Murat Arın: İmzalar atıldı, iflas süreci başladı

Küresel piyasalarda geçen hafta gündemin merkezinde yine Yunanistan yer aldı. Yunanistan'ın borç silme operasyonuna yüzde 85'in üzerinde katılım gerçekleşince ilk iflas büyük ölçüde hasarsız atlatıldı. Bankalar, fonlar ve diğer yatırımcılar toplam 107 milyar euro alacağını silerken, borsalar dalgalandı ancak güçlü bir satış baskısı yaşanmadı. Avrupa iflasların ilk ayağına iyi başladı, ancak süreç devam ettikçe aynı iyimserlik korunamayabilir. Son üç aylık dönemde üç önemli gelişme yaşandı. Birincisi Almanya'nın baskısıyla AB üyelerinin -İngiltere hariç- mali sıkılaştırma kurallarını kabul etmesi, ikincisi Avrupa Merkez Bankası'nın bankalara bir trilyon euro vermesi ve Yunanistan'ın ilk iflası gerçekleştirmesi. Bütün bunların hem Avrupa'nın hem dünya ekonomisinin geleceği üzerinde belirleyici etkileri olacak.

Silinecek borç 5 trilyon Euro

Avrupa'nın borç batağı kabaca 5 trilyon euro olarak hesaplanıyor. Yunanistan'ın kontrollü iflasa gitmesi ve borcunun 107 milyar euro kısmını silmesi, bundan sonrası için de bir başlangıç olacak. Portekiz'in borçlanma piyasasına geri dönmesi imkansız. Bu yıl sonuna doğru Portekiz'in yeniden yardım alması ve bu arada borçlarının bir kısmının silinmesi gündeme gelecek. İrlanda'nın durumu görece daha iyi ama 10 yıllık tahvil faizi yüzde 8 seviyesinde ve bu haldeyken borçlanma piyasasına dönmesi sürdürülebilir değil. İrlanda'nın durumunda iyileşme olmazsa o da yardım ve borç silme yoluna girecek. Mario Monti'nin başbakanlığa gelmesinin ardından İtalya ile ilgili kaygılar azaldı, tahvil faizleri geriledi. Ancak İtalyan ekonomisi daralmaya devam ediyor. Büyümeye dönemezse İtalya'nın sorunları geri gelecek. Kısa vadede ciddi bir sorun olmaya aday ülke ise İspanya. Başbakan Mariano Rajoy, mali kuralı imzaladıktan neredeyse birkaç saat sonra ekonomiyi canlandırmak için daha yüksek bütçe açığı vermek zorunda olduklarını açıkladı.

Borçlar vatandaşın sırtına

Avrupa'nın uygulamaya koyulduğu bu "iflaslar süreci"nde Yunanistan örneğiyle birlikte borçların AB vatandaşlarının sırtına yüklenmesi süreci de başladı. İkinci yardımın ardından Yunanistan'ın en büyük alacaklısı AB olacak ve Yunanistan'ın bu borçlarını geri ödeme ihtimali çok zayıf. Borç silme sürecinde ilk önce bankaların ve fonların canı yandı ama zaman içinde Avrupa vatandaşları bu borcu sırtlamak zorunda kalacak. ECB'nin bankalara zayıf teminatlarla sınırsız borç vermesi de bankaların kamulaştırma sürecini başlattı. Hem bu bankalardaki hem de ECB'deki oluşacak batıklar da AB vatandaşlarının sırtına binecek. Avrupa'nın borç sorunu "çözümsüz" biçimde devam ederken, ABD tarafında da durum parlak değil. Şubat ayında rekor seviyede bütçe açığı bekleniyor. ABD, harcadığı her 100 doların 54 dolarını borçlanarak ayakta duruyor. Geçen Ağustos'ta yaşanan bütçe kavgası ve S&P'nin not indiriminin ardından yaşanan süreç, bütçe disipliniyle sonuçlanmadı. ABD ve Avrupa, borç sorunlarına karşın para basarak ayakta duruyor ve giderek daha fazla para basmaları gerekecek. Para basmayı durdurdukları anda ise "sanal cennet" sona erecek. Piyasalar bu nedenle "daha fazla likidite verilecek" sözünü duymak için ABD ve Avrupa merkez bankalarının başkanlarının ağzının içine bakıyor. Para basımı sona erdiği anda borsaların bugünkü yüksek seviyelerini koruması mümkün olmayacak.

Türkiye'ye maliyeti petrol

Türkiye, bu para basma çılgınlığının en büyük maliyetini ödeyen ülkelerden biri olma yolunda. Hem döviz kurlarının hem petrol fiyatlarının yükselmesi, petrolün varilini 225 lira ile rekor seviyeye çıkardı. Bu durum hem enflasyon hem döviz dengesi üzerinde baskı yaratıyor. İMKB'nin yıla iyi bir başlangıç yaptıktan sonra duraklamasında petrolün yarattığı belirsizliklerin önemli payı var. Petrol sorun olmaya devam edecek
BİZE ULAŞIN