Orucun sayısız yararlarının bilimsel ispatı

Orucun sayısız yararlarının bilimsel ispatı

Geçtiğimiz hafta orucun beyne olan faydalarını yazmıştık. Yazının gördüğü ilgi üzerine bu hafta da, orucun sağlığımıza diğer olumlu etkilerini gösteren bilimsel çalışmaları aktarıyoruz

Depresyon ve anksiyete, çağımızın en önemli sağlık sorunları arasında yer almakta. Bilim dünyası, uzun zamandır, BDNF hormonu eksikliğiyle depresyon arasında bir ilişki olduğunun farkında.
Beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF hormonu), BDNF geninde sentezlenen, nörotrofin ailesinden bir büyüme faktörü olan salgı proteinidir.
BDNF; nöron gelişimini, canlılığını ve işlevlerini devam ettirmekte çok önemli rolü olan bir hormondur. Prozac gibi anti-depresan ilaçların, BDNF hormonu salgısını artırdığı bilinmekte. Dolayısıyla bu hormonun depresyonu iyileştirmede önemli bir rolü olduğu düşünülüyor.
Bu hormon, spor gibi yoğun fiziksel aktiviteler sonucunda da salgılanır, sporun depresyona iyi geldiğinin düşünülmesinin sebebi budur.
Nitekim John Hopkins Üniversitesi'nden Mark Mattson'un fareler üstünde yaptığı deneylerde, tekerlekte dönerek yoğun aktivitede bulunan farelerde BDNF hormonunun arttığı ve bu farelerde depresyonun daha az olduğu gösterilmiştir.
Oruç tutan ve uzun süre aç kalan insanların bedenlerinde, spor aktiviteleri gibi fiziksel yorulmalarda gösterilene benzeri tepki gösterilir ve BDNF hormonu salgısı artar. Bu nedenle oruç tutmak, BDNF hormonu salgısını artırarak depresyonu azaltmakta. Nitekim Mark Mattson, bir süre aç kalınıp sonra serbest yemek yenilen oruçlarda (intermittent fasting), insanlarda mutluluk hissinin arttığını göstermiştir (Ramazan'da Müslümanlar'ın tuttuğu oruç da literatürde 'intermittent fasting' olarak bilinen orucun kapsamında yer almaktadır.) BDNF hormonunun aynı zamanda beyin hücrelerinin yenilenmesinde etkili olduğu, motivasyonu artırıp, hafızayı güçlendirdiği, Huntington hastalığı, Parkinson hastalığı ile beyin felci riskini azalttığı bilinmektedir.
2009 yılında Andreas Michaelson grubunun yaptığı araştırmada, orucun depresyonu azalttığı ve kronik ağrısı olan hastalarda anksiyeteyi yüzde 80 oranında düşürdüğü gösterilmiştir (bu çalışma terapötik oruç -therapeutic fasting- üzerine yapıldı).
Michaelson bu durumu BDNF hormonu dışında, orucun ikinci gününden sonra vücutta endorfin salgısının artmasına bağlamaktadır.
Ki gene bu hormon spor sırasında da salgılanmaktadır. 2003 yılında yaptığı bir başka araştırmada Michaelson, orucun sekizinci gününden sonra uyku kalitesinde artış olduğunu gösterdi.

