Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

Turgut Özal, banka memuru Mehmed Sıddık ve ilkokul öğretmeni Hafize Hanım’ın çocukları olarak 13 ekim 1927’de Malatya’da dünyaya geldi.

  • Cuma 16.04.2010
Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

Bugün Turgut Özal’ın 19. ölüm yıldönümü. Türkiye'nin 8'inci cumhurbaşkanının öyküsüne hoş geldiniz. Ülkede türlü reformlar yapmış Malatyalı küçük çocuğun öyküsüne… Bildiğinizi sandığınız ama en derininde hissettiklerine çoğu zaman yabancı kaldığınız… Devletin en üst zirvesine yükselen Anadolu çocuğunun reformist hayatı, “bir kaset takalım da neşemizi bulalım Semra” diyen renkli bir Cumhurbaşkanı’nın hayatı… Buyrun, yedi kısım tekmili birden…

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

Hikayemiz 1927 yılında Malatya’da başlar. O yıllar zor yıllardır. Birinci Dünya Savaşı biteli dokuz, Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferle noktalanalı beş, Cumhuriyet ilan edileli dört yıl olmuştur. Savaşların yıktığı ve yoksullaştırdığı Türkiye, kendi yağıyla kavrulmaya ve ayakları üzerinde durmaya çalışmaktadır. Malatya da, Anadolu’nun göbeğinde, yoksulluktan kurtulma savaşı veren kentlerden biridir. O yıllar bir kasaba görünümünde olan Malatya, yine de çoğu Anadolu kentlerine oranla daha düzenlidir, daha bir gelişmiştir. Mesela, yeni Başkent olan Ankara’nın yanında neredeyse küçük Paris gibidir. Yoksul Anadolu’nun bu yoksul kentinde yaşayan Mehmet Sadık Bey’le eşi Hafize Hanım’ın tek katlı mütevazi evlerinde tatlı bir heyecan yaşanmaktadır. Hafize Hanım’ın doğum sancıları başlamıştır. İlk çocukları dünyaya gelecektir. Mehmet Sadık Bey, kendi olanaklarıyla din eğitimi görmüştür. “Kızlar Mektebi”ni bitiren Hafize Hanım ise genç Cumhuriyetin ilk kadın öğretmenlerinden biridir. Akıllı ve bilgili bir kadındır. O günlerin küçük ve muhafazakar Malatya’sında kısa kollu elbise giyer, başına şapka takar. Tam bir Cumhuriyet öğretmenidir. Mehmet Sadık Bey, eşinin de teşvik ve zorlamasıyla dışarıdan sınava girerek ilkokulu bitirir. Önce Malatya Belediyesi’ne girer. Bir süre sonra Ziraat Bankası’na geçer.Biri ilkokul öğretmeni, diğeri banka memuru olan karı koca, maaşlarını birleştirir ve düzenli bir yaşam sürmeye başlarlar. O yıllarda memur ve öğretmen “elitten sayılır. Mehmet Sadık Bey ve Hafize Hanım, Malatya’nın saygın kişileri arasındadır. 13 Ekim 1927′de ilk çocukları dünyaya gelir. Çocuk erkektir. Adını “Turgut” koyarlar.

