Murat Arın: Dolar, borçlu ülkelerin üzerinde yükseliyor

Kasıma kadar olan dönemde borsalardaki yükselişi doların değer kaybetmesi desteklemişti. Şimdi ülkelerin borç sorunlarıyla ilgili belirsizlikler doların değer kazanmasını sağlıyor

Pazar 20.12.2009 00:30
ABONE OL

Küresel piyasalarda hareketli bir haftayı daha geride bıraktık. Abu Dabi'nin Dubai'ye 10 milyar dolarlık destek sağlamasıyla hafta olumlu bir havada başladı ama faiz artırımı beklentilerinin ve Yunanistan sorununun yeniden öne çıkması borsalarda bu kez düşüş getirdi. Haftanın son günü ise dengeleme eğilimi öne çıktı.

Abu Dabi'nin kredi desteği Dubai'nin 4.1 milyar dolarlık tahvil geri ödemesini yapmasını sağladı ve krizin büyümesini önledi ama olay kapanmadı ve yeni ödemeler geldikçe tekrar gündeme gelecek bir sorun olarak duruyor. Yunanistan ve borç sorunu olan diğer ülkeler için de durum pek farklı değil. Hatırlarsanız 10 yıl kadar önce Hazine'nin borç çevrimleri sürekli tekrarlanan bir sıkıntı olarak en fazla birkaç ayda bir gündeme geliyordu. Hazine'nin borç stokunu küçültmesiyle bugünler geride kaldı ama deneyimlerimiz borçlu ülkelerin bu sıkıntılardan kolayca sıyrılamayacaklarını ortaya koyuyor. Örneğin Yunanistan Hazinesi'nin Ocak ayında yüklü itfaları bulunuyor. Avrupa Birliği'nin krize aday diğer ülkeleri ise Portekiz, İspanya, İrlanda, İtalya ve İngiltere şeklinde sıralanıyor. Bir de daha küçük oldukları ve "tek para"ya henüz geçmedikleri için daha az önemsenen Litvanya, Estonya gibi ülkelerin durumu var. Ancak Yunanistan, kötü örnek oluşturması, kıtayı ateşe verecek ve euroyu bitirecek fitili ateşleyebilecek durumda olması açısından en önemli konumda. Avrupa Birliği Yunanistan'a gönül rızasıyla destek olursa bu diğer ülkeler için kötü bir örnek olacak ve zaten yüksek bütçe açıkları veren bu ülkelerin daha da cesaretlenmesini sağlayacak. Kriz anında AB kurumlarının imdada yetişmemesi ise euro birliği içinde yer alan bir ülkenin borçlarını ödeyemeyip iflas etmesiyle sonuçlanacak ve bunun sonuçlarının ne olabileceğini yaşayarak göreceğiz.

Piyasaların geneli için önemli olan ama fiyatlara tam olarak yansımayan bir durum da doların değer kazanması. Mart ayından kasıma kadar olan dönemde borsalardaki yükselişi doların değer kaybetmesi desteklemişti. Dolar düşük faizle borçlanılıp özellikle ABD dışındaki borsalarda yatırım için kullanılan para birimine dönüşmüştü. Son iki üç haftadır bu denklemin dolar tarafı bozuldu. Ülkelerin borç sorunlarıyla ilgili belirsizlikler doların değer kazanmasını sağlıyor. Doların değerlenmesi nedeniyle emtia fiyatları geriledi ancak bunun borsalar üzerinde önemli bir etkisi olmadı. Marttan kasım sonuna kadar Dolar Endeksi yüzde 17 değer kaybetti, aynı dönemde S&P 500 Endeksi yüzde 68 yükseldi. Dolar Endeksi şimdi yüzde 5 değer kazanırken S&P'deki düşüş yüzde 2 civarında kaldı. Artık dolar ile borsa endeksleri arasında ters yönde hareket sona mı eriyor yoksa bunun etkilerini gecikmeli olarak mı göreceğiz, bunu zaman içinde göreceğiz. Bununla birlikte dolarda devam eden hareketin şimdilik bir düzeltmenin ötesine geçmediğini söyleyebiliriz. Euro-dolar paritesi 1.40'ın altına inmedikçe doların bu yükselişi, uzun vadeli düşüş trendi içindeki geçici bir düzeltme olarak kalacak.

Borsalar yükselme eğilimini 2010 yılına taşımaya çalışıyor ancak riskler ve belirsizlikler yeni dinamikler içinde artmaya devam ediyor. Ekonomilerin toparlanma eğilimi zayıf, işsizlik azalmıyor ve bankalarla ilgili sorunlar çözülmüş değil. Üstelik ülkeler yeni sorun adaları yaratıyor. İyimser olmak zor...

Borç azaltmanın dört yöntemi

Ekonomik krizden çıkmak için ülkeler milyarlarca dolarlık teşvik paketleri açtı ve bütçe disiplininden uzaklaştı. Krizden önce borç stokları zaten yüksek olanlar şimdiden bunun sıkıntılarını yaşamaya başladı. Asya'da, Rusya'da, Arjantin'de yaşananların şimdi ABD, İngiltere, İspanya, Yunanistan ve daha birçok ülkede tekrarlanmasından kaygı duyuluyor. Borçlar artarken bunların nasıl eritileceğine yönelik yöntemler de tartışılıyor. Borçları eritmenin dört temel yöntemi var:

1. Ekonomi hızla büyür ve borç/GSYİH oranı buna bağlı olarak düşer.
2. Enflasyon artar ve borcun reel değerini eritir.
3. Hükümet borcun bir kısmını itfa etmek için vergi gelirini artırmaya yönelebilir. Yeni vergiler devreye girer.
4. Borçlar ödenmez ve yeni koşullarla yapılandırılır.

Türkiye bu dört yöntemden ilk üçünü borçlarını eritmek için kullandı ama son yıllarda izlenen bütçe disipliniyle borçların azaltılması mümkün oldu. ABD ise tarih boyunca borçlarını ödememek dahil bütün bu yöntemlere başvurdu. Ama henüz borç ödeme noktasında değil. Joshua Aizenman ve Nancy Marion adlı ekonomistlere göre ABD enflasyonu dört yıl boyunca yüzde 6'ya yükseltirse borç stokunu yüzde 20 azaltmayı başarabilecek. (www.finanstrend.com)

(Murat Arın – 20.12.09)