Aşık Veysel'i, ders verdiği okulda andı

Sivas'ta bağlama ustası Şentürk İyidoğan (48), Aşık Veysel Şatıroğlu'nun ders verdiği, eski adıyla Pamukpınar Köy Enstitüsü olan ortaokulu ziyaret ederek, 45'inci ölüm yıl dönümünde ünlü ozanın burada yazdığı eseri seslendirdi.

Aşık Veysel'i, ders verdiği okulda andı

Sivas 4 Eylül Sanayi Sitesi'ndeki atölyesinde bağlama üretimi yapan ve 'Ozanlar Müzesi' açan Şentürk İyidoğan, bugün vefatının 45'inci yıl dönümü olan Aşık Veysel'in 1950-51 yılları arasında ders verdiği köy enstitülerinden biri olan, Yıldızeli ilçesindeki Pamukpınar Yatılı Bölge Ortaokulu'nu ziyaret etti. İyidoğan, Aşık Veysel'in burada yazdığı 'Bir Ulu Ağaçtan Bir Yaprak Düşse' türküsünü, ünlü ozanın 104 yıllık bağlamasıyla seslendirdi.

Aşık Veysel'in bugün yatılı ortaokul olarak hizmet veren Pamukpınar'da yazdığı türkünün hikâyesini anlatan İyidoğan, "Pamukpınar, Türkiye'nin de ilk köy enstitülerinin kurulduğu yerlerden biridir ve hepimiz için de çok kıymetlidir. Aşık Veysel burayı bir anısında anlatır der ki, 'Bir yerlerden geliyorduk, Pamukpınar'a gelmemiz lazımdı. Geldik, burada da bir iki derse girdik, buradan da köyümüze gidecektik, işte kar kış çok olduğu için gidemedik, Pamukpınar'da kaldık.

Biraz güneş açınca tabii öğrenciler getirdiler ağacın altına bir sandalye kurdular. Biraz yağmur yağdıktan sonra ben de ağacın altında otururken bir yaprak gelip dizime değdi. Yaprak dizime değince aklıma tabii uzun zamandır köyümüzden ayrı olup, köy hasreti de olduğu için burada 'Bir ulu ağaçtan bir yaprak düşse, o anda acısın duyan iniler' sözlerini yazdım'.

Ben de bu eserin burada yazıldığını bildiğim için Aşık Veysel'i küçük de olsa burada analım istedik. Çocuklarımızın burayı bilmesi, köy enstitülerini bilmeleri lazım" dedi. 'AŞIKLIK GELENEĞİNİ ANLATIRDI' Aşık Veysel'in Pamukpınar'daki derslerinde saz çalıp türkü söylediğini ve aşıklık geleneğini anlattığını ifade eden İyidoğan, ozanın yüz yıl sonra daha da anlaşılır olacağını belirterek şunları söyledi: "Aşık Veysel'in sazı 1990 yılında babasının amca çocuklarından bana geldi. Aşık Veysel'in çok uzun yıllar çaldığı bir saz.

Ben de zaman zaman bu sazı çalıyorum. Tabii Veysel bir deryadır. Biz de bir damlayız. Ona hizmet etmeye çalışıyoruz, onun kendi sazıyla. Aşık Veysel sadece bizim için değil dünya için bir değerdir. Bunu tabii bizim kuşaklarımız ve bizden sonraki kuşaklar da bilecektir. Aradan yüz yıl da geçse bunu bileceklerdir. Aşık Veysel'in yüz yıl sonra daha da değerleneceğini, daha da anlaşılabilir olacağını düşünüyorum." Aşıklık geleneğinde ozanların ölüm yıl dönümlerinin olmadığını aktaran bağlama ustası Şentürk İyidoğan "Biz ona ölüm yıl dönümü demiyoruz.

Onu her yıl anıyoruz ama sadece Aşık Veysel'de değil, diğer ozanlarımızın, gelecek çocuklarımızın bunları anlayabilmesi, anlaması, ozanlarımızdaki hoşgörüyü dinlemesi gerekiyor. İşte bunlar ozanları ölümsüz kılar. Ozanların heykellerine doğumunu yazarız, ölüm yıllarını yazmayız. Bizim için ölmemiştir, bizim için yüz yıllar boyu yaşayacaktır" diye konuştu.

BİZE ULAŞIN