Büyük riskler alıp büyük kararlar vermiyorsan büyük başarılar bekleme

Geride bıraktığı hayat zorluklarla dolu. Anne-kız çıktıkları yolda çok mücadele vermiş, pek çok kez pes etme noktasına gelmiş ama devam etmişler. Yokluk, zorluk, imkansızlık... Bu duygularla henüz 15 yaşındayken tanışmış Serenay. Ama hep cesur kararlar almayı başarmış...

Büyük riskler alıp büyük kararlar vermiyorsan büyük başarılar bekleme

Pırıl pırıl, ışıl ışıl bir genç kız o. Buluşacağımız kafeye girdiği an, ışığıyla birlikte geldi. Oysa 25 yıllık yaşamına birçok duygu durumu sığdırmış ki, bu kadar umut verici biçimde parlaması zor gibi...
Serenay Sarıkaya, dışardan bakınca renkli, eğlenceli, kıskanılacak yaşamına kavuşmak için epey mücadele etmiş biri. Anne ve babası o küçük yaştayken boşanınca, kendi deyimiyle "Annesiyle kadın başlarına" bir yola çıkıyorlar...
Bu yolda maddi zorluklar ve mücadele başrolde. 15 yaşında oyuncu olmak için tam anlamıyla bir maceraya atılmak istediğinde annesi ona "Hayır" demiyor. Aksine bu maceraya onunla birlikte balıklama dalıyor. Antalya'nın güvenli sularından, İstanbul'un pençelerine bırakıyorlar kendilerini. Annesi 15 yaşındaki kızı Serenay'ın hayallerinin peşine düşüyor.
Yokluk, zorluk, imkansızlık... Her olumsuz duyguyla küçük yaşta tanışıyor Serenay. Ama pes etmiyor. Ve bugünlere geliyor. Ne verdiği mücadeleyi unutuyor ne de geleceği için hayal kurmayı bırakıyor. Çünkü o bugünlere hayal kurarak ulaşmış...
- Hep böyle pozitif, yüzü gülen biri misin?
Yoksa bu bir maske mi?
- Yok ya maske değil... Hayata hep pozitif tarafından bakıyorum çünkü bana iyi geliyor. Negatif enerjilerden, olumsuzluklardan, karanlık hallerden hazzeden biri değilim. Bunlar benim gücümü çalıyor. Eskiden olayları ve durumları zorlayan biriydim. İstediğim zamanda, istediğim şekilde gerçekleşmesi gerekiyordu yoksa çok mutsuz oluyordum. Hep yetersiz olduğumu düşünüyordum. Zamanla ve bu meslek sayesinde, sabırlı olmayı öğrendim. Bu meslek insanın sabrını maksimuma kadar zorluyor. Sabırlı olmayı öğrenince, bir şeyleri zorlamanın manasız olduğunu, zaten bir şeyin olacaksa olduğunu gördüm. "Serenay senin başına kötü bir şeyler geliyorsa, bu yaşaman gerektiği için" diye bir savunma geliştirdim. "Bunlara açık ol, neyse yaşaman ve öğrenmen gereken, öğren" diye yoluma devam ediyorum. Pişmanlık duymak büyük zaman kaybı. Ben oradan çıkaracağım derse odaklanıyorum.
- Sen böyle konuşurken, senin ve senden gençlerin ne kadar sabırsız ve tahammülsüz olduğu aklıma geldi... Tam bir çelişkisin onlara bakınca...
- Çok yazık değil mi? Ben an'da yaşayan biriyim ve hislerimle hareket ediyorum. Teknolojinin bu kadar engellenemez biçimde hızla büyüdüğü bir dönemde, nüansları kaçırdığımız için çok üzülüyorum. Yeni nesil çok hızlı ve bu iyi bir şey mi bilmiyorum. İnsanları anlamak, onlara dokunmak, söyledikleri bir şeyden onları hissedebilmek ancak orada olursan, o kişiyi 'görürsen' olabilecek şeyler. Sosyal medyanın ve tüketim dünyasının her şeyi anlık heyecanlara dönüştürmesinden biraz mustaribim.
- Yıllar içinde egonu da dizginlemeyi başardın mı? Hiç kendine hayranlık duyduğun anlar oldu mu, yoksa buna karakterin müsait değil mi?
- Mesleğe başlamadan önce, bu mesleğin getirebileceği tüm olumsuzlukların farkındaydım ama bu işi yapmayı çok istiyordum.
Şu anda getirdiği hiçbir olumsuzluktan şikayetçi değilim ama kalıcı olmak için her evrenin iyi sindirilmesi gerektiğine inanıyorum. Çok güzel başarılar yaşadım, çok yükseldim kariyerimde ama bunları ne kadar içselleştirebilirsem, ne kadar sindirebilirsem yolum o kadar uzun olur. O kısa, anlık heyecanlar, popülariteler bana tatmin edici gelmiyor.
Yolumu daha uzun çizdiğim için egom ortaya çıktığında kendimi dizginliyorum.
