TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

İş'te Portre: Mehmet Nalbantoğlu

â??Krizi hiç konuşmadık, konuşmuyoruz daâ? diyen KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu'nun hedefi, bilgi teknolojilerinde bölgesel güç olmak. Şirket, bu amaçla TSK'ya bilgi ve iletişim altyapısı projeleri üretiyor

İŞ'TE İNSAN - 14.06.09
Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr

2005 yılının aralık ayında Koç Grubu’nun 65 yıllık geçmişe sahip bilgi teknolojileri (BT) şirketi KoçSistem’in başına gelen Mehmet Nalbantoğlu, göreve geldikten sonra hazırladığı yol haritasının üzerinde epey bir yol almış durumda. Ancak onun şirketi daha ileri boyuta yani uluslararası arenaya taşımak gibi hedefleri var. Bu konuda da Compaq, Hewlett-Packard gibi uluslararası firmalarda edindiği tecrübelerine güveniyor. Odak noktasında ise savunma sanayine yönelik teknolojiler var. Nalbantoğlu’nun şirket için oluşturduğu vizyon çok net: “Paydaşlarımızla, Avrupa ve yakın coğrafyada teknoloji katmanında hizmet veren bir kuruluş olmak istiyoruz!” Nalbantoğlu ile krizi yok sayan KoçSistem’in büyüme planları üzerine konuştuk…
 
Ekonomik kriz KoçSistem’i nasıl etkiledi?

Birtakım radikal değişim ve dönüşümlerin olduğu bir pazarda pozisyon alıp ileriye yönelik hamleler planlamak konusunda tecrübeliyiz. 64 yıllık bir kurumuz ve genetik olarak kendimizi sürekli yeniden keşfedip yeni rekabetçi faaliyet alanları bulmaya odaklı bakış açısına sahip olduğumuz için kriz özelinde çok ciddi bir şey hissetmedik.

Bu başarıyı sadece tecrübeyle mi açıklıyorsunuz?

Evet ben, biraz buna bağlıyorum aslında. Koç Topluluğu’nun kurucusu Vehbi Koç, hayat felsefesi itibariyle israfa karşıdır ve bu prensip topluluktaki bütün firmaların genlerine işlemiştir. Biz kriz öncesinde de israf etmediğimiz için krizde sembolik tedbirler almadık. Bunun yerine, ‘gerçekten farklılık yaratarak nasıl sıçrama yapabiliriz’ ya da ‘bir takım dinamikleri değiştirerek nasıl yeni açılımlar yapabiliriz’e odaklandık.

Neler buldunuz bu odaklanmadan?

Yeni Ar-Ge yasası kapsamında Sanayi Bakanlığı’ndan, “Türkiye’deki beşinci yetkili Ar-Ge merkezi” izni aldık. Şu anda 70’in üzerinde Ar-Ge mühendisiyle yeni teknoloji geliştirme konusunda projeler üretip bunları hayata geçirmeye çalışıyoruz. Toplumsal değişim ve dönüşüm olgusunun savunma sanayinde de dinamikleri değiştirdiğini gözlemliyoruz. Silahlı kuvvetlerin kullandığı teknoloji değişiyor. Bütün unsurlar akıllı hale geliyor. Bütün silah sistemleri, bir kimliğe ve merkezi bir noktadan yönetilme kabiliyetine kavuşuyor. Biz tam bu değişimlerin göbeğinde belli konularda uzmanlıklar oluşturmaya çalışıyoruz. Bu uzmanlıkları da sadece Türkiye için değil, uluslararası boyutta ele alıp yeni ihracat potansiyeli yaratacağımız iş kolları oluşturmak istiyoruz.

Başlıca uzmanlık alanlarınız ne?

Reel ekonomi, finans, sigortacılık, kamu gibi sektörlerdeki teknoloji altyapısı, mimarisi, tasarımı, kurulumu, işletimi ve bunların uygulama katmanında destekleyecek yazılım geliştirme paket uygulamalarının hayata geçirilmesi gibi yaklaşık 400 kişinin çalıştığı bir çözüm grubumuz var. Türkiye açısından büyük fırsatlar içeren, savunma sanayi konusunda akustik ve sonar teknolojilerinde merkez olmayı hedefliyoruz. Bu anlamda Ocak 2009’da İngiliz Ultra Electronics ile uluslararası işbirliği anlaşması imzaladık. Bu anlaşma ile sualtı ve su üstü gemilerde kullanılan Torpido Aldatıcı Karıştırıcı Sistemleri’ni geliştiriyoruz.
Ultra Electronics ile yaptığımız uluslararası işbirliği anlaşmasıyla 1.3 trilyon dolarlık global savunma sanayi pazarının önemli bölümünü oluşturan sualtı akustik sistemlerinde Türkiye’yi ihracatçı ülke konumuna yükseltecek adım attık.

