Alman şarkıcı Shantel: Türkiye beni ve göçmenleri bağrına bastı

Alman şarkıcı Shantel: Türkiye beni ve göçmenleri bağrına bastı

Shantel, Balkan, Anadolu, Ege, Akdeniz, Avrupa ve hatta Latin ezgilerini bir potada eritiyor. Müziğini sınırların ötesine taşıyan ve Türk ezgilerini Avrupa’da tanıtan Shantel, “Benim sınırlarım yok. Kimse arasında ayrım yapmam. Türkiye, hem bana hem göçmenlere kucak açtı” diyor.

Shantel, eğlenceli olmaktan çok daha fazlası. Kültürler arasında şarkı söyleyen canlı bir köprü gibi. Herkes onda tanıdık, bildik bir şey bulup müziğini seviyor. Shantel'in müziğinde Avrupa, Balkan, Anadolu, Akdeniz ve Ege'nin ezgilerini ve hatta Latin müziğinden dokunuşları bulmak mümkün. "Öteki" olarak adlandırılanı sevmeyi öğreten Shantel'in müziğinde en az 3 neslin hikâyesini ve etnik müzik olarak popülerlik kazanan halk müziğinin binlerce yıllık izini görürsünüz. Birçok milletin müziğini bünyesinde barındıran tarzı çok özel bir karaktere sahip. Geleneksel müzik türlerini modern müzikle harmanlayan sanatçı, füzyon isimli müzik türünün de öncülerinden.

Disco Partizani isimli albümüyle ses getiren ve Türkiye'de çok sayıda hayranı bulunan Shantel'in başarısı bence insana ve hayata olan bakışında ve samimiyetinde saklı. Müziğe dair düşünceleri, Türkiye aşkı, İslam'ın Avrupa'daki yeri ve göç krizi hakkındaki duygularını SABAH'a anlatan Shantel, özel hayatına ve iç dünyasına dair çok özel ayrıntıları da paylaştı.

İki nesil öncesinde Almanya'ya göçen bir ailenin çocuğu olarak 1968 yılında dünyaya gelen Shantel'in gerçek adı Stefan Hantel. Bu zamana kadar 11 albüm çıkardı. Kariyerine DJ'lik yaparak başladı. Rumen, Yahudi ve Yunan asıllı ailesindeki çok kültürlülükten kaynaklanan renkli müzik kariyerini Avrupa'nın çağdaş müziğiyle birleştirerek muhteşem çalışmalara imza attı. Şimdilerde çok az duyulan Roman ve Yahudi müziği gibi geleneksel müziklere olan ilgisi sayesinde bu müzik türlerinin popülerliğine katkıda bulundu. Müzisyenin aynı zamanda geleneksel müzikte kullanılan enstrümanlara karşı da derin bir sevgisi var. Shantel geleneksel müziğin, pop müzikte olduğu gibi amacının sadece eğlendirmek olmadığını, toplumlardaki ritüellerde önemli rollere sahip olduğunun altını çiziyor: "Geleneksel müziği şöyle bir düşünün. Basit olduğunu görürsünüz. Ancak yapısı bazen karmaşıklaşır. Ama sizi anında yakalar. Ben geleneksel müzik sanatçısı değilim ama her şeyi yiyorum ve müziğime katıyorum." Sanatçı geleneksel müziğe verdiği değeri Yunan santuri ve ses sanatçısı Areti Ketime gibi halk müziği icra eden sanatçılarla yapığı "Viva Diaspora" isimli albümüyle de perçinlemişti.

"YANLIŞ NOTA BENİM İÇİN DOĞRUDUR"

Shantel müzik yaparken oldukça radikal bir yol izliyor ve başka müzisyenlerin dışladığı yanlış notanın peşinde koşuyor: "Bazen bir müziği beğenip kendime 'Vay be belki ben bunu başaramam. Belki bu kötü, belki bu yanlış' diyorum. Ama müzikte yanlış yoktur. Müzikte her şey doğrudur. Müzik eğitimi almadım. Viyana Senfoni Orkestrası'ndan müzisyenlerle çalıştım. Bir melodi çalışırken bana, 'Bu yanlış, bunu böyle çalamazsın. Bu armonik değil, detone, melodinin dışında, düzenin dışında' dediler. Bence ben hata olarak kabul edileni ve düzenin dışında kalanı arayan kişiyim" dedi.

