KOBİ’ler büyük dönüşüme hazırlanıyor

KOBİ’lerin 2023 vizyonu heyecan uyandırıyor. Katlanarak artan teşvikler ve uzun soluklu istikrar süreci Türkiye’nin uyuyan devini uyandırdı. Bu gelişmeler istatistiklere de yansıdı ve son 15 yılda rekor büyümeler geldi. 2002’de 3 bin civarında seyreden ihracatçı KOBİ sayısı 50 bini aştı

KOBİ’ler büyük dönüşüme hazırlanıyor
Anadolu ekonomisinin 2023 vizyonu heyecan uyandırıyor. Ancak bu vizyonu anlatmadan önce mucize bir dönüşüm yaşayan Anadolu ekonomisine de göz atmak gerekiyor. 1980'li yıllarla birlikte hızlı bir değişim sürecine giren Anadolu ekonomisi, bu süre içinde çok büyük deneyimler yaşadı. 1996`da başlayan Gümrük Birliği uygulamaları ve yeni ithalat dalgası Anadolu'da faaliyet gösteren şirketleri derinden sarstı. Ama yıkılmayıp ayakta kalanlar ihracatı öğrendi. Yine bu ihracat, 2001`deki şiddetli kriz sırasında dışa açılmış olan KOBİ`lerin adeta can simidi oldu. İlerleyen yıllarda AB sürecinin de etkisi ile Türk KOBİ'leri şirket evliliklerini, kurumsal ve finansal yönetim sistemlerini öğrenerek gelenekselliğin getirdiği yüklerden kurtuldular. Sayısız kriz ve birçok badire atlatan Türk KOBİ'leri 2000'lerden sonra ise adeta altın çağını yaşamaya başladı. Özellikle katlanarak artan teşvikler ve uzun soluklu istikrar süreci Türkiye'nin uyuyan devlerini uyandırdı. Bu gelişmeler istatistiklere de yansıdı ve son 10 yılda rekor büyümeler geldi. 2002'de 3 bin civarında seyreden ihracatçı KOBİ sayısı 50 bini aştı, istihdamdaki güçleriyse yüzde 85'lere ulaştı. Aradan geçen 30 yılın sonunda KOBİ'ler sadece Türkiye'nin değil küresel ekonominin de yeni oyuncusu olmayı başardı.

İHRACATIN DÜMENİNDE
Şimdi ise Türkiye'nin gerçek kahramanları yepyeni hedeflere odaklanmış durumda: KOBİ'ler için büyük önem taşıyan ilk hedeflerden biri 2023'ü işaret ediyor. Son yıllarda KOBİ'ler hızlı ve çevik yapıları sayesinde tıkanan klasik pazarların yerine alternatiflerini açmayı başardılar. Bu gelişmeler KOBİ'lerin ihracattan aldıkları payı da artırdı. 1985'te ihracat kervanına dahil olan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmezken 2017 yılında küresel pazarlara açılmış KOBİ sayısı 60 bin sınırına dayandı. Toplam ihracatın içindeki payı ise yüzde 60'a yükseldi. Hali hazırda Türk dış ticaretinde büyük önem taşıyan KOBİ'lerin hedefinde ihracatın kaptan köşküne çıkmak var. Bu hedef için 120 bin ihracatçı KOBİ ve toplam ihracattan yüzde 80 pay almak var.

YOL ARKADAŞI KOSGEB
KOBİ'lerin çeyrek asrı aşan serüveninde en yakın yol arkadaşı yine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) olacak. Verdiği destekler sayasinde bugüne kadar binlerce şirkete cansuyu olan KOSGEB, gelecek süreçte de ciddi projeler hayata geçirmeyi hedefliyor. Öte yandan KOSGEB kurduğu yeni altyapısıyla da 2023'e hazır olduğu mesajını veriyor. Girişimcilikten ortaklık kültürüne, Ar-Ge çalışmalarından küresel ticarete kadar birçok alanda KOBİ'lere yol gösteren kurum, 81 ildeki aktif örgütlenmesini tamamladı. Özellikle 2009 yılında, kanun ve yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerin ardından geniş bir hareket alanına kavuşan kurum, yeni destek modelleri sayesinde on binlerce yeni girişimciye destek sağladı. Geçmişte KOSGEB'in hedef kitlesinde 400 bine yakın imalat sanayi KOBİ'si yer alırken, bugün kurum 3.4 milyon KOBİ'yi hizmet kapsamına aldı. Yine kanun değişikliğinden önce KOSGEB Veri Tabanı'na kayıtlı KOBİ sayısı 120 bin iken, bugün bu rakam 650 bini geçti.

