Gelecek bir harika dostum

Yılın son günü ‘Bizi nasıl bir gelecek bekliyor’ diye sorabilirsiniz. Merak etmeyin yakın gelecek heyecan verici gelişmelere gebe. Önümüzdeki 15-20 yılda gerçekleşmesi düşünülen 10 önemli bilimsel gelişme hayatımızı çok değiştirecek

Gelecek bir harika dostum

1- ÇOCUKLARIMIZIN GENETİĞİNE MÜDAHALE EDEBİLECEĞİZ
Kullanılabilir CRISPR gen değiştirme teknolojisini geliştirme ya da alternatiflerini bulma yolunda ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar beklendiği gibi giderse, insan embriyolarının genetiğine müdahale hayal olmaktan çıkacak.
Bu yöntemler sayesinde, genetik rahatsızlıkları ortadan kaldırmanın yanında, çocuklarımızın performans ve zekalarını arttırmamızın mümkün olacağı da umuluyor. Kim bilir belki de çocuklarımızın göz rengini, saç rengini, boyunu bile belirleyebileceğimiz yıllar gelecek.

2- KABLOSUZ ELEKTRİK ÇAĞI BAŞLAYACAK
İlk adımı aslında belki de bir asır önce Tesla atmıştı. Ampulleri hiçbir kablo bağlantısı olmadan yakmayı başarabiliyordu. Ancak altyapı sorunlarından dolayı kablosuz elektrik hayatımıza tam giremedi. Son birkaç yıldır, özellikle kablosuz telefon şarjları hayatımıza girdi. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin hayatımızda daha çok rol oynayacağını söyleyebiliriz.
Kablosuz elektrik, tıpkı kablosuz internet gibi her yerde olacak. Laptopumuz, telefonumuz bu şekilde şarj olmakla kalmayacak; TV, evdeki ampüller hatta elektrikli arabamız bile kablosuz elektrikle çalıştırılabilecek. Bunun için gerekli olan teknoloji zaten mevcut, tek gerekli olan altyapının kurulması.

3- OKYANUSLARDAN SU İÇMEK MÜMKÜN OLACAK
2025'te dünya nüfusunun yüzde 14'ünün temiz suya erişimi olmayacağı tahmin ediliyor, ki bu oran zamanla daha da artacak. Böylesi bir manzara su savaşları spekülasyonlarına yol açsa da bilim insanları bu sorunu çözme yollarını arıyor. En makul yöntem deniz suyunu tuzdan arındırıp, içme suyuna dönüştürmek.
Bu konu ile ilgili bir sürü alternatif yöntem var, kimisi eleklerle tuzu arındırmayı planlarken, kimileri de Güneş enerjisi ile çalışan devasa su arıtma tesisleri kurguluyor. Bu projelerden hangisinin gerçek olacağını tahmin etmek güç olsa da önümüzdeki yıllarda, deniz suyunun içilebilir suya dönüştürüleceği beklentisi epey makul gözüküyor.

4- NANOTEKNOLOJİ ÇİP TAŞIYACAK GİYSİLERE HAZIR OLUN
Nanolifler üstünde yapılan çalışmalar, yeni nesil giysileri ortaya çıkarabilir. Mesela, nanogümüş sayesinde bakterileri öldürüp, ter kokusunun oluşmasına izin vermeyen elbiseler bolca üretilebilir. Ya da hidrofobik nanolifler sayesinde, aylarca su içinde kalıp ıslanmayan elbiseler üretilebilir. Ayrıca lif bazlı mikro jeneratörler sayesinde; sesten, kan dolaşımından ve hareketlerimizden enerji üretip cebimizdeki telefonu şarj eden pantolonlar dikilebilir. Bilim kurguda filmlerinde karşımıza çıkan bu görüntüler yakında gerçek olabilir.

5- SANAL GERÇEKLİK EĞİTİM VE MEDYADA DEVRİM YARATACAK
Sanal gerçeklik gözlükleri ve üç boyutlu filmler çoktandır hayatımıza girdi. Ancak bu etkileyici teknoloji yolun başında. Asıl etkilerini önümüzdeki 10 yılda göreceğiz.
Mesela sanal gerçekliğin, eğitimi ciddi şekilde etkilemesi bekleniyor. İleri sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde öğrenciler insan vücudu içinde gezebilecek, uzak yıldızlara yolculuk yapabilecek, antik piramitleri kendi çağlarında gezip, bilimi ya da tarihi yaşayarak öğrenebilecek.
Sevgililer binlerce kilometre uzaktan beraber film izleyebilecek, ya da alınan kayıtlar ve bilgisayar yardımı ile birkaç yüzyıl sonra yaşayan torunlarımız bizi ve evimizi sanal gerçeklik sayesinde ziyaret edebilecek, bizle sohbet edip tanışabilecek.