İLK KEZ TÜRKLER BANA 'BİZDEN BİRİSİN' DEDİ

Shantel, izleyicisiyle olan ilişkisinin her ülkede değiştiğini de belirtiyor. Sanatçının çok fazla kültürü bünyesinde barındıran müziği tüm dünyadan da büyük ilgi görüyor. Ancak Türkiye'nin Shantel için çok özel ve ayrı bir yeri var. Sanatçı Türkiye'de kendi evindeymiş gibi hissettiğini söylüyor:
"Türkiye'ye ilk geldiğimde, ne olacağı konusunda fikrim yoktu. Bavulumu açtım ve dünyaya duyguların müziğini sundum. Birçok ülkede bulundum, çok sevgi gördüm ve iyi enerji aldım. Ancak ilk kez Türkiye'de insanlar bana 'Sen bizden birisin' dedi. Dürüst olmak gerekirse ben böyle bir şeyi Yunanistan'dan beklerdim. Çünkü dedelerimden biri Pontus Rumu ve Yunanistan'da çok sayıda hayranım var. Ancak başlangıçta Yunan seyircisi beni gördüğünde bana bakıp 'O orada ne yapıyor? Böyle bir şey yapmak için izin aldı mı?' dedi. Çok şüpheci olmuşlar ve kafaları karışmış. Ama Türkiye'de bana kimse böyle bir şey sormadı. Türkiye'de atmosfer daha duygusal ve insancıl. Sanki biraz sihirli."

Shantel, Türkiye ile ilgili her zaman iyi anılarının olduğunu ifade ediyor: "Türkiye'ye çok defa geldim, hiçbir zaman asla kötü bir deneyim yaşamadım. Bana kimse kötü davranmadı, benim hakkımda kötü yorumlar yapmadı. Bu durum iyi iletişim ve güzel şeyleri paylaşmakla ilgili." Shantel için Türk seyircisi dansıyla diğer ülkelerdeki seyircilerden kolaylıkla ayrışıyor: "Bence hiç kimse Türk insanıyla dans konusunda yarışamaz. Asla!"

TÜRK GECELERİ DISCO PARTIZANI İLE POPÜLER OLDU

Shantel, hiç bilinmeyen çok önemli bir özelliğe de sahip. Müzisyen, Türk ezgilerinin Avrupa'da sevilmesine ön ayak olan önemli sanatçılardan. Yani Shantel pek kimse farkında olmasa da Anadolu'dan izler taşıyan Balkan müziğini Avrupalılar'a sevdirerek aslında Türk müziğinin de temsilcisi ve kültürler arasında gönüllü bir elçi olmuş: "1998-2000 yıllarında DJ'lik yapıyordum ve Roman ve Balkan müziğini oldukça fazla çalıyordum. Ancak insanlar bana 'Türk müziğini kes. Diskotekte Türk müziği duymak istemiyoruz' diyerek tepki gösteriyorlardı. İşte ben o zaman kendime dedim ki, 'Ha işte doğru yoldayım.'" Türk, Balkan, Yunan ve Roman müziği çalmakta ısrar eden Shantel, Avrupa'da Türk müziği gecelerinin yaygınlaşması için kapıyı ilk açan kişi olmuş:

"Harıl harıl bu melodileri sevdirmenin bir yolunu arıyordum. Şimdi çok mutluyum. Beni yanlış anlamayın. Yaptığım şeyin çok özel olduğunu düşünmüyorum. Ama bir şey var ki bundan çok gurur duyuyorum. Bugün Almanya, Fransa, Hollanda ya da başka bir Avrupa ülkesine gittiğinizde, Balkan, Yunan, Akdeniz ve Türk geceleri düzenlendiğini görürsünüz. Bu 10 yıl önce imkânsızdı. Disco Partizani'nin başarısıyla Türk geceleri çok popüler oldu."

