Kötülük yapmak artık daha kolay

Kötülük yapmak artık daha kolay

Bir iyimserlikle hayatımıza giren internet ve onun üzerine inşa edilen dijital dünyanın tehlikelerinin farkında mısınız? Günlük hayatımızda kullandığımız internet buz dağının görünen yüzü. Görünmeyen yüzünü ise çok karanlık. Ama bu karanlık tarafa girmek hiç de zor değil. İnternetin karanlık yüzü üzerine Dark Net adlı bir kitap yazan Jamie Bartlett "Yasadışı pornografiye veya terörizm propagandasına ulaşmak, uyuşturucu satın almak, insanlara zorbalık etmek ve bunun gibi şeyler, artık çok daha kolay" diyor

Biri oyuncu diğeri sunucu iki ünlünün telefonunu ve maillerini hackleyen sonra da elde ettiği bilgi ve görüntülerle onlara şantaj yapmaya kalkan ve yakalanan bir hacker, çıkarıldığı mahkemede ünlülerin verilerini internetten aldığını söylemiş, "Orada birçok ünlünün verisi var" demişti. Peki hacker'ın 'orası' dediği yer bildiğimiz internet miydi?
Günlerdir Ebru Şallı olayı konuşuluyor. Ebru Şallı'ya ait olduğu iddia edilen müstehcen fotoğrafların yayımlanmasından sonra menajeri fotoğrafların Şallı'ya ait olmadığını açıklasa da konu gündemden düşmedi.
Mağdurun beyanının esas olduğu düşünülürse, birkaç ay önce de hacklenen Şallı'nın adı kullanılarak tüm toplum olarak trollenmiştik. Ama Şallı'nın mağduriyetiyle pek ilgilenilmiyordu. Peki bu trolleme kültürü nereden geliyordu?

DERİN İNTERNET NEDİR?
Şallı son internet mağduru olmayacak. Kimi zaman göz önünde oldukları için ünlüler mağdur ediliyor, çoğu zaman da sıradan insanlar. Koca koca bankalar hackleniyor, hesapları boşaltılıyor. ABD Başkanlık seçimlerine Rus hackerların müdahale ettiği konuşuluyor, soruşturmalar yapılıyor. Peki bu hackerlar nerelerde operasyon yapıyor?
Bize yıllardan beri bir iyimserlikle sunulan internetin, dijital dünyanın aslında tehlikelerle dolu bir büyük dehliz olduğunu söylesek inanır mısınız?
"Yok canım!" diyorsanız o zaman siz henüz dark net/karanlık internet ya da derin internetten haberdar değilsiniz.
Gündelik hayatımızda kullandığımız internet, amiyane tabirle buz dağının görünen yüzü. Buz dağının görünmeyen yüzü ise oldukça kaygı verici. Buraya dark net/karanlık internet ya da derin internet deniliyor. İnternet dünyasının yüzde 90'ını oluşturuyor. Burada uyuşturucu tacirleri, terör örgütleri, hackerlar, troller, siyasi fanatikler, cinsel istismarcılar da var aktivistler, sistemin baskısından bunalan gazeteciler ve yeni nesil özgürlük taraftarları da... Bunun için derin, çetrefilli ve karmaşık bir dünya burası.
Burada kullanıcıların gerçek kimlikleri gizli ve bir anonimlik söz konusu. Bunun için de tercih sebebi. Ayrıca bir sürü genç tehlikelerden habersiz bu dünyada dolaşıyor, forumlara katılıyor. Çoğu mağduriyet yaşıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Eskiden sokaklarda çatışan ırkçı sağcı gruplarla antifaşistler artık internet ortamında savaşıyor.
Üstelik öyle zor da değil internetin karalık tarafına geçmek. TOR (The Onion Router) adlı özel bir tarayıcı ile bu karanlık dünyanın kapısından içeri girmek mümkün. İngiliz gazeteci ve teknoloji yazarı Jamie Bartlett bu karanlık dünyada dolaşan bir isim. Bartlett, bu dünyaya, internetin altını üstüne getiren insanlarla yüz yüze konuşarak ışık tutmuştu olay kitabı Dark Net ile. Şimdi o kitap Yasin Konyalı çevirisiyle Timaş Yayınları'ndan çıktı.

