TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

İş'te Portre: Erdal Karamercan

Yeniden yapılanma sürecinde sağlanan güçlü nakit pozisyonu, Eczacıbaşı Topluluğu'nu krizden korudu. CEO Dr. Erdal Karamercan, â??Yeni fırsatların oluştuğu bir dönemdeyizâ? diyor.

İŞTE İNSAN – 28.06.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

"Krize güçlü nakit pozisyonla girdik!"
2006 yılında başladığı yılda yeniden yapılanma çalışmalarını tamamlayan Eczacıbaşı Topluluğu, tüm dünyayı kasıp kavuran global krizden pek etkilenmemişe benziyor. Yeniden yapılanma çerçevesinde kimi faaliyetlerinden çekilen ve yurtdışından aldığı markalarla portföyünü zenginleştiren topluluğun Yapı Ürünleri Grubu’ndaki hızlı büyüme dikkat çekiyor.

32 yıldır Eczacıbaşı’nın çeşitli kuruluşlarında farklı pozisyonlarda görev aldıktan sonra -altı yıl önce- CEO koltuğuna oturan Dr. Erdal Karamercan, krizdeki konumlarını güçlü nakit pozisyonlarıyla açıklıyor: “Kriz öncesi yeniden yapılanma sürecini tamamladık, bu da hem sağlam hem de güçlü bir likit yapıda olmamızı sağladı. Yeniden yapılanma sürecinde çok yol kat ettik. Şu an finansal olarak son derece güçlü ve likit durumdayız.”
Yurtdışında bulunan dokuz üretim tesisi ile küresel oyuncu olma yolunda ilerleyen Eczacıbaşı’nın, önümüzdeki yıllarda birleşme ve satın almalarla  ilgili planları da var. “2010 yılında temkinli bir büyümenin başlayacağını düşünüyoruz” diyen Karamercan’la, Eczacıbaşı Topluluğu’nun kriz dönemi stratejileri üzerine konuştuk…

Kriz sizi nasıl etkiledi?
Dünya çok ciddi bir ekonomik bunalımla karşı karşıya… Bunalım öncesinde gerçekleştirdiğimiz stratejik girişimlerin sonucunda finansal yapımızın sağlamlığı ve likiditemizin üst düzeyde olması bize güven veriyor. Bu bağlamda, rekabet üstünlüklerimizi artıracağımız ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi daha da güçlendirecek fırsatların oluşacağı bir döneme girdiğimizi söyleyebiliriz.

Birçok farklı sektörde faaliyet gösteriyorsunuz. Krizden en çok hangi işiniz etkilendi?
İnşaat, bütün dünyada krizlerden en hızlı etkilenen sektörlerin başında gelir. Dolayısıyla Yapı Ürünleri Grubu’muz krize karşı -göreceli olarak- daha duyarlı konumda. Yine sektörün kendi dinamikleri nedeniyle ilaç/sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşlarımızın ise krizden daha az derecede etkilendiğini söyleyebiliriz. Tüketim ürünleri sektöründe ise alışılagelen hızlı büyümelerin yerine durağan seyreden hatta daralan segmentlerin oluşacağını düşünüyoruz. Planlarımızı çeşitli senaryolara göre yaparak güncel gelişmeleri yakından izliyoruz. Bu çerçevede önlemlerimizi iki ana strateji altında toplayabiliriz: Bir taraftan maliyetlerimizi -özellikle sabit giderlerimizi- sıkı kontrol altında tutarak ölçek ekonomisi açısından karlılığımızı korumaya çalışıyoruz. Diğer taraftan da yeni pazarlara girme planlarımızı hızlandırarak daralan ana pazarların etkisini en aza indirmek amacıyla yapılanıyoruz. Topluluğumuz krize güçlü bir likit pozisyonuyla girdiği için önümüzdeki dönemin, topluluğumuz açısından da önemli fırsatlar getirebileceğini görüyoruz.

Hedeflerinizi revize ettiniz mi?
Bütçelerimizi, içinde bulunulan ortamın gerçeklerini göz önüne alarak oluşturduk. Bulunduğumuz sektörlerde kriz ortamında yaşanması beklenen gelişmeleri bütçelerimize yansıttık. Bazı sektörlerde daralmaların yaşanması, bazılarında ise büyüme hızlarının yavaşlaması gibi varsayımları göz önünde bulundurduk. Konsolide bütçemizi güçlü likit pozisyonumuzu korumak hedefi esas alarak oluşturduk.

