Ben VIP’im canım kuyruğa girmem

Ben VIP’im canım kuyruğa girmem

Moda haftasında neler oldu neler! Tasarımcılar en iddialı koleksiyonları sergilemek için yarıştı. Dekoratif öğeleri çantasına atıp evine götüren de vardı, “Ben kuyruğa girmem, ben VIP’im” diyerek defile alanına girmeye çalışanlar da. İşte konuşulanlarıyla bir moda haftası

Geçtiğimiz salı günü başlayan Mercedes- Benz Fashion Week Istanbul, şehre büyük hareket kattı. Defilelerin yapıldığı Zorlu Performans Sanatları Merkezi, dolayısıyla da Zorlu Center bir buluşma noktası haline geldi. Yaz aylarının sükunetinden sonra bu hareket şehre iyi geldi. Aynı tarihlerde Contemporary İstanbul ve İstanbul Bienali'nin başlaması nedeniyle trafik tıkandı, insanlar her yere yetişmekte zorlandı...
Moda editörü olduğum için şehrin sanatsal aktivitelerinden ne yazık ki bu hafta çoğunlukla uzak kaldım ve tüm hafta zamanımı PSM'de geçirdim. Defilelerin ilk gününde Raşit Bağzıbağlı defilesini Feryal Gülman ile birlikte izledim...

İNSAN LABORATUVARI GİBİ
İstanbul'un en şık kadınlarından Gülman haftanın yoğun temposundan yakınıp "Her birine nasıl yetişeceğim?" diye sorarken, "Eminim siz bir haftalık bu yoğun temponun kıyafetlerini gün gün hazırlamışsınızdır?" dedim. Gerçekten de hangi gün ne giyeceğini planlamış, kıyafetler hazırlanmış. Ama! Ah İstanbul'un yeniden ısınan havası... Yeniden yazlıkları çıkarmış Gülman.
Onun yaşadıkları çoğumuzun yaşadığının özeti oldu aslında. Sonuç olarak hazırlanan sonbahar kombinleri dolapta beklemeyi sürdürdü bu hafta boyunca. Bir hafta boyunca tasarımları olduğu kadar katılımcıları da izledim ve kendi kendime "Moda Haftası bir insan laboratuvarı gibi. Ya da Türkiye'nin küçük bir resmi" dedim durdum... Moda haftalarında önemli olan defilelere buyer'ların (satın almacılar) ve moda yazarlarının katılımını sağlamaktır. Ancak eşe dosta ve sponsorlara davetiye verilince durum biraz karışıyor.
Raşit Bağzıbağlı, Özgür Masur, Mehtap Elaidi, Deniz Berdan, Özlem Süer, Zeynep Tosun ve Atıl Kutoğlu defileleri öncesinde izdiham yaşandı. Her defile neredeyse birer saat gecikmeyle başladı. Salon girişlerindeki güvenlik görevlilerinin kabalığı görülmeye değerdi. Ancak asıl komiklik 'Ben VIP'im, neden içeri önce giremiyorum'cularla yaşandı. İçeride front row denilen ön sırada kimin nereye oturacağı isimlerin yazılı olduğu kağıtlarla belirlenmişti. Ancak kimi arsız davetliler o kağıtları yırtarak ön sıradaki yerlerini aldılar. Belli ki onlar da VIP'ydi... Hele muhabir arkadaşlara "Benim de fotoğrafımı çeker misin canım" demeleri çok ilginçti.

ÜNLÜLER DIŞARIDA DEFİLE YAPTI
Daha önceki sezonlarda defilelerin ön sıralarında görmeye alışık olduğumuz cemiyet hayatının ünlü isimleri de şov dünyasının yıldızları da "Bir defileye katılırsam hepsine katılmam lazım" diyerek mazeret bildirdi. Peki onlar neredeydi? Genellikle Zorlu'nun gözde yemeiçme mekanlarında.
Davetlilerin kıyafet kombinleri yine çok konuşuldu. Düğün-nişan törenine gider gibi giyinip gelenler de vardı, işten çıkıp son anda yetişenler de... Çabasız şıklık diye bir şey yoktu... Ya özensizlik ya da aşırı özenti olarak adlandırabileceğimiz kıyafetlerin yarattığı tablo görülmeye değerdi.