İNOVASYON İLE BÜYÜYECEKLER
Dünyada uzun süredir tartışılan ve nihayetinde başta Almanya olmak üzere birçok gelişmiş ülkede fiilen uygulamaya geçen Endüstri 4.0, nam-ı diğer dördüncü sanayi devrimi Türkiye ekonomisinin de gündemine girdi. Yeni süreç, kendini güncellemeyen KOBİ'ler açısından epey sıkıntı yaratacak. Ancak 4.0'ın şifrelerini çözen KOBİ'ler küresel fırsatların kapıları ardına kadar açılacak. Ancak bu başarıya ulaşmak için öncelikle yeni devrimin ne anlama geldiğini tarihsel süreçleriyle birlikte doğru analiz etmek gerekiyor. 4.0'ı birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerini ve üretim teknolojilerini içeren kollektif bir terim olarak tanımlayabiliriz. Bu devrim nesnelerin interneti, internetin hizmetleri ve siber-fiziksel sistemlerden oluşan bir değerler bütünüdür. Aynı zamanda bu yapı akıllı fabrika sistemlerinin oluşmasını da sağlayacak. Buradan hareketle Türkiye gerçeğine geri döndüğümüzde KOBİ'lerimizin bu yapıya entegre bir yapıya geçmediği takdirde epey zorlanacağını söylemek kâhinlik olmaz. Buradan hareketle yeni nesil sanayi anlayışına geçişte KOBİ'lerin en fazla yaptıkları hatanın başında konuyu bir teknoloji yatırımı olarak görmeleri geldiğini vurgulamak gerek. Oysa 4.0 endüstri kavramı iş dünyası zihninde psikolojik bir devrimi de içeriyor.

NASIL BİR EKONOMİ BİZİ BEKLİYOR?
Dünya üretim tarihi ateşin keşfi, tekerleğin icadı buhar devrimi bugüne uzanan baş döndürücü bir değişim yaşıyor. Üreticiler, verimliliği düşünmeye başladıklarından beri çeşitli stratejiler deneyerek bu pencerelerin özellikleriyle sürekli oynadılar. 19. yüzyıl, su ve buhar gücünün ne kadar değerli olduğunu gözlemleyen insanların, bu gücü üretime dahil etmesiyle değişti. 20. yüzyılda Henry Ford, otomobil üretilen fabrikasında, üretimi büyük resmin her noktasını bağlantılı kılan üretim bandını kullanmasıyla; elektriğin üretim yapılan tüm yapılara girmesini tetikledi. Kısa süre içinde elektrik ve mekanik enerjiden beslenen teknolojiler hızla gelişen dijital teknolojilere yerini bıraktı. Gelecek yüzyıllarda ise 21. yüzyılın, Endüstri 4.0 ile yaşadığı değişimle anılacağını söylemek zor değil. Endüstri 4.0, insanlığın endüstrileşme sürecinde gerçekleştirdiği diğer büyük devrimler gibi bize eşsiz bir pencere açıyor. Elbette bu süreçte özellikle gelişmiş ülkeler geleneksel üretim modellerinden hızla uzaklaşıyor. Endüstri 4.0 olarak tabir edilen yeni dönem, bilinen tüm kalıpları bir tarafa atarak yeni bir sanayi modeli sunuyor. Uzmanlara göre bu süreç, kendini güncellemeyen KOBİ'lerden epey kurban alacak. 4.0'ın şifrelerini çözen KOBİ'lere ise küresel fırsatların kapıları ardına kadar açılacak. Yeni nesil sanayi anlayışına geçişte KOBİ'lerin en fazla yaptıkları hatanın başında konuyu bir teknoloji yatırımı olarak görmeleri geliyor. Oysa 4.0 endüstri kavramı iş dünyası zihninde psikolojik bir devrimi de içeriyor.

İNSAN VE ROBOTLAR BİR ARADA ÇALIŞIYOR
Birbirleriyle bağlantılı üretim makineleri ve robotlar, insan etkileşimiyle yeni bir üretim çevresi oluşturuyor. Şirketler, geleceğin dijital fabrikalarını inşa etmek için bu birlikteliği de doğru ve güvenli inşa etmek zorunda. Bu kapsamda, insanlarla robotların bir arada çalışmasının ve yeni nesil uyum süreçlerinin gelişmesi önemli. Örneğin Hamburg'da bulunan Bosch Rexroth fabrikasında denenen pilot projede, ürünün kendisi, onu üreten makine ve takibini yapan insan faktörünün aynı iletişim dilini konuşması amaçlanıyor. RFID teknolojisiyle desteklenmiş akıllı üretim bandı, gelen ürün türüne göre karar vererek işlem yapabiliyor. Ama geçmişte kötü örnekler de yaşandı. Almanya otomotiv devi Volkswagen'in ülkenin Baunatal kentindeki fabrikaya montaja gelen robotun kolları, montaj sırasında işçiyi kavrayarak metal levha arasında sıkıştırdı.

KÜRESEL EKONOMİYİ ETKİLEYECEK
4.0'ın dünya ekonomilerini ve siyasi geleceklerini etkilediği bir gerçek. Bu süreç, Çin'in başını çektiği Asya ülkelerinde önemli değişimleri beraberinde getirecek. Uzmanlara göre, Japonya, ABD, İngiltere, Almanya gibi küresel ekonomiler ile Asya ülkeleri arasında üretim politikaları yeniden dizayn olacak. Çünkü Endüstri 4.0 ile birlikte akıllı fabrikalar ile akıllı ürünlerin sayıları hızla artacak ve bu akıllı ürünler bir şekilde piyasaya girmeye başlayacak. Kaçınılmaz olarak, bu başka bir web tabanlı hizmetler için platformlar ile hareket edecek. Basit bir ifadeyle, Endüstri 4.0 senaryosunda yapılan akıllı ürünler fiziksel ve dijital servislerle akıllı servisler oluşturmak için birleştirilecek. Sonuç olarak bu gelişme, sanayi ve hizmet sektörleri arasındaki geleneksel bir köprü olacak.
BİZE ULAŞIN