Gomidas'ın müziğini dinlediniz mi?

Ermeni müzik adamı Gomidas, ölümünün 75. yılında Anadolu'nun dört bir tarafında derlediği Türkçe, Kürtçe, Ermenice şarkılarla anılıyor. 1915 tehcirinden kurtulan Gomidas çağın en önemli müzik adamlarından biri olmasına rağmen, ülkemizde unutturulan bir isim

  1. Haberler
  2. Pazar Sabah
Cumartesi 12.12.2010 ABONE OL
16 Aralık'ta Lütfü Kırdar Kongre Sarayı'nda bu toprağın şarkıları seslendirilecek. Tamamı tek bir insan tarafından üretilen Türkçe, Kürtçe, Ermenice şarkılar; bu ülkenin kederli tarihinin de şarkıları. Bu müzik adamının dünyaca bilinen adı Gomidas Vartabed, bir hemşehrimiz. Gomidas, Kütahya'da doğmuş, büyümüş Soğomon Kevork Soğomonyan'dan başkası değil. Onun acılarla şekillenen ve Anadolu müziğinde çığır açan yaşamına geçmeden önce konserle ilgili birkaç ayrıntı verelim: Sadece Gomidas'ın eserlerinin seslendirileceği konsere dünyaca ünlü Türkiyeli Ermeni piyanist Şahan Arzuni'yle birlikte yine Türkiyeli üç Ermeni şan sanatçısı Ari Edirne, Sevan Şencan ve Kevork Tavityan katılacak. Ayrıca Aynur Doğan, Şevval Sam, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu ve Aşkın Ensemble da Gomidas şarkıları söyleyecek. Konser ayrıca Türkiye Ermeni toplumunun önemli korolarından Karasun Mangants, Lusavoriç, Sahakyan, Surp Takavor ve Vartanants'ın da 40'ar kişilik topluluklarıyla ayrı ayrı sahne alacağı bir müzikal ziyafete dönüşecek. Büyüyüp yetişkin bir din adamı olduğunda sivil adının yanı sıra Katolikos (Başpatrik) Gomidas'ın adının verileceği Soğomon, 26 Eylül 1869'da Kütahya'da doğdu. Annesi Takuhi Hovhannesyan Soğomonyan Bursalı, babası ayakkabıcı Kevork Soğomonyan ise Kütahyalıydı. Aynı zamanda güzel bir sesi olan babası şarkılar da besteliyordu, halıcılık yapan annesi de müziğe yetenekliydi. Gomidas yıllar sonra ailesinden "Herkesin sesi güzeldi. Babam tanınmış bir tar sanatçısı, amcam ise saz sanatçısıydı. İkisi de bizim şehrin kilisesinde hayatlarının sonuna kadar okuyuculuk yaptı. Annemin ve babamın Türkçe bestelediği şarkılar halen şehrimizde söyleniyor," diye söz ediyordu.

YOKSUL BİR ÇOCUKLUK
Sanatçı bir ailede büyüyen Gomidas'ın çocukluğu mahrumiyet içinde geçti. Henüz bir yaşına varmadan annesini, 11 yaşında da babasını kaybetti. Bakımını ninesi üstlendi. Sınıf arkadaşlarından biri Gomidas'ı şu cümlelerle anlatıyor: "Zayıf ve solgun bir çocuktu, her zaman düşünceli ve usluydu. Kışın soğuğunda ince giysilerle üşümüş bir halde okula gelirdi. Hepimizin minderleri vardı ama Soğomon, ayaklarını altına alıp, çıplak tahtanın üstüne otururdu. Soğuktan titreyerek okurdu ve ellerini nefesiyle ısıtmaya çalışırdı. Çoğu zaman aç olurdu ve ben hemen hemen her gün kahvaltımı onunla paylaşırdım. Bu yardımıma karşılık benim için şarkı söylemesini isterdim, hiç itiraz etmezdi. Bazen sokak çocukları Soğomon'u sıkıştırırlardı. Birlikte olduğumuz zamanlar gücüm yettiğince savunmaya çalışırdım onu. Oysa Soğomon'un kendini savunmak için harika bir yöntemi vardı, şarkı söylerdi..." Müziğe olan yeteneği, yaşam çizgisini tümüyle değiştirdi. Kütahyalı rahip Tertsagyan, episkopos olmak üzere Ermenilerin Ruhani Merkezi Eçmiyadzin'e giderken, o sırada 12 yaşında olan Soğomon'u ruhban okulunda eğitilmek üzere yanına aldı. O yıllarda Eçmiyadzin Ermeni Başpatrikliği, Anadolu'daki çeşitli illere bir heyet göndererek, yetim Ermeni çocuklarını din adamı olarak yetiştirmek üzere Ermenilerin kutsal şehri sayılan Eçmiyadzin'e getirttirdi. Gomidas da bu çocuklardan biriydi. Kagogikos (Yüce Patrik) Kevork IV.'ün karşısına çıkarılan Soğomon'a Ermenice bilip bilmediği sorulduğunda, kıvrak zekâsıyla, Ermenice öğrenmeye geldiğini ama iyi Ermenice şarkı söylediğini söyledi. Buraya bir dipnot düşmek gerekirse Anadolu'da bazı şehirlerde Ermenice konuşmak yasaktı, tehcir sırasında Kütahya ve çevresindeki Ermenileri koruyan Kütahya Valisi Faik Ali Bey döneminde Ermenice konuşmak serbest bırakılmıştı. Yumuşak sesiyle Luys Zıvart adlı ilahiyi söylemeye başlayan Soğomon herkesi şaşkına çevirdi. Kevorkyan Ruhban Okulu'na kabul edilen Soğomon 1893 yılında, dini kurallara göre Gomidas adını alarak Apeğa (önrahip) olarak mezun oldu. 1893 yılından itibaren de Ermeni dini müziği nota dersleri vermeye başladı. 1895 yılında Vartabed (rahip) oldu. Öğrencilik yıllarında müziğe olan aşırı ilgisi, Anadolu ve Kafkasya'nın her yerinden getirilen çocukların söylediği halk ezgilerine olan duyarlılığının sonucunda, Tiflis'e müzik eğitimine gittiğinde Magar Yegmalyan'dan etkilendi ve batı tipi nota sistemi ve müziği ile ilgilendi.

BUGÜN NELER OLDU