Natalie Portman da benim gibi ufak tefek

Türkan Şoray'a benzerliğiyle dikkat çeken genç oyuncu Melike İpek Yalova, Yeşilçamvari keşfedilme hikayesinin ardından oyunculuğa ısınmış görünüyor. Yalova, Karadayı dizisindeki rol arkadaşı Kenan İmirzalıoğlu ile aralarındaki ciddi boy farkını eleştirenlere kırgın olmadığını söylüyor

Melike İpek Yalova, ekranların yeni keşiflerinden. Bir gün Boğaz'da öğle yemeği yerken, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yönetmeni tarafından keşfedilince, bütün hayatı değişti. Onu ilk Isabella Fortuna rolüyle, Muhteşem Yüzyıl'da olarak izledik. O günlerde, eski bakanlardan Yüksel Yalova'nın kızı olması, Yeşilçam'ı aratmayan keşfediliş öyküsü, Türkan Şoray'a benzerliği, ilginç aksanı, İtalya'da uluslararası ilişkiler okuyup üstüne mastır yapması konuşuldu durdu. Dizide Hürrem'in gazabına uğrayınca, biz de Melike İpek Yalova'yı unutmaya başlamıştık. Ama yapımcılar bu farklı kadını unutmadı. Ay Yapım, yeni ve iddialı projesi Karadayı'da, Yalova'ya Kenan İmirzalıoğlu'nun nişanlısı Ayten rolünü teklif etti. O da kabul etti. Böylece dizinin başladığı günden beri en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Yalova ile diziyi, oyunculuk kariyerini ve magazin basınında bolca malzeme olan Kenan İmirzalıoğlu ile arasındaki boy farkını konuştuk.

- Bu role 'Evet,' dedirten ne oldu?
- Öncelikle çok iyi ve bu işi yapan herkesin içinde olmak isteyeceği bir ekip. Teklif geldiğinde çok da üzerinde düşünecek bir şey yoktu. Senaryo, yapım şirketi çok iyiydi. İnsanlarla bir bütün gününüzü geçiriyorsunuz ve o günü geçireceğiniz kişilere 'Evet,' demiş oluyorsunuz.

- Muhteşem Yüzyıl'da küçük bir rolünüz vardı. İlla devam etmek mi istediniz oyunculuğa?
- 'İlla devam edeyim,' diye bir kaygım olmadı. Bu zevkli bir meslek. Çok keyifle yapılırsa, büyük keyif veriyor. Çok yorucu ama çok severek yaparsanız, o yorgunluk göze batmıyor. İlla olsun diye kötü olacak bir şeyin içinde yer almak bana göre gereksizdi. Benim okuduğum ayrı bir bölüm var, ama sonuçta böyle bir teklif gelince 'Hayır,' diyemiyor insan.

- O rolle yakaladığınız popülaritenin havasına girdiniz mi?
- Hayır, girmedim. İnsanların sizi tanıması ve 'Sizi beğeniyoruz, izliyoruz,' demesi çok güzel bir his. Türk insanı çok farklı duygusallıkta. Birçok ülke gördüm, bizim insanımız gibisi yok. Babam yüzünden o yaklaşımı biliyorum aslında. İnsanların gelip duygularını ifade etmesi, seni tanıması güzel. İşin en keyifli taraflarından biri bu. Ama ben bunun çok da keyfini yaşamadım. Çünkü birkaç kez dışarı çıkmanın dışında bir sosyal hayatım olamadı. Çok yoğun çalışıyordum, hem sosyal hayat hem de bu işi bir arada götüremiyorum.

- Sizin oyunculukla ilgili, keşfedilmeden önce bir girişiminiz olmuş muydu?
- Hayır, olmadı. Ama okulda tiyatro faaliyetleri içinde bulunmuştum. Çünkü babam da konservatuar mezunu; hukukla bir arada okumuş. Yıldız Kenter'in son öğrencilerinden, Uğur Yücel'in de dönem arkadaşı. Tiyatroya çok yabancı olarak büyümedim. Dolayısıyla iki iş bir adada yapılabilir gibi geldi.

- Babanız eski bakanlardan Yüksel Yalova. O sizi izlerken neler hissediyor?
- Babam neyle mutlu oluyorsam, onu destekleyen biri. Uluslararası ilişkileri bitirdim ve ondan kopuk yaşamıyorum. Dış ve iç politikayı takip ediyorum. Zaten bunu takip ederek yaşamaya programlıyım. Çünkü evde siyasetin içinde olan bir baba figürü vardı ve onunla bir şeyler paylaşmak istiyordum. Ne kadar onun işine hakim olursam, onunla paylaşacaklarımın artacağını hesap ediyordum. Yaşıtlarım çizgi film izlerken, ben ana haber bülteni izleyerek büyümek zorunda kaldım. Babam, oyunculuktan da keyif aldığımın farkında. Emin ellerdeyim; ona da güveniyor. Ben memnun oldukça, o da memnun oluyor.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER DIŞINDA SEÇENEĞİM YOKTU
- Siz niye uluslararası ilişkiler okudunuz? Parlak bir öğrenci miydiniz?
- Hiç parlak bir öğrenci değildim. Çok sevdiğim hocalarımın derslerine çok çalışırdım. Onun dışındakilere ilgi duymazdım. Ekonomiden kalırdım hep. Fakat evdeki konu hep buydu ve üniversite zamanı geldiğinde çok da fazla tercihim varmış gibi gelmedi bana. Yani uluslararası ilişkiler okumam gerekiyormuş gibi geldi. Sevmeyerek seçmedim, ama başka bir şey aklıma gelmedi. 'Doktor olsam mı?' gibi bir opsiyonum yoktu.

