Hareket eden fotoğraflar

Almanya'nın en ünlü moda fotoğrafçılarından Peter Lindbergh'in Düsseldorf'ta açılan multimedya sergisinde, siyah-beyaz portreler kimi zaman ağlıyor, kimi zaman da size göz kırpıyor. Lindbergh, 12 Nisan'da sona erecek sergide portrelerle filmleri bir araya getirdiğini söylüyor

Karanlık bir sergi salonu, karşınızdaki koca duvarda bir kadın, gözlerini izleyenlere dikmiş bakıyor. Önce bunu siyah-beyaz bir fotoğraf zannediyorsunuz. Derken, kadın belli belirsiz kaşlarını çatıyor... Birkaç saniye sonra da göz kırpıyor... Kızgın mı, muzip mi anlayamıyorsunuz. Tüm bunlar dünyaca ünlü moda fotoğrafçısı Peter Lindbergh'in Düsseldorf NRW Forum'da açılan '3 Filme' (3 Film) sergisinde meydana geliyor. 68 yaşındaki Alman fotoğrafçı, şimdiye kadar Mick Jagger'dan Madonna'ya pek çok ünlünün portrelerini çekmiş bir isim. En ünlü çalışması ise kuşkusuz, 1989 yılında Naomi Campbell ve Cindy Crawford gibi beş supermodeli kucak kucağa çıplak olarak görüntülediği fotoğraf. O zamandan beri çoğunlukla siyah-beyaz fotoğraflar çeken Peter Lindbergh, bu son sergisinde de aynı geleneğini bozmamış. Lindbergh, '3 Film' sergisinin geçen hafta yapılan açılışında, yerli ve yabancı basın mensupları tarafından gerçek bir 'yıldız' gibi karşılandı. Hep kameranın arkasında olmaya alışmış biri için flaşların önünde olmak garip bir histi. Mahcup bir şekilde onlarca fotoğrafçıya poz verip, bir o kadar muhabirle yüz yüze görüştü. Tabii bu mahcupluğunda, Paris'ten gelen uçağının saatlerce rötar yapması nedeniyle, onca insanı bekletmesinin de etkisi olsa gerek...

MİMİKLER BENİM İÇİN ÖNEMLİ
Kısa bir süre için de olsa görüştüğümüz Peter Lindbergh, Schwarzkopf'un desteklediği bu multimedya sergisinin nasıl oluştuğunu şöyle anlattı: "Schwarzkopf yetkilileri, 'Sizinle çalışmak istiyoruz, nasıl proje yapmak istersiniz?' dedi. Benim de uzun zamandır aklımda böyle bir fikir vardı. Portrelerle filmin nasıl birleşeceği üzerine çalışmaya başlamıştım." Lindbergh aslında şimdiye kadar pek çok film de çekmiş bir isim. Film ve fotoğraf çekmek arasında ne gibi farklar olduğunu anlatırken, "Genellikle fotoğraf beni daha çok heyecanlandırır," diyor ve devam ediyor: "Ama bu proje farklı. Bu çalışmalara yalnız başınıza durup baktığınızda, yüzlerin nasıl değiştiğine dikkat ettiğinizde içinizde farklı bir his oluyor. Aslında yüzlerde çok çok küçük hareketler oluyor. Hafif sinirleniyor, hüzünleniyor, göz kırpıyor..." "Hatta biri ağlıyor," diye araya girdiğimde bunu şöyle açıklıyor: "Aslında buradaki modeller üzgün değil; hepsi ciddi. Çünkü bence gülmek, çok az bir duygu çeşidini ifade ediyor. Demek istediğim, ya mutluysanız ya da mutlu görünmek için gülersiniz. Kısacası gülmek benim için çok fazla bir şey ifade etmiyor. Mesela sen karşımda otururken, yüzün farklı şekiller alıyor. Bence ilgi çekici olan bu. Mimikler benim için önemli." Peter Lindbergh, 1990'lardan bugüne moda fotoğrafçılığının ne yönde değiştiğini ise şöyle açıklıyor: "O zamanlarda hangi modelin fotoğrafını çektiğiniz çok önemliydi. Bugünkü karakterler daha anonim. Ayrıca bugün fotoğraflar üzerinde çok fazla oynanıyor. Ve böylece herkes kusursuz oluyor. Bugün kişiliğe değil, mükemmeliyete önem veriliyor. Bence mükemmeliyet korkunç bir şey; ben sevmiyorum." Bunun üzerine "Çıplaklık sizce nedir? Seksi, erotik veya masum olmak mı?" deyince şöyle yanıtlıyor: "Bunlar hep üzerinde oynayabileceğiniz şeyler. Hepsi duygularla ilgili. Ve bence asıl ilginç olan bunlara şekil verebilmek. Çünkü, bunlar, üzerinde çalışabileceğim materyallerim." Son olarak Lindbergh, her zaman fotoğraf düşündüğünü ekliyor. Hiç bir zaman, bir yerden öylesine geçemediğini belirten fotoğrafçı, "Güzel bir kadın gördüğünüz zaman hemen fotoğrafını çekmeyi düşünüyor musunuz?" sorusunu es geçiyor ama çevresindeki tüm erkeklerin kendisini kıskandığını da itiraf etmeden geçmiyor!

SİYAH-BEYAZ DAHA GERÇEK
Peter Lindbergh'in bu sergisinde yer alan bir çalışması, Alman Vogue'unun nisan sayısına da kapak oldu. 1984 doğumlu Avusturyalı model Iris Strubegger'in portresinin yer aldığı fotoğraf, sergideki diğer fotoğraflar gibi Fransa'nın kuzeyindeki Le Touquet- Paris-Plage'da çekilmiş. "Ama sergiyi bu fotoğrafların slayt şov hali gibi düşünmeyin," diyor ünlü fotoğrafçı ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Her iki, üç, dört saniyede bir kişinin yüzü değişiyor. İşin en ilginç tarafı da bu. Birisinin fotoğrafını çektiğinizde, o kişiyle fotoğrafı arasında nasıl bir bağlantı olduğunu aramaya başlıyorsunuz. Belki de bu nedenle fotoğraflarımı siyah-beyaz çekiyorum. Siyah-beyaz, bana daha gerçek geliyor."

BİZE ULAŞIN