Prof. Dr. Neşe Kavak: Türkiye sağlıkta reform değil devrim yaptı

Prof. Dr. Neşe Kavak: Türkiye sağlıkta reform değil devrim yaptı

Europe Business Assembly (EBA) tarafından, en iyi hastane yöneticisi seçilen Prof. Dr. Neşe Kavak, “Amerika’dan, Hindistan’a, Çin’den Filipinler’e çok değişik coğrafyalarda 48’in üzerinde ülkeye davetli konuşmacı olarak gittim. Gördüm ki Türkiye’de sağlık alanında reform değil, devrim yapıldı!” diyor

Altunizade Academic Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Neşe Kavak özgeçmişine birçok başarı sığdırmış bir isim. Dünya Perinatoloji Derneği'nin, Fetus as a Patient Society'nin yönetim kurulu üyesi ve Dünya Bilim ve Sanat Akademisi üyesi...
Kavak son olarak Londra'dan aldığı ödülle başarısını taçlandırdı. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Academic Hospital, merkezi İngiltere'nin Oxford kentinde bulunan Avrupa'da ekonomik, sosyal ve insani işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren Europe Business Assembly (EBA) tarafından, 2016'nın 'En Yenilikçi Üniversite' ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Neşe Kavak'sa en iyi yönetici seçildi. Dünya'nın farklı ülkelerinden çok sayıda yönetici ve bilim insanlarının davet edildiği törende, Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak'a ödülü törenle verildi.
- Aldığınız ödüllerin sayısını siz bile bilmiyorsunuz ama son olarak iki ayrı ödülü yurtdışındaki çok önemli kuruluşlardan aldınız, biraz söz eder misiniz?
- Şubat ayında Hindistan'ın Mumbai kentinde Uluslararası Kadın Liderlik Kongre ve Zirvesi vardı. 50'nin üzerinde ülkenin, finans, sağlık, ekonomi gibi alanlarında öne çıkan kadın temsilcileri geldi. Bana Süper Başarılı Kadın ödülünü verdiler. Türkiye'den tek kişiydim. Uluslararası düzeyde alınan ödüller kişi için mutluluk kaynağı. Bu aslında bir ülke temsiliyeti. Yurtdışında Türkiye algısı oluşturmak açısından çok önemli bu ödüller.
- Londra'da aldığınız ödülse esas gurur kaynağınız sanırım...
- Londra'da aldığımız ödül çok önemli. Avrupa İş Meclisi çok önemli bir düşünce kuruluşu, Avrupa'nın en iyi kurumlarına her yıl ödül verir. Sağlık dalında bu yıl büyük ödülü biz aldık. Şimdiye kadar bizden sadece İş Bankası alabilmiş bu ödülü. Hastanemiz en iyi hastane seçildi, ben En İyi Yönetici ödülü aldım. Oturumlar sırasında, Türkiye'nin son 15 yılda sağlıkta yaptığı reformlar ve şu anda sağlıkla ilgili geldiği nokta konusunda konuşma yaptım. Hastanemizin akademik yapısı, sunduğu konfordan dolayı bu ödüle layık görüldük. 25 yıllık kökene sahip bir hastaneyiz, 50'nin üzerinde akademisyen barındırıyoruz.
- Türkiye'nin son 15 yılda sağlıkta geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bir reform yapıldı. Tüm sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, hastaların çok az fark ödeyerek hizmet alabilmeleri, acil hizmetlerden ücret alınmaması, yoğun bakım organ transplantasyonundan ücret alınmaması halkı son derece memnun eden gelişmeler. Türkiye'nin sağlıkta yaptığı reformla birçok ülkeye örnek olduğunu biliyorum. Amerika'dan, Hindistan'a, Çin'den Filipinler'e çok değişik coğrafyalarda 48'in üzerinde ülkeye davetli konuşmacı olarak gittim. Toplantılara gittiğimizde hem konuşmamızı yapıyoruz, hem de oranın sağlık durumunu da yakından görme imkanına sahip oluyoruz. Hastaneleri geziyoruz. Bu işleri çok yakından gözlemlediğim için söyleyebilirim ki, Türkiye sağlıkla reform değil devrim yapmıştır. ABD Obamacare'i çıkarttı ama kimseyi memnun edemedi, hâlâ tartışılıyor sistem. Türkiye'nin sağlık reformunu örnek almaları lazım! Sağlık reformunun sonuçları yüzakımız. Ülkelerin gelişmişliğini tanımlamak için eskiden bazı kriterler vardı; kişi başına düşen milli hasıla, kişi başına düşen beyaz eşya sayısı gibi... Bugün dünyada ülkelerin gelişmişliğini belirlemek için çok daha sofistike kriterler var. Mesela bir ülkedeki doğum esnasında anne ölüm oranları, bebek ölüm oranı. Bunlar ülkelerin gelişmişliğini gösteren en sofistike kriterlerden... Bizim ülkemizde 15 yıl önce rakamlar çok kötüydü. Kongrelere gittiğimizde üzülürdük sonuçları gösterirken. Ama şimdi göğsümüzü gere gere dolaşıyoruz. Türkiye'de anne ve bebek ölüm oranları pek çok ülkeye göre düşük. Bebek aşılanma oranında da çok iyiyiz. Dünya Sağlık Örgütü bu açıdan bizi örnek ülke olarak gösteriyor.
- Dünyanın dört bir yanından sağlık hizmeti almak için ülkemize gelenlerin oranında da artış oldu değil mi?
- Sandalyenin dört ayağı gibi düşünün. O ayaklardan biri kısa olursa sandalye ayakta durmaz. Özel sektörle Sağlık Bakanlığı'nın işbirliği yapması, koordine olması çok önemli. Türkiye'de sağlık reformları yapıldı, özel hastaneler de yapıldı. Ülkemizdeki özel hastaneler lüks otelleri aratmayacak konforda. Verilen sağlık hizmetinin iyi olmasının yanında, hastanecilik hizmetinde de çok ileri gittik. Bu nedenle ülkemiz sağlık turizmi açısından potansiyel ülke. Ücretlerimiz de Batı'ya göre çok daha ucuz. Sıra beklemeden ameliyat ve tedavi gerçekleşiyor. Doktorlarımızın kalitesi ise tartışılmaz.

