Podyuma çıkmadan üç gün önce su içmeyi bırakıyorlar

Tutkunlarının, akın akın gelerek izlediği Dünya Vücut Şampiyonası, bu yıl Türkiye'de yapıldı. Vücut geliştirme ustası 350 sporcu, geçtiğimiz hafta sonu Antalya-Kemer'deydi. Podyuma çıkmadan, hepsi su içmeyi bırakıp saunaya giriyor. Amaç: Adaleyi görünür kılmak için derilerini kurutmak

Geçtiğimiz hafta sonu, pek çok kişinin 'vücutçu' olarak tanımladığı insanlarla birlikteydim. Onlarla birlikte özel yemeklerinden yedim, onlarla tartı öncesi konuştum, soyunma odalarında birbirlerini boyamalarını izledim. Hepsi de yarışmadan üç gün önce su içmeyi bırakmış, kendi jargonlarına göre "derileri iyice kurusun" diye tuzu da kesmişlerdi. Konuşmakta zorluk çekiyor, ama podyuma çıktıklarında gülümsemelerini yüzlerinden eksik etmiyorlardı. Ne de olsa bu bir güzellik şampiyonasıydı. Kaslarını en güzel, en estetik şekilde gösterme şampiyonası... Mısırlısından Rusuna, dünyanın 70 ülkesinden, yüzlerce vücut geliştirme ustası, tek tek podyuma çıktı. Erkek sporculardan öte, kaslarına baktıkça hayrete düştüğüm, vücutlarını kendi isteklerine göre şekillendirebilen kadınların güç gösterisi beni daha çok etkiledi. O kadınların arasında mesleği mimar olanı da vardı, grafiker de, internette blog tasarımcısı olan da. Ama asıl beni hayrete düşüren Türk Milli Bayan Takımı'nı çalıştıran antrenör Meral Türkmen oldu. 24 yıldır vücut geliştirme sporu ile uğraşan, federasyonda hakemlik de yapan Türkmen, İlahiyat Fakültesi mezunu ve din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni!

- Türkiye vücut şampiyonlarını yetiştiren Milli Takım antrenörüsünüz. Ama aynı zamanda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenisiniz. Yaptığınız iki iş arasında nasıl bir uyum görüyorsunuz?
- Meral Türkmen
: Bize ait olan, bağımsız, özgür gücümüz, kısıtlamaya gelmeyen, ipotek edilemeyen yegane gücümüz: Murad etmek. Biz neye niyetlenirsek yaşam öyle oluşur. Rabbin kataloğunda sınır yoktur. 'İste kulum vereyim,' der. Vermek istemese idi, 'istemeyi' verir miydi? Çok farklı gibi görünüyor olmalarına rağmen, din ve spor birbiriyle iç-içe geçmiştir. İkisi de inancı ve sabrı ödüllendiriyor. İkisi de disiplinle terbiye edilmiş, tutkuyla başarıya ulaştırıyor. İkisi de sağlığı korumayı öğütlüyor. İkisi de 'İki günü birbirine eşit olan zarardadır,' diyor. 'Çalışmak ibadettir,' diyor. Her ikisi de kazandırıyor, kutsuyor, tekamül ettiriyor, geliştiriyor, kişinin kendisi ile mücadelesini şart koşuyor. Sabrın sınırlarında seyahat ettiriyor. Zarafeti, estetiği, nezaketi, hakimiyeti, birlik ruhunu, kuvveti göstermeye vesile oluyor. Kaderlerimizin kurbanı değil, yaşamlarımızın mimarları olduğumuzu ilan ediyor, ettiriyor.
- Neden bu sporu seçtiniz?
-
Ankara Hukuk Fakültesi'ni kazanmıştım, kendi tercihim üzerine İlahiyat Fakültesi'ne geldim. Hayatı öğrendim, hayatın kendisini. Aslında her birimizin yaratma gücüne sahip olduğumuzu, hiçbirimizin kaderlerin mahkumu olmadığını öğrendim. Ailem karşı çıktı ilahiyat okumama. Okuldakiler de başım açık olduğu için tavır aldılar bana. İnat ettim. Böyle bir bölümü bitirdiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. 24 yıldır vücut sporunun içindeyim. Kişinin kendiyle yarışması, nefsiyle mücadele etmesi ve nefsini dizginlemesidir, vücut sporu. Yarıştığı kendisinden başka hiç kimsenin olmadığını göstermektir.
- Erkek gücünü görmeye alışkınız ama bu kadar fazla kaslı kadın vücudu görmek sarsıyor insanı. Jüri şampiyonada yüksek puanı, kadınların hangi özelliklerine bakarak veriyor?
-
Jürinin değerlendirmede ilk baktığı özellik, yarışmacıların kadınlık özelliklerini kaybetmemesidir. Vücut simetrisi de çok önemli. Kasların estetik bir şekilde eşit olarak çalıştırılmış olması gerek. Vücudun alt ve üst kısmının eşit olması önemli. Maskülarite (kas yoğunluğu), hormon, beden ölçüsü, kasların sağ-sol eşitliği, alt-üst eşitliği çok önemli.
- Kadınlarda vücut geliştirme erkeklere bir meydan okuyuş mu?
-
Biz vücut sporuyla uğraşan kadınlar olarak kimsenin tahtına rakip değiliz, çünkü kendi tahtımızda oturuyoruz. Bedenlerimiz kendi ellerimizde. Bunu bildikçe daha hükümran oluyoruz.
- Din hocası olduğunuzu öğrenen sporcularınızın ilk tepkisi ne oluyor?
-
Çok şaşırıyorlar. Ben de onların şaşkınlığına şaşırıyorum. Bütün dinler insanların ruh ve beden sağlığını öngörüyor. Biz vücut geliştirmede bir yandan ruhumuzu, bir yandan bedenimizi eğitmeye çalışıyoruz. İkisi birbirinden farklı değil.
- İlahiyat Fakültesi'nde okurken mi bodybuilding yapmaya başladınız?
-
Eşim, Berlin'den gelmişti. O da İlahiyat Fakültesi'nde öğrenciydi. Vücutçuydu. 1985 Berlin Vücut Çalıştırma Şampiyonu. Onun sayesinde bodybuilding'e başladım. Oğlum uluslararası ilişkiler okuyor. O da vücut geliştirme sporuyla uğraşıyor. Kızım üniversiteyi bu sene kazandı. O da fitness yapıyor. Doğdukları günden itibaren evde düzenli beslendiler, sürekli spor gördüler.
- Vücut geliştirme sporundaki temel felsefe nedir?
-
Tamamen irade. Özellikle son bir haftadır yaptığımız çalışmaları görseniz, buradaki çocukların yaşadıkları ve katlandıklarını görseniz, şok olursunuz. Son bir haftadır yüklenmeler yapıyoruz. Üç gündür su vermedik mesela onlara.
- Deli misiniz?
-
Değiliz, nefisle mücadele ediyoruz. Diyete, yarışmadan dört ay önce başlanır. Sporcu proteinle beslenmeye başlar, düzenli antrenman yapar, herkes kendi kilosunda, kendi ağırlığında, kendi bedeninin kaldırabileceği maksimum şekilde ağırlık çalışır. Bütün yarışmacılarımız dopingsiz olmak zorunda. Üç gün boyunca su içmiyorlar. Amaç deriyi kurutmak, o gördüğünüz adaleyi çıkarmak. Deri ile kemik arasındaki adaleyi olduğu gibi görünür kılmak. Bunun için de tuz alımını kesmeniz gerekiyor. Vücut su tutar, su da deriyi kalınlaştırır ve ince görünmesine engel olur. Bu yüzden tuz alımı kesilir. Deri incelir ve damarlar ortaya çıkar. Sonra saunaya başlıyoruz, deriyi iyice kurutma amaçlı. Yoksa adaleyi göremezsiniz.