Partilerde kim ne yaptı?


Özgür Masur'un partisine Morini ev sahipliği yaptı.

Özgür Masur'un defilesinden sonra düzenlenen partiye Morini ev sahipliği yaptı. Terasta 23.30'da başlayan partiye katılmayan neredeyse yoktu. Şeyma Subaşı, Aleyna Tilki ve Burcu Esmersoy en çok konuşulan isimler arasındaydı. Bir etkinlikten diğerine geçmek ve koşturmak zorunda kalmaktan herkes yorgundu. Partide İstanbul'da olan Mert Alaş'ın o an nerede bulunduğu üzerine herkes bir fikir yürüttü. Şeyma Subaşı'nın Zorlu'daki kafelerde vakit geçirmesi de çok konuşuldu. Çünkü düğününe üç gün vardı. Instagram sayesinde bir fenomene dönüşen Subaşı sık sık hayranlarıyla fotoğraf çektirdi... Bu ilgiyi görünce "Keşke bir modacımız Şeyma'yı podyuma çıkarmayı akıl edebilseydi" diye kendi kendime düşündüm...

YAKINLARIYLA EĞLENDİ
Raşit Bağzıbağlı için defileden yakın arkadaş grubu La Boom'da özel bir parti düzenledi. Deren Talu, Şeyma Subaşı, Mert Vidinli ve Oğulcan Engin mekandaydı. Engin'in Burning Man'de giydiği kıyafet çok konuşuldu. O da bu festivalin özel bir konsepti olduğunu ve belirli bir tarzda giyinilmesi gerektiğini anlattı.


Mehtap Elaidi defilesinin ardından podyum parti alanına döndü.

SÜSLEMELER ÇANTALARA ATILDI
Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı Mehtap Elaidi'nin defilesine ilgi yoğundu. Daha sonra defile alanında belirli bir gruba parti verildi. Podyumun ortasında yer alan ve gösterişli bir şekilde dekore edilmiş yemek masası davetlilerin o kadar iştahını kabartmış olacak ki kimi mumları çantasına attı, kimi meyveleri cebine sokuşturdu, kimi de çiçeklerden bir aranjman yapıp evine götürdü. Bu manzarayı görenler "Ampuller yerinde duruyor mu?" diyerek konuyu ti'ye aldı.

HAVUZDA BİTEN PARTİ
Atıl Kutoğlu'nun after partisi Conrad Hotel'de 100 kişilik bir davetli katılımıyla gerçekleşti. Defilenin baş mankeni ve Fashion TV'nin kurucusu Michel Adam Lisowski'nin eşi Masha'nın doğum günü de partide kutlandı. Defile Fashion TV'den canlı yayınlandı ve bu yayın dört milyon kişiye ulaştı. Gecenin finalinde kimi davetliler havuza atladı.

Sanat festivalleriyle yarışır


Ece Ege ve Ayşe Ege ile film sunumları öncesinde bir araya geldik.