6- ORGAN NAKLİ UCUZ VE KOLAY OLACAK
Genetik alanında elde ettiğimiz başarılar, mekanik kalbin üretilmesi, 3D yazıcıların ulaştığı sofistikasyon, önümüzdeki yıllarda organ naklinin kolaylaşacağı izlenimini veriyor.
Gelecekte tamamen mekanik, yarı mekanik ya da tamamı laboratuvarda geliştirilmiş organlarla, hasta organlarımızın değiştirilmesi kolaylaşabilir.
Hatta robotik kalplerde elde edilen başarı devam ederse, kalbin atış hızını bilgisayarla artırıp yavaşlatarak, spor performansımız ve uyku kalitemizin düzenlenebilir, kalp krizi de tarihe karışabilir.

7- MİNİ BİR GÜNEŞ İNŞA EDİP ENERJİ SORUNUNU ÇÖZECEĞİZ
Nükleer füzyon, nükleer fizyonun tersidir, bu işlem sırasında hafif elementler birleştirilip daha ağır elementler elde edilir. Güneş dahil tüm yıldızlar enerjilerini nükleer füzyondan elde ederler. Güneş dört hidrojen atomunu nükleer füzyonla helyuma çevirmekte ve bu süreçte yüksek miktarda enerji serbest kalmaktadır.
Bu enerjinin en avantajlı yanı temiz olması, yani çevresel yan etkileri olmamasıdır. Bilim insanlarının en büyük hayallerinden biri, Dünya'da kontrollü bir şekilde enerji elde edilebilecek bir termonükleer reaktör, yani mini bir Güneş yaratmak.
1985 yılında bu kapsamda bir araya gelen 35 ülke ITER isimli büyük bir proje başlattı. 50 milyar dolar bütçeli bu devasa proje sonucunda Güneş'ten daha sıcak çekirdeğe sahip ilk deneysel termonükleer reaktör 2035 yılında çalışmaya başlayacak. Deney başarılı olur, sistem iyileştirilirse enerji sorunumuz önümüzdeki milyonlarca yıl için çözülebilir.

8- ARABALAR SÜRÜCÜSÜZ OLACAK KAZALAR TARİHE KARIŞACAK
Otomobil şirketlerinin çalışmalarına bakacak olursak, önümüzdeki 10 yıl içindeki en önemli beklenti sürücüsüz araçların yollara çıkması.
İnternet sayesinde merkezi bir ağ tarafından kontrol edilen sürücüsüz araçlar, herhangi bir yazılım hatası olmadığı sürece kaza yapmayacak. Böylece her yıl 1-2 milyon insanın canını alan trafik canavarı tarihe karışacak.
Ayrıca bu sistem trafiği de büyük oranda ortadan kaldıracak. Merkezi program milyonlarca arabanın maksimum hızda hareket etme parametrelerini hesaplayacak ve arabalar buna göre hareket edecekler. Tabii bunun sonucunda arabanızla işe giderken gazete okuyabilecek, sürücü ehliyeti olmadan yola çıkabileceksiniz.

9- İNSANLARIN ÇOĞU ÇİP TAŞIYACAK
Bilgisayarları cebimizde taşıyabileceğimiz çağa çoktan geldik. Kredi kartı bilgilerimiz, kimliğimiz, tüm sağlık raporlarımız pirinç tanesinden küçük mikroçiplerde saklanabilir.
Çoğu fütüriste göre insanlar tüm bu bilgileri cüzdanlarında taşımak yerine, bedenlerine konulan bir çipte tutmayı tercih edecek. Böylece sağlık geçmişleri hep üzerlerinde olacak. Hatta bu çipler; nabız, tansiyon, vücut sıcaklığı ve kan değerlerimizi izleyip saklayacak, hastalıkların erken teşhisini sağlayacak.

10- MARS'A ÇOK YAKINDA İNSAN GÖNDERECEĞİZ
Ay'a ayak bastığımızdan beri, insanlı uzay misyonlarında önemli bir gelişme olmadı. Evet, uluslararası uzay istasyonu sayesinde uzayda devamlı insan oluyor ama Ay'a insan gönderen Apollo misyonunu geçen bir başarımız yok. Ancak önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu durum değişebilir.
2018 yılında NASA, SLS isimli yeni bir roket sistemini deneyecek. Başarılı olursa 2025 yılında bir asteroide ilk defa insanlı iniş yapmayı planlıyorlar.
SLS'in gelişmiş versiyonu Orion'un devreye girmesi ile NASA 2030'larda Mars'a da insanlı uçuş yapmayı amaçlıyor. Hatta NASA'ya, 2033 yılına kadar Mars'a insan indirilmesi yönünde başkanlık emri mevcut.
ABD bu hedefe sahip tek ülke değil. Rusya'nın 2040-2045 ve Çin'in 2040-2060 arasında Mars'a insanlı uçuş planları var.