GENÇ BİR KIZI TROLLEDİLER
Kitabı okuyunca açıkçası dehşete kapılıyorsunuz. Hatta internetle, dijital dünyayla olan ilişkinizi kesme kararı bile vermeniz mümkün. Çünkü her an birileri tarafından mağdur edilebileceğinizi görüyorsunuz.
Zaten Jamie Bartlett de bu kitabı bir mağduriyet olayına tanıklık edince yazmaya karar vermiş. Pazar SABAH'ın sorularını cevaplayan Bartlett "4chan sitesinde geziniyordum ve genç bir kızın trollenmesine ve 'takip edilmesine' birinci elden tanık olmuştum. Genç kız, çektiği çıplak fotoğraflarını sitede paylaşıyordu ve sitedeki anonim kullanıcılar da onun kim olduğunu kısa sürede öğrenmeyi başarmıştı. Üstelik, paylaşılan fotoğrafları da arkadaşlarına ve ailesine göndermişlerdi. Bu yaşadığı olay, genç kız için çok ağır olmalıydı. Saf bir kızdı, ancak bütün bunları hak etmemişti. Aslında bu olay, internetin karanlık köşelerinde yaşanan şeylerin sadece küçük bir kısmıydı. Bu tarz olumsuz vakaların önüne geçmek için başta ebeveynler ve öğretmenler olmak üzere insanlara internetin bu karanlık taraflarını anlatmak ve göstermek gerekiyordu. İnsanların bunları bilmesi çok önemliydi. Bu nedenle kolları sıvadım" diyerek kitap macerasının nasıl başladığını anlatıyor.

Karanlık internetten korunmak mümkün
İnternetin karanlık yüzüyle tanışmamıza ne sebep oluyor? SABAH'ın teknoloji editörü Timur Sırt "Sosyal ağlar, e-postalar, USB ve benzeri araçlar, internete bağlı cihazlar ve web sitesinden bulaşan kötü niyetli yazılımlar belli bir süre uykuda kaldıktan sonra hayatınızı kabusa çevirebilir" diyor. Nasıl mı? Anlatıyor Sırt:
"O yazılımlar uykuda olsa da aslında alışkanlıklarımızı öğreniyor ve kullanıcılarını tanımaya başlıyor. Sonra sizin zaaflarımızdan yararlanarak tüm cihazlarınıza sızabiliyor."
Peki bu derin internetten ve oradan gelebilecek saldırılardan korunmanın yolları yok mu? Var tabii...
Evinizde internete bağlı cihazların herhangi bir nedenle saldırı amaçlı kullanılmasını istemiyorsanız, internet ağından yalıtılmasını sağlayın.
Bilmediğiniz, güvenmediğiniz markaları kullanmamaya gayret edin.
Mutlaka servisi olan bir cihaz kullanın. Türkiye'de servisi olmayan Çin malı üretimden uzak durun.
Ele geçirilmesi zor, güçlü şifreler kullanın. Doğum tarihi, tuttuğunuz futbol takımı, ardışık sayılardan oluşan şifre kullanmamaya gayret edin.
Kullandığınız cihazların güncellemelerini zamanında yapmayı unutmayın.
Evinizde güvenlik kamerası kullanıyorsanız, kameranın doğrudan internete bağlanmasını engelleyin.
Evinizdeki akıllı televizyonun kamerasının kontrol dışı kullanılmasını engellemek için fiziki önlem alabilirsiniz. Artık pek çok akıllı televizyon üzerindeki kameralar bantlanıyor.
Sosyal ağlarda kişisel bilgileri paylaşmamaya gayret gösterin. Konum, adres vs bilgileri sosyal ağlarda işaretlemeyin.
E-posta ve sosyal ağlardan veya kısa mesajla gelen linkleri kesinlikle tıklamayın veya açmayın.

Suikast borsası da var uyuşturucu satış sitesi de
İnternetin karanlık dünyasında kötülük kol geziyor... İşte birkaç örnek: Mesela yazar bu dünyada dolaşırken karşısına Suikast Borsası (Assasinaton Marken) adlı bir site çıkmış. Sitede çoğunluğu tanınmış politikacılardan oluşan bir kara liste olduğunu anlatıyor. İnsanlar birilerinin öldürülmesi üzerine para yatırıyorlar. Ki sitenin iddiası şu: "Eğer yakalanmayacağınızı bilseydiniz birini öldürmek için kesinlikle para öderdiniz."
Adrese teslim uyuşturucu almak mümkün desek gülersiniz. Ama internetin karanlık tarafında uyuştucu satan siteleri bulmak hiç de zor değil. Tabii bu dünyada hackerlar, insanlara siber zorbalık yapanlar cirit atıyor...