- Kendini çok iyi ifade ediyorsun, biri kendini iyi ifade ediyorsa, kendini iyi tanıyordur...
Öyle mi?
- Sanırım artık iyi tanıyorum kendimi. Kendimle çok erken barıştım. Annemle birlikte yaşadığım dünyamda birtakım problemlerle ve hayatla erken karşılaşınca oldu sanırım bu. 15 yaşımda kendi paramı kazanmaya başlamıştım. Hayatla bu kadar erken tanışınca, kendinle çok hızlı yüzleşmek zorunda kalıyorsun.
Neyse yapamadığın şey, oralarda boğulmuyorsun. Yola devam etmek için, bunları aşman gerektiğini biliyorsun. Çabuk büyüdüm, çabuk barıştım kendimle. Haliyle tanıdım kendimi.
ACILARIMI KUCAKLIYORUM
- Annenle birlikte verdiğiniz mücadele çarpıcı... Sen genç bir kızken annenle birlikte zorluklar yaşamasaydın, bugünkü Serenay olabilir miydin? Zorluklar mı senin kamçıladı?
- Çocukluğumda yaşadığım ne kadar eksiklik, ne kadar sıkıntı varsa bugün beni ben yapan şeyler. O yüzden yaşadığım hiçbir sıkıntı, acıdan çekinmiyorum. Anne ve babam çok erken ayrıldı. Biz annemle bir yolculuğa çok erken çıktık, kadın başımıza çok şeyin üstesinden gelmeye çalıştık. Çok zor zamanlarımız oldu ama kesinlikle bugün beni ben yapan, bu kadar ayaklarımın yere sağlam basmasını sağlayan şeyler o yaşananlar. O yüzden tüm acılarımı, sıkıntılarımı kucaklıyorum ve onları çok seviyorum.
- Kız çocukları daha dirençli galiba...
- Biz krize göre şekillenebiliyoruz. Özellikle annem, elbette babam da ayrılık sürecinde çok travmatik şeyler yaşatmadılar bana. "Çocukluğumu da yaşayamadığım" dediğim kırık buruk bir anım yok. Annem ki gerçekten bu kadar akıl almaz bir şeye imza attı, 15 yaşımdayken "Ben oyuncu olmak istiyorum" dediğimde, Antalya'dan kalkıp benimle İstanbul'a geldi. Arkanda böyle bir güç hissettiğinde, o güveni boşa çıkarmak istemiyorsun. Orada annem bana güvendi, bu sayede bir şeyleri doğru yapmam gerekti.
- En umutsuzluğa düştüğünüz an neydi annenle birlikte?
- İstanbul'a ilk geldiğimiz dönemlerde çok parasızlık çektik. Antalya'da küçük bir hayatımız vardı, orada yaşamak maddi anlamda daha kolaydı. O yüzden Antalya'dan, İstanbul'a ilk geldiğimizde çok zorlandık çünkü benim düzgün bir işim de yoktu. O dönemde geri dönmeyi çok düşündük. Ben de zaman zaman, "Olmayacaksa daha fazla yük altına girmeyelim, dönelim" dedim. Ama ben gitmeyi istediğimde o beni durdurdu, o istediğinde ben onu durdurdum.
İyi ki de öyle olmuş. Çok inandık, çok istedik bunu.
- Ya pes edip dönseydiniz ne olacaktı?
- Serenay olmayacaktı. Her şey bir seçim ve risk hayatta. Bu kadar büyük riskler alıp, bu kadar büyük seçimler yapamıyorsan, karşılığında bu kadar büyük başarılar bekleyemezsin.
- En mutlu olduğunuz anı hatırlıyor musun?
- Ne zaman param yatsa mutlaka kutlamaya dışarı çıkardık. Hiçbir zaman, bu para buraya gidecek, bu para oraya gidecek diye yaşamadık.
Hep o günü atlatmak üzere yaşadık. Para geldiği gün bunun için kendimizi ödüllendirmek bir adet olmuştu. Gidip güzel bir yemek yiyip, üstümüze başımıza bir şeyler alırdık.
- Annen inanılmaz hoş bir kadın... Kendi hayatını yaşamaya başlayabildi mi?
- Annem yıkılıyor. Çok orijinal bir kadındır, bayılıyorum ona. O çok uzun bir süre bana mani olacağını düşündü, benim hayatımı gölgelemek istemediği için çok geride kaldı. Şimdi böyle bir sakınmaya ihtiyacı olmadığını anladı, benim de kariyerim, onun da hayatı oturdu.
Şimdi yeni bir iş girişiminde bulundu. 45 yaşında hayatına yeniden başlıyor. Yaşasın, çok mutlu olsun, çok hak etti.
- Günlük tutan birisin. Yazmayı seviyorsun sanırım...
- Yazmak benim için terapi gibi. Bir totem defterim de var. İsteklerimi yazıyorum oraya da... Bir sürü şey var istediğim. Bir zamanlar ne oyunculuk vardı, ne de Mavi Jeans reklamında oynamak vardı ama o defterime bu hayalleri yazıyordum.
Tüm bu hayaller erişilmez geliyordu.
Şimdi yine büyük hayallerim var.