Bu önemli adım ile önümüzdeki 10 yıl içerisinde, savunma sanayiinin ihracat potansiyeline 500 milyon dolarlık ek kaynak yaratacağımızı öngörüyoruz.
Sualtı sinyallerini işleyip değerlendirmek ve bu sinyallerden tespit, sınıflandırma ve teşhis yapabilmeyi sağlayan sualtı akustiği konusunda uluslararası güç olmayı hedefliyoruz.

Yine aynı şekilde silahlı kuvvetlerin “bilgi işlem yönetim altyapısı” dediğimiz teknoloji altyapısı var. Bu altyapıyı da Türkiye’de kurduk, uluslararası arenaya açmayı hedefliyoruz. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kriptolu mesajlaşma altyapısını kurmak üzere başladığımız yeni bir projemiz daha var.

2009 yılı itibariyle iş hacminizde artış mı oldu, azalma mı?

Teknoloji hizmetleri alanında ilk çeyrekteki büyüme oranı, geçen yıla göre yüzde 65 olarak gerçekleşti.

Bunu nasıl sağladınız?

Geçtiğimiz dokuz aylık dönemde müşterilerimize en az yüzde 10 hatta yüzde 30’lara varan fiyat avantajları sunduk. Çünkü krizle birçok müşterimiz aldığı hizmetin çerçevesini daraltıp maliyetleri düşürme talebinde bulundu. Bu taleplere hazırlıklı olduğumuz için olumlu yanıt verebildik. Bunun yanı sıra hayal edemedikleri kadar güvenli bir teknolojik altyapıda hizmet verdiğimiz için daha az sorun yaşıyorlar ve işlerini kesintisiz sürdürdüklerinden bizi tercih ediyorlar.

Müşteri portföyünde değişiklik oldu mu?

Böyle bir şey olmadığını söyleyebilirim. Çünkü müşteri portföyümüz Türkiye’nin en büyük 500 şirketlerinden oluşuyor. Küçük boy şirketlere inmeye başladığımız zaman zor oyunu bozuyor. Firmalar darboğaza giriyor ve işlerini devam ettiremiyorlar, Bu durumda da hizmet vermemiz söz konusu olamıyor.

Herhalde son yıllarda üzerinde durduğunuz en önemli alanlardan biri, dış kaynak kullanımı. Bu pazardaki rolünüz nedir?
Özellikle hizmetler tarafında birçok esnek hizmet modelini müşterilerimize sunuyoruz. Müşteriye aylık kira bedeliyle hizmet verme kabiliyetine sahibiz. Teknolojiyi müşterinin işi doğrultusunda modelleyip hizmet olarak sunabilen noktadayız. İnanın bunu dünya devleri bile yapamıyor.

Şirketler bunu kendi kaynaklarıyla da çözemezler mi?

Kurumlarda teknoloji tarafında ciddi sıkıntılar var. Çünkü onların çekirdek uzmanlık alanı bilgi işlem altyapısı değil. Ayrıca bu altyapı çok hızlı değişiyor. En uzun ürünün ömrü üç - dört yıl. Bu firma işini mi yapacak yoksa teknolojik gelişmeleri mi takip edecek. Bu durumda dış kaynak kullanımı önemli bir alternatif oluyor.

Hizmetler pazarında hedefleriniz iç pazarla mı sınırlı?

Hizmetler pazarında bizim adresleyebileceğimiz yurtdışı pazarları da var. Bunları nakış gibi işleyip günün sonunda bir dantel çıkarmak istiyoruz.

Boeing ve Airbus’a simülator satmayı hedeflediğinizi açıklamıştınız. Bu hedefte ne kadar yol aldınız?

Bu sanal gerçeklik, simülasyon ve yeni uygulamalar olarak adlandırdığımız bir pazar. Bilgi teknolojisi sektöründe mevcut kabiliyetimizle pazarlama yapabileceğimiz 300 milyar doların üzerinde hacmi olan bir simülasyon pazarı var. Özellikle çevre duyarlılığının küresel ısınmayla birlikte çok daha ön plana çıkmasından dolayı simülasyon teknolojileriyle ilgili çok farklı pazarlar açılacak zaten açılıyor da. Yüzde 2’nin üzerinde payı olan bir şirket yok dünyada. Düşünün, şimdi biz çok mütevazi olarak yüzde 1’lik pazar payı hedeflesek ve başarsak 3 milyar dolarlık bir ihracat potansiyelini gerçekleştirmiş oluruz. Bu da, en az 1000 kişiye yeni işgücü demek. Ama daha önemlisi o kişiler, yerkürenin en yaratıcı grubu olacak. Biz sadece orada 3 milyar dolarlık bir pazar hedeflemeyeceğiz. Daha da ileri giderek ‘nasıl 3 trilyon dolarlık bir ülke olabiliriz’ sorusunun yanıtını arayacağız.