Jamie Bartlett "Kitabı yazmaya başladığımda dark net'ten haberdar olan insan sayısı bir elin parmağını geçmiyordu. Bugün ise son derece iyi bilindiğini söyleyebilirim" diyor.

Buralar gidecek yeri olmayan hasta gençlerle dolu
- Karanlık internet hâlâ birçok insanın yabancı olduğu bir konu. Bu kitabı yazdıktan sonra insanların artık onu daha iyi anlayacağını düşünüyor musunuz?

- Teknik olarak dark net kavramı, yalnızca TOR adı verilen özel bir tarayıcı tarafından erişilebilen anonim ve sansüre karşı korumalı sitelerin oluşturduğu bir ağ olan TOR Gizli Servisleri'nin kısaltılmış halidir. Burası internetin en az kontrol edilen bölgesidir ve tam anlamıyla kontrol altında tutulması çok zor. Çünkü TOR tarafından sağlanan gizlilik hem suçlular hem de aktivistler veya gazeteciler tarafından da kullanılır. Kitabım, Tor Gizli Servisleri'ni kapsıyor, ancak genel olarak kitapta, internetin şok edici alt kültürleri daha fazla yer kaplıyor. Ben bu kitabı 2013 yılında yazmaya başladığımda dark net'ten haberdar olan insan sayısı bir elin parmağını geçmiyordu. Bugün ise son derece iyi bilindiğini söyleyebilirim.
- Kitapta, internetin yeraltı dünyasında faaliyette bulunan birçok insanla yapılmış yüz yüze görüşmeler var. Bu görüşmelerde sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
- İnsanlarla yüz yüze görüşmek, size daima probleme dair farklı bir bakış açısı kazandırır. İnsanlar zaman içinde yüz yüze etkileşimde uzmanlaşmış ve bunu benimsemişlerdir. Dijital iletişim ise daha çok yeni bir kavram ve ona henüz alışma sürecindeyiz. Aşırı sağcı politik gruplar, internet trolleri, uyuşturucu satıcıları vb. nispeten daha rahattı. Ancak en fazla zorlandığım kısım yeme bozukluğu hakkındaki siteler ve forumlardı. Bu forumlar, genellikle 13-19 yaşlarında genç kızlarla doluydu ve bu genç kızlar günde sadece 200 kalori alarak bütün haftayı geçiriyordu. Bu çok tehlikeliydi, ancak hepsi de kendilerini, onları anlayan, hoş karşılayan ve destekleyen bir topluluğun parçası olarak görmeye devam ediyordu.
Sadece bir gün bile olsa 200 kaloriden fazla almazsanız, düzgün düşünememeye başlarsınız. Genç bir insan olarak haftalarca böyle yaşadığınızı hayal edin. İşte tam olarak bu yüzden anoreksiya ölümcül bir durum. Çünkü insanlar ne kadar hasta olduklarının farkında bile değiller. Bu, gerçekten de trajik. Fakat birçok insan bu forumların şeytani insanlarla dolup taştığını düşünüyor. Bu forumlar, gidecek başka hiçbir yeri olmayan hasta gençlerle dolu.
- İnternet gelecekteki teknolojiyle birlikte insanlığı nasıl etkileyecek?
- Birçok açıdan toplumu değiştirdi. Birçok açıdan derken kastettiğim, icat edildiğinde akıllara dahi gelmeyecek şekillerde bir kullanıma doğru evrilmesi. İnternet hâlâ çok genç ve tam etkisini henüz gördüğümüzü sanmıyorum. Özellikle dijital cihazlardan türetilen devasa veriyle birleşen yapay zekânın günbegün gelişimi, gelecekte inanılmaz derecede yıkıcı olacak.
İnternetten hemen önce, bu boyutlarda bilgi üretebildiğimiz en son mecra olan yazılı basını hatırlayın. Bu gelişmenin uzun vadeli etkisi, şüphesiz ki insanların hayatlarında ortaya çıkan bir bilgi, enformasyon ve gelişim patlamasıydı. Fakat bu patlama savaşlardan, siyasi devrimlerden, karşı devrimlerden ve çekilen acılardan sonra gelmişti. Ve korkarım bugün de bu doğrultuda ilerliyoruz: Tarihin genel akışı bu gelişime boyun eğecek, ancak ilk önce acı çekilecek.