Son yıllarda özellikle yurtdışında yapı grubunda yaptığınız yatırımlar dikkat çekiyor. Bu yıl veya önümüzdeki yıllarda sizden bu yönde başka adımlar görecek miyiz?
Stratejik olarak küresel oyuncu olabileceğimiz, kendimize dünya ölçüsünde rekabet üstünlükleri yaratabileceğimiz alanlarda büyüme kararımız var. Bu çerçevede, satın alma ve ortaklıklar dahil tüm yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi sürdüreceğiz. Ayrıca 20 yılı aşkın süredir yabancı ortaklarla uyum içinde çalışan ve bu ortaklıklardan sinerji yaratan bir topluluk olarak -uygun olduğu takdirde- yabancı ortaklarla çalışmayı benimsiyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemlerde de bu tür işbirlikleri söz konusu olabilir. Olası fırsatları değerlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Fırsatlardan kastınız yeni satın almalar mı?
Satın almalar olabilir, yeni alanlara girebiliriz. Araştırma yapıyoruz.

Somut gelişmeler var mı?
Hayır, henüz yok… Birçok sektörde değişik araştırmalar yapıyoruz. Yabancı ve yerli ortaklık olabilir. Dolayısıyla çerçeveyi geniş görmek gerekiyor.

Yurtdışı gelirlerin cironuz içinde önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Krizle birlikte bu gelirlerde azalma bekliyor musunuz?
Yurtdışından sağlanan gelirlerimizde bir azalma beklemiyoruz. Bir taraftan satın aldığımız kuruluşların, diğer taraftan yeni pazarlara girme çalışmalarımızın meyvelerini almaya başlamamız bu olumlu gelişmede önemli rol oynuyor.

Kriz arazi geliştirme konusundaki yatırım kararlarınız nasıl etkiledi?
Arazi geliştirme konusundaki yatırım kararlarımızda bir değişiklik yok. Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz. Kartal’daki arazimizin üzerinde İstanbul’un simgelerinden biri olacak çağdaş ve dünya ölçeğinde bir eser yaratma hedefiyle yola çıkıyoruz. Son aşamalarına gelmiş olan yasal imar hakları ile ilgili çalışmaların sonuçlanmasının ardından üzerinde çalıştığımız projemizi netleştirebileceğiz. Zekeriyaköy - Uskumruköy'de satın aldığımız 300 dönümlük arazi ile ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Orada da özgün ve farklılık yaratan nitelikli bir yerleşim projesi geliştiriyoruz. Ayrıca Levent Büyükdere Caddesi üzerinde yeni ofis binasını hızla tamamlıyoruz. Bu projedeki kiralanabilir ofis katlarının yanı sıra mağaza ve alışveriş mekanları da olacak. Projemizi 2010 yılının başında tamamlamayı hedefliyoruz.

Avrupa pazarlarındaki daralma nedeniyle birçok şirket Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde pazar yaratmaya ağırlık verdi. Sizde de bu yönde bir gelişme var mı?
Avrupa pazarının ağırlığı göreceli olarak azalıyor, Rusya ve Ortadoğu’nun ağırlığının ise önümüzdeki dönemde daha da artacağını düşünüyoruz. Krizin Avrupa'ya dönük ihracatımızı olumsuz etkileme olasılığına karşın Rusya, BDT ülkeleri, Kuzey Irak, Ukrayna, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Dubai ve Libya gibi pazarlardaki etkinliğimizi hızla artırdık. Buralarda bulunan ofislerimizin faaliyetlerini güçlendirmek, yeni ofisler açmak ve pazarlama etkinliklerimizi hızlandırmak istiyoruz. Ayrıca Çin ve Hindistan'da üretim dahil yatırım için araştırmalar yapıyoruz. Halen içinde ağırlıkla bulunduğumuz pazarlarda da markalarımızın değerini daha da güçlendirecek en üst kalite düzeyinde ürünler üretmek, tasarım öncülüğümüzü global pazarlara da taşımak stratejilerinde bir değişiklik olmayacak. Yapı ürünleri alanında Avrupa'nın en büyük üç grubundan biri olmayı hedefliyoruz. Büyüme stratejimizi planlı ve istikrarlı biçimde sürdürerek bu hedefe ulaşacağımızı düşünüyoruz.

2009 yılından neler bekliyorsunuz?
Topluluk olarak her beş yıllık stratejik hedefimiz, değerimizi ikiye katlamak. Krizin özellikle de küresel niteliği nedeniyle, bu hedefin gerçekleştirilmesinde bir, belki iki yıllık bir gecikme olabileceğini öngörmek durumundayız. Tabii burada krizin derinliği ve süresi de belirleyici olacak. Daha önce Türkiye’ye özgü krizlerde, özellikle yurtdışı gelirlerdeki artışların etkisi ile bu tür bir gecikme yaşamamış ve hedeflerimizi gerçekleştirmiştik. 2009 bütçemizi agresif büyüme hedefleri yerine, güçlü likit pozisyonumuzu korumak hedefi esas alınarak oluşturduk.

