İş'te Portre: Altan Aras Fakılı

Casper Bilgisayar'ın kurucusu ve ortağı Altan Aras Fakılı, usta bir satranç oyuncusu gibi stratejik hamlelerle şirketini krizde de büyütmeyi başardı. Şimdi hedefinde yılda 1 milyon adetlik satış var!

İŞTE İNSAN – 19.07.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

Neyi “yapamazlar” dedilerse, yaptık!

18 yıl önce üç arkadaş tarafından kurulan Casper Bilgisayar, hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor. Bu başarının mimarı, 41 yaşındaki bilgisayar mühendisi Altan Aras Fakılı. “Şirket kurduk ‘bir numara olacağız’ dediğimizde kimse inanmadı ama başardık” diyen Fakılı, şöyle devam ediyor: “Markamızı bir numara yapacağız dedik, yaptık. 2002’de dizüstü bilgisayar işine girdiğimizde ‘Bu iş yerli markalar yapamaz’ dediler, yaptık. 18 yıldır düzenli olarak büyüyoruz...” Genç mühendisin bundan sonrası için de büyük hayalleri var.

Yaptıklarını değil, “henüz yapamadıklarını düşünmeyi sevdiğini” söyleyen Fakılı ile krizin Casper’a etkisi ve büyüme planlarıyla ilgili konuştuk…
 
Krizin etkilediği sektörlerden biri de teknoloji oldu. Casper ilk yarıyı nasıl geçirdi?
İlginç bir altı oldu ama işler tahminlerimiz ve planlarımız doğrultusunda gelişti. İlk üç ayın çok zorlu olacağını biliyorduk çünkü döviz hareketlerini önceden tahmin etmiştik. Hammaddemizin önemli kısmını dövizle aldığımız için buradaki hareket, satışlarımızı etkiliyor. Yine de 2009 için ‘ne olursa olsun büyümeliyiz’ demiştik. Bu zorlu hedef için ne gerektiğini düşündük, planlarımızdan vazgeçmemeye karar verdik. Reklamdan, yeni ürün lansmanından ve tüm diğer çalışmalarımızdan vazgeçmedik. Faydasını da gördük. Bizim için iyi bir altı ay oldu.

Bunlar kendi içinizde alabileceğiniz tedbirlerdi. Sizin dışınızdaki faktörlerden ne oranda etkilendiniz?
Şüphesiz alım gücünün düşmesi etkili oldu. Ayrıca döviz hareketlerinden dolayı fiyatların çok aşağı ya da yukarı gitmesi -özellikle bayi kanalında- güvensizlik yarattı. Dövizdeki hareketin bir noktada durulacağını hesaba katarak kuru 1.39’dan sabitledik. Bunun da çok faydasını gördük.

Bu durum karlılığı olumsuz etkilemedi mi?
Kredi kullanmadığımız için üstümüzde bir baskı yok. Amacımız büyümek ve ileriye gitmek. İyi bir yönetimle karlılığınızı da kontrol edebiliyorsunuz. Bu sayede ilk altı ayda yüzde 33 oranında büyüme sağladık.
Geçen yıl 270 bin adet satış yaptık, bu yıl 350 bin adetlik satış hedefi koymuştuk. Hedefimizin biraz üstünde gidiyoruz. Altı ayda 170 bin adete ulaştık ki bu çok önemli bir rakam. Çünkü sektörde asıl satışlar ikinci yarıda olur.

Enteresan… Krizde insanların eğilimi hep beklemek yönünde olur oysa…
2001 krizinde bir düşüş olmuştu satışlarda. Aylık üç bin adet olan satışlarımız, bir anda 350’ye düşmüştü. Bu krizde öyle olmadı. Çünkü bilgisayar kolay vazgeçilecek bir kalem değil artık.

