İlhamın sözlükteki karşılığı: Alex Zanardi

2001 yılındaki bir araba yarışında geçirdiği kaza sonrası iki bacağını kaybeden ve 2012 Paralimpik Oyunları'nda el bisikletinde iki altın madalya kazanan Alex Zanardi "Oyunlar, engelliler mutlu olsun diye düzenlenmiyor," diyor

"DanIella yaşayacak mıyım? Bir de seni seviyorum..." 2001 yılında CART yarışları sırasında bir kaza geçiren ve iki bacağını birden kaybeden Alex Zanardi'nin sekiz gün kaldığı komadan çıktıktan sonra ilk sözleri bunlar olmuş. Nereden mi biliyorum? Çünkü kendisiyle telefonda konuşma şerefine eriştim. Olimpiyat Oyunları sonrası yine Londra'da düzenlenen Paralimpik Oyunları'nda el bisikletinde iki altın birden alan Zanardi konusu, belki zamanı geçti diye size 'bayat' gelecektir ama dostum Caner Eler'den izinsiz (!) aldığım başlık bile yeterli diye düşünüyorum: Grande Alex! Söyleşi öncesi özel bir anıyı aktarayım. Zanardi'yle birkaç hafta önce, perşembe günü Türkiye saatiyle 09.00'da randevulaştık. O gün geldiğinde, randevuyu ayarlayan Burak Tezcan, Zanardi'nin çocukları okula bırakırken küçük bir kaza geçirdiğini ve onu 11.00'de aramam gerektiğini söyledi. Vakti geldiğinde Zanardi'yi aradım, biraz sohbet ettik. Kazadan bahsedince kendimi tutamadım (biraz da onun verdiği sıcak elektrikten), "Sinyor siz kötü bir şoför müsünüz acaba?" dedim. Kahkayı patlatan Zanardi de "Kesinlikle. Çok kötü bir şöförüm. Bana hâlâ nasıl araba veriyorlar anlamıyorum," diye cevap verdi. Hoşgörüsü için ne kadar övsem az...
- Klasik bir soruyla başlayalım. Finişe geldiğiniz an ne hissettiniz?
- Çok mutluydum. Araba yarışlarındaki birinciliklerimden bir farkı yoktu. Aslına bakarsanız, klasik olmayan duygular yaşar, bu madalyalara anlamlar yüklerim diye tahmin ediyordum, ama bir sporcuysanız duygularınız aynı oluyor: Rahatlama ve coşku.
- O zaman ben anlam yüklemeye çalışayım. Alex Zanardi, engelliler için bir şeyler başardığını düşünüyor mu?
- Yalan söylemeyeceğim. Bunu önce kendim için istedim. Çalışmamın, karşılığını zaferle taçlandırmak istedim. Ancak çok şanslı biriyim ki, bu madalyalar başka güzel şeylere de yol açtı. İnsanlar bu sporu izlemeye başladı. Televizyonda gördüklerinde 'Eehhh,' deyip başka kanallara geçmediler. Mucizeye yakın işler gerçekleştirdiğimizin, normal spor müsabakalarına yakın çekişmeler izlediklerinin farkına vardılar.

YENİ BİR HEYECAN ARIYORUM
- Paralimpik Oyunları'nı izleyenlerin, acıma duygusu mu hissettiklerini söylüyorsunuz?
- Biraz öyle, evet. Bu oyunların eğlence için düzenlendiğini düşünenler var. 'Zaten engelliyiz, haydi oyunlara gidelim, biraz moral bulalım,' diye bir bakışımız yok (gülüyor). Londra 2012'deki tüm engelli sporcular profesyonel atletlerdi. Büyük bir özveriyle ve iş disipliniyle yarıştılar.
- Biraz kaza zamanına dönmek istiyorum. Tekrar yarışma fikrine eşiniz karşı çıkmadı mı?
- Eşim bir motor sporu uzmanı ve muhtemelen o kadar da çılgın olmadığımı düşünüyor. İçinden belki üzülüyordur ama bana hiç yansıtmadı. Ben de ondan öyle bir elektrik almadım.
- Kazayı sonra hiç izlediniz mi?
- İlk izlediğimde teknik analiz yapmıştım. Sonrasında zaman zaman kötü oldum ama artık alışmış durumdayım. İşin komiği, gittiğim sosyal etkinliklerde beni tanıtmak için kısa bir video gösteriliyor. İnsanlar, o ölümcül kazadan çıkan adamı karşılarında gördükleri için duygulanıyor. Ortamı neşelendirme işi bana kalıyor. İki bacağım yok, ama iyi espri yaparım (gülüyor).
- Olimpiyat'ta altın aldıktan sonra el bisikletini bıraktınız mı?
- Bırakmadım ama yeni bir heyecan arıyorum. El bisikleti tam benlik olsa da, idolüm Ayrton Senna'nın memleketi Brezilya'da daha farklı bir branşta madalya ararsam şaşırmayın. Branşları biraz incelediğimde kendime 'Alex sen olduğun yerde kal, boş ver,' dediğim de oluyor. Şansımı fazla zorlamasam mı acaba?

BİZE ULAŞIN