Kriz istihdam politikanızı nasıl etkiledi?
Kriz nedeniyle istihdam politikamızda önemli bir değişiklik yaşanmadı. Kartal’daki tesislerimizin Bozüyük’e taşınması nedeniyle tüm çalışanlarımızın geçişi mümkün olmadığı için bir miktar daralma yaşadık. Ancak ihtiyaç duyulan başka alanlarda eleman alımlarımız sürüyor. Yurtdışındaki kapasitelerimizin bir bölümünü yurtiçine taşıma yoluyla da yurtiçi istihdamda bir denge oluşturabildik. Bugün itibariyle çalışan sayımız dokuz bin 200 kişi.

Ağırlıklı olarak inşaat sektörüne yönelik üretim yapan bir grup olarak istihdamı daraltmamayı nasıl sağladınız?
Krizle birlikte çalışan sayımızda önemli bir düşüş olmadı. Yurtiçi ve yurtdışında faaliyet gösterdiğimiz için yurtdışındaki üretim faaliyetlerini biraz daraltıp oradaki üretimi yurtiçine aktarma imkanı bulduk. O pazarların ihtiyacını da yurtiçi üretimle karşıladık. Dolayısıyla hem ihracatımız arttı hem de istihdam pozisyonumuzu koruyabildik. Ki bu inşaat sektöründe çok nadir görülen bir durumdur.
Kapasiteleri ihracatı düşürmeden dengeleyebildik.

İlk mülakatını Bülent Eczacıbaşı'yla yaptı
* Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra mastır ve doktora eğitimini University of Virginia’da tamamlayan Dr. Erdal Karamercan, toplulukta 32 yılı geride bıraktı. “Hep Eczacıbaşı'nın bir parçası oldum, dışarıdan gelen öneriler beni ilgilendirmedi” diyen Karamercan, altı yıl önce CEO koltuğuna oturdu.

* İşe giriş mülakatını Bülent Eczacıbaşı ile yapan Karamercan, “O sırada Bülent Bey holding planlama bölümündeydi, ben de o bölüme başvurmuştum. İşe girdikten sonra aramızda sıcak bir dostluk da oluştu. Bülent Bey çok sıcak biridir; keza Faruk Bey de öyle... Yakın dostluğumuz aile ortamında da devam eder. Espri anlayışlarımız örtüşür; çok şakalaşırız, güleriz ve gülerek iş yapmayı severiz. Ancak çalışma düzeni içindeki duruşumuz son derecede kurumsaldır. Zaman zaman bana “nasıl oluyor da bu kadar süre Eczacıbaşı’nda kaldın” diye sorarlar. Buna verebileceğim tek yanıt, değerlerimizin örtüşmesidir” diyor.

* İşe alacakları adaylarla değerlerinin örtüşmesine çok önem veren Karamercan, değer konusunun ise yıllar içinde oluştuğunu ve bunun özümsenmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Kişilerin duygusal zekasını ölçmeye çalışıyoruz. İşte, sosyal hayatta ve aile yaşamında başarının temelinde duygusal zeka yatar. Yaratıcılığa ve yenilikçiliğe açık zihinleri transfer etmeye çalışıyoruz.”

* “İşine çok bağlı bir insanım. İşte ciddiyeti çok seviyorum, mesai dışında da sürekli iş düşünürüm. Emekli olduğum zaman çiftliklerde ördek besleyecek bir adam değilim. Yelkenliyle dünyayı dolaşmak gibi hayallerim de yok” diyen CEO, emekli olduktan sonra da bir biçimde çalışarak değer yaratmayı planlıyor.

* İşi dışındaki önceliğini yine ‘iş’ diye yanıtlayan Karamercan, mesajlarına ve e-maillerine anında yanıt verdiğini söylüyor. “E-posta kutum boştur” diyen Karamercan dolu bir inbox’la asla uyuyamayacağını söylüyor.

* İş dışında geçen zamanının önemli bir bölümünü tenis oynamakla geçiren Karamercan’ın bir diğer hobisi ise müzik. 11 yaşından beri gitar çalıyor, son dönemlerde klasik Türk musikisi enstrümanlarına da merak salmış. “Elime herhangi bir telli enstrüman verseniz bir saat sonra bir şey çıkartırım” diyor.

BİZE ULAŞIN