BİRÇOK KANSER TÜRÜNDEN BİZİ KORUYOR
İnsülin benzeri büyüme hormonu 1 (IGF-1), özellikle çocuklukta büyümede önemli rol oynayan IGF-1 geninde sentezlenen bir hormondur. Karaciğerde sentezlenen bu hormonun sentezi, tüm hayatımız boyunca devam eder ve özellikle ergenlik çağında en yüksek miktarına ulaşır. Büyüme çağında önemli olsa da bu hormonun ileri yaşlarda ciddi yan etkileri olduğu bilinmekte. Mesela bu hormon, kolon kanseri, göğüs kanseri ve prostat kanseri riskini artırmaktadır. Ayrıca bu hormonun yaşlanmayı hızlandırdığı da bilinmektedir.
Dolayısıyla IGF-1 hormonunda düşüşün, kansere karşı koruduğu ve yaşlanmayı yavaşlattığı düşünülmektedir.
İnsan ve fareler üstünde yapılan araştırmalar gösteriyor ki 2-5 gün içinde oruç tutmanın sonucunda kandaki IGF-1 hormonunda yüzde 50 civarında, glikozda yüzde 30 civarında düşme, IGF-1 hormonunu bağlayıp durduran IGFBP1 hormonunda 5-10 katı artış gözlemlenmiştir.
Orucun hızlı ve etkili bir şekilde IGF-1 hormonunu düşürmesi sonucunda; kolon kanseri, göğüs kanseri ile prostat kanseri riskini azalttığı ve yaşlanmayı geciktirdiği söylenebilir. Nitekim Valter Longo ve çalışma arkadaşlarının 2010 ve 2012 yılında yaptığı çalışmalar, orucun kandaki glikoz, IGF-1 ve insülin seviyesinde yarattığı düşüş ile IGFBP1 oranındaki artışın, tümör engelleyici bir ortam yarattığını, bu yeni ortama adapte olamayan mutasyon geçirmiş kanser hücrelerinin ölümünün kolaylaştığını gösterdi.

ŞAŞIRTAN GERÇEKLER
Tek bir şimşeğin enerjisi kullanılarak, 100 bin tost pişirilebilir.
Orta büyüklükte bir bulut, 80 fil ağırlığındadır.
Jüpiter'in uydusu İo'da deniz olmamasına rağmen gelgitler gerçekleşir. Uydunun taş yüzeyi, Jüpiter'in çekim etkisi ile 100 m yüksekliğe kadar yükselebilir.
Dünyadaki en güçlü canlı Gonorrhea bakterisidir. Bu bakteri kendi ağırlığının 100 bin katı ağırlığı çekebilir.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR
Sakızların insan vücudunda yedi yılda sindirildiği iddiası yanlıştır. Sakızda besin açısından faydalı bir içerik olmadığı için vücut, sakızı kısa süre içerisinde boşaltım yoluyla atar.
Alkol, insan vücudunu ısıtmaz ve donmaya iyi gelmez. Alkol damarları açarak, sıcak kanın deriye yaklaşmasına neden olur ve sıcaklık hissi verir. Ancak vücut bu şekilde ısı kaybeder ve çok daha kolay donar. Alkol, soğukta hayat kurtarmaz, hayat kaybettirir.

SÖZLER
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin hakkında söylediklerinden etkilenmez. (İbn Sina)



GÜNCEL HABERLER

TAKLİT ETMEK YARATICILIĞI ARTIRIYOR
Yaratıcılığınızın olmadığını ya da kendi kendinize özgün birşey üretemediğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Bir konuda becerinizin olmadığını sanıyor ve kendinizi durduruyor olabilirsiniz. Ancak yapılan bazı araştırmalar sonucunda uzmanlar, başkalarının yaratıcılığını ve ürünlerini taklit ederek ya da birebir kopyasını yaparak da kendi yaratıcılığımızı geliştirebileceğimizi söylüyor. Başkalarının sanat eserlerini gözlemlemek, örneğin uzun süre başkasının yaptığı resimlere sadece bakmak bile, kendi yaratıcılık düzeyimizi artırmakta. Bu çalışmalarda dikkat çeken bir başka detay ise kopyalamak ya da gözlem yapmanın yaratıcılığımız üzerindeki etkisinin, teknik ya da somut eserlere değil, soyut çalışmalara baktığımızda daha fazla olması. (Kaynak: PsychologyToday, 9 Nisan 2017)

MATEMATİKLE ZAMANDA YOLCULUK OLASILIĞI
British Columbia Üniversitesi'nden birkaç araştırmacı, zaman makinesi için matematiksel bir model ortaya attı. Araştırmacılardan uzmanlık alanı Einstein'ın genel görelilik teorisi olan Benjamin Tippett, matematik ve fizik kullanarak, zamanda yolculuk için bir yöntem tanımlayan bir formül oluşturarak bu çalışmayı yayımladı. Tippett, "İnsanlar zaman yolculuğunu kurgu olarak düşünüyorlar" diyor ve ekliyor "Bunun mümkün olmadığını düşünmeye eğilimliyiz, çünkü gerçekte yapamıyoruz, ancak matematiksel olarak bu mümkün. Alanımdaki uzmanlar 1949'dan beri matematiksel zaman makineleri olasılığını keşfediyorlar. Benim araştırmam bunu yapmak için yeni bir yöntem sunuyor." (Kaynak: Classical and Quantum Gravity, 34, 9, 095006, 27 Nisan 2017)

