Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

E hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim herhalde; ülkesi Dövüş Kulübü olanın… Rahmetli İslam Çupi taraftarlığın nasıl bir şey olduğuna ilişkin saptamasında söylemişti: “Taraftarım diyen ben niye buradayım? Neden bu takımı tutuyorum? Neden bu renkleri seviyorum?, gibi sorular sormuyor ki. Kan dökmeye nefretini kusmaya gidiyor tribüne!” Bir taraftar tipolojisi de önermişti büyük usta: “Fenerbahçe sahasının kireçle çizgileri çizilirken elime Caldwell ya da İstrati’nin kitaplarını alır maçın başlama saatini beklerdim. Hiçbir zaman sağı solu döken bir militan taraftarlığım olmadı benim! Bunu onaylamıyorum da!” Ve Fenerbahçe’nin etrafının futbol dışı mevzularla çevrilip engellendiğini varsayarak döktürmüştü; “Bu abluka dağıtılacak!” Abluka ve taraftarlık kisvesi altında idarecisinden tribündeki “sevdalısına” dek neler oldu hepimiz görüyoruz. İncelik ve rakibe saygı, düşünüş olarak mağlubiyet hazmetme, galibiyeti taşıyabilme yetisi… Son oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçında, tribünden başlayarak oyun alanına kadar zum yapmaya çalıştım… Yine İslam ustadan alıntılayarak bitireyim: “Bizden Cağaloğlu gazeteciliğini bekleyenler ölümlerini beklesinler!” Ne dediyse çıktı, ne söylediyse oluyor. O kadar çok şey var ki yazacak ve onu doğrulayan… İnsanın eli neredeyse tuşa yapışıyor…

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Timsah’ın derdi alemi gerdi
Şimdi herkes şunu konuşuyor; “Üç büyükler futbolun kendilerine sağladığı gelir pastasına kimseyi ortak etmek istemezler. O yüzden Bursaspor”un şampiyonluğunu ”bir biçimde” engelleyecekler. Bu düşünüşün bir temeli yok aslında. Ve “paylaşım” gerçeğinin de çook uzağında. Ayrıntılandıralım; Naklen yayın geliri olarak bildiğim o “büyük para” kulüplere sıralamadaki yerlerine göre-ilk 6 sıra- %6, Dayanışma Payı olarak %35, Performans Payı %45, Şampiyonluk Payı olarak da %11 şeklinde dağıtılıyor.  Bilinen ve görünen o ki; Bursaspor şampiyon olursa havuzdaki %11’lik paydan 1/54’lük bir gelir elde edecek. Çünkü Şampiyonluk Payı çok daha fazla şampiyonluğu bulunan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş ve hatta Trabzonspor için daha büyük bir rakam. Ama Bursaspor şampiyon olursa bu pay işte bu 1/54 oranında azalacak ancak. Devede kulak yani. Ve bu pay “sözü edilen üç ya da dört büyüklerin” şampiyon olmasalar bile alacakları paraya denk düşüyor. Onun için Bursaspor’un şampiyonluğunun paraca bir azalma sağlayacağı ve bu şampiyonluğu bu nedenle istemedikleri savı tutarsız ve anlamsızlaşıyor. Bu sezon için kulüplere dağıtılan naklen yayın geliri 160 milyon doları buluyor. Yaklaşık olarak 250 milyon TL demek. Her şampiyon bu paradan 500 küsür bin TL alacak. Bu para da bir galibiyet ve bir beraberlik için verilen Performans Payı demek. Yani ”üç ya da dört büyükler” bu durumda bu sene için yine aynı değerde bir parayı kasalarına aktaracaklar zaten. O nedenle matematikten çok daha başka şeyleri tartışmakta yarar var zannederim. Futbolumuzun kalitesizliği, teknik direktör yanlışları, hakemlerin basiretsizliği, kulüp yöneticileriyle federasyon yetkililerinin mesajlaşma öyküleri falan…

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Madenci Bilica
Fenerbahçeli Bilica'nın Bşiktaş maçında yaptıkları konuşuluyor ya. Şimdi sormak lazım; kamusal alanı kendi bahçesi sayan anlayışın yan ürün müsün? Futbolcu mu?
Şu gerçeği bilmeli ki orası Papazın Çayırı; Orada değil kazı yapmak çivi çakmak bile yasak ama olan oldu. Bilica'nın penaltı noktasındaki kazısıyla 21 Mart'ta M.United-Liverpool maçında Torres'in beyaz noktaya hakeme tepkisini göstermek içit tekme atmasını 'aynileştirdiler!' Torrs tepkisini ortaya koymak için beyaz noktayı tekmeledi bizimki penaltı vuruşunun imanlarını daraltmak ve hatta yok etmek için 'malum noktayı kazıyıp yok etti!' Bir Fenerbahçe taraftarı kardeşim; 'Böyle bir şey görülmedi!' dediğimde şu yanıtı verdi; 'E Bilica'yla başladı işte!' E kolay gelsin o zaman. Ve uyarmadı demeyin Şimdi Reji Withall, Ziya Songülen ve Şükrü Saraçoğlu'nun kemikleri sızlıyordur. Kara Kemal gelir o İttihat Sahası'nı elinizden alıverir dikkat edin...

