MİT'te yaşanan, ciddi bir özeleştiri

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'le konuştuk: "Son 40 yılı yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından, güvenlik sektörüyle temas edip mağdur olmayan yoktur. 25 yılda 40 binden fazla ölünün olduğu bir ülkede tüten her ocakta acı vardır."

  1. Haberler
  2. Pazar Sabah
Cumartesi 12.12.2010 ABONE OL

Cevat Öneş, 2005 yılında MİT'ten emekli olduğunda unvanı İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı'ydı. 23 yaşında girdiği MİT'te bilfiil 41 yıl çalışmıştı. Emekli olduktan sonra Barış Girişimi'nin toplantılarına katılan Öneş, MİT hakkında da yazılar kaleme aldı, TESEV'in ilgili çalışmalarına katıldı, denetlenebilir-şeffaf bir istihbarat anlayışına dikkat çekti. Bundan kısa bir süre önce iç-dış istihbarat diye yeniden organize olan MİT'le ilgili Öneş'in kapısını çaldık ve aklımızdaki bütün soruları 'şeffaflık' gereği sorduk. Arkaplan Yayınları'ndan çıkacak Türkiye Ekseni adlı kitabı, önümüzdeki günlerde okurlarıyla buluşacak olan Öneş, sorularımızı içtenlikle yanıtladı...

- MİT'teki yeni örgütlenme modelini nasıl okumalıyız?
- MİT, teşkilatı yeniden yapılandırırken bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olarak gelişen Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu istihbaratı üretmek istiyor. Türkiye yakın sürece kadar kendi sınırları içerisinde oluşturduğu iç tehditlerle meşgul olan bir ülkeydi. Ve bu bakış açısı sebebiyle gerçekten bir mağdurlar ülkesi yaratıldı.

- İstihbarat böyle mi yönlendirildi?
- Samimi olmak lazım: Bu sistemde siyasi iktidarın farklı güç dengelerinin kurumlara tesir etmemesi mümkün değildir. İstihbaratı mevcut sistem ve siyasetten ayrı düşünemeyiz.

- MİT'te bu politikaları içinize sinmeden mi uyguluyordunuz?
- Ben şahsen MİT'in bu farklı yapılanmalar içerisinde objektifliğini koruma gayreti içerisinde olduğunu gördüm. Ve bir objektiflik sağlamak istedik.

- Bu bir özeleştiri süreci mi?
- MİT'in yeni yapılanmasını tartışırken, binlerce mağdur yaratan bir güvenlik algısının değiştiğini ve özeleştiri yapıldığını söylemek mümkün elbette.

- Karşı casusluk biriminin ağırlığı artırılıyor MİT'te. Bunu nasıl yorumlamalıyız?
- İç istihbarat görevinin ayrı bir yapılanma içinde operasyonel yetkiye sahip olmadan, demokratik rejimi koruma şeklinde teşkili önemli. MİT'in meseleye daha makro düzeyde bakmasını sağlamak gerekir.

- MİT'te giderek kadın istihbarat görevlilerinin ağırlığının arttığı, hatta yöneticilik düzeyinde pek çok kadının bulunduğu söyleniyor.
- Doğrudur, MİT'te kadın personelimizin mevcudu önemli düzeydedir ve yönetici olarak önemli görevlerde bulunmaktadır. Benim zamanımda da öyleydi. İstihbarat faaliyeti içindeki kadınlar; duygu dünyaları, titizlikleri nedeniyle daha başarılı oluyor.

- Eskiden MİT mensuplarının adı pek bilinmezdi. Şimdi bu durum değişti sanki...
- MİT'te önemli olan isimler ve görüntü değil faaliyettir. Gizlilik faaliyettedir. Hatta o gizlilik, faaliyetler çerçevesinde daraltıldığında, operasyonel faaliyetlerle sınırlı olmalıdır. Bir istihbarat teşkilatının toplumla bütünleşmesi, mümkün olduğunca şeffaflaşması ve hukukun üstünlüğüne uygun organize olması gerekir. Çünkü toplumdan destek alan bir istihbarat teşkilatı, kendisini daha güçlü hisseder.

- Ama toplumun MİT'e bakışı hep ikircikli, sanki MİT topluma karşıymış gibi bir algı var.
- Çünkü son 40 yılda güvenlik sektörüyle temas edip mağdur olmayan yok. 40 binden fazla ölünün olduğu bir ülkede tüten her ocakta acı vardır.

- Yaptığınız bir konuşmada darbelerin MİT örgütlenmesinde tortu bıraktığından bahsetmişsiniz...
- Darbeler sadece belirli kurumlarda tortu bırakmadı, topluma bir deli gömleği giydirildi. Bundan hiçbir kurumun etkilenmediğini ifade etmek mümkün mü?

- Bu özeleştiri yeterli mi sizce? Türkiye'nin sancılı dönemlerinde, MİT'in parmağı hep söylenegeldi mesela.
- O parmaklardan en zayıfının MİT'e ait olduğunu söyleyebilirim. O tarihsel koşullar içinde her kurum hata yaptı, ama bu hataların tamamı sistemle bağlantılıydı.

- İstihbaratın parlamento denetimine tabi tutulmasını öneriyorsunuz, neden?
- Hukukun üstünlüğünün şekillendirdiği bir devlet yapısı içerisinde denetlenemeyen, hesap veremeyen herhangi bir kuruluş olamaz. Bunun içine istihbarat teşkilatı da dahildir. Sivil toplum dahi istihbaratı denetleme hakkına sahip olmalıdır. Bugün öncelikli olan devletin çıkarları değil, insanın ve yurttaşın çıkarlarıdır.

- MİT ne kadar politize bir kurum?
- Böyle bir soruya cevap vermek zor. Bugün ülkemizin demokratik standartlarının düzeyi nedir, demokrasi derinliği nedir, toplumun demokrasi kültürünün seviyesi nedir gibi soruların yanıtını düşünürseniz cevap bellidir.

BUGÜN NELER OLDU