Seçim yapmak çok zor

• Koç Sistem’de şu bin 200 kişi çalışıyor, şirkete her ay 35 – 40 yeni eleman alınıyor.

• İşe alımlarda yeni mezunların yanı sıra tecrübeli kişiler de tercih ediliyor. “Çalışılmak istenen en değerli kurumlardan biri olduğumuzu düşünüyorum” diyen Nalbantoğlu, bunu son bir yıldır çok fazla talep almalarıyla açıklıyor.

• Koç Sistem geçen ay Brüksel ve Kanada’da yaşayan iki tecrübeli Türk’ü bünyesine katmış.

• Koç Sistem çalışanlarında şu profili arıyor: Mühendislik eğitimi almış, analitik düşünce yapısına sahip, belli bir disiplin ve formasyondan geçmiş kişiler. “Yeni dönemde sadece bunlara sahip olmak yetmeyecek” diyen Nalbantoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Hayal eden, düşünmediğimizi düşünen, birtakım farklı hobileri olan ve o hobileri işiyle bütünleştiren insanlar bizim için çok daha değerli hale gelecek. Dünyada da çok farklı insan profilleri öne çıkacak.”

• “CV’den hiçbir şekilde anlamam” diyen Nalbantoğlu, birebir iş görüşmelerine mutlaka giriyor. Her yıl yapılan işe alım panellerine katılıyor. Nalbantoğlu bu tutumunu, “Kişi, karşılıklı görüşmede kendini çok daha rahat gösteriyor. Kitabi birtakım şeyleri ezberleyip aktaranla, onu özümseyen arasındaki farkı bu görüşmelerde gözlemleyip ona göre seçim yapıyoruz. Bizim gibi seçici kurumlar için süreç gitgide zorlaşıyor. Çünkü öğrenciler mülakat tekniklerinin eğitimini alıp profesyonel olarak geliyorlar karşımıza.”

Hobisi olanın şansı çok

Nalbantoğlu öğrenci ve yeni mezunlara şunu şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Sadece derslerde başarılı olmayı ön planda tutmayın. Zaten bu, ‘olmazsa olmaz’ bir şart. Akademik başarıları, dereceleri ve ödülleri puanlıyoruz.
  • Okul başarısının yanı sıra -örneğin maket yapma hobiniz varsa sizin için Türkiye’deki en iyi işveren biziz. Çünkü o maketlerdeki hayallerinizi teknolojiyle bütünleştirip farklı şeyler yaratma ortamı sağlıyoruz.
  • Burada hem maddi hem manevi anlamda ciddi şekilde tatmin duymanız söz konusu. Adaylardan nasıl farklı olduklarını ve onları neden işe almamız gerektiği konusunda bizi ikna etmelerini ve başvurularını öyle yapmalarını bekliyoruz.

Spor yapmayı seviyor

• 1959 Edirne doğumlu Mehmet Nalbantoğlu, 1983 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden yüksek lisans derecesi aldı.

• İş yaşamına 1981 yılında başlayan Nalbantoğlu, 1983 - 1987 yılları arasında Avustralya’da Ultra Scales PTY. LTD. ve Honeywell şirketlerinde çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndü.

• 1988 - 1996 yılları arasında Hewlet Packard Türkiye’de ülke servis destek ve kurumsal sistemler satış müdürlüğü görevlerinde bulundu.

• 1996 - 2002 yılları arasında Compaq Computer Türkiye Operasyonu’nda kurucu genel müdür olarak altı yıl çalıştı.

• Ekim 2002 - Temmuz 2005 tarihleri arasında Ekol Lojistik’te CEO olarak görev yaptı.

• Mehmet Nalbantoğlu, Aralık 2005’ten bu yana Koç Bilgi Grubu Genel Müdürlüğü görevini yürütüyor.

• Evli ve iki çocuk babası olan Nalbantoğlu, İngilizce biliyor.

• “İşimden çok büyük bir heyecan duyuyorum” diyen Nalbantoğlu yürüyüş, bisiklet, tenis, kayak, dalış sporlarına ilgi duyuyor.

 

BİZE ULAŞIN