'SINIRLARIM YOK'

Bucovina, Shantel'in annesinin doğduğu yer. Sanatçının efsanevi müzik grubuna bu ismi seçmesinin nedeni, müziğinin göçmen ailesinin hikâyesinden derin izler taşıyor olması. Ancak şimdi bölgesel referanslar Shantel için önemli değil. Çünkü ruhu ve müziği tüm sınırları aşıyor:
"Kimlik mevzusunu artık düşünmüyorum. Artık benim için önemli değil. Ben artık sadece benzerliklere odaklanıyorum. Türkiye'ye geldiğimde kendi kültürümle çok fazla benzerlik buldum. Hiçbir şey için düşünmek zorunda değilim. Sokağa çıktım. Restoranda yedim, içtim. Türkçe konuşmadım ama hiç sorun yaşamadım. Bir keresinde Anadolu'daydım. Mardin'de, Suriye sınırı yakınlarında bir yerdeydim. Kimse İngilizce konuşmuyordu. Ama hiç sorun yaşamadım. Uyuyacak yer buldum. En iyi yemeği yedim. Birkaç yıl önce ABD'ye gittiğimde ise, tamamen kaybolmuştum. Beni yanlış anlamayın ABD'yi seviyorum ve Amerikan pop kültürü çok önemli. Ama bir şey yemek istediğimde bana kızarmış tavuk ve hamburger restoranı gösterdiler. Bunları yiyemeyeceğimi söyledim. Bir salata istedim ve 30 dolar ödedim. Bu gerçekten hastalıklı bir durum."

'ÇOCUKLARIM ARASINDA AYRIM YAPMAM'

Shantel, kültürleri müzikle bir araya getirebileceğini söylüyor. Sanatçının bazı şarkılarının farklı dillerde versiyonu bulunuyor: "Albümümde yer verdiğim şarkılarımdan biri olan 'The Eyes'ın hem Türkçe hem Yunanca versiyonu var. Türkçe versiyonu sizin çok sevdiğiniz 'Adalar Sahilinde Bekliyorum' adlı şarkı. Kültürler arası tolerans ancak duygularla başlayan bir süreç. Ünümü 'sınırsız bir dünya' için kullanıyorum. Sınırlarım yok. Bana gelirseniz nereden geldiğinizi umursamam. Benim için vize yoktur. Bu sadece insani bir mevzu. Ayrım yapmam. Eğer biri bana 'Sırpça müzik çalabilir misin?' diye sorarsa ben 'Hayır' derim. Belki müziğimde Sırbistan'ı hatırlatan bir şey bulmuşsunuzdur. Ama ben bu talep için yanlış insanım. Benim ailem çok geniş. Size 'en çok sevdiğim çocuğum bu' diyemem."

Shantel birçok düşünür gibi Avrupa'nın, kültürlerin bir erime potası olduğunu düşünüyor. Küreselleşmenin olumlu etkilerini seviyor ancak her türlü sterotipleştirmeye karşı. Her kültürü eşit kabul ediyor: "Avrupalı olduğumu söylüyorum. Avrupa çok etnili bir platform. Ama ben neden bunu duymuyorum. Bunu daha çok duymak istiyorum. Anglo-Amerikan rock'n roll stereotiplerle büyüdük. Radyoda bir DJ'ye, "Türkçe ya da Yunan müziği çalabilir misiniz" dediğinizde şaşırıyorlar. Bence bu yanlış bir düşünce tarzı. Bu nedenle sanatta ve kültürde Türkçe ve Almanca bir şarkı arasında ayrım yapmıyorum. Benim için hepsi eşit."

'İSLAM AVRUPA'NIN BİR PARÇASI'

Shantel, Avrupa'nın değişik kültürlerden medyana geldiğini ve İslam'ın da Avrupa'nın bir parçası olduğunu savunuyor: "İslam, Almanya'nın bir parçası. Müslüman kültürü Almanya'nın bir parçası. 'Bu bizim burada istemediğimiz bir şey' diyemezsin. Şimdi Almanya'da bununla ilgili önemli bir tartışma var." Shantel, terör örgütlerinin İslam ile hiçbir ilişkisi olmadığını özellikle vurguluyor ve bazı insanların dini siyasi emeller ve radikal, sapkın amaçlar uğruna kullandığının altını çiziyor.

