyunca hem okulda hem de özel öğretmenlerle ders yapıyor. "Eğer çok çalışırsanız, yeterince zeki olabilirsiniz" inancı hakim. "Koreliler temel olarak harika bir geleceğe sahip olmak için bu zorlu dönemi atlatmalıyım diye düşünüyor" diyor PISA eğitim direktörü ve OECD eğitim danışmanı Andreas Schleicher. "Bu bir, kısa dönem mutsuzluk ve uzun dönem mutluluk sorunsalı." Bu sadece ailelerin çocuklarına baskı yapması değil. Kültür, geleneksel olarak uyumlu olmayı ve düzeni kutsadığı için diğer öğrencilerden gelen baskı da performans beklentilerini yükseltebilir. "Bu toplum davranışı, erken çocukluk dönemi eğitiminde bile kendini gösteriyor" diyor Georgia Üniversitesi okul öncesi eğitim profesörü Joe Tobin. Diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi Kore'de de sınıfların sayısı oldukça kalabalık. Ancak Kore'de hedef, bir öğretmenin sınıfa bir topluluk gibi önderlik etmesi ve akran ilişkilerinin gelişmesi.

FİNLANDİYA MODELİ
Finlandiya'da çocuklar hem katılığın hem de esnekliğin faydalarını öğreniyorlar. Eğitimcilere göre Finlandiya modeli bir ütopya. Finlandiya'da okul toplumun merkezinde yer alıyor. Okul sadece eğitim hizmeti değil, sosyal hizmetler de sunuyor. Eğitimin amacı kişilik yaratmak. Finlandiya kültürü, içsel motivasyona ve bireysel ilginin peşinden gitmeye değer veriyor. Finlandiya eğitim sisteminde nispeten daha kısa ve okul tarafından finanse edilen müfredat dışı etkinliklerle zenginleştirilmiş bir okul günü geçiriliyor. Tek istisna, okullar tarafından değil, ilçeler tarafından finanse edilen spor. Finliler, en önemli öğrenmenin sınıf dışında gerçekleştiğine inanıyor. Lisedeki öğrencilerin aldığı derslerin 3'te biri seçmeli. Hangi yeterlik sınavına gireceklerine bile kendileri karar veriyor. Stresin düşük olduğu bir kültür olan Fin kültüründe, çok çeşitli öğrenme deneyimlerine değer veriliyor. ABD'nin kuzey komşusu, eğitimde dünyanın en büyük ekonomisini hem uluslararası değerlendirmeler, hem bu konuda sağladığı eşitlikle geride bırakıyor. Kanada etnik gruplardan gelen öğrencilere nitelikli bir eğitim sunabiliyor. Bu nedenle PISA ve TIMSS gibi öğrenci değerlendirme programlarında ülkede göçmen öğrencilerin performansı, diğerlerini yakalamayı başarıyor. Ayrıca dezavantajlı gruplardan gelenler de OECD ortalamalarına göre gayet iyi sonuçlar elde ediyor.

FİNLANDİYA
Ütopyanın peşinde

Eğitimde bir marka haline geldi. Öğrenci başına düşen harcamalarda OECD ortalamasının üstüne çıkmayı başaran ülkede GSYH'den eğitim için ayrılan pay yüzde 5.7. Uzun yıllara yayılan eğitim reformları özellikle 2000'lerde meyve vermeye başladı. Öğretmen kalitesi, öğrenci kazanımları, inovasyonu destekleyen müfredat, bürokrasiden uzak özerk okullar, müfredat dışı etkinlikler gibi adımlar sürdürülebilir başarılı bir eğitim sisteminin doğmasını sağladı. Başarısının ardında özellikle öğretmen kalitesine vurgu yapılıyor. Öğretmen olmak için üniversitelere başvuranlar genellikle ülkenin en başarılı öğrencileri. Lise notlarıyla ders dışındaki aktiviteler ve mesleğe karşı ilgi dikkate alınıyor. Mesleğini seven, başarılı ve bu alanda kariyer düşünen adayların öğretmen olduğu bir sistem var. Geçen aylarda duyurulan yeni müfredatla dersleri ortadan kaldıran konu temelli, disiplinlerarası bir yaklaşıma göre planlamalar yapıldığı da açıklandı.