Dice Kayek markasının yaratıcısı Ayşe-Ege Ege kardeşler, moda haftasının en çok konuşulan sunumlarından birine imza attı. Ve kardeşler ikisi yeni üç moda filmiyle moda haftasına ayrı bir heyecan kattı. Markanın ilkbahar-yaz 2018 koleksiyonunu Marie Schuller'in yönettiği My Name is Eva (Benim Adım Eva) isimli filmle sundu. Ardından markanın sonbahar-kış 2018 koleksiyonun sunumu Yağmur Kızılok'un yönetmenliğinde çekilen İstanbul filmiyle oldu. MBFWI ve İstanbul Bienali eş zamanlı gerçekleştiği için Marie Schuller marka için daha önce çektiği White (Beyaz) adlı moda filmi tekrar gösterildi. Film gösteriminin sonrasında Ece Sükan moderatörlüğünde Ayşe-Ece Ege ve Schuller ile yapılan panel ise büyüleyiciydi. Ege kardeşler, "Biz, fashion filmlerinin gücüne, defilelerden daha çok inanan bir marka olduk" diye konuştu. Ancak bir araya geldiğimizde Ege kardeşler en çok Türkiye'ye duydukları inançtan bahsetti. Tabii ki şehirdeki koşturmacadan etkilenenler arasında tasarımcılar da vardı. Ege kardeşler de Contemporary Istanbul ve moda haftasında mekik dokuyanlar arasındaydı. Ayşe Ege, "Dün gece iki davete birden katıldım, nasıl uyuduğumu nasıl bir koşturmacanın içinde olduğumu anlatamam." derken Ece Ege moda üzerine çekilen filmlerle sektörün sanatla iç içe bambaşka bir dünyaya doğru adım attığını söylüyor.

AŞKA TEATRAL SUNUM
Moda haftasının en iddialı sunumu Bashaques markasının arkasındaki isim Başak Cankeş'ti. Backstage'inde son dakikaya kadar detaylarla uğraşan, kıyafetler ve mankenlerle ilgilenmekten kendi saç ve kıyafetine son dakika zaman ayıran Cankeş'in sunumundan çıkıp da ondan bahsetmeyen yoktu. Tabii ki bunda Cankeş'in sunumunu Mercedes-Benz desteğiyle sergilemesi kadar teatral tarzının merkezinde aşkın olması da etkiliydi. Giyilebilir sanat deneyimi konseptiyle tasarımlar yapan Cankeş'in sadece kırmızıdan oluşan tasarımları ve bir yandan da görüldüğü gibi olmayan insanlara duyduğumuz aşkı anlattığı sunum sonrası herkes bu defileyi konuşuyordu. Öte yandan tasarımcının Contemporary İstanbul kapsamında resimlerinin de sergilendiğinin altını çizmek gerekiyor.

SANAL GERÇEKLİK VE SANAT
Arzu Kaprol, ilkbahar-yaz 2018 koleksiyonunu sanal gerçeklik performansıyla tanıttı. Sanal dünyada, yer alan Yerebatan Sarnıcı'nda sergilenen koleksiyonu sanal gerçeklik gözlükleriyle izlemek heyecan vericiydi. Bu sayede davetliler beş dakikalık bir maceraya çıktı. Moda, sanat ve yaşamın tüm evrenle bağlantılı olduğu mesajının verildiği performansta; müzikler Mercan Dede, konsept tasarım ve prodüksiyon Ouchhh ve Fikirbazzenger tarafından yapıldı.

KİM NE YAŞADI?

Raşit Bağzıbağlı

Tülin Şahin ile defile kapanışını yaptım çünkü hem onunla ayrı bir gönül bağımız var hem de çok iyi bir marka. Davetliler ve LCV konusunda biz de sorun yaşadık. Son iki gün gelmek isteyenlere yerimiz yok dedik. Defilede aksilik muhakkak olur. Tülin'in kıyafeti defile başlamasına 15 dakika kala geldi. Altı kıyafet ise defilenin olacağı gün tamamlandı.

Özgür Masur
Hepimiz hem şehir için de hem de Türk modası için bir şeyler yapıyor olmanın mutluluğunu yaşadık. 10'uncu seneme özel hazırladığım koleksiyon için elbetteki çok uzun zamandan beri çalışıyorum. Son ana kalan, aksilik yaşanan bir şey olmadı. Ancak podyuma son çıkan kıyafeti aslında bir buket çiçekle tamamlamayı düşünmüştüm. Son dakikada mankene çiçeği vermeyi unuttum.

Atıl Kutoğlu
Fosforlu kıyafetleri eklemeye son anda karar verdim. Demet Şener ile defileye ne giyeceğini konuşurken son dakikada podyuma çıkmasına karar verdik.
BİZE ULAŞIN