Ay'a gerçekten gidildi mi?

Prof. Dr. Caner TASLAMAN - Dr. Enis Doko ABD Ay’a gitme programı için milyarlarca dolar harcadı. Bu yarışta geri kalmak istemeyen Sovyetler de. Fakat hâlâ insanoğlunun Ay’a gittiğine inanmayanlar var. Peki işin doğrusu ne, ABD tüm dünyayı kandırdı mı?

Ay'a gerçekten gidildi mi?

Her beş Amerikalıdan biri ve her dört Rustan biri Ay'a gidilmediğine inanıyor. 2001 yılında Fox kanalının Ay'a gidilmediği yönünde yaptığı belgesel de bu kanaati popüler hale getirdi. Türkiye'de Ay'a gidilmediğine inananların oranını bilmiyoruz ama etrafımızda ve sosyal medyada bu konuda şüpheci yaklaşımlara sürekli tanıklık ediyoruz. Peki gerçekten Ay'a gidildiğini nereden biliyoruz? Ay'a gidildiği iddiasının uydurma olduğu doğru olabilir mi? Bu yazımızda bu sorulara cevap vermeye çalışacağız.
1969-1972 yılları arasında tam altı kez Ay'a insanlı uçuş yapıldı. 12 kişi Ay'da gezinme şansına sahip oldu. 45 yıl önce gerçekleşen bu misyonların doğruluğunu tüm astronomlar ve ülkelerin uzay ajansları kabul etmekte. NASA'nın Ay'a iniş programı Apollo Programı toplamda 24 milyar dolar (bugünün parası ile 150 milyar dolar) bütçeli büyük bir programdı.
Tam 400 bin kişi bu programda görev aldı ve 20 bin civarında şirket ve araştırma merkezi programa destek verdi. Bir komplonun başarılı olması için, ağzı sıkı çok az sayıda insanın komployu yürütmesi gerekir. Apollo Programı bir komplo idiyse, nasıl oldu da bu programda görev alan 400 bin kişi 45 yıl boyunca, komplo ile ilgili tek bir söz etmedi? Eğer onların da gerçeklerden haberi yoksa, programa dâhil olan bu kadar insan ve şirket nasıl kandırıldı?

SOVYETLER BİRLİĞİ KANDIRILDI MI?
Komployu savunanların cevap vermesi gereken tek soru bu değil tabii ki. 'Apollo misyonlarının' hepsi, ABD'nin bu yarıştaki en büyük rakibi olan Sovyetler Birliği tarafından da büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü ile izlendi. Eğer Ay'a gidilmediyse, Sovyetler Birliği ve diğer roketi izleyen ülkeler nasıl kandırıldı? Ya da bu ülkeler neden ABD'nin foyasını meydana çıkarmadı?
Dahası, Ay'a inişin kanıtlarını bugün de görmek mümkün. Ay'a gönderilen uydulardan (Lunar Reconnaissance Orbiter gibi) çekilen yüksek çözünürlüklü fotoğraflardan Ay'a iniş noktalarını, orada kalan araçları, iniş takımlarını hatta astronotların ayak izlerini bile görmek mümkün. Uçuş sırasında düşen Apollo 11'in bayrağı hariç, dikilen bayrakların aynen durduğu da görülüyor. Üstelik bu fotoğraflar sadece sözde komplonun sahibi NASA'nın uydularından değil, Japon (SELENE), Avrupa Birliği (SMART-1), Hindistan (Chandrayaan-1) ve Çin (Chang'e 2) gibi tarafsız ülkelerin uydularından da geliyor.

AYDAKİ YANSITICI AYNALAR
Ay'a gidildiğinin diğer bir delili de oraya bırakılan yansıtıcılar (aynalar). Onlara gönderilen lazer ışıklarının yansıyıp geri gelmesi sayesinde Ay'a olan uzaklığı cm seviyesinde hassas olarak ölçmek mümkün. Güçlü bir lazer ve doğru yönlendirmeyle, herhangi biri Ay'da bırakılan aynaları tespit edebilir. Nitekim çok sayıda bağımsız kurum bunu doğruladı.

PEKİ NEDEN TEKRAR GİTMİYORUZ?
Apollo Projesi'nin politik amaçları vardı. Hedef uzay yarışını kazanmak, Sovyetler karşısında ABD'nin üstünlüğünü göstermekti. Yarış kazanıldıktan sonra milyarlarca dolar harcamaya gerek kalmadı. Dahası, NASA'nın sınırlı bütçesi başka önemli programlara aktarıldı. Zaten Sovyetler de uzay yarışını kaybeder kaybetmez Ay'a gitme projelerini iptal etti. Bir yere tekrar gitmemek oraya gidilmediğinin kanıtı olamaz. Antalya'ya ömrümde sadece bir kere tatile gitmem, oraya tekrar gitmemem, oraya gitmediğime nasıl delil teşkil eder ki?

