Pastoral manzarada bir bağ evi

Hep filmlerde karşılaşılan pastoral hayat Çanakkale Eceabat'taki bu şirin bağ evinde hayat buldu. Suvla ve Kilye markasının yaratıcıları yıkık dökük devraldıkları küçük kulübeyi şirin bir bağ evine dönüştürerek hem çocukları hem de markalarını burada büyüttü

Herşey Çanakkale Eceabat'ta aldıkları küçük bir bağ evi ile başladı. Uluslararası bir şirkette yönetici olarak çalışırken hobi olarak aldığı bağ evini Selim Ellialtı ve eşi Pınar Ellialtı'nın şimdi tüm hayatı oldu. Önce sadece bir hobi olarak başladılar. Yaz aylarında hem tatil hem de bağlara bakmak için gelip tüm yazı geçirdikleri küçük bir evdi. Hatta önce bağlar satın alındı, ardından 2005'te onu tamamlayacak bir bağ evi yapıldı. Çift, çocukları olduğunda ise hem bağların hem de bu eve oğullarının adını koyarak 'Bozok Bağ' dediler. Çocuklarını da markaları da burada büyüttüler. Küçük bir bahçeyle yola çıktıkları hikâye ise bugün bin dönümü bulan bir butik markaya dönüştü. Suvla Şarapları ve Kilye Zeytinyağı markası yaratan girişimcilerin öyküsü de işte bu şirin bağ evinde başladı...

Taş ustaları buldu
Markanın etiketlerinden reklamlarına kadar tüm tasarım sürecini yürüten Pınar Ellialtı, bağları tamamlayan ve provensal bir görüntü yaratan bu evin tüm hikâyeyi tamamladığını söylüyor. Gelibolu Yarımadası topraklarında bulunan bağdaki evi devraldıklarında yıkık dökük bir kalıntı halindeymiş. O döküntüyü ise ruhlarını da katarak bu şirin bağ evine dönüştürmüşler. Pınar Ellialtı, oğullarının adını koydukları bu bağ evini tamamiyle kendi tasarlamış. Hiçbir tasarımcıdan profesyonel bir yardım almadan evi baştan aşağı kendi yaratmış. Önce çevre köylerde taşlar toplanmış, sonra taş ustaları bulunmuş. Hatta evin kapı ve pencereleri bile beton eve merak sardığından eski evini yıkan köylülerin evlerinden alınmış. Pınar Ellialtı, "Burası yıkık dökük bir yapıydı. Aslına uygun şekilde yeniledik. Biz köylere gidip bu kapı ve pencereleri topladığımızda köylüler şaşırdılar. Bizim eskilerimizi ne yapacaksınız dediler. Ancak herşey o kadar doğaldı ki doğanın içinde çok doğal bir ev yapmak istedik" diyor.

Eşyalar her yerden toplandı
Ellialtı, evin yapımından iç tasarımına tüm dekoratif ürünlerin yapımına kadar tüm süreci kendi yönetmiş. Ahşap ustaları bulup evin içindeki ve bahçesnde ahşap masa ve sehpaları kendi istediği şekilde yaptırmış. Sandalyeleri eski tarzda ürettirmiş. Evin içindeki tüm dekoratif malzemeleri ise farklı yerlerden kendisi toplamış. "Her üründen bir tane olmasına dikkat ettim. Hepsini gidip tek bir yerden almadım. İhtiyaca göre gittiğim her yerden birşeyler topladım" diye konuşuyor. Ellialtı, "İçimde olan birşey bu evde ortaya çıktı" diyor. Ellialtı, evin içindeki ve dışındaki tüm aksesuvarları Cunda Adası'ndan Bozcaada'ya Horhor Çarşısı'ndan Çukurcuma'ya kadar farklı yerlerden toplayarak biraraya getirmiş. Ellialtı, "Herşeyden bir ya da iki tane var. Hiçbir şey bir takımın parçası değil. Bu benim için çok önemli" diyor.

Mahzeni de var
Çok küçük olan bağ evinin girişinde bir masa, iki berjer ve dekoratif dolaplar yer alıyor. Arka tarafta ise küçük bir salon bulunuyor. Yazın sıcağında bile sern olan bu taş evin giriş bölümüyle salonu bağlayan koridorda ise şirin bir mutfak yer alıyor. Salondan aşağıya doğru inen merdivenler de dikkat çekiyor. Burada bir bağ evinin vazgeçilmezi olan bir şarap mahzeni yer alıyor. Ellialtı, "2005'ten beri ürettiğimiz tüm şaraplar burada. İlk ürünlerimizden en son hasada kadar herşey var" diyor.

Şehrin gürültüsünden uzakta...
Bozokbağ adını taşıyan bağların hemen ortasında bulunan bağ evindeki tüm aksesuvarlar bir bağ evine göre hazırlanmış. Eski su testilerinden rüzgar gülüne kadar renkli detaylar evin havasını değiştirmiş. Bahçedeki ahşap koltuk ve masalar bölgedeki ahşap ustalarına yaptırılmış. Üzüm ve zeytin hasadı boyunca bu bölgede yaşayan ev sahipleri şehrin gürültü ve stresinden uzakta tam anlamıyla kafa dinliyor.

Elektriğini kendi üretiyor
Evin en önemli özelliğiyse tam manasıyla ekolojik bir ev olması. Su ve elektrik geleneksel yollarla karşılanıyor. Örneğin elektrik üretmek için evin hemen arka bahçesinde güneş ve rüzgar panelleri yer alıyor. Ellialtı, "Yeterince rüzgar olmadığında bazen karanlıkta kalabiliyoruz" diyor. Üzüm bağlarının içinde yer alan evin etrafında her çeşit ağaç, bitki ve çiçeğe de yer verilmiş. Pınar Ellialtı, badem ağacından zeytine, nardan ayvaya sevdiği tüm agaçların evin etrafına dikmiş. Evin bahçesini ise Erika gibi rengarenk çiçeklerle süslemiş.

BİZE ULAŞIN