- Artık oyunculuğa dair bir kariyer planlaması yapıyorsunuz musunuz?
- Muhteşem Yüzyıl'dan sonra devam edip etmeyeceğimi bilmiyordum, ama şimdi iş biraz daha ciddiye bindi. Gidişat bu yönde gibi görünüyor. Bana güvenildi ve bir şey teslim edildi. Ben de elimden geldiğince, bana güvenenlerin güvenini boşa çıkarmamaya çalışıyorum.

KENDİMİ BAZEN GÜZEL, BAZEN DE KORKUNÇ HİSEDİYORUM
- Sizde ne keşfedildi de, oyunculuk teklif edildi sizce?
- Bilmiyorum. Muhteşem Yüzyıl'ın yapımcısı Nermin Eroğlu ile o restoranda aramda bir şey oldu; içine sindi ki, beni bir denemek istedi. Tabii ki insanın bazı fiziksel özelliklerinin diğerlerinden farklı olması bir avantaj. Ama o bir yere kadar. Bir sonraki adımı attırabilecek bir şey yoksa ortada, sorun olur. Disiplin ve çalışma çok önemli. Bunları da yapmaya çalışıyorum. Ama sonuçta herkes herkesten daha güzel. İyinin ve güzelin sonu yok. - Kendinizi güzel buluyor musunuz? - Bazen kendimi çok beğeniyor, bazen de korkunç hissediyorum. Birkaç kadın var ayrı tuttuğum. Hülya Avşar, Angelina Jolie gibi; onlara ne yaparsanız yapın, çirkin olmuyorlar.

- Kenan İmirzalıoğlu ile aranızdaki boy farkı çok konuşuluyor. İncinip kırılıyor musunuz bu eleştirilere, yoksa umursamıyor musunuz?
- İncinip kırılmıyorum. Çünkü insanlar gördüğünü eleştirebilir. Ben de izleyiciyim sonuç olarak. Ben de bir şeyi eleştirebilirim. Umursamıyorum demiyorum, öncelikle saygı duyuyorum. Ama yurtdışındaki kadın oyuncuları düşünecek olursanız, Julia Roberts ve Nicole Kidman'ı hariç tutarsak, birçok kadın oyuncu minyon. Bir oyuncu mankenlikten gelmemişse, ufak tefek olabiliyor. Mesela Reese Witherspoon, Natalie Portman çok ufak tefek kadınlar. Onlar da Ashton Kutcher ile oynuyor. Kucther da Kenan Bey gibi uzun boylu biri. Yurtdışında bu durum daha alışıldık sanırım. Ama bir gazetede basketbolcu Shaquille O'Neal ve sevgilisinin fotoğrafıyla yapılan karşılaştırmaya çok güldüm. Bu arada O'Neal de hayatının iltifatını almış Kenan Bey'le kıyaslanınca. Kenan İmirzalıoğlu, Best Model sonuçta. Kusursuz bir erkek. Magazin, istediği zaman çok yaratıcı olabiliyor.

KENAN İMİRZALIOĞLU EGOLARINDAN ARINMIŞ BİRİ
- Karadayı'da canlandırdığınız Ayten tipik bir mahalle kızı...
- Çok gerçek bir karakter. Çok kötü kalpli ve kötü niyetli bir kız değil. Sadece birtakım hevesleri var. Gözü biraz yükseklerde. Mahir'i çok seviyor, o kesin. Bir kere Mahir'i insan olarak çok seviyor. Çünkü birlikte büyümüşler. Nazif Baba'yı, Safiye Anne'yi de çok seviyor. Fakat bir insan her şeyiyle, yüzde 100 iyi, yüzde 100 kötü olamaz. O yüzden gerçek geliyor bu karakter bana. Çünkü duyguları var, heveslerine yenik düşüyor.

- Kenan İmirzalıoğlu ile sette uyumunuz nasıl?
- Kenan inanılmaz iyi biri. Egolarından arınmış, çok rahat, beyefendi. Herkese yaklaşımı böyle. Benim gibi yeni olanlara, heyecanımız yatışsın diye çok anlayış gösteriyor. Onun o tutumu, sette çok yardımcı oluyor. Bu işi hiç bilmeyen biri olarak başka bir tavırla karşılaşmış olsaydım, çok zorluk çekerdim, çok paniklerdim. Bir önceki sette daha da amatördüm. Orada da kendini kanıtlamış oyuncularla çalışma şansım oldu. Onlar da çok anlayışlıydı.

BİZE ULAŞIN