Vücuduma söz geçirmek istedim
NURAY EDEBALİ (2009 Türkiye Bodyfitness Şampiyonu)
- Neden bu sporu seçtiniz?
- Güçlü bir görünüm istedim her yaşımda. Vücüdum hakkında söz sahibi olmak, onu bir heykeltıraş gibi yontmak istedim. Vücuduma söz geçirmek istedim. Kendi kendimle yarışmak, bundan ötesi olamaz. Kaslarım güçlendikçe kalbim yumuşuyor.
- Yarı finalde elendiniz. Çok üzüldünüz mü?
- Kampımızda varımızı yoğumuzu ortaya koyup çalıştık. En azından ben, sabah-akşam o aç halimle koşu yapıp ayaklarımın, vücudumun bağıran çığlıklarına kulaklarımı ve ruhumu tıkadım. Sabah, öğlen, akşam sadece haşlanmış balık yedim. Artık ne halsizlik, ne baş dönmesi, ağzımın ve tükürüğümün susuzluktan yoğurda dönüşmesi bile umurumda değildi. Cuma günü, tartı günü her şeye rağmen, canlı, güzel, sempatik görünmem gerekiyordu. Makyajımı, saçımı yaptım, bütün güleryüzümle tartıya çıktım. Merhabamı, gülüşlerimi yabancı organizasyon ve hakemlerden eksik etmedim. Ama ilk raundda kısa boyluları elemeleri, benim ve Türkiyem'in şanssızlığı oldu. Çok yazık. Onca çalışıp, aç ve susuz kalıp canımı ortaya koydum...

O adaleler bir hafta sonra söner
- Neden boyanıyor sporcular?
- M.T:
Adaleyi iyice göstermek için. Güzel olan estetiktir, estetik olan da kuvvettir.
- O kadar kas görmek ne kadar estetik sizce?
-
Baktığınızda ne gördüğünüze bağlı. Bizim için harikulade bir şey. O kaslara baktığımda sporcunun ne kadar güçlü olduğunu, nefsine ne kadar söz geçirebildiğini, kendi iradesine ne kadar sahip olduğunu görüyorum Tuluhan Hanım. Onları alkışlarken ellerimin morardığını bilirim.
- Ama o adaleler korkunç duruyor...
-
Sporcularımız her zaman bu şekilde dolaşmaz ki. O size ürkütücü gelen adaleler bu saydığım aşamalardan geçtikten sonra ortaya çıkıyor. Yoksa bir hafta sonra söner o adaleler.
- Bugün fark ettiğim şey, yarışmacıların biraz agresif olduğu.
- Üç gündür ağızlarına su değmemiş. Nasıl agresif olmasınlar? Federasyonumuz eğitim çalışmalarına çok önem veriyor. Antrenör ve hakem kursları düzenliyor, gelişmelerden haberdar oluyoruz. Her şeyden önce psikoloji çok önemli, yanlarında olup sürekli moral vermek zorundasınız. Psikolojileri bozulabiliyor.
- Evinizde nasıl bir beslenme düzeniniz var? Merak ettim.
- 24 yıldır evimizde yağlı yemek pişmez. Haşlama, ızgara türü gıdalarla besleniyoruz. Tam yağlı beyaz peyniri tek başına yerseniz hiçbir şekilde vücudunuzda yağ yapmaz. Ama bir dilim ekmekle yerseniz olduğu gibi yağ olarak depo edilir. Sabah kalktığımda yarım çay bardağı zeytinyağı içerim ama o zeytinyağını ekmeğin üzerine sürersem kilo alacağımı da bilirim.