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Karakartal'da derin hüzün
Bu maçım kırılma nedenlerinden biri ve bence en önemlisi; sahanın her alanında 'vur-kır-parçala bu maçı kazan' anlayışıyla oynayan Fenerbahçe'ye karşı 'kolejli bebelerin taktik anlayışını hiç bozmayan 90 dakikalık mücadele' anlayışı arasındaki o 'derin fark' idi. Beşiktaş Jimnastik Kulübü eski yöneticisi Levent Erdoğan bakın ne demiş; 'Türk futbolu, Saraçoğlu Stadı'nda Bilica'nın penaltı noktasına kazdığı kuyuya düşmüştür! Başımız sağolsun!' Cenaze sonrası konuşuyor sayın Erdoğan.
Oysa iğneyi başkasına çuvaldızı kendine batırmalıydı. Bu takımın 'hakemleri de yendiği' bir tarih var arkasında. Nasıl olmuştu gerçekten.? Dönüp geriye bir bakmak lazım...

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Musafa Denizli'den salvo...
Mustafa hoca Fenerbahçe maçının ardından konuşmuş; 'hakem korkak davrandı!' Affınıza mahcuben hocam. Hakem için herkes konuşabilir ama siz değil. Sorum Bobo gibi bir futbolcunun o penaltı vuruşunu oyunu o ana kadar getirmeyi başarmış bir futbolcu özgüveniyle çatala çakması ve bunun için hazır tutulması değil midir? Ve bu sorun doğrudan sizin sorununuz değil midir?

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Şeref Tribünü
Maçın kırılma anlarından birinde-o kadar çok kırlıma anı var ki- Şeref Tribünü'ndeki Beşiktaşlı bir yönetici heyecanla ayağa kalkıp bağırdı; 'Penaltı!' Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım arkasına dönüp şöyle dedi; 'Otur yerine bir haftadır ağlıyorsunuz zaten!' Manidar. Beşiktaşlı yöneticinin söylediklerini de aktaralım buraya; 'Dikkat edin başkan ben Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu Üyesiyim! Başkan sustu; uzatmadı. Ama geri kalan diğer Fenerbahçeli ve konuk Beşjktaşlı yönetim kurulu üyeleri arasında devam etti bir süre ve ortalık duruldu. Futbol gerçekten Sayın Aziz Yıldırım'ın dediği gibi; 'Futbol sadece sahada değil masada da oynanıyormuş. Bunu öğrendiğimiz iyi oldu' dediği gibi bir şey mi acaba? Ve sahanın dışında nasıl oynanıyor gerçekten? O akşam Şeref Tribünü'nde oynandığı gibi mi yoksa? Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak mevzuya açıklık getiriyor aslında; 'TFF ve MHK'nın sesi çok çıkana taviz vermesi, bizi üzmektedir!' Buyrun...

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Protesto balonu
Eskiden-hani herkes arkadaş kadar eskiden-tribün protestoları çok daha renkliydi. Maç öncesi-ki bu maç İnönü Stadyumu'nda oynanıyorsa Beşiktaşlı taraftarlar Köyiçi'nde Sarı-Lacivert ya da Sarı-Kırmızı renkle kaplanmış tabut dolaştırır sonra da ya İskele Meydanı'da ya da stadyum önünde göstermelik cenaze namazı kılarlardı. Yolunmuş aslan kafese tıkılmış Kanarya... Masum 'taraftar hareketleriydi! Şimdi kim kimi yenerse o onun 'iti' ya da tecavüz mağduru. Fenerbahçe taraftarı tribünlere Beşiktaşlı ezeli rakiplerine büyük ayıp eti yaptığı gösteride... Kimisi 'Kartal' ya da 'Aslan' kimisi 'Kanarya' ya da 'Timsah' kimisi de 'Hamsi' Kutsallarla böyle oynamaya kadar vardıysa iş zaten bitmiş demektir...

Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Lugano'nun elleri
Siz Lugano'nun ellerinin devreye girdiği ilk pozisyon mu sanıyorsunuz maçtaki yatışını? Tamam buz gibi penaltı. Ayakta ya da yatarken bir futbolcu ellerine hakim olacak. Topun yönünü değiştirecek bütün el temaslarından usta bir şekilde uzak duracak. Ama gerçekten dikkat edin elleriyle yaptıklarına; çaktırmadan dirsek, itme, çekme ve benim iyi dostum Kadir Çöpdemir'in ediği gibi; 'O naapıyor ustacım ööle; İki el ayaları karşıya dönmüş ve yanak hizasına getirilmiş bir karış açık ağızla?' Lugano; renkli adam işte. Elleriyle yaptıkları mı? Onlar daha renkli... Tartışmasız..

BİZE ULAŞIN