Fiyatların 2001’e kıyasla daha makul seviyelere inmesinin de etkisi olmuştur herhalde?
Evet hem fiyat daha makul hem de bilgisayar, yaşamın vazgeçilmez bir parçası artık. Talep bazı faktörler nedeniyle bir miktar ertelense de tekrar bu ihtiyaç devreye alınıyor. Bu arada rakiplerimiz yeni modellerini kriz nedeniyle piyasaya sunmadı. Biz bu yıl iki ürünün lansmanını yaptık. Krizi iyi yönettik diyebilirim. Aralık ayında birçok firma işsizlik ve kriz nedeniyle yurtdışından siparişlerini iptal ettirince pazarda bir boşluk oluşacağını gördük. Çünkü insanlar işlerin çok daha kötüye gideceğini düşünüyordu. Biz krizin 2001’deki kadar kötü olmayacağını düşünüyorduk. ‘Bu kadar firma sipariş iptal ediyorsa kim mal getirirse satacak’ diye öngördük. Siparişlerimizi normalin üzerine çıkardık. Gerçekten de beklediğimiz oldu ve talep tahmin edildiği kadar düşmedi.

Bu dönemde bireysel alımlar mı yoksa kurumsal alımlar mı sürükledi satışları?
Sektör ilk altı ayda yüzde 25 küçüldü. Kurumlar tarafında küçülme daha yüksek bir paya sahip. Biz daha çok bireysel kullanıcılara yönelik satış yaptık.

Kriz sizi teğet geçmiş anlaşılan…
Tam teğet demeyelim de hazırlıklıydık, tecrübeliydik… 1994’ü, 2001’i gördük. Sanki şu sıralarda da bir kriz gelmesi gerekir modundaydık. Bekliyorduk diyebilirim…

Şimdi hangi moddasınız? ‘Geçti, bitti’ mi yoksa ‘sürecek’ mi?
‘Geçti bitti’ diyemeyiz çünkü sürekli yükselen işsizlik gibi büyük bir problem var. Çalışanlar işini kaybettikten sonra tekrar iş bulmaları oldukça zor. Bu bizi rahatsız ediyor.

Krizle birlikte yabancı ortaklık teklifleri arttı mı azaldı mı?
Kriz öncesinde de sonrasında da bu tür teklifler oldu ama biz görüşmek bile istemedik. Her şey para demek değil. Burada bu kadar insan çalışıyor. Bunlar parayla ölçülen hazlar değil.

Aile işinde pişti
• Casper Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı, 1968 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Gaziantep’te tamamlayarak yüksek öğrenim için İstanbul’a geldi. 1991’de Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 

• Fakılı, iş hayatına üniversitede okuduğu yıllarda başladı. İlk olarak bir dershanede part - time bilgisayar öğretmenliği yaptı. Üniversite hayatı boyunca çeşitli şirketlerde teknik destek ve yazılım alanlarında uzman olarak çalıştı.

• Üniversiteden mezun olduktan sonra 1991 yılında Casper’ı kuran Fakılı iki çocuk babası. İşten arta kalan zamanlarında ailesiyle vakit geçirmekten, yeni yerler görmekten, basketbol oynamaktan, futbol ve basketbol maçlarını izlemekten keyif alıyor. Ayrıca denizi seyretmekten büyük keyif aldığını söylüyor.

• “Kişilik olarak yaptıklarımla ilgilenmem” diyen Fakılı, toplantılarda başarılı işleri çok konuşmadıklarını ve daha çok ‘yapamadıkları’ üzerinde durduklarını anlatıyor.

• Ailesi ticaretle uğraştığı için bu alana yatkın olan Fakılı, öğrencilik yıllarında petrol istasyonu ve madeni yağ dağıtımı işi yapan babasının yanında çalışmış. Bu işin kendisini hayli pişirdiği ve iş kültürü almasını sağladığına inanıyor.

“Krizde eleman çıkarmak doğru değil!”