Son yılların parlayan yıldızı biziz
- Son yaşanan terör olayları sağlık turizmini etkiledi mi?

- Tabii. Ama bu işler bitecek ve Türkiye geçmiş yıllarda yakaladığı sağlık turizmi ivmesini yakalayacak. Özellikle Türki Cumhuriyetler'den ve Ortadoğu'dan hasta geliyor. Ama Avrupa'dan da hastalarımız var, estetik cerrahi için kapımızı çalıyorlar. Geçen yıl Libya'dan savaş yaralıları geldi.
- Sağlık alanında ülkemizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
- Türkiye'nin algısı sadece sağlıkta değil birçok alanda çok değişti. Eskiden Türkiye'den geliyoruz dediğimizde ezik dururduk. Son yıllarda ise yükselen yıldızız. Böyle bir ivme olunca bu her alana yansıyor. Sağlık için oturan sistemin çalışması şart. Üniversitelere, hocalara kıymet vermek gerekiyor. Bunun getirisi ülkemize çok olur. Biraz daha Nobel'e ihtiyacımız var.

Hekimlerimiz çok iyi
- Hekimlerimizin kalitesini dünyayla kıyaslayınca nasıl buluyorsunuz?

- Tıp fakültelerini tam gün yasası biraz vurdu. Ama toparlanacağını düşünüyoum. Sonuçta hocaların tam gün üniversitede çalışacak olması uzun vadede eğitim kalitesini arttıracaktır. Hekimlerimizin kalitesi çok iyi. Sonuçta toplumun nüfusu fazla olacak ki, hekim fazla ameliyat yapsın. Yurtdışına Türkiye'den giden medikal araştırma sayısında da ciddi bir artış var. Uzun vadede Türkiye'nin bilimsel dünyada kalıcı olması için hocaları, üniversitelere bağlayacak formüllerin geliştirilmesi lazım. 40'ına kadar akademik dünyada herkes hırslı oluyor. Ama sonrasında, hayatı idame ettirmeye dair sıkıntılar başlıyor. Hocayı üniversiteye bağlayacak iyi bir rakam olacak ki, o hoca tüm zamanını araştırmalarına versin. Hem özel sektörde çalışayım, hem üniversitede çalışayım dediğin zaman eğitimin kalitesi düşüyor. ABD neden bilim dünyasında ileri? Çünkü hocalarına iyi rakamlar veriyor.
BİZE ULAŞIN