'TÜRK İNSANI ALMANYA'DA ARTIK MİSAFİR DEĞİL'

Müzisyen, Almanya'da 40 yıldır yaşayan Türkler'in hâlen misafir muamelesi görmesinden de oldukça şikâyetçi: "40 yıldır Almanya'da yaşayan Türkler tanıyorum. Alman pasaportları olsa da her zaman misafir gibi muamele görüyorlar. Bence bu çok yanlış ve açık görüşlü bir düşünme tarzı değil."

ALMANYA'NIN GÖÇMENLERE İHTİYACI VAR

Shantel, Almanya'nın göçmenleri kucaklaması gerektiğini zira ülkenin azalan nüfusu nedeniyle taze kana ihtiyacı olduğunu savunan çok sayıda Alman vatandaşından biri olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: "Suriye'de kanlı bir savaş var. Kimsenin bu savaşı durdurmaya niyeti yok gibi görünüyor. Savaş çok acı çektiriyor, çok fazla insan ölüyor. Trajediler durmadan yaşanıyor. Almanya çok sayıda mülteci kabul etti ve bununla ilgili bir sorunu yok. Çünkü zengin bir ülke. Uzun vadede Almanya'nın bunun ekonomiye olan avantajlarından yararlanacağını düşünüyorum."

'SINIRLARI KAPATAN ÜLKELER BENİ UTANDIRDI'

Sanatçı, bazı Avrupa ülkelerinin göçmen krizini kullanarak Avrupa Birliği'nden para aldığını ve bu paradan yararlandığını, buna rağmen sınırlarını acı çeken göçmenlere kapattığını belirtiyor. "Birdenbire sınır kontrolünü konuşmak için göçmen krizini kullandılar. Bundan çok utandım. Biliyorsunuz bu Avrupa'nın ruhu değil. Savaş gibi acil bir durumumuz var. Fransa ve Almanya'daki aşırı sağcı gruplardan endişeliyim. Masadalar ancak demokrasimizi etkileyemezler. Çünkü Almanya'da açık görüşlü insanlar daha güçlü" diyen müzisyen, Türkiye'nin göçmen krizinde çok önemli bir rol oynadığını dile getiriyor. Türkiye'nin uluslararası arenada özellikle göçmen krizi konusunda zor zamanlar yaşadığını söyleyen Shantel, "Batılı ülkeler Türkiye'ye yardım etmek için yeterince zengin. Türkiye 3 milyondan fazla göçmene kucak açarak harika bir iş başardı" diye konuştu.

'IRKÇILAR ANNEMİ ÜZDÜ'

Shantel'in Almanya'ya göç eden bir ailenin ikinci kuşak üyesi olan annesi büyük zorluklar çekmiş. Müzisyen, annesinin ayrımcılık ve ırkçılık kurbanı olduğunu söylüyor: "Okulda sorunlar yaşamış. Ergen bir kızken bazı insanlar ona, 'Sen Alman değilsin' diyerek baskı yapmış. Annemin saçları koyu renklidir ve Akdeniz insanı gibidir, bana benzemez. O nedenle hep saklanırmış ve kimliğini açığa vurmazmış. Annesi ve babası Rumence konuştuğunda bundan hoşlanmazmış. Zaten Rumence de öğrenmemiş. Annem çok asimile olmuş. Ben ailede kimliğimiz hakkında soru soran ilk insanım. Anneannem ve dedemin geldiği ve Ukrayna ile Romanya arasında kalan Bucovina'yı ziyaret ettiğimde, dedemin ve ninenim eski evini buldum. Çok duygulandım."

YENİ ALBÜM TÜRKÇE BİR ŞARKIYLA GELİYOR

Nisan'da İstanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde müzik grubu Bucovina Club Orkestar ile bir konser veren Shantel dünya turuna devam ediyor. Bu yıl bir albüm çıkarmaya hazırlanan sanatçının Türk hayranları için bir de müjdesi var. Shantel'in yeni albümünde, 1970'li yıllarda ünlenen bir Türk müzik grubunun da oldukça sevilen bir parçası yer alacak.

BİZE ULAŞIN