Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Ölümünün yedinci yılında anılan halk ozanı Neşet Ertaş'ın yaşattığı "Abdal" kültürünü temsilen, Ahi Evran Üniversitesi Neşet Ertaş Güzel Sanatlar Fakültesinde eğitim gören gence bağlama emanet edildi. Sazı emanet alan ozanın yakını Haydar Yasin Ertaş: "Bu emanete layık olmak ve geleceğe taşıyabilmek için çalışmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Emanetin hakkını sonuna kadar vermeye çalışacağız" dedi. İşte ölümünün yedinci yılında anılan Abdal kültürünü yaşatan usta Neşet Ertaş'ın hayatı...

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Ölümünün yedinci yılında anılan halk ozanı Neşet Ertaş'ın yaşattığı "Abdal" kültürünü temsilen, Ahi Evran Üniversitesi Neşet Ertaş Güzel Sanatlar Fakültesinde eğitim gören gence bağlama emanet edildi. Sazı emanet alan ozanın yakını Haydar Yasin Ertaş: "Bu emanete layık olmak ve geleceğe taşıyabilmek için çalışmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Emanetin hakkını sonuna kadar vermeye çalışacağız" dedi. İşte ölümünün yedinci yılında anılan Abdal kültürünü yaşatan usta Neşet Ertaş'ın hayatı...

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Neşet, 1938'de Kırşehir Çiçekdağı ilçesine bağlı olan Kırtıllar köyünde 5 çocuğu olan Döne Hanım ve Muharrem Bey'in ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.

Babası Muharrem Bey saz ustasıydı. Neşet'in de kalbi ve ilgisi daha çocuk yaşlarından babasına dönüktü. Hatta yıllar sonra bir gün hepimizin tanıdığı ve sevdiği Neşet Ertaş olduğunda bu duygusunu şöyle dile getirecekti: "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız". Gün gelecek, işte bu duygudan çıkmış türküleriyle Neşet, "Bozkırın tezenesi" olarak anılacaktı.

Annesini çocukken kaybeden Neşet Ertaş, 14 yaşındayken çalışmak için İstanbul'a geldi.

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Neşet yıllar sonra, 6 Nisan 1996'da işte sazıyla şöyle anlatacaktı tüm çocukluğunu, aşkını, derdini:

"Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler.
.."

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Neşet, İstanbul'da iki yıl kaldı ve sonra Ankara'ya gitti. Burada bir gazinoda çalışmaya başladı. Hayatını birleştireceği o isimle de burada tanıştı; Leyla…

Neşet, ruhu yaşından evvel büyümüş bir çocuktu. Evcilik oynadığı kıza aşık olmuştu, ondan sonrasında da türkülerin etkisinden midir nedir hep aşık kaldı. Bir de babası vardı gözünün önünde en canlı örneği. Gittikleri her yerde aşık oldular. Göze yasak yoktu ya, bir güzel görüp kendilerince sevdalanıyorlardı; sonrası hep saz hep söz…

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Neşet, gönlünde aşkı baki dolanıyordu. Ankara'da çalıştığı gazinoda tanıştı Leyla'yla. Evlenmek istedi.

Evliliklerinin ilk zamanları mutlulardı aslında. Bu evlilikten Döne ve Canan adında iki kızları ve bir de Hüseyin adında bir oğulları olmuştu.

Neşet askerliğini de evlilikleri sırasında yaptı. Leyla'nın ailesinin de gölgesi iyiden iyiye düşmüştü üstlerine. Daha fazla devam edemediler ve 1968'de ayrıldılar. İkisi de başka yollarda hayatlarına devam ettiler. Ama gönlü türkülerle coşan adam, yine aşkla bir başka yaşayacaktı tabii…

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Neşet, belki yaşadığı aşkın ayrılığının ardından belki de kendi tabiriyle işi gereği biraz fazla alkol alıyordu. Hatta onun deyimiyle almak zorunda kalıyordu. Tabii bu alkolün bir de etkisi olacaktı. 1977 – 1978 yıllarında etkisini parmaklarda uyuşuklukla başlayarak gösterdi. İlk olarak Hacettepe Hastanesi'nde tedavi gördü. Ancak sorunu çözülmemişti. Almanya'da yaşayan kardeşine bir mektup yazdı, derdini anlattı. O da Neşet'e bir davet mektubu gönderdi ve Almanya'ya gitti.

Artık çalışamıyordu. Almanya'da kalma izni üç aydı. Başladığı tedavi de işe yaramıştı, daha uzun kalmalıydı. Doktoruna müzisyen olduğu söylendi. Profesyonel müzisyenlere tanınacak bir hak olduğuna dair duyumlar almıştı. Başvuruda bulundu ve Türkiye'deki konumu araştırıldı. Bir sanatçı olduğu teyit edildiğinde Alman Devleti Neşet'in müzisyen olarak ülkede kalmasına izin verdi. Almanya'da müzik yaparak parasını kazandı ve tedavisini de sürdürdü.

Bir süre sonra da çocukların eğitimi ve sanatı için kalmaya karar vermişti Almanya'da. Tedavi olayım dönerim düşüncesiyle aldığı izinle yıllarca kaldı burada. Türkiye yolları göründüğünde yıl 2000 olmuştu. İstanbul'da verdiği bir konserle ülkesine ve sahnesine geri döndü…

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Halk ozanına ilk anlamlı ödül dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den geldi. Süleyman Demirel, Neşet Ertaş'a "Devlet Sanatçısı" ünvanını vermek istedi.

Elbette onur duymuştu Neşet Ertaş, ama kabul edemeyeceğini şu sözleriyle açıklamıştı: "Halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu."

Bozkır'ın Tezenesi Neşet Ertaş...

Bu davranışı halka daha da yakınlaştırdı onu. Adeta gönüllerindeki yer sağlamlaşmıştı. Daha sonra da UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" kabul edildi.

25 Nisan 2011'de de İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından "Fahri Doktora" ünvanına layık görüldü. Ayrıca bununla yetinilmedi bağlamadaki tavrı ve türküleri ders olarak okutuldu.

BİZE ULAŞIN