* BİLİM TARİHİNDEN NOTLAR

Kur'an ayetlerini okuyarak Nobel Ödülü'nü aldı
Muhammed Abdüs Salam (1926-1996) elektrozayıf etkileşim ile ilgili çalışmalarından dolayı 1979 yılında Fizik Nobel Ödülü'nü kazanan kuramsal fizikçidir. Abdüs Salam, bilim yapmaya kendisini yöneltenin Kur'an olduğunu ifade etmiştir. Fizik çalışmalarını gerçekleştirirken bir yandan da Kur'an dinleyecek kadar Kur'an ile sıcak bir ilişki içerisindeydi. Abdüs Salam Nobel Ödül töreninde, Kur'an-ı Kerim'in Mülk Suresi üçüncü ve dördüncü ayetlerini okuyarak ödülünü aldı. O ayetler şöyledir:
O birbiriyle uyum içinde yedi kat göğü yaratmış olandır. Rahman'ın yaratışında herhangi bir kusur bulamazsın. Haydi dön de bir bak herhangi bir çatlak görüyor musun? Sonra bir daha bir daha dön de bak. Bakışların aciz ve perişan olarak sana döner. (67-Mülk Suresi 3-4)
Abdüs Salam konuşmasına şöyle devam etti: "Bu aslında tüm fizikçilerin inancıdır; araştırmamızda ne kadar derine inersek o kadar merak duyarız, gözümüzü diktiğimiz parıltı da o derece artar."



*KIRMIZI ÇORAPLARIN GETİRDİĞİ KEŞİF
1700'lerde, İngiliz kimyacı John Dalton annesine bir çift açık kırmızı çorap hediye ettiğinde bütün ailesini şok etmişti. Dalton ve ailesi Protestan Quakers mezhebine bağlıydılar ve onlarda alçak gönüllülük esastı. İnançlarının gereği olarak koyu renkleri tercih eder, kesinlikle kırmızı giymezlerdi. John Dalton ısrarlı bir şekilde çorapların mavi olduğunu iddia etmiş, kardeşi de ona destek vermişti. Sonradan yanıldığını anladığında, Dalton büyük bir keşif de yapmış oldu. Bu keşif renk körlüğü hastalığıydı. Dalton ve kardeşi renk körüydü; buradan hareketle renk körlüğünün genetik olduğunu ilk bulan da Dalton oldu. Bu yüzden, renk körlüğü, Daltonizm olarak da anılır. Yanlışlıkla alınan kırmızı çorap da böylece bilim tarihinde yerini aldı.

ŞAŞIRTAN GERÇEKLER
Bir insanın vücudunda, uç uca eklendiğinde dünya etrafında 5 milyon kere dolanacak kadar çok DNA vardır.
Nötron yıldızından alınan bir çay kaşığı madde, 900 büyük piramit ağırlığındadır.
Ahtapotun üç adet kalbi, dokuz adet beyni vardır.
Satürn ve Jüpiter'de zaman zaman elmas yağmuru olur.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR
Güneşin rengi sarı değildir. Güneş beyaz renktedir. Atmosfer bize güneşi sarı gösterir; uzaydan güneşe bakarsak beyaz olduğunu rahatlıkla görebiliriz.
Dünya üzerindeki kelebeklerin ortalama yaşam süresi bir aydır. Ortalama ömrü bir gün olan hiçbir kelebek türü mevcut değildir.

SÖZLER
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun. (Marie Curie)

GÜNCEL HABERLER

JUPİTER VE SATÜRN'ÜN OLUŞUMU
Bilim adamları güneş sistemimize hayat veren nebulanın yaşını hesapladılar. Yaklaşık 4.6 milyar yıl önce büyük bir gaz bulutu kendi içine çökerek bir disk halini aldı. Bu diskin ortasında güneş ve çevresinde gezegenler oluştu. Yeni hesaba göre Jupiter ve Satürn güneş sisteminin oluşumun ilk 4 milyon yılında oluştu. (Kaynak: Science 10 Şubat 2017)

TELEFON ŞARJLARI TARİHE Mİ KARIŞACAK?
Etrafımızda boşa harcanan çok sayıda enerji kaynağı mevcut; mesela güneş ışığı, odanızdaki sıcaklık, yaptığınız hareketler… Boşa harcanan bu kaynaklar kullanılarak akıllı telefonunuz ya da saatiniz çalıştırılabilir. Bilim adamları Perovski kristali yapısına sahip, bütün bu farklı enerji kaynaklarından aynı anda enerji sağlayabilecek bir malzeme buldular. Aynı anda birden fazla kaynaktan enerji sağlayabilen bu malzemeler gündelik hayata girerse, telefonlarımızı şarj etmek tarihe karışabilir. (Kaynak: Applied Physics Letters, 2017, 110 (6))

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU TERAPİSİ
Araştırmalara göre yaklaşık her 10 kişiden 1'i yaşamında sosyal kaygı bozukluğundan etkilendiği bir dönem geçiriyor. Sosyal durumlar karşısında yaşanan korku ve kaygı hissinin gündelik yaşam işlevselliğini bozmasıyla hastalık teşhis ediliyor. Zürih Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, sosyal kaygı bozukluğunda 10 haftalık bilişsel davranışçı terapinin, bozulan dengeyi düzelttiği görüldü. (Kaynak: Science Daily, 6 Şubat 2017)

BİLİMSEL BİLMECELER
Metaller ısıtıldıkları zaman genişler. Ortasında delik olan yuvarlak bir demir parçası düşünün. Demir parçasını ateşe tutalım. Metal genişlerken ortadaki delik küçülür mü büyür mü?
Gerçek lüks evin, dört tarafı güneye bakan ev olduğu söylenir. Böyle bir ev inşa etmek mümkün müdür?
Not: Çözümü haftaya Pazar SABAH'ta açıklanacaktır.

BİZE ULAŞIN