İstanbul'dan bir ilham perisi geçti

Herkesin ilhamı Kate Moss'tan gelecek değil ya! Dünyanın en ünlü moda fotoğrafçısı David LaChapelle'in ilham perisi transseksüel Amanda Lepore İstanbul'daydı.

Geçtiğimiz perşembe günü İstanbul'da modern sanatın en 'baba' ismi Paul Kasmin Gallery, dünyanın en ünlü moda fotoğrafçılarından biri olan David LaChapelle'in sergisiyle açıldı. LaChapelle'in dev boyutlardaki Tarkan, Michael Jackson, Angelina Jolie, Paris Hilton fotoğrafları çok ihtişamlı, çok kalabalık, çok kışkırtıcı ve fazlasıyla görülmeye değerdi de, fotoğrafları gölgede bırakan bir yan 'reklam unsuru' vardı: Geçen hafta İstanbul, fotoğrafçının yanında getirdiği ve "İlham kaynağım," dediği Amanda Lepore'u konuştu. Yani dünyanın en plastik ve en ünlü transeksüelini. Lepore'un görüntüsü de, hikâyesi de, kendisi de fazlasıyla tek atımlık şeker tadında olmasına rağmen, bu kadına moda köşemde yer vermemin asıl nedeni onun moda ve kozmetikle olan ilişkisi, emin olun. Bir de LaChapelle'in en ikonik resimlerinden biri olan Marilyn Monroe canlandırmasının kanlı, canlı karakteri olan Lepore'un kendisine hediye edilen yüz binlerce dolar değerindeki bu fotoğrafı kuaförüne hediye etmesi. Büyüyen gözlerime cevap olarak da "Saçlarımı yaparken benden para almıyordu, ona iyi bir hediye vermem lazımdı. Hem zaten evim çok küçük, bu resimler sığmaz," demesi. "Bayılırım modaya," diyor ama tabii yaşını hatırlamayan bu kadının (ve gerçekten hiçbir yerde yaşıyla ilgili bilgi yok) modadan bahsi bambaşka bir boyutta yaşanıyor. Lepore modaya değil, kadın vücuduna bayılıyor. Galeri açılışından bir gece önce tarihi yalılardan birinde onun ve LaChapelle'in onuruna verilen davette, çırılçıplak gezinmesine yorum olarak herkes "Kesinlikle çıplak görünmüyordu, sanki üzerinde bir şeyler vardı," diyor. Bu bir şeyler bana 'özgüven' gibi geliyor çünkü pek çoklarının fazlasıyla kırıcı sıfatlarla adlandırabileceği Amanda, en çok kendi vücuduna hayran. Geçirdiği birbirinden farklı ameliyatları da, mahalle berberinde yemek tarifi verir gibi anlatmasının nedeni de bu. Dediğine göre en acılı ameliyatı seks değiştirme operasyonuymuş. Detaya girmek istemem ama doğal yollardan vajinal kanal açılması gerekiyormuş ki, bu da sancılı bir dönemmiş. Gerisi yani dudaklarına ve göğüslerine ciddi porsiyonlarda silikon malzeme ekletmesi, her yerini kırdırıp yeniden yaptırması, hatta kadın bedenine en yakın görüntüyü yakalamak için kaburgalarından birini kırdırıp içeriye doğru ittirtmesi vız gelmiş, tırıs gitmiş. "Elle," diyor, "Bak kaburgamı hissedebiliyor musun?" Ben hayatımda bedenine bu kadar hayran, bu kadar âşık bir insan daha görmediğimi düşünüyorum. Tatlıları löp löp yutarken utandım, yanımda "Biraz kilo aldım," diyen kadının kırılmadan kalmayı başaran kemiklerinin üzerinde bir gram yağ yoktu, yemin ederim. Barda kıvırta kıvırta yürürken herkesin kendisine bakmasından fazlasıyla memnun. "Burada da soyunurdum ama tutuklanma riskim varmış," diyor ve üzerindeki Türkiye'ye uygun olsun diye seçtiği turkuaz renkli, mikroskobik ebatlardaki elbisesini çıkartmamaya karar veriyor. Aslında Lepore'un şovu bu: Çıplak dolaşmak. Kendisi "İnsanları memnun etmeyi seviyorum. Benden bir şey istendiğinde yaparım," diye açıklıyor, her 'Soyun' diyene 'Tamam' cevabı vermesini. Anlayacağınız Amanda Lepore enteresan bir karakter de, asıl onu, bu kadar plastik bir kadını reklam yüzü yapan moda ve kozmetik devleri daha enteresan değil mi?

MANKENLİK BİLE YAPIYOR
Geçtiğimiz aylarda Nars ile bir kampanya yapan Amanda, daha önce de MAC gibi kozmetik devlerinin yüzü olmuş. Kendini şarkıcı (Marilyn adlı şarkısının klibini Youtube'a koymuş, bilginize) ve parti hostesi olarak tanımlasa da New York Moda Haftası'nın değişmeyen ismi Amanda kendisinden esinlenen 'A Muse' adlı defilede mankenlik bile yapmış. Anlayacağınız Lepore artık marjinal olmaktan çıkıp çoktan geniş kitlelere ulaşmış. İnternette bir butik bile açmış: everythingamandastore.com. Takvimler, tişörtler, fotoğraflar satıyor. Amanda, LaChapelle ile girdiği moda dünyasından daha da fazlasını alacak gibi görünüyor. Kürkünü, çantasını, devasa takılarını, tokalarını ve ayakkabılarını her zaman tek renk kullanan Lepore, üstüne basa basa takılarının ciddi bir tasarımcının elinden çıktığını, ayakkabılarının ise Manolo Blahnik olduğunu yineliyor. "Hep böyle mi giyiniyorsun?" diye soruyorum, "Kendime bakmayı seviyorum," diyor. LaChappe'in ilham perisi olmasına hiç şaşırmıyorum, kadından kadınlık, farklılık akıyor.

BUGÜN NELER OLDU