BİLİM TARİHİNDEN NOTLAR

PİSAGOR'UN MİSTİK TARİKATI VE FASULYE YASAĞI
Pisagor teoremini hepimiz biliriz, ancak çoğu insan bu teoreme adını veren Antik Yunanlı felsefeci ve matematikçi Pisagor'un (MÖ 570- MÖ 495) garip yönlerini bilmez. Pisagor'un 'müritleri' diyebileceğimiz takipçileri vardı ve bunlar sayılara mistik özellikler atfederlerdi. Pisagor grubuna yeni katılan birisinin, tam olarak kabul edilmesi için, beş yıl boyunca konuşmaması gerekirdi, böylece grubun sırları korunurdu. Pisagorcular vejetaryendi, et ve balık yemezlerdi, ayrıca fasulyeye dokunmak ya da fasulye yemek yasaktı. Önce sağ ayakkabılarını giyer, herkesin yürüdüğü yollardan yürümezlerdi. Pisagor'u, sadece cinsellikten vazgeçmiş çok yakın öğrencileri görebilirdi, diğer talebelerine perde arkasından ders verirdi. Pisagor'un öldükten sonra tekrar dirilip dünyaya döneceği inancı, talebeleri arasında çok yaygındı. Pisagorcular için sayılar kutsaldı ve tüm sayıların rasyonel olduklarına inanırlardı. Rivayete göre; bir gün Hippasus isimli bir öğrencisi ile kayıkla gezerken, öğrenci Pisagor'a, Pisagor teoremini kullanarak irrasyonel sayılar olduğunu ispatladı. Bunu gören Pisagor, Hippasus'u başını suya sokarak boğdu ve diğer öğrencilerine bu olayı unutmalarını tavsiye etti. Pisagor'un kendi ölümü de garip inançlarından dolayı gerçekleşti. Bir gün bir düşmanı Pisagor'un evini basıp yakmıştı, kaçmaya çalışan Pisagor ise bir fasulye tarlasının önüne gelmişti. Pisagor, tarlaya girip kaçmak ve böylece fasulye yasağını ihlal etmek yerine ölmeyi tercih etti.

BİLİMSEL BİLMECELER
İki oğlu olan yaşlı bir adam bütün mal varlığını tek bir oğluna bırakmaya karar verir. Vasiyetinde çocuklarından at yarışı yapmalarını istemiş, malını yarışta atı sonuncu gelecek oğluna bırakacağını bildirmiştir. Yarış sırasında iki kardeş ısrarla bitiş çizgisine gitmemeye uğraşır, böylece saatlerce yarış bitmez. Sonunda pes eden iki kardeş, bir bilgeye ne yapmaları gerektiğini sorar. Bilge bir öğüt verir, öğüdü duyan kardeşler hızla atlara koşarlar ve bitiş çizgisine doğru büyük bir hızla at sürerler. Bilge adam, iki kardeşe nasıl bir öğüt vermiştir?
1 km uzunluğunda, dakikada 1 km hızla giden bir tren, 1 km uzunluğundaki tüneli kaç dakikada geçer?

Not: Cevaplar haftaya Pazar SABAH'ta

GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMLERİ:
Ön tekerlek, bisikleti yönetmekte kullanıldığı için sağa sola döndürülür. Böylece arka tekerleğe kıyasla, daha zikzaklı bir yol izler. Bu da ön tekerleğin, arka tekerleğe kıyasla daha çok dönmesine ve daha uzun yol izlemesine neden olur. Bu yüzden bisikletin ön tekerleği daha çok yıpranır.
Evet, aynı saatte aynı yerde olduğu bir an vardır. Böyle bir anın olduğu şöyle anlaşılabilir; bir adamın sabah 7'de evden, başka bir adamın da 7'de dağdan yola çıktığını düşünelim. Bu iki adam hangi hızda giderse gitsin, mutlaka bir noktada karşılaşmaları gerekir. Diğer bir deyişle aynı saatte aynı yerde bulundukları bir an vardır.
BİZE ULAŞIN