Murat Arın: Borç sorunu olmayan Türkiye'nin parası da yükseliyor

ABD ve birçok Avrupa Birliği ülkesinin borçlarının büyümesi nedeniyle kaygılar artıyor. Ama borç stokunu küçültmüş olan Türkiye'nin parası da giderek daha fazla güç kazanıyor

Çarşamba 23.12.2009 13:28
ABONE OL

Küresel piyasalarda başı ve sonu tamamen farklı bir hafta geride kaldı. Hafta başında Yunanistan'ın notunun düşürülmesiyle ülkelerin artan borçları gündemin başına yerleşti. Dubai'den sonra Yunanistan'ın borç sorununun gündeme gelmesi, Portekiz ve ardından İspanya'nın notlarının da negatif izlemeye alınması piyasalarda olumsuz bir havanın hakim olmasına yol açtı. Haftanın sonuna doğru ise gelen olumlu ekonomik veriler öne çıktı.

Aslında borç ödeme konusunda şüpheli konumunda olan çok sayıda ülke var. Bunların başında ekonomileri hala her çeyrek yüzde 15-20 arasında küçülmeye devam eden Baltık ülkeleri yer alıyor. Ardından sırada Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda, Doğu Avrupa ülkeleri ve Meksika geliyor. Bu ülkelerin çoğunun Avrupa Birliği içinde olması, önemli bir kısmının euro'ya geçmiş olması sorunları daha da büyütüyor. Örneğin Yunan Hazinesi'nin tahvillerinin faizi yükselirken borç stoku ve ödemeler açısından hiçbir sorunu olmayan Alman tahvillerinin faizi de artıyor. Her ne kadar Avrupa'nın merkezinden "her ülke kendi sorunlarını kendi aşmalı" mantığı içinde açıklamalar gelse de tek paraya geçiş nedeniyle göbekten birbirlerine bağlı olma durumu var. Bu nedenle Dubai gibi Yunanistan da görece küçük bir sorun ama sonuçları nedeniyle çok daha önemli. Bu sorunlar bir süre unutulsa bile yeniden ve yeniden gündeme gelmeye devam edecek gözüküyor.

Türkiye'nin son yıllarda sürekli borcunu azaltması böyle bir sıkıntı yaşamasını önledi. Bu yıl 60 milyar TL civarında bütçe açığı verilmesine karşın bu büyük bir soruna dönüşmedi. Bunda bankaların kredi vermek yerine hazine tahvili satın almalarının ve hükümetin teşvikler için önemli kaynak ayırmamasının da etkisi oldu. Her ne kadar önemli teşvikler verildiği söylense de birçok ülkede olduğu gibi GSYİH'nın yüzde 5'i civarında teşvik verilmedi. Rakam belki yüzde 1'i bile bulmadı. Bunun sonucunda bu yıl ekonomi yüzde 6 civarında küçülecek, işsizlik yüzde 13'ün üzerine çıktı ama olumlu yandan bakılırsa mali disiplin korundu. Bu nedenle birçok ülke baskı altındayken Fitch Türkiye'nin notunu iki basamak birden yükseltti.

Döviz dengesi de korkulan senaryolardan uzak bir tablo ortaya koyuyor. Özellikle yabancı banka ekonomistleri Türkiye'nin 25-30 milyar dolar döviz açığı olduğunu savunuyordu. Benim tahminim ise 10 milyar dolar açık olabileceğiydi. İlk dokuz ay sonunda Ödemeler Dengesi sembolik de olsa artı verdi. Şirketlerin borçlarını geri ödemeleri net hata ve noksan kaleminden gelen dövizle önemli ölçüde telafi edildi. Bankaların yurtdışından borçlanmalarını sürdürmeleri ve 3 milyar dolara yaklaşan "sıcak para" (hisse senedi ve tahvil alımı) girişiyle cari işlemlerde oluşan 7,9 milyar dolarlık açık kapandı. Bu da Türk ekonomisinin zor koşullarda bile ayakta durabileceğini ortaya koyması açısından çok önemli bir gösterge.

IMF anlaşması ihtimali zayıfladığı ve reel faiz yüzde 8'den 3 civarına indiği için TL eskisi gibi aşırı değerli durumda değil ama dengeli bir seyir izliyor. Piyasalar yeni bir çalkantıya girmediği sürece bu dengeyi koruyacak durumda. Bu kriz daha çok sayıda sürprizi ve riskleri barındırıyor bu nedenle kısa vade için TL'nin bugünkü gücünü koruyabileceğini öngörmek zor ama bir yıldan ötesinde, mali istikrarın korunması durumunda TL'nin dünyada artık önemli bir para birimi haline geleceği bugünden gözüküyor.

Para güvenli liman peşinde

Son dönemde en popüler yatırım araçlarından biri altın oldu. Çin ve Hindistan başta olmak üzere bazı merkez bankalarının ve parasının değerini korumak isteyen yatırımcıların alımlarıyla altın fiyatları hızlı bir yükseliş yakaladı. Ancak parasını korumak isteyenler için altın tek alternatif değil. Bu hafta yapılan Christie's müzayedesinde Rembrandt'ın bir tablosu 20.2 milyon sterline (49 milyon TL) alıcı buldu ve en pahalı Rembrandt tablosu oldu. Aynı müzayedede, Raphael’in ‘İlham Perisinin Başı’ adlı tablosunun 29.2 milyon sterline (71 milyon 500 bin TL) satılması bir dünya rekoru olarak nitelendirildi.
Genelde böyle çarpıcı harcamaların artması, ekonomideki iyi gidişin göstergelerinden biridir. Ancak bugün böyle yüklü harcamalar, gevşek para politikasının uzun vadeli etkilerine dair artan rahatsızlığın dışa vurumlarından biri olarak kabul ediliyor.

Ülkelerin artan borçları ve enflasyon kaygıları ile dikkate alındığında paranın en iyi korunağı, emlak, emtia ve arsa gibi somut varlıklar. Rembrandt tablosu alınabilecek en nadir varlıklardan biri, üstelik değerini para birimlerinin kaderinin ne olacağına bakmaksızın korumaya devam edecek. (www.finanstrend.com)

(Murat Arın - 13.12.09)