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

SADECE BİZİM EVDE RADYO VARDI

Eskiden devlet memurları orası senin, burası benim dolaşıp dururlardı. Ziraat Bankası memuru Mehmet Sadık Bey’in ilk nakil yeri Bilecik’in Söğüt ilçesidir. Söğüt, Turgut Özal’ın çocukluk anılarında önemli bir yer tutar. Cumhurbaşkanıyken, Söğüt’te geçen yıllarını, “Belki Söğütün hali vakti en iyi olanı bizdik. Çünkü memurduk. Memur o zaman en mutlu insandı. Babam banka müdürüydü. Annem öğretmendi. Eve iki maaş girerdi. Sadece bizim evimizde ve kaymakamın evinde radyo vardı. Başka hiçbir yerde yoktu” diye anlatacaktır. Söğüt’e geldiklerinde dört yaşında olan Turgut’un kişilik yapısı, tam altı yıl kaldıkları bu şirin ilçede şekillenmeye başlar. Dördüncü sınıfa kadar ilkokulu burada okur. Çocukluk arkadaşı Ali Ayvaz, onunla Söğüt’te geçen yıllarıyla ilgili şunları söyler: “Turgut Bey benim sıra arkadaşımdı. Aynı yıl ilkokula başladık. Dördüncü sınıfta da üç ay birlikte okuduk. Sonra onlar tayin olup Silifke’ye gittiler. Evlerine de girip çıkıyordum. Evlerinde arkadaşlarla saklambaç oynarken, sırayla ebe olurduk. Turgut da saklanırdı. Onu ararken yalancıktan görmezlikten gelirdik. O bulamıyoruz diye sevinirdi ama, aslında oyalayarak, onlara Malatyadan gelmiş kuru dutları, pestilleri yerdik. Yemişleri yedikten sonra gidip saklandığı delikte bulurduk. Turgut Bey sessiz bir çocuktu. Kavgacı değildi. Babası bazen evde bizi güreştirirdi. Çelimsizdim ama, yaşça ondan büyük olduğum için yeniyordum. O zaman babası, göbeğini hoplata hoplata gülerdi. Bazen de Söğütün hemen yanındaki dereye gidiyorduk. O dere yazın çok eğlenceliydi. Suya girip yıkanıyorduk. Kimsenin mayosu yoktu. Turgut Bey de, biz de çırılçıplak soyunup dereye giriyorduk. Turgut Bey de bizim gibi yüzmeyi o derede öğrendi.” Memur babanın tayini Silifke’ye çıkınca, küçük Turgut’un Söğüt serüveni sona erer. Orada geçen günlerini, ilk çocukluk arkadaşlarını hiçbir zaman unutmayacaktır.  Küçük Turgut, babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini yurdun değişik yerlerinde tamamladı.

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

EŞEKTEN DÜŞTÜ, TÜRKİYE'NİN KADERİ DEĞİŞTİ

Silifke’de ilkokulu bitirip ortaokula başlayan küçük Turgut, renkli düşlerinin sonu olan talihsizlikle burada karşılaşır. Bu talihsizlik, Turgut’un kaderini de değiştirecektir. Çünkü eşekten düşüp kolu kırılmasa, belki askeri okula girecek ve istediği gibi iyi bir pilot olacak ama, birgün politikaya atılıp kitleleri coşkuyla dalgalandıramayacak, topluma o güne kadar duymadığı yepyeni şeyler söyleyemeyecek, önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı seçilemeyecek ve adını tarihe yazdıramayacaktır. Silifke’de eşekten düşen Turgut’un kolu kırılır. Götürülmediği doktor kalmaz ama, kolu tam anlamıyla iyileşmez. Kolundaki sakatlık yüzünden o yıllarda çok istediği halde askeri okula gidemeyecektir. Turgut Özal, kaderini etkileyen eşekten düşme olayını anlatırken, o günleri yeniden yaşar gibidir : “Ailece pikniğe gitmiştik. Akşam eve dönüyorduk. Eşeğe bindirdiler beni. Eşek, bizimle birlikte gelen ailenindi. O ailenin oğlunu da yanıma oturttular. Bir ara eşek hızlandı. Eşeğin semeri kaydı, ikimiz birlikte eşekten düştük. Ben kolumun üstüne düştüm. Acıyla kıvranıyordum. Yetişip kaldırdılar. Kolum fena kırılmış, kemik fırlayıp etimden dışarı çıkmıştı. Hemen doktora götürdüler. Doktor sarıp alçıya aldı, fakat bir türlü tutmadı, eğri kaldı. Babama bir kırıkçıyı tavsiye ettiler. Eve geldi, kolumu yeniden kırdı, sardı. Kolum iyileşti ama, sol koluma göre kısa kaldı. Böylece çok istediğim halde havacılık okuluna girip pilot olamadım.”