İnternet tartışma yapılacak bir yer değil
Uzun zamandır ülkemizde sosyal medyada ya da kimi internet sitelerinin forumlarında tartışmanın imkansızlığına dikkat çekiliyor. Meğer bu işin doğasından kaynaklanıyormuş. Bartlett kitabında anlatıyor: "İnternet erişimine sahip insan sayısının artmasıyla birlikte psikologlar, bilgisayarların davranışlarımıza ve düşüncelerimize nasıl etki ettiğini araştırmaya başlamıştı. 1990 yılında, ABD'li yazar ve avukat Mike Godwin bir kanun ortaya attı: İnternet üzerinde yapılan bir tartışma ne kadar uzarsa, Nazi'lerin Hitler'in o tartışmaya dahil olma ihtimali de o kadar artar. Yani internet üzerinde ne kadar tartışırsanız saldırganlaşma ihtimali de o kadar artıyor."

90
Karanlık internet/ dark net olarak adlandırılan bu yer internetin yüzde 90'ını oluşturuyor

Çürük elma yaklaşımıyla durumu geçiştiremeyiz
Bize yıllardan beri internet ve dijital dünya bir gelişme olarak gösterildi. Tehlikelerinden çok da bahsedilmedi. Ama karanlık internetle tanışınca insan cidden tedirgin oluyor. Çünkü burası teknoloji ve interneti kötü amaçlar için kullanmak isteyenlerin bir anlamda buluştuğu bir yer.
Yazar Bartlett'in 'teknolojinin ve internetin kötüye kullanımı hakkında gerçekçi bir yaklaşımı var: "İnsanların veya bazılarının, her türlü kötü davranışa meyilli olduğu gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. Bu bahsi geçen bazılarının, sadece içimizdeki birkaç çürük elma olduğunu söyleyerek durumu geçiştiremeyiz.
İnsanlar internetin 'tarafsız' olduğunu söyler, ancak bu baştan savma bir laftır. İnternet, insan özgürlüğünü ve gücünü çarpıcı biçimde artıran bir kuvvet çarpanıdır. Kötü şeyler yapmak artık çok daha kolay. Yasa dışı pornografiye veya terörizm propagandasına ulaşmak, uyuşturucu satın almak, insanlara zorbalık etmek ve bunun gibi şeyler, artık çok daha kolay. Ve bu, şu anlama geliyor: Bunları gittikçe daha fazla insan yapar hale gelecek. Diğer yandan, iyi şeyleri yapmak da artık çok kolaylaştı. Ancak yapılabilecek kötülüklerin bizleri daha fazla cezbetmesi kaçınılmaz gibi görünüyor."
Lakin bu derin internetin yarattığı alt kültürler zamanla bizim gündelik yaşamımızı etkileyen unsurlar da olabiliyor. Sosyal medyada adını sık sık duyduğumuz troll, trolleme işte bunlardan biri. İnternetin karanlık dünyasından çıkıp bildiğimiz dünyanın bir unsuru haline nasıl da geliyor, bunu işte Ebru Şallı olayında görebiliyoruz.
Bartlett karanlık internette suçluların, suç örgütlerinin kötü niyetli insanların dolaşmasını şaşırtıcı bulmuyor: "İnternetin ve tabii ki dark net'in mucidi ABD ordusudur. Akademisyenler de bunu ilk kullananlardandır. Ancak son teknolojiyi 'ilk olarak kullananların' neredeyse her zaman suç unsurları olduğu doğrudur. Bu aslında mantıklıdır: Bu insanlar tüm yaşamlarını, yetkili makamların gözetiminden kaçmaya adamıştır ve bu amaç doğrultusunda hangi araçların faydalı olacağına dair yeterince motive olmuşlardır. Ve üstelik, bu konuda kendilerini geliştirmek için yeterli zamanları vardır. Bu durumun gelecekte de devam edeceğine kesinlikle eminim."
BİZE ULAŞIN