BEN İNANINCA HERKES İNANIR DİYE DÜŞÜNDÜM
- Uzun bir yaz tatili sonrası soluğu tekrar sette aldın. Özlemiş misin tempoyu?
- Çalışmadığım zaman işimi çok özlüyorum. Bir de üstüne Fi çok güzel bir iş oldu. Sete koşarak geliyoruz, iyi bir şeyler yapmak, işi hep daha ileri götürmek istiyoruz. Karakterim Duru'yu çok seviyorum. Çoğu insanın okuduğu kitaplar olmasına rağmen, senaristimiz Nükhet'in dokunuşu çok güzel. Senaryonun geldiği gün sette olay oluyor, hepimiz bir heyecan içinde oluyoruz. Hem hepimiz işe sahip çıktık, hem de sonunda sektörün de içine sinen bir işe imza atıldı.
- Ulusal bir televizyon kanalında değil de, bir internet dizisinde rol almak senin cesur biri olduğunu gösteriyor. Öyle misin gerçekten?
- Biraz cesur biriyim. Doğru bir noktaya parmak bastın. Medcezir'le televizyonda çok güzel giden bir kariyerim vardı. Onun üzerine bir şey koymak istedik.
Yeniliği seven biriyim, yeni kararlar almayı severim. Bu platform da bizim işimizin geleceği açısından çok önemliydi, bunun tutması ve buna inanılması gerekiyordu.
Ben inanınca, herkesi inandırabileceğimi düşündüm, bu projeye çok yükseldim. İnanılmaz bir ekip vardı arkasında, cesur bir karar verdik ama birilerinin yapması gerekiyordu. İyi ki biz yaptık.

HİÇBİR ŞEY İMKANSIZ DEĞİL
- Sektörde nasıl bir ihtiyacı karşılıyorsun sence? Niye seyirci sevdi seni?
- Beni takip eden genç kesime ilham veren duygular bırakmayı istedim. Benim de bir genç kızken ihtiyacım olan duygular ve duymak istediklerim onlardı;
"Başarabilirsin, yapabilirsin, hiçbir şey imkansız değil." Ben de, gençlere bu duyguları aşılamaya ve bu duygular üzerinden mesajlar vermeye çalışıyorum.
Gerçekten hiçbir şeyin imkansız olmadığını düşünüyorum, çok çalışarak ve hayal kurarak bir şeylerin olabileceğine inanıyorum.
Biraz da genç olmanın verdiği avantajla, yenilikçi ve cesurum.
Belki bu ihtiyacı karşılıyorum.
- Sinemada tek bir filmde (İkimizin Yerine) başrol oynadın ve müthiş övgüler topladın... Sinemaya bundan sonraki bakışın ne?
- O filme başlarken, senarist de yönetmen de akıllarındaki kişinin ben olmadığımı itiraf etmişlerdi.
Çünkü akıllarındaki Serenay, Medcezir'deki havalı kızdı. Tam da bu kaygı sebebiyle o filmi yapmayı çok istedim. Bundan sonra da sinemada hep içime sinen şeylerde olmak istiyorum. Birkaç proje var ve biri çok değerli bir kadının hayat hikayesi... Kerem'le yapacağımız bir film de var... Sinema başka.
KEREM BANA İLHAM VERİYOR
- Kerem Bursin'le birliktesin... İki oyuncu bir arada zor mu?
- Aynı evde iki ego olunca zor olabiliyor. Ama bu egolu insanlar olduğumuz için değil, işimize tutkuyla bağlı olduğumuz için geçerli bir durum. Bir yandan da kolay, sabahlara kadar sette çalışıyoruz, uykusuz, perişan, bu hallerimizi idare ediyoruz. Güzel bir denge kurduk.
- Kerem'le röportajımda seni ilk gördüğü anı çok tatlı anlatmıştı...
- Kerem kişiliğiyle, duruşuyla beni çok etkiledi. Çok özel bir ruhu olduğuna inandığım biri o.
Aklına, bilgisine, hayata bakışına hayranım. Sevgi, aşk her şey çok güzel ama belli noktadan sonra sürekliliği sağlamak için beslenebileceğin, sana ilham verecek birinin olması çok önemli. O anlamda Kerem beni her seferinde çok heyecanlandıran ve ilham veren bir adam.

BİZE ULAŞIN