Krizde satışlarını artıran bir şirket olarak İK politikanız ne oldu?
2001 krizinde de, bugün olduğu gibi kriz bahanesiyle bir kişiyi bile işten çıkarmadık. Bunun doğru olduğuna inanmıyorum. İyi günde birlikte olduğunuz çalışanınızı, en ufak bir problemde işsiz bırakıp hayatın zor şartlarıyla karşı karşıya getirmeyi gerek vicdani gereksi ahlaki açıdan doğru bulmuyorum. Eğer imkanlarınız el veriyorsa götürebildiğiniz kadar birlikte işi götürmelisiniz. Çünkü kriz sonrası bunun olumlu bir geri dönüşü oluyor. Biz bunu daha önceki krizlerde yaşadık. Elemanlarımızın bağlılığı ve motivasyonu yüksek olunca daha verimli çalışıyorlar. Yanındaki arkadaşı işten atıldığı için “sıra bana ne zaman gelecek” psikolojisiyle çalışan birinden nasıl verim alabilirsiniz ki? Nasıl sadakat bekleyebilirsiniz? Tam tersine kriz başladığında 280 küsur olan çalışan sayımızı, 322’ye çıkardık.

Krizde transfer bile yaptınız?
Ocak ayında Amerika İntel’de 24 yıl çalışan ve perakende pazarını çok iyi bilen Charlotte Anne Lamprecht’i, CEO’luğa getirdik. Ciddi tecrübesi ve bize aktaracağı çok şeyi var. Aslında bu bir yıl önceden planladığımız bir atamaydı ama krize denk düştü.

Patron şirketi olarak bilinen Casper’ın yaptığı bu yönetici transferinin altında nasıl bir strateji yatıyor?
Ortaklar olarak biz, CEO’luğa uzağız, profesyonel insanlar değiliz çünkü. Yönetim şeklimizin çok düzenli olduğunu söyleyemem. Çünkü çok küçük bir iş olarak başladık ve sonra büyüdük. Firma sahibi olduğumuz için bir noktada insanlar size patron gözüyle bakıyor. Bunun şirketin geleceği için tehlikeli olabileceğini gördük. Zira çalışanlarınıza doğru model olamıyorsunuz. Bir işi başarıyorsunuz, insanlar size “O yapabilir çünkü patron” diye bakıyor. Yani yeteri kadar örnek olamadığımızı gördük. Ama profesyonel birinin varlığı farklı olur. ‘O yapıyorsa ben niye yapmayayım’ diye düşünebilir çalışanlarımız.

Patron olarak işleri bir yöneticiye bırakmak zor oldu mu?
İki ortağız ve çalışırken birbirimize ortaklık gözüyle bakmıyoruz. Kendimizi de işçi olarak görüyoruz. İşimizi çok seviyoruz. Amacımız üzüm yemek, bağcı dövmek değil. İlerlemek için işi en iyi bilen neredeyse gider alırız. Bundan gocunmayız. Aksine üzerimizdeki iş yükünü alırlarsa mutluluk duyarız.

Şu sıralar işsizlik nedeniyle çok CV alıyor musunuz?
Şu anda çok sayıda başarılı ama işsiz insan var. Onları bulup çıkarmak önemli. Şu anda yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda CV alıyoruz. Kriz öncesine göre başvurularda artış var. Otomotiv sektöründe çalışanlardan bile başvuru alıyoruz.

İşe alım sürecinin neresindesiniz?
Eskiden işe alınacak kişiyle iş başı yaptıktan sonra tanışırdım. Şimdiyse bazı birimlerde gerçekleşen alımlarda adayla önceden bir görüşmek istiyorum. Ben görüşemesem bile CEO’muzun mutlaka tanışmasını istiyorum. Çünkü sadece şu anki ihtiyacımızı düşünmüyoruz. ‘Kimleri yetiştirip ileriye taşıyabiliriz’ diye bakıyoruz.

Atamalarınızı içeriden mi dışarıdan mı yapıyorsunuz?
Mümkünse gerekli pozisyonlara kendi içimizden eleman yetiştirip belli yerlere getirmek istiyoruz ama her zaman bunu başaramıyoruz. Genel eğilimimiz içerden atamak yönünde.

BİZE ULAŞIN