"Evimizin Sağlık Elçileri" Çanakkale'de

Sanofi Pasteur ve ÇABA Derneği iş birliğiyle yürütülen "Evimizin Sağlık Elçileri" projesinin beşinci eğitimi Çanakkale'de gerçekleştirildi.

Evimizin Sağlık Elçileri Çanakkale'de

Sanofi'den yapılan açıklamaya göre, gazeteci Balçiçek İlter'in moderatörlüğünde yapılan eğitim programına oyuncu Demet Akbağ, yemek danışmanı Sedef İybar, su altı fotoğrafçısı Ayşegül Dinçkök, Dr. Özlem Cankurtaran, ÇABA Derneği Başkanı Özlem Zehebi ile ÇABA ve ÇABA genç üyeleri katıldı.

Program kapsamında Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, erişkin ve bebek bağışıklaması hakkında bilgi verirken Prof. Dr. Cihan Uras da meme kanseri ve alınabilecek önlemler hakkında bilgi aktardı.

Her evde bir "sağlık elçisi" yaratmak için Türkiye'nin farklı illerinde yapılacak eğitim programlarını kapsayan proje ile anneler bilgilendirilerek aileden başlayan sağlık bilinciyle topluma katkı sağlanması amaçlanıyor.

"NEFES OLDUĞU SÜRECE UMUT VAR"

Programda konuşan oyuncu Demet Akbağ, üniversite yıllarına kadar sürekli bir diyet programı uyguladığını belirterek, "Ne zaman bu diyet olayını kafamdan attım, daha sağlıklı bir yeme düzenine geçtim. Her şeyi yiyordum ancak ölçümü azaltmıştım. Bu nedenle önerim, bunu kafaya takmadan dikkatli beslenmektir. Kocam Zafer iyi yemek yapar, misafir geldiğinde salatasından mezesine, sofra kurulumundan toplanmasına ben yaparım ama Zafer ana yemeği yaptığı için tüm alkışlar ona gider." ifadelerini kullandı.

Çaba Derneği gönüllüsü olan, su altı fotoğrafçılığı yapan ve aynı zamanda milli yüzücü Ayşegül Dinçkök de, toplantıda, hayatı boyunca sağlık konusunda çok dikkatli olduğunu söyledi. Her zaman evinin sağlık elçisi olduğunu aktaran Dinçkök, toplantıda Dünya Serbest Dalış Şampiyonu Şahika Ercümen ile yaptığı köpek balıkları projesine değindi.

Dr. Özlem Cankurtaran ise hastalıkların doğada bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Hastalıkla da karşılaşıyoruz ve hasta olunca hastanın yakınları daha çok acı çekiyor. Ben enteresan bir deneyim yaşadım. Hem hasta hem hasta yakını hem de doktor oldum. Aslında masanın her bir tarafını dolaştım. Hastayken kendiniz bir şekilde hastalıkla mücadele edebiliyorsunuz ya da başınıza geleni artık kabulleniyorsunuz. Vücudunuz da kabulleniyor bu durumu ve bir savaş veriyor. Ama sizi sevenler sizin kadar dirençli olamıyor ne yazık ki... Hasta yakını olmak bambaşka bir duygu... Hepinize tavsiyem, acılarınızdan değil de elinizdekilerden beslenerek bu süreci yönetmeniz. Ben kendi duygularımı bu şekilde yönettim. Çünkü nefes olduğu sürece umut var."

"SAĞLIK OTORİTELERİ GRİBİ ÖNLEMEK İÇİN AŞI YAPILMASINI ÖNERİYOR"

Yemek danışmanı Sedef İybar, sağlıklı yaşamın mutfaktan geçtiğini, beslenme ve hareketin sağlıklı yaşamın formülü olduğunu ve doğru bilgiye ulaşmanın kritik önem taşıdığını kaydetti.

Göğüs hastalıkları alanında uzman Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu da aşılanmanın önemine işaret etti. Aşının hayat kurtardığını belirten Çuhadaroğlu, "Aşı önemli bir koruyucudur. Çağımızda toplu ölümlerin olmamasının en önemli nedeni aşılanmadır. Aşılanma sayesinde sağlıklı toplumlar oluşuyor. Örneğin, çocukluk dönemi hastalığı olarak varsayılan boğmacadan korunmak için yetişkinler de aşı olmalı." ifadelerini kullandı.

Çuhadaroğlu, gribin ciddi bir enfeksiyon olduğuna dikkati çekerek, "Sağlık otoriteleri gribi önlemek için aşı yapılmasını öneriyor. Dolayısıyla çocukların yanı sıra erişkinlerde de grip aşısı uygulanması hastalıkları önemli ölçüde azaltır." değerlendirmesinde bulundu.

Grip aşısına dair sık sık sorularla karşılaştıklarını aktaran Çuhadaroğlu, "Ava giderken köpeklere, avlanacak olana dair bir şey koklatılır ve avcı köpeği, avını hızlıca bulur. Grip aşısında da aynı mantık vardır. Aşı sayesinde vücuda verilen mikroplar savunmanın daha iyi yapılmasını sağlar." ifadesini kullandı.

PROJE, 8 İLDE YAPILACAK EĞİTİMLERLE DEVAM EDECEK

Toplantıda konuşan hekimler, kadın hastalıkları, meme kanseri ve erişkin bağışıklamasına yönelik bilgilendirmede bulundu.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanseri hakkında bilgi verirken, şunları kaydetti:

"Kadınların belli aralıklarla memelerini kontrol etmeleri, meme kanserini ileri aşamalara ulaşmadan fark etmenin ve kolay tedaviye başlangıcın ilk adımını oluşturuyor. Her kadın kendini ayda bir kez muayene etmeli. Bu muayene, adet başlangıcından 5-7 gün sonra, yani hormon etkisinin en az olduğu dönemde yapılmalı. Kendini düzenli olarak muayene eden her kadın belli bir süre sonra kendi memelerini tanıyor ve normal meme dokusunun özelliklerini öğreniyor. Böylece yeni ortaya çıkan kitleleri erken dönemde fark edebilecek duruma geliyor. Meme muayenesi farklı şekillerde yapılabiliyor. Ayna karşısında görsel değişiklikleri değerlendirdikten sonra yatarak el ile yapılan muayene en etkin yöntem olarak görülüyor."

Verilen bilgiye göre, "Evimizin Sağlık Elçileri" projesi, bu yıl 8 ilde yapılacak eğitimlerle devam edecek. Bir sonraki eğitimin ise İzmir'de yapılması planlanıyor.

BİZE ULAŞIN