SİNGAPUR
21'inci yüzyıl yetenekleri

PISA 2015'te üç alanda en başarılı ülke oldu. Gelişen ekonomisiyle eğitim harcamalarını da 1981'den beri istikrarla artırdı. 2015 tahminine göre yaklaşık 5 milyon 600 bin kişi yaşıyor. Yükseköğretim hariç, eğitim çağındakilerin sayısı yaklaşık 950 bin. Eğitim sisteminde 2012'den sonra uygulanan değer temelli yaklaşım öne çıkıyor. Sınav odaklı eğitim verilmiyor. Özfarkındalık, ilişki yönetimi, sorumlu karar alma gibi 21'inci yüzyıl beceri ve değerleri ön planda. OECD, Singapur'un eğitimde bir yıldız haline gelmesinde bunun etkisinin olduğunu belirtiyor.

GÜNEY KORE
Çok çalışma anlayışı

1980'lerden beri ekonomisinde yakaladığı gelişmeyi eğitimde de taçlandırdı. Öğrenci başına düşen harcamalarda OECD ortalamasını yakalayamasa da, GSYH'den eğitime yüzde 5.9 ayrılıyor. Kore kültürü çok çalışma sonrasında gelen başarıyı yüceltiyor. Akademik performansa çok önem verildiğinden öğrenciler sürekli baskı altında hissediyor. Sistem, diğer en iyi ülkelere göre sınavlara daha çok odaklanıyor. Bunun en iyi örneği, üniversiteye geçiş sınavı.

ESTONYA
İyi vatandaşa odaklanıldı

Finlandiya kadar gündeme gelmese de PISA 2015'te Avrupa'nın en başarılı iki ülkesinden biri oldu. Baltık ülkesi, kuzey komşusunu okuma hariç, diğer iki alanda geride bırakmayı başardı. Öğrenci başına düşen harcamalar, OECD ortalamalarını yakalayamıyor. GSYH'den eğitim için ayrılan pay ise yüzde 5.2. Peki, Estonya güçlü ve zengin rakiplerine karşı nasıl mücadele ediyor? OECD, PISA ile ilgili yayınladığı ülke notunda eşitliği ön plana çıkaran bir sistem ve kazanımlara odaklanan bir müfredatın bu başarının ardında yer aldığını belirtiyor. Ülkede, geliştirilmesi 3 yıl süren ve 2011'de uygulanan müfredatta AB'nin ortaya koyduğu öğrenci kazanımları dikkate alındı. Ayrıca yeni müfredatta çağa uygun beceri ve yeterliliklere sahip iyi birer vatandaş yetiştirilmesine odaklanıldı.

JAPONYA
Ahlaki gelişim

Doğu Asya'nın gelişmiş ekonomisi öğrenci başına düşen harcamalarda OECD ortalamasını geride bırakıyor. GSYH'den eğitim için ayrılan oransa yüzde 4.5. Eğitim, anaokulundan liseye kadar her aşamada karakter ve ahlaki gelişimle bağlantılı algılanıyor. Bu nedenle öğrenciler 4'üncü sınıfa kadar hiçbir sınava girmiyor. Bu ara süreçte görgü kurallarının öğrenilmesine ve karakter gelişimine odaklanılıyor. Öğrenciler okullarının temizliğiyle ilgileniyor. Disiplin eğitimin her alanında söz konusu. Ayrıca dünyada en az devamsızlık yapılan ülke de, Japonya. Güney Kore'de olduğu gibi üniversiteye giriş sınavına milyonlarca öğrenci katılıyor.
BİZE ULAŞIN