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

Pilot olma düşü sona eren Turgut Özal, babası Silifke’den Mardin’e atanınca, ortaokulu orada bitirir. Sıra lise öğrenimine gelmiştir. Fakat o yıllarda, birçok ilde olmadığı gibi Mardin’de de lise yoktur. Aile, Turgut’u paralı yatılı olarak Konya Lisesi’ne gönderir. Lise birinci sınıfı orada okur. Ortaokulu bitiren kardeşi Korkut’la birlikte bu kez Kayseri Lisesi’ne gider. Dayısı Süleyman Bey de (Hafize Hanım’ın kardeşi, Hüsnü Doğan’ın babası) Kayseri’de oturmaktadır, iki kardeş, dayılarının evinde kalırlar. Baba Mehmet Sadık Bey, Mardin’den Kayseri’ye tayinini ister. İsteği kabul edilecek ve aile tekrar biraraya gelecektir. Mehmet Sadık Bey’le Hafize Hanım, Malatya’da doğan Korkut ve Silifke’de doğan Yusuf Bozkurt’un eklenmesiyle sayısı üçe çıkan çocuklarını okutabilmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösterirler. Çocukların üçü de zeki ve akıllıdır. Fizik olarak da birbirlerine çok benzerler. Turgut, Kayseri Lisesi’ndeki ilk aylarında biraz bocalayacaktır. Birinci dönem sonunda karnesinde beş zayıf vardır, ikinci dönemde çok çalışır ve bütünlemeye kalmadan sınıf geçer. Ertesi yıl mezun olur. Artık lise diploması elindedir ve üniversite yolu gözükmüştür.

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

İstanbul’a 1945 yılında gelir. Düşlerini süsleyen, gelmeyi çok istediği halde o güne kadar bir türlü gelemediği bu güzel kent, onun aynı zamanda son durağı olacaktır. Siyasal Bilgiler Fakültesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yüksek Öğretmen Okulu sınavlarına girer. Üçünü de kazanır. Bunlar arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi’ni tercih edecektir. Gözü mühendisliktedir ve mühendislik o yıllarda gözde mesleklerden biridir. Turgut Özal, üniversiteye kaydını yaptırır ve burs almak için başvurur. Üniversite yurdunda kalmakta ve bütün günleri ders çalışmakla, üniversite ile yurt arasında gidip gelmekle geçmektedir. Arkadaşları gezmeye, eğlenmeye, sinemaya giderler. O, yurttaki odasına kapanıp saatler boyu ders çalışır. Başarılı ve çalışkan bir öğrencidir.

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

SÜLEYMAN DEMİREL VE NECMETTİN ERBAKAN'LA AYNI ÜNİVERSİTELER

Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Mehmet Turgut ve Şevket Demirel de Teknik Üniversite’de öğrencidirler. Demirel ve Erbakan hem yaşça ve hem sınıfça Ozal’dan büyüktürler. Özal daha çok Şevket Demirel’le arkadaştır ve onunla aynı sınıftadırlar.

Turgut Özal, liseyi bitirdiği için Kayseri’de bırakmak zorunda kaldığı kardeşi Korkut’la üniversitenin ikinci sınıfındayken tekrar biraraya gelecektir. Korkut Özal da liseyi bitirmiş ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girmiştir. Kardeş dayanışması, Turgut Özal’ın üniversite dışındaki çevreye de açılmasını sağlar. İki kardeş, “Anadolu’nun bağrından kopanları İstanbul’a alıştırma kulübü” adında bir kulüp kurarlar. Önce 10 olan üye sayıları giderek artar.Aralarında para toplar ve her ay kura ile belirledikleri kulüp üyelerinden birine ziyafet çekerler.

1940’lı yılların o insan hak ve hürriyetleri açısından sıkıntılı günlerinde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenaze töreni onun, en önemli olayıydı. Fevzi Çakmak’ın Islami usullere göre gömülmesi ve vatandaşın omuzlarında taşınması konusunda aktif rol oynamıştı.

Rengarenk Cumhurbaşkanı’nın öyküsü: Turgut Özal

Turgut Özal, 1950 yılında üniversiteden mezun oldu. Okulu bitirdiği yıl Ankara Elektrik Işleri Etüd Idaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başladı. Burada Süleyman Demirel’le beraber çalışmışlardı ve aralarında yakın bir dostluk başlamıştı.

BİZE ULAŞIN