BİLİM TARİHİNDEN NOTLAR

Bilim aşkıyla bakteri yuttu
Max Joseph von Pettenkofer (1818-1901), Alman kimyacı ve hijyenisttir. Pettenkofer, temiz su içmenin, evi havalandırmanın ve atık suları atmanın önemini kavrayan ilk bilim insanlarındandı. Kendi döneminde ortaya çıkan ve bugün doğru olduğunu bildiğimiz, bulaşıcı hastalıkların temel nedeninin bakteriler olduğu iddiasının düşmanı olarak tanınırdı. O, hastalıklarda çevresel faktörlerin çok önemli olduğunu düşünüyordu. Bakteri teorisini savunan, modern bakteriyolojinin kurucusu Robert Koch ile bir tartışmalarından sonra, onun hatalı olduğunu ispatlamak için kendini denek olarak kullanmaya karar verdi. Pettenkofer, 7 Ekim 1892 günü, Koch'un bir hastasının dışkısından alınan ve Koch'a göre koleraya neden olan Vibrio Cholerae isimli bakteriden yüksek doz yuttu. Pettenkofer, sıcak ve nemli toprakla temas olmadan bakterilerin kendisini hasta etmeyeceğini düşünüyordu. Fakat bir hafta boyunca hastalığın hafif belirtileri görüldü. Ancak o ısrarla bunların koleradan olmadığını iddia etti. Sonunda iyileştiğinde, Koch'u yanlışladığını iddia etti. Oysa Koch yanılmıyordu, Pettenkofer hastalığı hafif atlattığı için şanslıydı. Pettenkofer yanılmış olsa da, tutkulu bir şekilde riskleri göze alarak bilim yapması, değerli bir örnekti.

SÖZLER; Hangi sahada olursa olsun, bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes, bilim mabedinin kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: "İman et." İman, bilim insanlarının vazgeçemeyeceği bir vasıftır. (Nobel Fizik Ödüllü bilim insanı Max Planck)

ŞAŞIRTAN GERÇEKLER
Dünya'da hacim olarak en büyük ağaç, General Sherman mamut ağacıdır. Bu ağaç 1486,6 metre küplük bir hacim kapsar.
Jüpiter'in yüzeyindeki meşhur büyük kırmızı leke 1665 yılında belirdi.
Kaydedilmiş en büyük volkan patlaması Nisan 1815'te Mount Tambora'da 7 şiddetinde gerçekleşti. Bu o kadar büyük bir patlama idi ki, sesi 2 bin km uzaktaki Sumatra Adası'nda bile duyuldu.
Patlama sırasında 71 bin kişi hayatını kaybetti, uzaktaki adalar bile yoğun toz bulutları ile kaplandı.
Nüfus yoğunluğu en düşük bölge Grönland'dır. 2010 verilerine göre 2 milyon 166 bin 86 km karelik alanda sadece 56 bin 534 kişi yaşamaktadır.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR
Mikrodalga fırınların zararlı radyasyon yaydığı bilgisi yanlıştır. Çünkü mikrodalga fırından çıkan ışınlar, düşük enerjili yani iyonlaştırma gücü olmayan dalgalardır.
Kan hiçbir zaman mavi olmaz, oksijensiz kan koyu kırmızıdır. Deri içinden gördüğümüz için mavi gibi gözükür.

BİLİMSEL BİLMECELER
Ahmet 100, Mehmet ise 99 kez para atışı yapacak. Ahmet'in, Mehmet'ten daha fazla tura getirme olasılığı nedir?
21. yüzyılın ilk günü takvimler hangi tarihi gösteriyordu?

GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMLERİ:
Dört erkek, üç kız çocuk, toplam yedi çocuk vardır.
Toplamda kaşiflerin 20 günlük yiyeceği vardır. Birinci günün sonunda ellerinde 16 günlük yiyecek kalır ve birinci kaşif bir günlük yiyeceği alıp kamplarına geri döner.
Kalan üç kaşifin elinde 15 günlük yiyecek kalmıştır.
İkinci günün sonunda ellerinde 12 günlük yiyecek kalır, ikinci kaşif iki günlük yiyecek alıp kampa geri döner. Kalan iki kaşifin elinde 10 günlük yiyecek mevcuttur.
Üçüncü günün sonunda ellerinde sekiz günlük yiyecek kalır, üçüncü kaşif geri dönmek için gerekli olan üç günlük yiyeceği alır ve kampa geri döner. Kalan son kaşifin elinde beş günlük yiyecek kalır. Bu kaşif bir gün daha yolculuk eder ve kalan dört günlük yiyecekle kampa geri döner. Yani kaşifler dört günlük gidiş, dört günlük dönüş toplam sekiz günlük yol kat edebilirler.

BİZE ULAŞIN