Murat Arın: IMF zamanında yetişecek mi?

IMF Başkan Yardımcısı ve Türkiye Masası Şefi'nin Türkiye'ye gelmesi piyasa açısından konuyu ısıtmak ve fiyatları yükseltmek için iyi bir fırsat yarattı.

IMF spekülasyonlarının yine başını alıp yürüdüğü bir haftayı geride bıraktık. IMF Başkan Yardımcısı ve Türkiye Masası Şefi'nin Türkiye'ye gelmesi piyasa açısından konuyu ısıtmak ve fiyatları yükseltmek için iyi bir fırsat yarattı. Zaten IMF yetkilileri Türkiye'ye ayak basar basmaz bir anlaşmanın imzalanması teknik olarak mümkün değildi ancak ziyaret, donmuş gözüken ilişkilerin yeniden canlanması için olumlu bir fırsat yarattı.

Bu kez 18 ay vadeli 13-15 milyar dolarlık bir stand-by üzerinde konuşulduğu söyleniyor. Bu geçen yılın sonunda konuşulan 20-30 milyar dolarlık miktara göre daha düşük ama aynı zamanda daha gerçekçi bir rakam. Üstelik Türkiye'nin döviz ihtiyacını karşılamaya fazlasıyla yeterli olacaktır.
Ödemeler Dengesi hassas bir yapıda gidiyor ve TL şu andaki haliyle spekülasyona açık. İşin özüne bakılırsa yıllık döviz dengesi hafif artıda, ama bu döviz fazlası global piyasalarda işler kötüye gittiği zaman kurları yukarı iten baskıyı engellemeye yeterli değil. TL'nin bu zayıf yapısı nedeniyle, IMF anlaşmasının suya düştüğü haberlerinin yayıldığı 25 Mayıs'tan bu yana TL'deki değerlenme durdu, İMKB-100 Endeksi geriledi.

IMF anlaşması temelde piyasalar açısından önemli. Hükümet dünya karıştığı zaman kurların fırlamasını istemiyorsa bu anlaşmayı imzalamak durumunda. Aksi halde karışıklık doğrudan içeriye yansıyacak, kurlar hızla yukarıya doğru hareketlenecektir. Belki farkında değiller ama zaman daralıyor. Anlaşma konusunda Eylül'e kadar beklemeleri halinde yine hiç ummadıkları bir anda yeni bir dalga altında kalabilirler. "Hiç ummadıkları" diyorum çünkü hükümet son bir yılda dünyada olup bitene önlem almakta hep gecikti.

Mart ayında başlayan yükseliş hareketi bir süre daha devam edecek ve borsalar yeni bir zirveye doğru yönelecekler. Piyasaların son dönemdeki direnci bu isteğe işaret ediyor. Endeksler her şeye rağmen tutunuyor, emtia fiyatları son sekiz ayın zirvelerinde dolaşmaya devam ediyor. Teknik göstergeler yukarı doğru bir hamleyi daha destekliyor. Ama bu, sert bir düşüşten önceki son yükseliş olabilir.

Mart'ın ikinci yarısından itibaren hep olumlu yönde yazılarla bu yükseliş trendine odaklandım. Dövizde satış, İMKB'de alım önerdim. Beş altı ay sürmesi beklenen bu yükseliş döneminde üç aydan uzun bir süreyi geride bıraktık. Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren içeride döviz kurları üzerindeki baskının arttığı, dışarıda ayı piyasası rallisinin sona erdiği, toparlanma umutlarının bir yana bırakılıp gerçeklere dönüldüğü bir dönem başlayabilir. Yükseliş kısa bir süre daha devam edecek ama hazırlıklı olma zamanı geliyor.

Altın ATM’ye düştü

Krizin en popüler yatırım araçlarından biri altın oldu. Almanya’da bir şirket Türkiye’de olduğu gibi minik altın külçelerini ATM’lerde satmaya hazırlanıyor. Yatırımcılara portföylerinin yüzde 15’ini altında tutmalarını öneren Alman varlık yönetimi şirketi, ATM’lerden küçük altın külçeleri satacak bir sistem kurdu. Şirket Almanya, İsviçre ve Avusturya’da altın satan 500 ATM kurmayı planlıyor. Belçikalı firma Umicore logolu diktorgen altınlar sertifikalarıyla birlikte ATM’lerden bir kutu içinde verilecek. 1, 5 ve 10 gramlık külçeler satacak TG-Gold-Super-Markt’ın ATM’lerinin her biri 20 bin euroya mal olacak. (www.finanstrend.com)

Bugün 1929’a benziyor mu?

Financial Times yazarı Martin Wolf, 1929 ile bugünü karşılaştıran bir çalışmaya imza attı. Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Barry Eichengreen ve Dublin’deki Trinity College’den Kevin O’Rourke’un hazırladığı çalışmada, 1929’da başlayan ve 1930’ların sonlarına kadar devam eden “büyük buhran” ile bugünkü kriz karşılaştırılıyor. Grafikler çok çarpıcı. Dünya sanayi üretimindeki düşüş bugünle paralellik gösterirken borsaların 1929’a göre çok daha hızlı gerilediği görülüyor.

 

 

BİZE ULAŞIN