İran 20. yüzyılın ortasında toplumsal normlar, geleneksel değerler ve hızlı bir şekilde değişen modern dünya nedeniyle büyük bir gerilim yaşıyordu. İran edebiyatındaki önemli kadın şairlerden biri olan Furuğ Ferruhzad, bu gerilimlerin ortasında cesur bir figür. İran'ın o dönemdeki yapısı, kadınların toplumsal yaşamda daha kısıtlı bir rol üstlenmesini bekliyordu. Ferruhzad ise bu durumu kabullenmeyerek, şiirlerinde kadınların özgürlüğünü ve bireysel haklarını savunmuştur.
Yaşadığı tüm sosyal olayların eleştirisini yapan Ferruhzad, ataerkil yapıya başkaldırmıştır. İran'daki geleneksel kültürün etkisiyle Ferruhzad, toplumun ve bireyin duygusal derinliklerine inerek şiirlerinde özgürlük ve aşk teması işler. Şiirlerinde çoğu zaman toplumun gözetiminden, tabularından ve baskılarından kaçmaya çalıştığı görülür. Bu onun şiirlerine özgün bir derinlik getirmiştir. Bu sayede Ferruhzad'ın şiirleri sadece İran'da değil, tüm dünyada yankı uyandırmıştır. Özellikle dönemin kadın hakları mücadelesi ve toplumsal normlarla çatışan özgürlük arayışı, Ferruhzad'ın şiirlerinde kendini güçlü bir şekilde hissettirmiştir. Onun dizeleri, özgürlüğü için her şeyini riske atan bir kadının fısıltıları gibidir
. Dönemin toplumsal baskılarına rağmen, aşkı ve özgürlüğü sanatıyla savunmaktan hiç vazgeçmemiştir. Alfa Yayınları'ndan çıkan Yaralarım Aşktandır kitabı, Ferruhzad'ın yaşadığı kayıpların, aşka duyduğu özlemin ve özgürlük mücadelesinin en güçlü yansımasıdır. Boşanma sonrası çocuğundan ayrılmak zorunda kalışı, onun şiirlerine derin bir hüzün katmıştır. Oğluna ithafen yazdığı Senin İçin Bir Şiir'de şöyle der: "Bakışların hasretle günün birinde / Bu kederli melodiye iliştiğinde / Annem buymuş diye mırıldanıp / Ararsın beni sözcüklerin içinde."
ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSU
Ferruhzad için aşk sadece bir his değil, aynı zamanda bir mücadeledir. Şiirlerinde aşkı, hem arzu hem de bir başkaldırı olarak işleyerek, topluma karşı verdiği mücadeleyi sanatına yansıtmıştır.
Kadın kimliğini yeniden inşa etmeye çalışan bir sanatçı olarak, şiirleri sadece bireysel bir iç hesaplaşma değil, aynı zamanda toplumsal bir direniştir. O, İran'ın geleneksel kadın algısını yıkarak, kendine özgü bir kadın figürü yarattı. Onun dizelerinde aşk, bazen bir sığınak, bazen de bir zinciri kırma çabasıdır. Şiirlerinde sadece bireysel bir içsel çatışma değil, aynı zamanda toplumun dayattığı normlara karşı bir isyan vardır. Onun eserleri birer özgürlük manifestosudur. Bu anlamda kitabı, aşkın yıkıcı ve yeniden inşa edici gücünü, bir kadının içsel ve toplumsal kimliğini sorgulayan derin bir eser olarak dikkate almak gerekir.
Öte yandan Ferruhzad'ın edebi mirası, yalnızca kitap sayfalarında kalmadı. Onun etkileyici dünyası tiyatro sahnesine de taşındı. Yaralarım Aşktandır kitabı, Şebnem İşigüzel tarafından tek kişilik bir oyun olarak kaleme alındı ve usta oyuncu Nazan Kesal tarafından sahneye taşındı. Berfin Zenderlioğlu'nun yönetmenliğinde sahnelenen bu oyun, Ferruhzad'ın hayatı ve mücadelesini tiyatro severlerle buluşturuyor. Oyunla birlikte Ferruhzad hepimize cesaret verip, "Kuş ölür, sen uçuşu hatırla" sözleriyle kalplerimizi fethetmeye devam ediyor.
CEYDA CENGİZ DÜŞKÜN